Obama ateşi yaktı, UFO iddiası büyüdü: Güney Kore’de uzay gemisi mi var?
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Eski ABD Başkanı Barack Obama’nın, yıllardır uzaylı komplo teorilerinin simgesi olan 51. Bölge hakkında söyledikleri, UFO tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Obama, röportajda “orada uzaylı saklandığına” dair iddiaları tiye alan bir dille reddederken, aynı zamanda “evren o kadar büyük ki, istatistiksel olarak bir yerlerde yaşam olma ihtimali yüksek” mesajı verdi. Bu sözlerin hemen ardından ABD Kongresi’nden gelen “taşınamayacak kadar büyük gizli nesne” iddiası ise, sosyal medyada tartışmayı bambaşka bir boyuta taşıdı.
OBAMA NE SÖYLEDİ?
Obama, röportajı yapan Brian Tyler Cohen’e, “Başkan’dan bile saklanan dev bir komplo yoksa, gizli bir yeraltı tesisi yok” diyerek 51. Bölge’de uzaylı tutulduğu iddiasına kapıyı kapattı. Tartışma büyüyünce resmi Instagram hesabından da bir açıklama paylaştı:
Evrenin büyüklüğü nedeniyle “bir yerlerde yaşam” olasılığının makul olduğunu, ancak Güneş sistemleri arasındaki mesafeler yüzünden “Dünya’nın ziyaret edilmiş olma ihtimalinin düşük” göründüğünü söyledi. En net cümlesi ise şuydu: Başkanlığı döneminde, dünya dışı varlıkların temas kurduğuna dair hiçbir kanıt görmedi.
Bu yaklaşım, uzaylı tartışmasında iki şeyi ayırıyor:
“Yaşam var mı?” sorusu bilimsel bir arayış.
“Bizi ziyaret ettiler mi?” iddiası ise olağanüstü kanıt gerektiriyor.
KONGRE’DEN DEV NESNE İDDİASI
Tam da bu sözler gündemdeyken, ABD’li Temsilci Eric Burlison’dan çarpıcı bir çıkış geldi. Burlison, ABD dışında gizli bir lokasyonda “o kadar büyük ki taşınamayan” bir nesne bulunduğunu; bu nedenle nesnenin üstüne/etrafına koca bir bina yapıldığı iddiasını dile getirdi. Tesisin “bir emtia gibi korunduğunu” söylerken, Kongre içinde de komitelerin “kendi alanlarını” kıskançça savunduğunu, yetki çakışınca birbirlerini engellediklerini anlattı.
Ancak Burlison kritik bir noktayı da kabul ediyor: Elinde ilk elden kanıt yok. Bu bilgiyi, hükümet içi ve hükümet dışı kaynaklardan duyduğunu söylüyor. Ülke ismi vermekten kaçınıyor; “kapalı bir ortamda duyduğunu” ve sınıflandırma seviyesini korumak istediğini belirtiyor. Üstelik “haberlere konu olan tesis değil” diyerek, spekülasyon yapılan popüler adreslere de mesafe koyuyor.
Burlison ayrıca, Washington’daki ofisine yakın bazı UAP noktalarına erişmekte bile zorlandığını, yurt dışındaki bir tesise ulaşmanın “aşılması güç” engeller içerdiğini söylüyor. Buna rağmen “denemeye devam edeceğini” ekliyor ve “kesin, tartışmasız delil” elde edilirse ulusal güvenliği gözeterek de olsa kamuoyundan saklamayacağını savunuyor: “Hiçbir hükümetin, insanlardan ‘yalnız mıyız değil miyiz’ bilgisini saklama hakkı yok.”
Bu iddia sosyal medyada Güney Kore’deki bazı dairesel yapılarla ilişkilendirildi; “Coulthart sahası” diye bilinen söylentiler, gazeteci Ross Coulthart ve Joe Rogan gibi isimlerin popülerleştirdiği anlatılarla tekrar dolaşıma girdi. Ancak bazı Güney Koreli UFO araştırmacıları, benzer tesislerin 1970’lerden kalma havacılık altyapıları olduğunu ve “UFO ile ilgisi bulunmadığını” öne sürerek iddialara itiraz ediyor.
