Öcalan’ı, İmralı’dan çıkarmanın yol haritası da bu rapora yerleştirilmiş Sözcü Gazetesi
Sozcu sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Zafer Partisi (ZP) Genel Başkanı Prof. Ümit Özdağ, komisyon raporunu okumuş, incelemiş, bazı bölümlerini renkli kalemlerle çizmiş. Raporu eline alıp sallarken sinirleniyor, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Öcalan Komisyonu’nun çıkarmış olduğu rapor, PKK’nın bütün temel tezlerini kabul eden ve Türkiye Cumhuriyeti’nin milli, üniter ve laik devlet felsefesini ortadan kaldıracak bir metin olarak tarihe geçecektir” diyor.
Her ne kadar psikolojik ihtiyaçlar göz önüne alınarak belirli kavramlar kullanılmamış olsa da, metin dikkatle incelendiğinde bu kavramların yerine başka kavramlar kullanıldığı görülüyor. ZP Genel Başkanı Ümit Özdağ’a “Sizin tehlikeli bulduğunuz rapor, PKK yönünden nasıl değerlendiriliyor?” diye sorduğumda şunları söyledi:
TÜRK MİLLETİ TANIMI KALDIRILIYOR
“Esasen metinden İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın, PKK’nın, DEM Parti’nin hiç rahatsız olmadığı, aksine büyük bir mutluluk duyduğu görülüyor. Çünkü bu raporla birlikte çok net bir şekilde Türkiye’de, ‘Türk ve Kürt halkları’ diye iki halktan bahsediliyor. Raporda, ‘Türkler ve Kürtler aynı coğrafyanın sahipleri, aynı ülkenin yurttaşları, aynı inancın mensupları, aynı medeniyet ve kültürün varisleri birlikte var olmuş kardeş ve kaderdaş halklardır’ denilerek Türk milleti tanımını ortadan kaldırıyor. Bu metinde hiç ‘Türk milleti’ geçmiyor. Bu belgeye göre Türkiye’de birbirinden farklı kardeş iki halk var. Bu milli devletin anlayışının, kurucu felsefe anlayışının ortadan kalktığının en somut ifadesidir.
Metinde, bu coğrafyanın Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni ve diğer kesimleri on yıllar boyunca süregelen acıların ve çatışmaların tekrarına rıza göstermemektedir. Burada hem Türk milleti etnisitelere ve mezheplere ayrıştırılıyor hem de PKK terörü, ‘çatışma’ ve ‘acı’ olarak ifade ediliyor. Devlete ve halka karşı terör eylemlerini yabancı genelkurmayların ve istihbarat servislerinin desteğiyle sürdürülen bir terör örgütü gerçeği var. Bunun gizlendiğini görüyoruz.
Yine bu raporda ‘Sorunların kalıcı çözümü için eşitlik, demokratik katılım, yerel katılım, kültürel saygı’ denilerek yeni kültürel haklar verileceğinin ön açılımı gerçekleştiriliyor. ‘Müşterek hukuk’ ifadesiyle yeni bir hukuksal yapıya geçileceğini de açıkça ortaya koyuyor. Yani, yeni bir durumla karşı karşıyayız.”
HAYRET VERİCİ ŞEYLER VAR!
Anayasamızda eşitlik temelli vatandaşlığın bulunduğunu ve bunun kurulduğunu kaydeden Özdağ, “O zaman siz hangi eşit temelli vatandaşlıktan bahsediyorsunuz? Demek ki PKK’nın temel tezi olan ‘Eşit vatandaşlık’ anlayışını kabul ettiniz ki bu satırları yazabiliyorsunuz. Raporda, demokratikleşme, eşit yurttaşlık, hak, özgürlüklerin güvenceye alınması ile ekonomik kalkınma boyutlarının birlikte düşünmesi beklenmektedir. Bu rapor, 1923’ten bu yana eşit yurttaşlık olmadığını bu ifadelerle ortaya koymuş oluyor.
