Okul katliamı tanığının anlattıkları kafaları karıştırdı! Vali intihar etti demişti
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Kahramanmaraş’ta Türkiye’yi sarsan okul saldırısının ardından fail İsa Aras Mersinli’nin nasıl öldüğü tartışma konusu oldu. Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüler, ilk açıklamasında Mersinli’nin kendine ateş ederek öldüğü belirtilirken, ortaya çıkan otopsi raporu ölüm nedeninin bacağındaki kesiye bağlı kan kaybı olduğunu gösterdi. Saldırıya müdahil olan veli de Mersinli'yi canlı olarak teslim edildiğini açıkladı.
Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüler, olayın yaşandığı gün Mersinli'nin kendine ateş açarak ölümüne sebep olduğunu söyledi. Ünlüler, ayrıca Mersinli'nin tutuklanmadan önce görevde olan 1. sınıf Emniyet Müdürü babası Uğur Mersinli hakkında, "Eski bir emniyetçi" ifadesini kullandı.
Ünlüler, o gün şunları söylemişti:
"(Saldırgan) O da vefat etti. O kargaşa anında kendisine ateş ederek öldürdü. İntihar amacıyla mı yaptı yoksa o kargaşadan mı ama kendisi de öldü. Şu anda o da öyle. Babası eski bir emniyetçi. Onun silahlarını aldığını tahmin ediyoruz"
Ünlüler'in açıklaması nedeniyle İsa Aras Mersinli'nin intihar ettiği kabul edilmişti. Fakat iktidar medyası Mersinli'nin otopsi raporunu da paylaştı. Mersinli'nin bacağındaki kesik nedeniyle hayatını kaybettiğinin değerlendirildiği otopsi raporunda ifade edildi.
Son dakika | Kahramanmaraş'ta katliamın yaşandığı okul kapatıldı
Mersinli'nin saldırısını duyup okulan koşan kahraman Veli Necmettin Bekçi de verdiği röportajda Mersinli'yi polislere canlı teslim ettiklerini açıkladı:
"O an için şahsı etkisiz hale getirelim. Güvenlik güçlerimize teslim ettik çocuğu şahsı.Şunu hatırlıyorum sadece, güvenlik güçlerimize teslim ettiğimizde "Affet beni, affet beni" diye, bir iki defa bunu tekrarladı. Öyle bir konuşması oldu"
Halk TV Muhabiri Umut Taştan da bugün Halk TV'de Ebru Baki'nin sunduğu Para Siyaset programında saldırı anına tanık olan okuldaki bir öğretmenin tanıklığını aktarmıştı.
Öğretmenlerin aktardığına göre, saldırıdan sonra İsa Aras Mersinli, silahlarını tuvalete bırakıp kaçmaya çalıştı.
Bu sırada bir başka öğretmen tarafından yakalandı. Saldırgana öğretmenin müdahalesinin ardından kantin görevlisi de müdahil oldu. Bu sırada silah sesleri üzerine okula gelen Veli Necmettin Bekçi, boğuşmaya tanık olup öğretmen ve kantinciye yardım etti.
Taştan, Mersinli'nin ise aldığı bıçak darbesi sonucu kan kaybından hayatını kaybettiği aktardı.
Mersinli'ye bıçakla mücadele ettiğini de Veli Necmettin Bekçi, "Nereden aldığımı bilmediğim bıçak ile bacağına doğru bıçak salladım. Amacım, şahsın ayağa kalkıp kaçmasını ve başkalarına zarar vermesini önlemekti" dedi.
MEŞRU MÜDAFAA MI KASTEN ÖLDÜRME Mİ?İsa Aras Mersinli’nin, olay sırasında bacağından bıçaklanması sonucu hayatını kaybetmesi yeni bir hukuk tartışması başlattı.
Okul saldırısına anbean tanık olan öğretmen konuştu! Veliden de 'okulu yıkın' isyanı
Saldırganın ölümüne yol açan müdahalenin nasıl değerlendirileceğine ilişkin açıklama yapan avukat İbrahim Tokalı, olayda dava açılmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Tokalı, Türk Ceza Kanunu’nda bazı durumlarda “ceza verilemez” kararı verilebildiğini, ancak bunun davanın hiç açılmayacağı anlamına gelmediğini belirtti.
T24'ün haberine göre; Tokalı şöyle dedi:
“Türk Ceza Kanunu’nda ceza sorumluluğu düzenlenmiştir. Bu maddelerin her birinin sonunda, “ceza verilemez” şeklinde ifadeler yer alır. Örneğin; meşru savunma, zorunluluk hali (ızdırar hali) veya ilgilinin rızası gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilir.
Bu gibi durumlarda “dava açılamaz” ya da “kovuşturma yapılamaz” denilmez; bunun yerine “ceza verilemez” denir. Dolayısıyla, bu hallerin varlığı tespit edilse dahi süreç farklı işler. Öncelikle şu soruya bakmak gerekir: Savcı her durumda dava açmak zorunda mıdır, yoksa takipsizlik kararı verilebilir mi?
Eğer ortada bir suç varsa, kural olarak dava açılır. Örneğin, bir boks müsabakası sırasında atılan yumruk sonucu bir kişi hayatını kaybederse, burada da bir ölüm söz konusudur. Bu gibi durumlar Türk Ceza Kanunu’nun 26. maddesinde düzenlenen “ilgilinin rızası” kapsamında değerlendirilebilir. Kişi baştan rıza göstermiştir, ancak yine de ortada bir ölüm vardır ve bu bir suçtur.
Benzer şekilde zorunluluk hali de düşünülebilir. Örneğin, bir kişi üzerine canlı bomba ile gelen ya da silah doğrultan bir saldırganı son anda etkisiz hale getirmek için öldürürse, bu durumda “beni öldürecekti, ben de onu öldürdüm, dolayısıyla hiçbir şey yok” denilemez. Kanun bu durumda ceza alınmayacağını düzenler, ancak bunun nasıl uygulanacağını da belirler: “Ceza verilemez.”
