Özgür Özel den ittifak açıklaması: Oraya dönmeye niyetim yok...
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
CHP Genel Başkanı özgür Özel, katıldığı canlı yayın programında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Geçen seneye ilişkin değerlendirmede bulunan özel, 2025 yılına büyük umutlarla girdiklerini, umutlarını yükseltecek çok şey olduğunu, yıl sonunda anket çalışması yaptıklarını, bu ankette Kasım-Aralık aylarında kazandıkları bütün belediyelere baktıklarını ve toplamda belediye başkanlığından memnuniyet oranının yüzde 59 bulduklarını kaydetti.
Tayfun Kahraman'ı ziyaret eden Özgür Özel'den açıklama! 'Yardım olmadan ayağa kalkamıyor'
Sözcü TV'de Liderler Özel programına konuk olan Özel'in konuşmasındaki satır başları şöyle:
"HAYAL DAHİ EDEMEDİKLERİ İL VE İLÇELERİ ALDIK"Aynı anket çalışmasını AKP'nin de kendi kazandığı belediyeler üzerinde uyguladığını kaydeden Özel, AKP'nin de kendi belediyeleri için yüzde 61 oranında memnuniyet sonucu bulduğunu anlattı.
Özgür Özel sözlerine şöyle devam etti:
"Zaten ne olduysa galiba ondan sonra oldu. Bir karar verdiler ve dediler ki: 'Bunlar iktidara yürüyor. Hem de bizim yürüdüğümüz gibi.' İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden iktidara bir yürüyüş var. Belediye başkanlığının başarısıyla var. Kaldı ki geçmişte onların belediye başkanlıklarından iktidara yürüyüşleri, bizim kazandığımız belediyelere bakınca çok daha sınırlıydı. Bizim belediyelerde ise sadece bir Ekrem İmamoğlu yok; Mersin’i, Adana’sı, Antalya’sı var, Türkiye’nin dört bir yanı var. Bir de AKP'nin kendileri açısından kaybetmeyi hayal dahi edemedikleri il ve ilçeleri aldık. Bu onları çok rahatsız etmiş olmalı.
Biz de bütün kurullarımızı peşi sıra topladık ve Ocak ayının sonlarında dedik ki: “Madem öyle, biz de Cumhurbaşkanı adayımızı erken belirleyelim. Hem Türkiye erken seçim gündemine girsin hem de biz adayımızı belirleyelim ve yürüyelim.
Biz ön seçim kararı aldık. Onlar da kararlarını aldılar. Ön seçimin yapılacağı günün bir gün öncesinde diploma iptali geldi. O günün sabahında, şafak vakti Ekrem Başkan’ın evine binlerce polisle geldiler. Sonra bizim ön seçim günümüzde, dört gün boyunca adeta mafya işleri gibi… Mafyada böyle manalı mesajlar olur ya; ön seçimden dört gün önce gözaltına alıyor, dört gün tutuyor. Biz sandık koyduğumuz gün, onu Silivri’ye koyuyorlar. Sandıklar açılırken Silivri’nin kapıları kapanıyor.
"2025 YILI BİR SALDIRIYLA BAŞLADI"Zaten 2025 yılı bir saldırıyla başladı. Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na atanması, Esenyurt’a kayyum atanması, Beşiktaş operasyonu… Böyle başladı ve bir mücadelenin içine girdik. Ocak ayında, bizi de rahatsız eden bir dizi saldırı oldu. Yirmi yıl öncesinden Ekrem Başkan’ın daire sattığı insanlara 'Açıktan para verdin mi?' diye sorarak başladılar.
Mesela dava ne zaman? 9 Mart. 9 Mart ne gün? Recep Tayyip Erdoğan’ın Siirt’ten milletvekili seçilip Başbakanlığa gittiği gün. Yani işleri güçleri rakamla, günle, bilinçaltına mesaj vermek, ayar vermek. İtalyan mafyasının sembolik mesajlarını kendine benimsemiş, çakma mafya yöntemleriyle memleketi yönetiyorlar. Hakikaten olacak iş değil.