O zaman PKK’nın en temel tezini kabul etmiş oluyorsunuz. Raporda hayret verici şeyler var. Şöyle söyleniyor: ‘En başından itibaren Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu korumayı esaslayan bir yaklaşım benimsenmiştir. Tekrar Türkiye’yi Türk ve Kürt diye ikiye bölerken PKK ile ve DEM ile yapılan anlaşma Kürt’ün onuru olarak nitelendiriliyor. Peki PKK’ya, DEM’e karşı olan Türk devletinin, Türk milletinin yanında, PKK terörüyle mücadele eden PKK terörünün hedef aldığı beşikteki bebeklerini katlettiği Kürt, Zaza kökenli yurttaşlarımızın onuru ve gururu ne olacak? Güvenlik korucularımızın onur ve gururu ne olacak? Bunların hepsinin, bu raporla çöpe atıldığını görüyoruz” dedi.
PKK’LIYA “CİCİ ÇOCUK” MUAMELESİ
PKK’lıların, “topluma kazandırma” adı altında “cici çocuk” muamelesi göreceklerini, onların işe yerleştirileceğini, yerel kalkınma programlarına istihdam edileceğini, sosyo-psikolojik destek verileceğinin raporda yer aldığını kaydeden ZP Genel Başkanı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Peki dağda PKK terörüyle mücadele eden askerlerimize, gazilerimize, korucu kardeşlerimize psikolojik destek veriyor musunuz? Güneydoğuda, sınır ötesinde çarpışan bütün gazilerimize iş veriyor musunuz ki PKK’lı teröristlere vereceksiniz? Güneydoğuda çarpışan, yaralanan vücudunda 5-6 mermi olduğu halde yasadan dolayı gazi sayılmayan insanlara iş verdiniz mi, psikolojik destek verdiniz mi ki dağdan elinde silahıyla gelecek PKK’lıya destek vereceksiniz? Bu, PKK’nın onurunu kurtarmak isterken, Türk milletinin gururunu kıran bir rapordur.
Bundan sonra yapılacak çalışmalardan söz edilirken ‘Müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. Çok net bir şekilde PKK’lıların affedileceği burada ifade ediliyor. PKK’lıların nasıl korunup kollanacağı, topluma uyum kapasitesini arttırılması açısından ekonomik ve sosyal imkanların geliştirilmesi öncelikler arasında yer alınması TBMM’ye önerilmiş.”
İMRALI’DAN BÖYLE ÇIKARILACAK
Raporda “umut hakkı”, “Kürt sorunu”nun bulunmadığını hatırlatan Özdağ, “‘Umut hakkı’ kavramına Türk milleti büyük bir tepki duyduğu için bu kavramın kullanılmadığını, yerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanacağı belirtilerek yaşlı ve hastalıklı mahkumların affedileceğinin belirtildiğini kaydetti. Özdağ, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu düzenlemelerle adeta Abdullah Öcalan’ı, İmralı’dan kravat takılarak nasıl çıkarılacağının yol haritası da bu rapora yerleştirilmiş. Hasta ve yaşlı tutuklu, hükümlüler için ‘Yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alarak infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir’ denmiş.
DEVLETİN YAPISINI DEĞİŞTİRME HEDEFİ
Kayyum müessesesi ile ilgili yapılan değerlendirmede, bir belediye başkanı terör örgütü ile ilişkiden, teröre destekten dolayı görevden alınırsa onun yerine devlet atama yapmayacak. Belediye meclisi içerisinden birisi seçileceği belirtiliyor. PKK’nın, DEM’in taleplerinden birisi daha kabul edilmiş.
Bu rapor, Anayasanın 66. maddesinin değiştirileceğini ve ‘Türk milleti’ tanımının farklılaştırılacağını, anayasanın giriş bölümüne ‘Türk, Kürt, Arap’ şeklinde üç farklı halkın Türkiye’de yaşadığına dair bir yaklaşımın gireceğini gösteriyor. Anayasanın ilk üç maddesiyle oynanmasa bile anayasanın ilk üç maddesini anlamsız hale getirecek ve yerel yönetimlerle Ankara arasındaki ilişkileri yerel yönetimlerin lehine düzenleyeceğini haber veren düzenlemeler içeriyor.
