ÖZLEM DOĞANER Gelir adaletsizliğinden teknoloji adaletsizliğine
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Eskiden gelir adaletsizliğini konuşurduk. Zengin ile yoksul arasındaki makasın açıldığını tartışırdık. Bugün ise yeni bir başlık var: Teknoloji adaletsizliği.
Artık mesele yalnızca gelir değil, üretim gücü, verimlilik, istihdam ve ülkelerin geleceği bu makasın içinde. Microsoft'un açıkladığı veriler dikkat çekici. Şirket, kürenin güneyinde yapay zekâ ekosistemini güçlendirmek için 10 yılda 50 milyar dolarlık yatırım hedefinde ilerlediğini duyurdu. Bu sıradan bir teknoloji yatırımı değil, büyüyen küresel eşitsizliğe müdahale hamlesi.
Rapora göre yapay zekâ kullanımı kuzeyde, güneye kıyasla yaklaşık iki kat daha yüksek. Yani teknoloji üretme ve kullanma kapasitesi coğrafyaya göre ciddi biçimde değişiyor.
Bu fark ne anlama geliyor? Yapay zekâ verimlilik demek. Verimlilik büyüme, büyüme refah demek. Eğer bir ülke yapay zekâyı yeterince kullanamıyorsa sadece bugünün rekabetini değil, yarının gelir seviyesini de kaybediyor. Üstelik mesele yalnızca yazılım değil; eğitim, kültür ve kamu politikası meselesi.
Ancak uçurum sadece ülkeler arasında değil. Bir de sınıfsal boyut var. Microsoft AI CEO'su Mustafa Süleyman, yapay zekânın 18 ay içinde profesyonel görevlerin büyük bölümünde insan seviyesinde performans göstereceğini söylüyor. Bilgisayar başında yürütülen işlerin önemli kısmının otomasyona geçeceğini öngörüyor. Muhasebe, hukuk, pazarlama, proje yönetimi... Yani klasik beyaz yakalı alanlar.
Eskiden sermaye fabrika ve makineydi. Bugün sermaye veri, algoritma ve işlem gücü. Sorun şu ki bu yeni sermayeye herkes eşit erişemiyor. Kuzey altyapıda önde. Güney yatırım arıyor. Eğer makas kapanmazsa yalnızca gelir dağılımı değil, teknolojiye erişim dağılımı da kalıcı biçimde bozulacak. Bu da üç farklı dünya anlamına geliyor: Yapay zekâyı üretenler, kullananlar ve yapay zekâ tarafından ikame edilenler.
Bu tabloyu uzaktan izleme lüksümüz yok. Çünkü Türkiye hem genç nüfusu hem de hizmet sektörü ağırlıklı ekonomisiyle beyaz yakalı dönüşümden doğrudan etkilenecek ülkeler arasında. Eğer üretkenlik artışını yakalayamazsak, rekabet gücümüz zayıflar. Eğer insan kaynağımızı yeniden beceri kazandırma sürecine sokamazsak, sosyal maliyet artar.
Gelir adaletsizliğinde vergi politikalarını tartışırdık. Teknoloji adaletsizliğinde ise eğitim reformunu, veri altyapısını ve dijital yatırım stratejisini konuşmak zorundayız.
Çünkü mesele artık sadece "Kim ne kadar kazanıyor?" değil. Kim algoritmayı yazıyor? Kim üretim aracına sahip? Kim yalnızca sonucu tüketiyor?
Görünen o ki ekonomik bağımsızlık artık sadece para politikasıyla değil, veri politikasıyla da ölçülecek. Rekabet gücü yalnızca ihracat rakamlarıyla değil, algoritma üretme kapasitesiyle belirlenecek.
Tarih bu dönemi ya dijital dönüşümü yönetenlerin yükselişi ya da dijital uçuruma seyirci kalanların kaybı olarak yazacak.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:45
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 23 Şubat 2026 07:01 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