"GERİ DÖNÜLEMEYECEK BİR EŞİĞE GELDİK"Ekrem Başkan’ı o gün tutukladılar ama aynı gün 15,5 milyon insan sandık başına gitti ve çok önemli bir iş yaptı. Biz Şubat ayı boyunca 1 milyon 300–400 bin civarındaki üyelerimize çağrı yapmıştık: 'Gelin, kaydolun, oy kullanın; gel, seç, tarihe geç' demiştik. Son dört günde de üyelerimize 'Haberdar edin, teşvik edin, sandığa kadar eşlik edin' diyerek muazzam bir kampanyaya dönüştü bu iş.
23 Mart günü 15,5 milyon insan Cumhurbaşkanı adayını belirledi. Bunu şu açıdan çok önemsiyorum: Bugün fark edilmiyor olabilir ama ileride Türkiye’de cumhurbaşkanı adayları ya da yeniden parlamenter sisteme dönüldüğünde başbakan adayları, parti genel başkanları belirlenirken artık kolay kolay geri dönülemeyecek bir eşiğe geldik.
Sandık önemli, ön seçim önemli ama artık milletin önüne konuyor. Bu cumhurbaşkanlığı sistemi devam etsin; biz artık cumhurbaşkanı adayımızı milletin belirlemesinden geri dönemeyiz. Rakiplerimiz de bunun gerisinde kalamaz. Bakmayın şimdi; bir tarafta Tayyip Erdoğan var, doğal aday. Ama bu, Türkiye demokrasisinin bir kazanımıdır.
"O GÜNÜN GÜNDEMİYDİ VE BİTTİ"Halk yoklamasını biz yıllar önce tüzüğümüze yazdığımızda, bu çok ileri bir adımdı. Nasıl olacak biz de bilmiyorduk. Ama dünyada halk yoklamaları varmış; bir gün biz de yaparız diye yazmıştık. 19 Mart günü karar verdik, 23 Mart günü halk yoklaması yaptık."
6'lı Masa sürecinde milletvekili seçilen bazı milletvekillerinin AKP'ye katılmalarıyla birlikte yeniden gündeme gelen 'ittifak' tartışmalarına ilişkin konuşan Özel, şunları söyledi:
"Birincisi, 6'lı Masa meselesi çok iyi niyetle ortaya çıkan, yola çıkan ama son evresinde parti içinde de tartıştığımız; elbette itirazlarımızı, öz eleştirimizi ve eleştirilerimizi yaptığımız ama bunları 4–5 Kasım Kurultayı’nda bıraktığımız bir süreçtir. Zaten o kurultayda bu işi eleştirenler de savunanlar da vardı; o günün gündemiydi ve bitti. Şimdi oralara dönmeye vaktim yok.
Ama yapı zaten şöyle bir yapıydı: Ben CNN Türk’te canlı yayına katılmışım, referandum öncesi bana soruyorlar 'Bu nasıl bir sistem getirir?' İktidar partisi diyor ki 'iki partili sisteme dönecek.' Ben de diyorum ki: Bu sistem iki partili yapıya döner ama yüzü ikiye bölünce elli elli olur; geride kalan için ittifak ihtiyacı doğar, kimse kendini garanti görmez. Bu da bazı partileri güçlendirir ama bazı partileri de vazgeçilmez, kilit partiler hâline getirir. Şirin Payzın’ın programında söylüyorum bunu. Kendisi de hatırlattı bana zaten. 'Siz böyle demiştiniz' dedi.
Geldiğimiz noktada sistemin kendisinin sorunlu ve arızalı olduğunu görmek lazım. İlk uygulandığında yüzde 10 olan seçim barajı şimdi yüzde 7. yüzde 7’nin altındaysan yoksun ama seçilmek için yüzde 51 gerekiyor. Bu, hem seçmen davranışı açısından hem de siyasi partilerin yönetimi açısından oldukça zorlu bir süreci beraberinde getiriyor.
