Ankara24.com
close
up
Pasifizmin sahtekâr siyaset teoriğinde alçaklığın tarihi ve Nobel barış ödülü

Pasifizmin sahtekâr siyaset teoriğinde alçaklığın tarihi ve Nobel barış ödülü

Haber7 sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.

HABERLER GÜNCEL

Pasifizmin sahtekâr siyaset teoriğinde alçaklığın tarihi ve Nobel barış ödülü Prof. Dr. Adem Polat, Nobel Barış Ödülü’nün tarihsel kökenlerinden bugüne uzanan ideolojik arka planını ele aldı. Pasifizmin sahtekâr siyaset teoriğinde alçaklığın tarihi ve Nobel barış ödülü

GİRİŞ 13.10.2025 10:50 GÜNCELLEME 13.10.2025 10:52

İlk Yorum Yapan Sen Ol

NSosyal'de Paylaş Facebook'ta Paylaş X'te Paylaş

Prof. Dr. Adem Polat

2025 sözde Nobel Barış Ödülü’nün Venezuelalı muhalif, aktivist ve siyasetçi Maria Corina Machado’ya verilmesiyle gündeme oturan Nobel tartışmaları, Machado’nun bu ödülden sonra hiç de şaşırtıcı olmayan soykırımcı İsrail’e ilişkin açıklamalarıyla iyiden iyiye gündemi meşgul etti. Peki, bu Nobel Ödülü Batı’nın hangi enstrümanlarla örtbas etmeye çalıştığı bir günahın ürünü?

Toplumsal ve tarihsel bir şiddet sahnesi olan savaş, Antik dünyadan modern çağa kadar insanlıkla yaşıt bir olgudur. İnsanın doğasındaki yıkıcılık eğilimi, elbette çağımıza kadar kutsal metinler dâhil olmak üzere kamusal ve hukuksal buyurtularla bile dizginlenememiştir. Hal böyleyken Batı düşüncesi, kadim geleneğinde var olan üstünlük iddiasıyla savaşı bile kendi anlam dünyasından okumaya çalışmıştır. Asıl meselemiz de budur.

Yunan düşüncesi bir tarafa bırakılırsa, 5. yüzyılda Aziz Augustinus’un Tanrı Kenti (De Civitate Dei) adlı eserinde Pagan Roma teolojik geleneğine bir reddiye yazması ve barışı uhrevî ve dünyevî olarak ikiye ayırması; bugün Kıta Avrupası yasallık algısının ilk ve ilkel temellerinin atıldığı metin olarak tarihe geçmiştir. Augustinus’un barışçılığı, doğrudan Hıristiyanları ilgilendiren bir huzur ve refah ortamını işaret ediyordu. İşte pasifizm, şiddete ve savaşa karşı olan örgütlenme ve barış yanlısı bu sahtekâr teori, önce Kıta Avrupası düşüncesinde, ardından da Batı’nın Doğu toplumlarına karşı oluşturduğu sözde barış müesseseleri üzerinden karşımıza dikilmiştir. Bu durum, Batı’nın otonom bir siyasi söylem birliği yakalama çabası olarak görülmelidir.

Yine Orta Çağ’daki geniş ölçekli mezhepsel soykırımlar ve kadın cinayetleri bu çerçevede Nobel Barışı’nın konusu değildir. Altıncı Haçlı Seferi’nde barbarların İstanbul’u yağmalayıp merkeplerle Ayasofya’ya girerek tarihî freskleri tahrip etmeleri; kilisenin içinde fetih için önce bir papazla ayin yapıp ardından haçlı gemilerinden getirdikleri kadınlarla alem yapmaları, Nobel Barışı’nın konusu değildir. Yahut Bizans’ın düşüşü sırasında İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesine nefretini kusan Stefan Zweig’ın, “Konstantinopolis düşerken melek Rafael kanadını Hıristiyanların üzerine kapattı” demesi de Nobel’in konusu değildir. Avrupa kolonyalizmi ve merkantilizmin bir sonucu olarak Amerika kıtasının soykırımdan geçirilmesi de Nobel Barışı’nın konusu değildir. Demek ki Aziz Augustinus’un barışçılığı, Amerika yerlilerini kapsamıyordu.