Burlison’ın adı UAP dünyasında daha önce de gündeme gelmişti: Bir podcast yayınında Başkan Donald Trump ve ekibine iletilen bir talep listesinde, 51. Bölge dahil bazı askeri tesisleri ziyaret isteğinin yer aldığını anlatmış; Pentagon’un ise yıllardır “uzaylılara ait fiziksel kanıt bulunmadı” çizgisini koruduğunu hatırlatmıştı. UFO çevrelerinde dolaşan listelerde Maryland’de Patuxent River, Ohio’da Wright-Patterson, Bahamalar’daki AUTEC ve Nevada’daki test alanları gibi yerler de sıkça anılıyor.
BİLİM NEREDE ARIYOR?
Siyaset cephesinde iddialar çarpışırken, bilim insanları “saklandıkları yer” yerine “yaşamın oluşabileceği yer” sorusuna odaklanıyor. Bu arayışta temel ipucu genellikle sıvı su.
Güneş sistemi dışı adayların başında TRAPPIST-1e gibi “Dünya benzeri” gezegenler geliyor. TRAPPIST-1, küçük ve soğuk bir kırmızı cüce yıldız; sistemdeki bazı gezegenler yıldızın “ne çok sıcak ne çok soğuk” olan yaşanabilir bölgesinde bulunuyor. TRAPPIST-1e’nin Dünya’ya yakın boyutta olduğu, yıldızına çok yakın dönmesine rağmen yıldızın soğukluğu nedeniyle yüzeyde sıvı su ihtimalinin konuşulduğu aktarılıyor. Bazı çalışmalarda James Webb Uzay Teleskobu ile atmosfer üzerinden yapılan ölçümlerin, “Dünya benzeri atmosfer” olasılığını güçlendirdiği yorumları da gündeme gelmişti.
Bir diğer popüler başlık K2-18b. Yaklaşık 124 ışık yılı uzakta olan bu gezegen için “tamamı okyanuslarla kaplı Hycean dünya” senaryosu konuşuldu; atmosferinde Dünya’da canlılarla ilişkilendirilen DMS ve DMDS gibi kimyasalların izleri tartışma yaratmıştı. Ancak burada da frene basanlar var: Bazı bilim insanları kanıtın zayıf olduğunu, K2-18b’nin “Dünya benzeri” değil, “Neptün-altı” sınıfında farklı bir gezegen olduğunu; bu tür atmosferlerin hâlâ tam anlaşılmadığını vurguluyor.
Daha uzak bir örnek olarak Kepler-62e ve Kepler-62f de sık anılıyor. Yaklaşık bin 200 ışık yılı mesafedeki bu iki gezegen, yıldızlarının yaşanabilir bölgesinde yer aldığı için “su barındırma” ihtimali üzerinden değerlendiriliyor; Kepler-62f’nin bir NASA dokümanında “en umut verici gezegenlerden biri” olarak anıldığı da hatırlatılıyor.
YAKIN HEDEFLER ÖNE ÇIKTI
Bilim insanlarının “çok uzağa gitmeden de bakabiliriz” dediği yerler ise Güneş Sistemi’nin içi. Özellikle Satürn’ün Enceladus uydusu, güney kutbundan uzaya püsküren su buzu jetleri nedeniyle yıllardır listenin üst sıralarında.
Cassini uzay aracının 2008’de bu püskürmelerin içinden geçip örnek topladığı, daha sonraki analizlerde bu buz kristallerinde “karmaşık moleküllerin” yaşamın kimyasal adımlarına işaret edebileceği yorumları yapıldığı anlatılıyor. Yüzey aşırı soğuk olsa da, buz kabuğun altında geniş bir sıvı okyanus olabileceği düşünülüyor.
Satürn’ün bir başka uydusu Titan ise daha “tuhaf ama cazip” bir aday. Titan’ın altında suyla ilişkili bölgeler olabileceği; Cassini verileriyle “çamurumsu tüneller” ve yüksek basınçlı buz tabakası içinde ağ benzeri yapıların tartışıldığı aktarılıyor. Bazı modellerde küçük su ceplerinin sıcaklığının 20°C seviyelerine çıkabileceği, bunun da yaşam için “verimli” bir aralık olabileceği öne sürülüyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:108
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Şubat 2026 08:35 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