O YÜZDEN CEZAEVİNE KONULDUM
Bu raporu Türk milletine bütün açıklığıyla anlatacağız. Bu süreç başladığı zaman güçlü bir şekilde sahaya indik ve mitingler düzenleyerek Türk halkına yeni açılımı, PKK terörü ile müzakere sürecini anlattık. Bunu net bir şekilde anlattığımız için de ben Silivri’de beş ay haksız ve hukuksuz şekilde tutuklu kaldım.
Ramazan’da da 20’ye yakın ilde iftarlarda vatandaşla bir araya geleceğim ve onlara hem bu raporu, hem bu raporun Türkiye için muhtemel sonuçlarını her fırsatta muhakkak anlatacağım. Teşkilatlarımız da bunu yapacak. Öcalan ile müzakereler olağanüstü büyük bir ciddiyetle, devletin yapısını dönüştürmeye yönelik bir hedefe sahip. Bunu her yerde anlatacağız.”
SOSYAL BARIŞ TÜMDEN YIKILIR
Özdağ, TBMM’nin bu tür çalışma yapmasına neden karşı olduğuna ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
“Terörle pazarlık yapılarak, teröre kurumsal yapı kazandırılarak terör ortadan kaldırılamaz. Abdullah Öcalan serbest bırakılarak terör ortadan kaldırılamaz. Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması PKK’lıların dönüp sistem içerisinde gelerek sokaklarda aramızda dolaşmaya başlaması ve Türk Devleti’nin yapısının etnisite merkezi olarak şekillendirilmesi Türkiye’de sosyal barışı kökten yıkacak gelişmelere neden olacaktır. Bu anlamda, bu rapora imza atanlar bence Türk tarihine karşı suç işlemişler, ağır bir vebalin altına girmişlerdir. Şimdi bunun yasalaşması süreci başlayacak. Getirilen önerilerin TBMM’de her şeye rağmen tartışmaların olacağını umut ediyorum. Rapora AKP, MHP, DEM, CHP’nin imza atmış olması da sürecin Meclis’te kanunlaşmasının kolay ilerleyebileceğini gösteriyor. Bu da çok ürkütücü. Düşman ceza hukuku uygulamalarıyla CHP’nin birçok belediye başkanı içerideyken, yeni belediye başkanlarına operasyonlar yapılırken böyle bir raporun altına nasıl imza attığını ve Atatürk’ün kurduğu milli, üniter, laik devlete dönüştürecek Türkiye’yi çok uluslu bir devlet haline getirecek sürecin nasıl parçası olabileceğini de hayretle ve üzüntüyle izliyoruz.”
Gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanmasıyla benzerliği
Ümit Özdağ’a, gazeteci arkadaşımız Alican Uludağ’ın tutuklanması konusunu, kendisinin tutuklanmasıyla olan benzerliği sordum. Şunları söyledi: “Gerçekten Alican Uludağ ile benim gözaltına alınmam arasında bir paralellik var. Ben açıklamamı Antalya’da yapmıştım. Kendim Ankara’da yaşıyorum. Cumhurbaşkanı Ankara’da yaşıyor ama İstanbul C. Savcılığı Cumhurbaşkanı’na hakaretten gözaltına aldırdı. Alican Uludağ da Ankara’da yaşıyor, açıklamasını Ankara’da yapmış. Ankara Başsavcısı bundan rahatsız olmuyor. İstanbul’daki Başsavcılık rahatsız oluyor ve gözaltına aldırıyor. Şimdi bu bizim bildiğimiz hukuk değil. Benim gözaltına alınıp tutuklanmamda da, Alican Bey’inkinde de değil. Üstelik bir hakaret de yok açıklamada. Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla ben tutuklandım, yargılandım ve beraat ettim. Alican Bey’in de beraat edeceğine inanıyorum. Ama aradan geçen bu zamanda gereken, düşünülen ceza olmuş olacak.”
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:30
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 22 Şubat 2026 05:02 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