Bu bağlamda, Avrupa ve Batı bakışını güçlendirmek için Orta Çağ’dan Yeni Çağ’a ve modern döneme uzanan süreçte; Fransız Devrimi’nden sonra Birinci Cumhuriyet Anayasası’na giren İnsan Hakları Bildirgesi’nden, Batı Avrupa’daki tahkim mahkemeleri ve Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na; Milletler Cemiyeti’nden Birleşmiş Milletler’e ve sonrasındaki sivil insan hakları hareketlerine kadar, pasifist siyaset algısı güçsüzleri silahsızlaştıran ve “pasif direniş” çağrılarıyla manipülatif bir sahtekâr siyaset teorisine dönüşmüştür. Çünkü kıta merkezci düşünceye göre Batı’nın güdümündeki zayıf toplumlar varlığını ancak pasif direnişle ifade etmeliydi. Batı entelektüel vicdanı, Batı-dışı toplumları korumaya “yeterliymiş” gibi davranıyordu.

Bu nedenle, Nobel Komitesi’nin barışın önüne soykırımı, faşizmi ve emperyalizmin meşrulaştırılmış araçlarını koyması şaşırtıcı olmamıştır. 1901’de Henry Dunant’la başlayan ve Kızılhaç iyilikseverliğinin arkasında örtük misyonerlik taşıyan bu ödül, zamanla barışın önüne geçen emperyal bir görüntüye bürünmüştür. 1907 Nobel Barış Ödülü’nü alan iki pasifist Ernesto Teodoro Moneta ve Louis Renault dikkat çekici isimlerdir. Moneta, 1906’daki Milano Barış Konferansı’ndaki çalışmaları nedeniyle bu ödülü almıştır. Ancak aynı Moneta, İngiliz ansiklopedisi Britannica’da da belirtildiği üzere, 1911’de Libya’nın “uygarlaştırılması” politikasını destekleyerek İtalya’nın Osmanlı’ya savaş açmasında etkili olmuştur. İtalyan Moneta ve Fransız Renault’nun, Osmanlı topraklarının İtilaf Devletleri’nce enerji haritaları üzerinden paylaşıldığı restorasyon sürecinde Nobel Barış Ödülü almaları da herhâlde Aziz Augustinus barışçılığının bir gereğiydi.

Yine 1922 Nobel Barış Ödülü’nü alan kâşif Fridtjof Nansen, Bolşevik Devrimi sonrasında açlık ve hastalıkla boğuşan Ruslara, ayrıca Türkiye’den göç eden Ermeni ve Yahudilere yaptığı yardımlardan dolayı o yıl “iyilik havarisi” ilan edilmiştir. Ne tesadüf ki 1922 yılı, Türkiye’nin asırlar sonra yaşadığı en büyük savaş yıkımı, işgal, açlık ve sefalet dönemidir. Devamında Avrupa’nın kendini normalleştirme ve kolektif siyasi kültür oluşturma çabaları olan Locarno Antlaşmaları’na desteklerinden dolayı İngiliz, Fransız ve Alman diplomatlar — 1925’te Sir Austen Chamberlain, 1926’da Aristide Briand ve Gustav Stresemann — “sözde barış ödülüne” layık görülmüştür. Anlaşılan Aziz Augustinus’un duaları hâlâ Avrupa’nın üzerindedir.

Çağımıza doğru gelirsek, Nobel Barış Komitesi’nin ve pasifistlerin dikkati zamanla Batı ekseninden dış dünyaya yönelmiştir. 1978’de bu kez ödül, İsrail rejimiyle Camp David Sözleşmesi’ni imzalama çabalarından dolayı Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat’a verilmiştir. Bu “barış” vaatlerinin sonuçlarını tüm dünya, hem Mısır hem de Filistin bağlamında 45 yıldır görmektedir.

1991’de ise kendi ülkesindeki askerî darbeye karşı durduğu gerekçesiyle, ancak aynı zamanda Rohingya Soykırımı olarak bilinen Arakanlı Müslümanlara yönelik katliama sessiz kalan ve bir süre sonra Myanmar Müslümanlarını suçlayan Aung San Suu Kyi Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştür.

Sadece birkaç örneğini sıraladığımız bu ödül sahiplerinin Kıta Avrupası ve Batı düşüncesine olan konvansiyonel sadakati, figürlerin önemsiz olduğu bu sahtekârlığın yalnızca vitrin kısmını ifade etmektedir. Bütün Batı tarihi, kendinden olmayana odaklı bir angajmanlar silsilesi olarak Haçlı zihniyetinin tarihidir. Savaş oluşturucular ile uzlaştırıcılar arasındaki fark, aslında aynı Batı savaşının veya barışının farklı yüzlerinden ibarettir. Avrupa’daki bütün siyasi birleşme denemeleri, tıpkı Napolyon Savaşları’nda olduğu gibi, kendi içinde bile “kendinden olmayanlar”a karşı yürütülmüştür.