Biz nerede ayrıldık, nerede uyarı yaptık, nerede haklı çıktık, nerede öz eleştiriye muhtacız; bunları konuştuk. Gelecek seçimler açısından şunu söylüyorum: İlk baştan bütün liderleri ziyaret ettiğimde de söyledim. Bazı seçimleri kazanırsınız, 'iyi bir yöntem, devam edelim' dersiniz. Bazı seçimleri kaybedersiniz, 'yanlış yaptık, terk edelim' dersiniz. Bu son seçim, doğruların ve yanlışların birlikte yapıldığı bir seçimdi. Doğruları devam ettirmek, yanlışlardan uzak durmak lazım.
En büyük yanlışlardan biri şuydu: 'Koalisyonlar dönemi sona erecek' denildi. Oysa ben şunu söyledim: Koalisyonlar eskiden seçimden sonra konuşulurdu, şimdi seçimden önce konuşulacak. Tam da öyle oldu. Bir seçim bitti, ertesi gün bir sonraki seçimin ittifakı konuşulmaya başlandı: Altılı Masa.
Bu yapı şöyleydi: Önce dört partiydi, sonra altı oldu. Altı koşucuyu belinden zincirle bağlayıp 'hadi koşun' diyorsunuz. Herkes birbirine hem destek hem engel oluyor. İyi niyet var ama fiiliyatta biri bir açıklama yapsa öbürünü zorluyor. Ayda bir liderlerin oturup sürekli yönetim sistemini tartıştığı bir yapı ortaya çıktı.
Oysa 2300–2400 maddelik bir mutabakat vardı. Ama akılda kalan tek şey 'güçlendirilmiş parlamenter sistem' oldu. Anadolu’ya gidiyorsunuz, vatandaş diyor ki 'karnım aç', siz diyorsunuz 'parlamenter sistem.' İnsanların aklında 'Bu altı lider seçimden sonra ülkeyi nasıl yönetecek?' sorusu büyüdü ve meşru bir kaygıya dönüştü.
ÖZEL: AKP'YE KATILANLARIN BÜYÜK KISMI CHP LİSTESİNDEN SEÇİLEN GELECEK VE DEVA PARTİLİBugün geldiğimiz noktada hiçbir siyasi lider 'yeniden Altılı Masa kuralım' demiyor. Herkesin kendi kulvarında, kendi gücü nispetinde koşması; kendini halka anlatması gerekiyor. İttifak ihtiyacı olursa, makul bir zamanda, seçim sathına girildiğinde konuşulur.Ama partilerin birbirinin listelerinden seçime girmesi ve sonrasında yaşananlar bambaşka bir şey. Şunu çok net söyleyeyim: Dün yaşanan olay kabul edilemez."
Milletvekillerinin parti değiştirmelerine ilişkin açıklamada bulunan Özel, son olarak CHP'den istifa ederek AKP'ye katılan Hasan Ufuk Çakır'ı ima ederek şunları söyledi:
"Bir ittifak vardı, birlikte ülkeyi yöneteceğiz diye seçmenden oy alındı. İttifak içindeki geçişlere bir şey demem. Ama Eskişehir’de AKP'ye ağzına geleni söyleyerek seçilen bir milletvekili, seçimden hemen sonra AKP'ye gidiyor. 80 bin AKP karşıtı oyu alıp AKP'ye götürüyor ve AKP de onu Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapıyor. Bu, seçmenle alay etmektir. Şunu da düzeltelim: 'Daha kaç CHP’li' deniyor ama AKP'ye katılanların büyük kısmı CHP’li değil. CHP listesinden seçilen Gelecek Partili ve DEVA Partili arkadaşlar. CHP’den seçilip giden bir kişi var; o da Mersin milletvekili.
Aday olduğunda Mersin ayağa kalkmış, arkadaşlarımız itiraz etmiş, uyarılar yapılmış. Disiplin süreçleri işletilmiş ama affedilmiş. En sonunda yandaş kanallara çıkıp 'beni partiden atamazsın' noktasına gelmiş. Meğer niyeti baştan belliymiş. AKP'nin transfer kampanyası var: Gelen milletvekiline bir dönem garanti. Bu arkadaş da CHP’de ya da Mersin’de bir daha seçilme ihtimali olmadığı için bundan yararlanmış.
Şunu açık söyleyeyim: CHP’nin genlerinden gelen, gerçekten CHP’li olup da AKP'ye giden bir milletvekilimiz yok. Allah göstermesin, olursa o ızdıraba zor dayanırız.
Transferlerden sonra bizimle temasa geçen olmadı. Ama o görüşmelerle ilgili bir açıklık da kazandı. Yeni Yol Grubu’yla Gelecek Grubu arasında bir görüşme olduğu, hepsinin birden büyük bir parti çatısı altında birleşmeye yönelik hazırlıkları olduğuna dair bilgiler var. Onu kastediyor olabilirler. Bizimle temas yok."
ÖZEL'DEN AKP'YE AYDIN RÖVANŞIAydın'da yapılan bir ankete değinen Özel, "Aydın’da gördüğüm anketi hayatımda görmedim. Keşke bir sandık gelse. Dün Erdoğan’a da teklif ettim: Aydın’da, İstanbul’da belediye meclis çoğunluğu oyunlarıyla alınan yerlerde sandığı koyalım. Kazandığım seçimi tartışmaya açıyorum. Cesaretleri varsa gelsinler. Aydın’da CHP’nin oyu yüzde 70’e yakın görünüyor. Adayın ismini X koyun fark etmiyor. Geçen seçim AK Parti’ye oy vermiş seçmen, 'Bu seçim CHP’ye oy vereceğim' diyor. Bu, çok güçlü bir reaksiyon. Millet kendisini kandıranı ilk fırsatta defterinden siliyor. Bu kadar net" diye konuştu.
SÜREÇ KOMİSYONU İL BAŞKANLARIYLA GÖRÜŞÜLECEKTerörsüz Türkiye amacıyla kurulan 'Süreç Komisyonu' ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Özel, şunları söyledi:
EMEKLİ MAAŞI TEPKİSİ"Bundan önceki İl Başkanları toplantısında konuşurken, bölge il başkanlarını ayrıca toplayabileceğimizi dile getirmiştim. Olumlu karşılandı. Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki il başkanlarımızla bu süreç komisyonuna dair konuşacağız. Onlara da demiştik bölgede önde gelenlerle temas kurun, gerekirse yanınızda getirebilirsiniz demiştik. Ay sonunda konferans düzenleyeceğiz. Başka siyasi partileri de davet edeceğiz. AKP, MHP dahil. Bu mesele bolca konuşarak, bolca tartışarak, çözülebilecek bir mesele. Biz bunu yaparken de meclis rapor yazımını sürdürüyor."
Emekli ve asgari ücretliler olmak üzere geçim sıkıntısının uzun uzun konuşulduğu mitingler yaptıklarını ifade eden Özgür Özel, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"Şu kadarını söyleyeyim: 2009 yılından beri otobüsün üstünden konuşuyorum. Ben otobüsün üstünden bu kadar öfkeli göz bebeklerini ilk kez görüyorum. Yani öfke var ve dindirilemez bir öfke var. O yüzden de geçtiğimiz hafta grupta da, bu hafta da açık açık söyledim: Büyük bir sosyal patlamanın eşiğindeyiz.
Bu insanlara, bu hak gördüğünüz 18 bin 975 lira emekli maaşı… Şimdi söyleyince herkes kendi hesabını yapıyor.
AKP geldiğinde emekli maaşı bir buçuk asgari ücretti. Bugün AKP'nin beğenmediğimiz, protesto ettiğimiz, sefalet ücreti dediğimiz asgari ücret 28 bin lira.
Hiç ellemese, bir buçuk asgari ücret yapsa bugün emekli 42 bin lira alacak. Ve sen 19 bin lira, 18.975 lira para veriyorsun. Şimdi 42 bin liralık bir hayat standardından ki o da yetmez, bize göre 39 bin lira asgari ücret demiştik. Demek ki emekliye o hesapla 56 bin lira.
"EMEKLİLER YAŞAMA SEVİNCİNİ KAYBETTİ"Şimdi 56 bin lira… CHP’nin hak gördüğü, partinin geldiği günkü skalayı değiştirmezse, bir buçuk asgari ücretle bugün 42 bin lira vermesi gereken emekli, 19 bin liraya sürünüyor şu anda.
Emeklinin durumu herkesten farklı. Asgari ücretli de asgari standart için önemli de. Emekli devletin taahhütte bulunduğu kişidir, sen yeterince çalıştın, prim yatırdın, bundan sonra sana biz bakacağız dediği kişidir. Şimdi bu emekli kişi devletin sözüne güvenip emekli olmuş, sen 19 bin lira veriyorsun al bunla geçin diyorsun. Emekli maaşı maaş değil, harçlık artık. Ben AKP'yi tanıyorsam yarın öbür gün 20 bin lira komik bir teklifle gelecekler. Biz dikkat çekmeye çalışıyoruz, gelin emekliye iyi bir şey yapalım diye uğraşıyoruz. Emeklinin umudu AKP değil artık, emekliler yaşama sevincini kaybetti.
SUÇ ORANLARINDAKİ ARTIŞ
Ülke genelinde suç oranlarında artış yaşanmasına ilişkin konuşan özel, "Buraya bir günde gelmedik" diyerek şöyle konuştu:
"Yasadışı bahis, okul önüne düşen uyuşturucu vb. bunlar uyardığımız şeylerdi. Çuvala sığmayan bir mızrak var elde. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mış gibi yapılıyor. Sanki 2025'te AKP 3 aylık iktidarmış gibi davranılıyor. Sanki bunların hepsi yaşanırken AKP iktidar değilmiş gibi. Topluyorlar sanatçıları götürüyorlar 3 4 gün tutuyorlar, test alıyorlar falan, 2-3 tanesinde uyuşturucu çıkıyor, gerisi temiz çıkıyor. Hangisinde çıktı anlayamıyoruz bile, karmakarışık.
Suçun cezası TCK'da yazar, suçlu bile olsa kamuoyu önünde teşhir edilemez. Şu kadar yatarsın dersin yatar çıkar. Teşhircilik yapamazsın. Bu işler doğru işler değil. Her hastaneye gittiğinde videolarını çekme vb. bunlar yanlış.
"BÖYLE UCUZ İŞLERE KALKIŞIRSAN KİMSE SANA GÜVENMEZ"Mersin Limanı'nda ele geçirilen o kadar uyuşturucu kimindi, öteki gemilerimiz durdurulurdu, uyuşturucu bulundu, bunlar kimindi? Bunları konuşmak lazım.
ÖZEL'DEN CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLINA NET YANITÖte yandan şike mevzusu, bir operasyon yapılıyor, Saran'a operasyon yapılıyor, Fenerbahçe camiası haklı olarak çıldırıyor, ertesi gün Galatasaray'a operasyon yapılıyor, hadi senin de gönlünü alayım dermiş gibi. Böyle ucuz işlere kalkışırsan kimse sana güvenmez.
Bilal Erdoğan’ı bir seçimde rakip olarak görmek 'isteriz' desek ayrı bir şey, 'istemeyiz' desek ayrı bir şey. Biz adayımızı belli ettik: Ben bir partinin genel başkanıyım ve Türkiye’de bir genel başkanın aday olma imkanı vardır. Yani 'adayım' dediğimde bu doğal adaylıktır.
