‘O annenin gözlerindeki mutluluğu görmek her şeye bedel’
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Bu ay etkili olan şiddetli yağışlar Marmara ve Batı Karadeniz’deki bazı illerde sele yol açtı. Arama kurtarma ekipleri vatandaşların yardımına koştu. Bu çalışmalardan birinde kaydedilen görüntüler hepimizi duygulandırdı. 16 Ekim’de Sakarya’nın Sapanca ilçesinde selde mahsur kalan
8 aylık Zeynep bebeği halatla karşıya geçirirken uykusu bölünmesin diye pışpışlayan AFAD görevlisi Murat Ergül sosyal medyada gündem oldu. Sakarya AFAD Arama Kurtarma Birlik Müdürlüğü’nde 20 yıldır görev yapan 39 yaşındaki iki çocuk babası Ergül
o tehlikeli dakikaları anlattı.
◊ O gün olay yerine ulaştığınızda nasıl bir manzarayla karşılaştınız?
Aile bir gün boyunca orada mahsur kalmıştı. Kendilerine ait bir bungalovları vardı. Evleri derenin yakınındaydı. Su seviyesi giderek yükselmiş, bu durum aileyi paniğe sevk etmişti. Çevredeki insanlar tahliye edilmişti ancak onlar bebekten dolayı çıkamamışlardı.
◊ Zeynep bebeği kurtarma operasyonu nasıl başladı?
2 aile ve toplam 8 kişi vardı. Önce anneleri tahliye etmeyi, ardından çocukları kurtarıp annelerine teslim etmeyi planladık. Doğada arama kurtarma ve su üstü arama kurtarma ekiplerimizin ortak çalışmasıyla operasyonu gerçekleştirdik. Su üstü arama kurtarma ekibinden arkadaşımız Mert Çömlekçi kendisini iple emniyete alarak derenin karşısına yüzdü. Arkadaşımız karşıya geçtikten sonra havai hat dediğimiz sistemi oluşturduk. Önce iki anneyi karşıya geçirdik. Ancak hattı bağladığımız elektrik direğinin altını suyun oymaya başladığını ve direğin eğildiğini fark ettik. Bunun üzerine hattı daha güvenli bir noktaya taşıdık.
‘Sen yaramaz mısın?’
◊ Çocukları nasıl sakinleştirdiniz?
Önce Ayaz isimli büyük erkek çocuğu tahliye etmemiz gerekiyordu. Biraz ağlıyordu. Onu sakinleştirmek için oğlumdan bahsettim. Onun da iple karşıya geçmek istediğini ama yaramaz olduğu için izin vermediğimi anlattım. “Sen yaramaz mısın” diye sordum. “Hayır, değilim” dedi. “O zaman seninle karşıya geçebiliriz” dedim. Sonra en sevdiği karakteri sordum. “Süpermen” dedi. “O zaman Süpermen olmaya ne dersin” dedim ve Süpermen gibi yumruğumuzu ileriye uzattık. Arkadaşlarımız bizi iple çekerek tahliyeyi gerçekleştirdi.
◊ Zeynep bebeği de pışpışladınız...
Zeynep bebek kucağıma verildiğinde uyuyordu. Sonra uyandı. Tekrar uyutmak istedim; pışpışlamaya başladım. O da yeniden uykuya daldı. Belki de babalık içgüdüsüydü.
◊ O an en büyük tehlike neydi?
Suların yükselmesi büyük bir tehlikeydi. Emniyet sistemini bağladığımız noktaların kopması da öyle. Güvenli dediğiniz elektrik direği bir anda güvensiz hale gelebilir.
Ya da güvenli gördüğünüz bir ağaç devrilebilir. Çünkü toprak suya doymuş, heyelan riski var. Koca bir ağaç bir dakika sonra devrilebilir.
◊ Zeynep bebeği annesine teslim ettiğinizde neler yaşandı?
Anneyi tahliye ettiğimizde gözleri doluydu, endişeleniyordu. Emniyet sisteminin yerini değiştirince daha da tedirgin olmuştu. Bebeği kucağına ilk verdiğimde gözlerindeki mutluluğu görmek, dünyada hiçbir servetle ölçülemeyecek kadar paha biçilmez bir duyguydu. Onun o mutluluğu bizim için her şeye bedel.
◊ Çocuklarınız kurtarma görüntüleriyle ilgili neler söyledi?
Biri 5, diğeri 10 yaşında iki oğlum var. Bir televizyon programına canlı bağlanmıştık. Ayaz’ın kurtarılması sırasında oğlumun yaramaz olduğundan bahsetmiştim. Küçük oğlum kendini kastettiğimi anlamış. “Bana neden yaramaz dedin” diye sitem etti (gülüyor).
Ama ardından “Sen kahramansın babacığım. O yüzden sana kızmıyorum” dedi.
◊ AFAD’a katılmaya nasıl karar verdiniz?
Yaklaşık 19 yaşımdan beri bu işi yapıyorum. İnsanlara zor zamanlarında faydalı olma arzum vardı. Bu nedenle mesleği tercih ettim. İşin içine girdikten sonra zorluklarını da gördük ama bu zorluklar bizi pes ettirmedi. Ayrı bir aşk bu. Ne para ne de başka bir şey. Tamamen tutkuya dönüşüyor.
◊ Bu meslek psikolojinizi nasıl etkiliyor?
Biz anormal durumlarda normal olmaya çalışıyoruz. Gerçekten çok zor ama bütün ekip olarak anormal durumlarda normal tepki vermek zorundayız. Çünkü kurtardığımız insanları da içinde bulundukları psikolojiden çıkarmamız gerekiyor ki kurtarma çalışmasını daha sağlıklı yapabilelim. Her operasyonun ardından değerlendirme toplantısı yapıyoruz. Artılarımızı, eksilerimizi konuşuyoruz. Belirli aralıklarla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan ekiplerle psikolojik çalışmalar yapılıyor.
◊ AFAD’daki göreviniz tam nedir?
Doğada arama kurtarma ekip amiriyim. Yaklaşık 20 yıldır iple arama kurtarma çalışmalarında görev alıyorum. Aynı zamanda kentsel arama kurtarma ve navigasyon eğitmenliğim var.
‘Suyun hafızası var’
◊ Şiddetli yağışlar konusunda vatandaşlara neler önerirsiniz?
AFAD yağışların şiddetli olduğu durumlarda uyarılar yapıyor. Bazen önceden gidip riskli gördüğümüz yerlerde vatandaşlarımıza “Sizi tahliye edelim, misafir edelim” diyoruz ama ret cevabı alabiliyoruz. Oysa uyarılar dikkate alındığında felaketlerin üstesinden daha az hasarla gelebiliriz.Dere yataklarından, dere kenarlarından uzakta yapılar inşa etmemiz gerekiyor. Suyun hafızası diye bir şey var. Su, geçmişte aktığı yatağa yıllar sonra yeniden dönebilir. Bazen insanlar derenin hemen kenarında kamp kuruyor. “Yağış yok” diyorlar ama bir bakıyorsunuz sabah sel çadırı alıp götürüyor.İnsanlar gerektiğinde arabasını da, evini de bırakıp orayı terk etmeli. Canının her şeyden daha kıymetli olduğunu bilmeli.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:112
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 31 Ekim 2026 08:27 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















