ÖMER KARAHAN Durmak bilmeyen linç kültürü
Sabah sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
İnsanları tek bir hareketleriyle yargılayamayız. Tabii ki bir insanın yaptığı kötü hareketi unutmak zorunda değiliz. İnsanları yaptığı tek bir şeyden ibaret görmek de kanımca kabul edilemez. Tek bir hatayla veya yanlış yorumlanan hareketiyle bir insan külliyen kötü olarak kabul edilebilir mi? İşin diğer tarafına da bakmak lazım. Öte yandan tek bir iyilik yaptı diye, bir insanı tamamen iyi olarak kabul etmek de ne kadar doğrudur. Tüm bunların ışığında Ozan Güven'in Kadıköy'de gittiği mekanda yaşadığı zorbalığı görünce inanamadım.
Alkışlar eşliğinde tacizin ve zorbalığın vücut bulmasını şaşkınlık içinde izledim. Mahkeme kararı bir yana bırakılmış ve resmen insanlar sosyal infazlara inanır hale gelmiş. Tabii ki birine kızabilirsiniz. Hatta yaptığı şeyi affetmeyebilirsiniz. Onunla aynı ortamda bulunmak da istemeyebilirsiniz. Bunların hepsi hakkınız. Ama bir insanı girdiği mekanda, oturduğu masada yargılamak da nedir? Bir noktadan sonra 'ceza' suçtan bağımsızlaşıyor ve gösteriye dönüşüyor. Çünkü mesele artık yapılan şey olmuyor. Mesele, kalabalığın kendi ahlaki üstünlüğünü sergilemesi oluyor. İnsanlar hata yapabilir. Korkunç hatalar da yapabilir. Mahkemeler, hukuk bunun için vardır. Toplumun vicdanı da elbette vardır. Ancak toplumsal vicdanın duruşu, linç etmeye kadar geliyorsa orada durmak, düşünmek gerekir.
BİR HATAYLA TANIMLAMAK
Bugün birini alkışlarla oturduğu mekandan dışarı çıkartılması belki kendinizi 'doğru bir şey yaptığınızı düşünerek' iyi hissettirebilir. Fakat yarın aynı kalabalığın hedefi belki de siz olabilirsiniz. Linç kültürünün sorunu, durmayı, düşünmeyi, yeniden analiz etmeyi bilmemesidir.
Bir insanın yaptığı yanlışın bedelini ödemesi en doğrusudur. Ancak tüm hayatının bir yanlışla tanımlanması adeta o yanlışa zincirlenmesi bambaşka bir şeydir. İnsanlar hata yapabilir. Ama adaletin anlamlı olabilmesi için doğru yargı süreci, ardından hatayı yapan kişinin pişmanlığı ve cezasını çekmesi gereklidir. Bu adımlar doğru bir şekilde yerine getirilmezse adaletin de anlamı kalmaz. O zaman geriye sadece intikam kalır. Ve intikam, kendini çoğu zaman adalet kılığına sokar.
ZORBALIĞA KARŞI OLMAK
Birinin yaptığı şeyi mi cezalandırıyoruz yoksa o kişiden nefret etmeyi mi bırakamıyoruz? Çünkü bazı dosyalar mahkeme salonlarında kapanmıyor. Toplumun zihninde açık tutuluyor. Ve bazen o dosyalar, suçun kendisinden daha uzun yaşıyor. İnsanlar "Zorbalığa karşıyız" derken bazen bir toplu zorbalığın parçası olabiliyor.
Çünkü sorumluluk dağıldığında herkes kendini masum hisseder. Tarih bunun örnekleriyle dolu. İnsan, birey olarak yapmayacağı şeyleri kalabalığın içinde yapma konusunda şaşırtıcı derecede yetenekli bir tür.
SOSYAL MEDYA PROFİLİNDEN SOSYOLOJİK ANALİZ
Türk magazininde ilginç bir dönemden geçiyoruz. Eskiden birileri gerçekten kavga ederdi, ayrılırdı, barışırdı, bir şey olurdu. Şimdi ise çok büyük olaylar yaşanmıyor. Onun yerine en büyük olay sosyal medyada bir ünlünün diğerini takipten çıkması oluyor. Ya da "aynı etkinliğe çağrılmadı", "aynı masada oturmadı" ve "bakış attı mı atmadı mı?" seviyesinde ilerliyor. İnsanlık Mars'a gitmeye çalışırken biz hâlâ Instagram takip listesinden sosyolojik analiz çıkarıyoruz. Son günlerin en büyük hikâyesi şüphesiz Hande Erçel ve Serenay Sarıkaya cephesiydi.
Moda dünyasından çıkan iddiaya göre uluslararası bir defile daveti sonrasında iki oyuncunun ismi aynı kulislerde konuşulmaya başladı. Hande Erçel'in uzun süredir birlikte çalıştığı isimlerle yollarını ayırması ve bazı hesapları takipten çıkması, "Acaba Serenay Sarıkaya ile ilgili bir kırgınlık mı var?" sorusunu akla getirdi. Ortada doğrulanmış bir kavga yok ama magazin dünyası zaten doğrulanmış olaylardan çok ihtimalleri seviyor. Bir bakıma modern magazin artık yaşananları değil, yaşanmış olabilecekleri haber yapıyor. Türk magazininde artık olaylar yaşanmıyor, yorumlanıyor. Bir fotoğraf paylaşılıyor ve ardından milyonlarca kişi onun ne anlama geldiğini tartışıyor. Belki de yeni magazin çağının özeti bu. Eskiden haber vardı, sonra dedikodu vardı. Şimdi ise sadece teori var. Hande Erçel ve Serenay Sarıkaya cephesi ortada doğrulanmış bir kriz bile olmadan günlerce gündemi meşgul etmeyi başardı. Bu da magazin ekonomisinin altın standardı sayılır. İnsanlar artık olay üretmiyor, merak üretiyor. Ve dürüst olmak gerekirse sektörün yakıtı da tam olarak bu.
HER HAREKETİ OLAY OLMAYA DEVAM EDİYOR
Justin Bieber cephesinde ise hâlâ Coachella sonrası yankılar sürüyor. Sahne performansı aylardır tartışılıyor, sosyal medyada her paylaşımı ve hatta paylaşmadığı şeyler bile analiz ediliyor. Bir dönem "Bieber çılgınlığı" vardı, şimdi "Bieber yorumculuğu" var. Adam nefes alsa internette üç farklı teori çıkıyor. Son haftalarda performansları ve kamuoyu önündeki tavırları yeniden tartışma konusu olmaya devam etti. Bieber artık müzikten çok kendi hikâyesinin başrolü haline gelmiş durumda. Magazin medyası yeni şarkısından çok ruh hâlini takip ediyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:89
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 31 Mayıs 2026 07:08 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