Açık olan gerçek şudur: pasifistlerin ve Nobel Komisyonu’nun Batı-dışı toplumlara yönelik her türlü alçaklığı meşrulaştırma çabası, sadece çağımızın değil, insanlık tarihinin de bir alçaklık tarihidir. Dolayısıyla Maria Corina Machado’nun sözde bu “barış” ödülüne layık görülmesi ve İsrail rejimiyle dayanışma içeren demeçler vermesi de bu bağlamda şaşırtıcı değildir.

Fuat Öner Haber7.com - Sorumlu Müdür/Yayın Koordinatörü

Editör Hakkında 1989 İstanbul doğumlu olan Fuat Öner, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İnternet Gazeteciliği-Yayıncılığı ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme bölümlerinden mezun oldu. Marmara Üniversitesi Sosyal Medya Yönetimi’nde yüksek lisans Eğitimini tamamladı. Medya sektörüne 2008 yılında adım atan Öner, Star TV ve Habertürk gazetelerinde çeşitli görevler üstlendi. 2012 yılında Kanal7 Medya Grubu'na haber editörü olarak katılan Öner, şu anda Haber7.com'da Yayın Koordinatörü olarak görev yapmaktadır. Evli ve bir çocuk babasıdır.

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL

GÖNDER

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:147
embedKaynak:https://www.haber7.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 13 Ekim 2025 10:53 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Kılıçdaroğlu ile aday öğrenci arasında çarpıcı diyalog: Siyaset tehlikeli bir şey Sözcü Gazetesi

31 Temmuz 2026 00:33see196

Carlos Espi, Real Madrid ile anlaştı!

31 Temmuz 2026 00:02see192

Borsa İstanbul’da gong Masfen Enerji için çaldı

31 Temmuz 2026 01:01see189

Trump ilan etti! Resmen silah bıraktılar, İsrail geri çekilecek! Sürpriz Türkiye detayı

31 Temmuz 2026 01:58see185

Miraçıların yıllardır beklediği kanun çıktı Son Haberler

31 Temmuz 2026 02:15see185

UEFA Avrupa Ligi nde ikinci eleme turu maçları tamamlandı!

31 Temmuz 2026 00:22see181

John Stones, Inter’e transfer oldu!

31 Temmuz 2026 00:02see180

Kastamonu da ormanlık alana düşen yabancı cismin patlaması sonucu yangın çıktı Kastamonu Haberleri Habertürk Yerel Haberler

31 Temmuz 2026 01:26see175

Kur endişesi hesapları dövizle doldurdu Sözcü Gazetesi

31 Temmuz 2026 04:53see175

Resmi Gazete de yayımlandı: En düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira oldu

31 Temmuz 2026 01:01see170

Gerçek Fikri Ne? 30 Temmuz 2026 (Yeni Parti CHP den Farklı Mı?)

31 Temmuz 2026 04:03see166

CHP’li eski vekil hayatını kaybetti!

31 Temmuz 2026 04:22see165

Filistin Esirler Cemiyeti: İsrail cezaevlerindeki Filistinlilere yönelik tıbbi ihlaller tüm şiddetiyle sürüyor

31 Temmuz 2026 00:03see159

BETİMAR anket sonuçlarını ilk kez ÜLKE TV canlı yayınında açıkladı! Yeni Parti ye anket şoku

31 Temmuz 2026 02:40see159

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Lübnan Silahlı Kuvvetlerine desteğimiz sürecek

30 Temmuz 2026 18:20see156

Fatih Terim’in suçu ne? Sözcü Gazetesi

31 Temmuz 2026 00:05see154

Bursa da Soruşturma: Bozbey ve 62 Sanık Yargılanıyor

31 Temmuz 2026 01:47see153

Donald Trump: Hamas silahsızlandırılacak Dış Haberler

31 Temmuz 2026 01:41see152

Bakan Çiftçi: Türkiye Yüzyılı, eserlerin yükseldiği kadar şahsiyetlerin de yetiştiği asır olacak

30 Temmuz 2026 15:20see150

AK Parti 25’inci kuruluş yıl dönümünü etkinliklerle kutlayacak

30 Temmuz 2026 13:24see143
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları