Otomatik portakal Sözcü Gazetesi
Ankara24.com, Sozcu kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Enflasyonla mücadelemiz devam ederken ortaya ABD-İran savaşı çıktı. Bu savaş yüzünden dünya petrol arzının %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı geçilemez oldu. Bu nedenle ham petrol fiyatları %55 yükseldi. Varili 72 dolardan 122 dolara kadar çıktı. Halen 110 dolarda seyrediyor. Doğalgaz fiyatları, petrolü takip eder. Günlük petrol ithalatımız 1 milyon varile yakın. Ayrıca yılda 55 milyar metreküp ithal doğalgaz tüketiyoruz. İşin özeti İran savaşı (inşallah yakında biter) yüzünden döviz ihtiyacımız artmıştır. Türkiye’de enflasyonla mücadele, üstüne makro ihtiyati önlemler sosu dökülmüş “yüksek faiz-düşük kur” politikasıyla yapılır. Bu da döviz açığına sebep olur. Döviz açığı da günün sonunda devalüasyona (TL’nin değer kaybetmesine), devalüasyon da enflasyona sebep olur. Yani başlama noktasına geri dönülür. Bunlar “yaşayarak öğrenilen” bilgilerdir. Bunun için iktisatçı olmak gerekmez. Yine böylesi kritik bir kavşağa gelmiş durumdayız. İş Bankası Genel Müdürü “enflasyonla mücadeleye ara vermek” gibi bir şeyler söyledi. Aslında döviz fiyatını baskılamaktan vazgeçelim, ihracatı artıralım demek istedi. Söylediğine pişman oldu. Çünkü pozisyonu icabı bu fikrini basına değil ilgililere söylemeliydi. Aslında başta ekonomi çarı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankacılar olmak üzere herkes meselenin farkındadır.
KATLI KUR
Bin yıllık Selçuklu, Osmanlı Türk devletinde yaşanmamış sorun, başvurulmamış çare ve söylenmemiş söz yoktur. Kim ki; aklıma yepyeni bir fikir geldi diye ortaya çıkar, bilsin ki, o fikir mutlaka daha önce denenmiştir. Denenmiş ve başarısız veya kısmen başarılı olmuş ve sonradan vazgeçilmiş olabilir. Fikirlerin de geçerli olduğu şartlar yani “faydalı ömürleri” vardır. Büyük ustamız Keynes “Şartlar değişirse ben de fikrimi değiştirim. Peki siz ne yaparsınız efendim” demiştir. Hiç fikir değiştirmedim diyen varsa, kendini sorgulasın. Bu vasfın makbul bir şey olup olmadığını bir daha düşünsün. Neyse! Benim anladığıma göre hükümet çaktırmadan “ikili kur” sistemine geçmiş bulunuyor. Yani yurda getirilen dövizin fiyatı götürülenden yüksek oluyor. Bu fiyat farkı “Döviz Fiyatı” tabelasında görünmüyor ve görünmeyecek. Düşük kredi faizi ve vergi indirimi marifetiyle ihracatçıya “getirdiği döviz başına” bir prim ödenecek. Bir süredir bu uygulanıyordu. Hatta denebilir ki bu sayede “cari açık” pek artmıyordu. Ama Hürmüz krizi yüzünden cari açığımız büyüdüğü için bu uygulama genişletiliyor.
ÇOKLU KURDAN KISA ZAMANDA ÇIKMAK GEREK
Fiyat mekanizması, iktisadi hayatın düzenleyicisidir. “Görünmez eli” ilk gören, Adam Smith’i rahmetle anıyorum. Faiz ve döviz kuru, bütün fiyatların anasıdır. Yeterince ayrıntılı bir şekilde tanımlanmış her ürünün tek fiyatı olur. Dövizin birden çok fiyatı varsa fiyat mekanizması “otomatik” düzenleme işlevini yerine getiremez. Bir süre sonra arz talebe eşitlenemez olur. Karaborsa oluşur. Bu olmasın diye hükümetler ekonomiyi “manuel yönetme” moduna geçer. Ekonomiyi manuel yönetmek, her gün yeni bir kararname, yönerge, genelge, özelge çıkarmak ve sürekli piyasayı denetleme demektir. Bu bürokrasi ekonomiyi yavaşlatır. Kaynak tahsisini çarpıtır. Geçici olarak üstü kapalı “ikili kur” uygulamak şartsa, işe girerken çıkış da planlanmalıdır. Aksi halde fiyatlar kalır, mallar görünmez olur.
SON SÖZ: İstediğin yolu seçmekte özgürsün, sonuçlarını değil.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:112
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Nisan 2026 05:00 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