Bu noktada savcıya takdir yetkisi tanınmaz; değerlendirmeyi mahkeme yapar. Yani bu tür durumlarda karar merci hâkimdir. Türk Ceza Kanunu’nun 24 ila 30. maddeleri arasında sayılan; amirin emri, meşru müdafaa, zorunluluk hali ve ilgilinin rızası gibi hallerde nihai değerlendirme mahkeme tarafından yapılır.
Somut olayda bir ölüm söz konusudur. Bu kişi intihar etmemiş, öldürülmüştür. Dolayısıyla bir öldüren vardır ve bunun tespiti gerekir. Otopsi raporuna göre ölüm, arka ayak damarının kesilmesi nedeniyle gerçekleşmiştir. Bu durumda kişinin kendini öldürmediği açıktır; bir fail vardır.”
Tokalı, kamuoyundaki tepkilerin hukuki değerlendirmeyi değiştirmeyeceğini de vurguladı:
“’Hak etmişti’ gibi değerlendirmeler hukuken geçerli değildir”
Tokalı değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
POLİS VE SAĞLIKÇILARA DA SORUŞTURMA AÇILACAK?“Eğer olayda meşru müdafaa yoksa ve kişi keyfi şekilde öldürülmüşse, fail “kasten öldürme” suçundan yargılanır. Ancak meşru müdafaa olup olmadığı incelenmelidir. Şüpheli ilk ifadesinde, mağdurun birkaç kişi tarafından etkisiz hale getirildiğini, ancak tekrar saldırabileceğini düşünerek ayağına doğru bıçakladığını söylemiştir.
Bu ifade önemlidir. Eğer kişi zaten etkisiz hale getirilmişse ve saldırı ihtimali ortadan kalkmışsa, bu durumda meşru müdafaa hükümleri uygulanmayabilir. Bu halde “kastın aşılması suretiyle adam öldürme” suçu gündeme gelebilir. Failin amacı öldürmek değil, etkisiz hale getirmek olabilir; ancak sonuç ölümle neticelenmiştir.
Öte yandan, eğer saldırı devam etme ihtimali taşıyorsa ve fail üçüncü kişileri korumak amacıyla hareket etmişse, Türk Ceza Kanunu meşru müdafaayı üçüncü kişiler lehine de kabul eder. Bu durumda fail meşru savunma kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak bu durumda dahi savcı takipsizlik kararı veremez. Dava açılır ve mahkeme, olayın tüm koşullarını değerlendirir: Fail müdahale etmeseydi başka kişilerin hayatı tehlikeye girecek miydi, saldırı devam edecek miydi gibi sorular incelenir. Sonuçta mahkeme, “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verebilir.
Buna karşılık, eğer saldırı sona ermiş, kişi silahsızlandırılmış ve etkisiz hale getirilmişse, artık o kişiye yönelik ölümcül müdahale hukuka uygun sayılmaz. “Hak etmişti” gibi değerlendirmeler hukuken geçerli değildir. Hukuk devleti ilkesine göre kişi yargıya teslim edilmelidir.”
Tokalı, olayın bir başka boyutunun da yaralı saldırgana müdahale süreci olduğunu söyledi. Polis ya da sağlık ekiplerinin müdahaleyi geciktirmesi hâlinde ayrı bir suçlamanın gündeme gelebileceğini belirtti.Tokalı bu konuda şu ifadeleri kullandı:
“Eğer polis ya da sağlık görevlileri, yaralıya müdahaleyi geciktirmişse ‘ihmal suretiyle adam öldürme’ suçu söz konusu olabilir Bu noktada olayın bir diğer boyutu da kolluk kuvvetlerinin sorumluluğudur. Eğer bıçaklama tek başına öldürücü değilse ve yaralı kişinin zamanında sağlık hizmetine erişimi engellenmişse, burada kolluk görevlilerinin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Eğer polis ya da sağlık görevlileri, yaralıya müdahaleyi geciktirmiş, ambulans çağırmamış ya da müdahaleyi engellemişse ve bu durum ölümle sonuçlanmışsa, “ihmal suretiyle adam öldürme” suçu söz konusu olabilir. Bu suç, failin doğrudan öldürme kastı olmaksızın, gerekli müdahaleyi yapmayarak ölüme sebebiyet vermesi durumunda oluşur.
Ancak eğer süreç normal şekilde işlemiş, ambulans zamanında çağrılmış ve standart müdahaleler yapılmışsa, bu durumda kolluk görevlilerine sorumluluk yüklenemez. Teknik değerlendirme, adli tıp ve diğer delillerle yapılır.
Sonuç olarak, Türk Ceza Kanunu’nda öldürme suçunun farklı türleri vardır: kasten öldürme, taksirle öldürme, kastın aşılması suretiyle öldürme ve ihmal suretiyle öldürme. Her birinin hukuki karşılığı ve yaptırımı farklıdır. Somut olayda hangi suç tipinin oluştuğu, olayın tüm yönleriyle değerlendirilmesi sonucu mahkeme tarafından belirlenecektir.
Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak, hiçbir kişi kendi adaletini tesis edemez. Suç işlediği iddia edilen kişiler, yargı mercilerine teslim edilmeli ve gerekli değerlendirme hukuk çerçevesinde yapılmalıdır.”
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:47
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 17 Nisan 2026 13:10 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda

İsa Aras Mersinli'nin Arjantin'deki arkadaşı konuştu! Polis babasının tabancası ve kıyafetleri ile poz vermiş







En çok okunanlar



