Sayın Babacan mesela geçtiğimiz yıllarda böyle bir şey söylemişti. Yeniden Refah Partisi’nin genel başkanı aday olmak istediğini söylüyor. Anahtar Parti’nin Sayın Genel Başkanı cumhurbaşkanı adayı olabileceğini, olmak istediğini, partisinin aday olacağını söylüyor. Bunların hepsi son derece saygın ve kimsenin tartışmadığı gerçekler.
Ben aday olabilirdim. 'Adayım' desem bir problem yoktu. Ben aday olmayacağımı söyledim. Ben aday da gösterebilirdim. Birlikte bir seçime girmişiz, Türkiye siyasi tarihinde ilk kez çoklu yarışta genel başkan değişmiş. O başarının iki mimarından biri diğerini aday gösterse kimse bir şey demezdi.
"ADAYIMIZ MİLLETİN ADAYIDIR"Biz öyle de yapmadık. Adayımızı bütün MYK ile belirleyebilirdik, yapmadık. Meclis grubundan belirleyebilirdik, yapmadık. Herkesin görüşünü alalım dedik. Ön seçim dedik. Mevcut 1 milyon 400 bin üyemiz vardı. Yetinmedik, çağrı yaptık, üyeyi 2 milyona çıkardık. Saldırıya uğradık, dayanışma sandıkları kurduk: 15,5 milyon kişi oy verdi.
Şimdi durum şu: Bu aday ne benim adayım ne partinin adayıdır. Bu aday milletin adayıdır. 15,5 milyon imzayla aday göstermiş birine bakıyoruz. O yüzden partinin de benim de değil, adayın bile kendini çekmeye bence hakkı yok. Çünkü Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı milletin adaylığıdır: Ekrem İmamoğlu’nun adaylığına millet razı olmuş, onu millet aday göstermiştir.
Karşı tarafta AK Parti’nin adayı tartışılıyor: Evladı mı olacak? Damadı mı olacak? Bakanı mı olacak? Bakanlardan birbirinin kuyusunu kazan hangisi olacak? Yoksa eski bakanlardan biri mi olacak? Böyle bir tartışma var: Bana bu tartışmayı keyifle izlemek düşer.
Sayın Erdoğan’a çağrım şudur: Aday mısın? Aday isen çık karşımıza. Aday değilsen, adayını belirle ve çık karşımıza. Biz adayımızla da sandığımızla da hazırız. Bu milletin sorunlarını çözmek için görev bekliyoruz. Görev için de seçim bekliyoruz.
Benim işim Cumhurbaşkanı olmak değil, doğru adayı belirlemek. Çift santraforumuz var dedik. CHP insan kaynakları zorluğu çekmeyen bir partidir. En doğru adayla, seçimi kazanacak adayla seçime gireceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı Ekrem İmamoğlu'dur. Önünde bir engel yoktur. Buna mani olacak kişi, bunun siyasi karşılığını bilerek mani olsun. Son dakikaya kadar adayımız Ekrem Başkandır, mani olmaya çalışan kişi ondan korktuğundan mani olmaya çalışıyor.
TRUMP NE İSTİYOR?Nadir toprak elementleri ve ABD Başkanı Donald Trump ile ilhili değerlendirmede bulunan Özel, Trump'ın nadir toprak elementlerine kafayı taktığını belirterek, "Yatıyor element, kalkıyor element. Yemin töreninde İncil'e el bastı, elini kaldırdı, Ukrayna'nın nadir toprak elementlerine taktı. Bizden de var bunlardan, bunları da istiyor. Bir önceki dönemde Trump ile Erdoğan takıştığında, Trump Erdoğan'ı şahsi servetiyle tehdit etmiş, ardından Trump'ın istedikleri yapılmıştı. Trump ham olarak nadir toprak elementlerini istiyor. Bizimki iktidarda kalmak için Trump'a istediklerini vermeye kalkıyor. Erdoğan'ın önceki tavizlerini bilmiyor muyuz? 'Papazım var sende ver dedim, verdi' diyen Trump bununla hâlâ alay etmiyor mu?" diye konuştu.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:89
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 08 Ocak 2026 23:26 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















