Nükleer saldırıdan bir saat önce…Peki ya İran “nükleer misilleme” yaparsa! ABD kendi üslerini bile koruyamadı ama İran’dan sonra hedef Pakistan olacakmış! Türkiye’nin doğu sınırına İsrail ve PKK yerleşemez! İbrahim Karagül
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
İran’ın İsrail’e yönelik misillemeleri bütün coğrafyada alkışlanıyor. Her füze, her SİHA hedefi bulduğunda, hangi ülkede olursa olsun, sokaklarda büyük bir sevinç oluşuyor. Çünkü, İsrail saldırganlığına, ABD küstahlıklarına duyulan öfke her şeyin üstünde.
On yıllardır İsrail yüzünden ödenen bedeller, harabeye dönen ülkeler, hayatını kaybeden yüz binler var. Coğrafya genelinde ortak bilinç; “Kim olursa olsun, İsrail’i vursun yeter”, “ABD’yi bölgeden uzaklaştıran her şey doğru” ölçeğinde. Bu idraki kırmaları çok zor.
PEKİ BİR ADIM SONRASI NE? İSRAİL’İN YANINDA SAVAŞA GİRME GÖRÜNTÜSÜ KÖTÜ…
Ancak İran’ın bütün bölge ülkelerini vurmasının, onlara ağır kayıplar verdirmesinin bir adım sonrasının ne olacağı sorusunun cevabı bilinmiyor. İşte burada korkunç bir endişe var. Bölgesel düzeyde, Tel Aviv’i vuran füzeleri alkışlayanların da paylaştığı bir endişe bu.
Dini lideri öldürülmüş bir ülkenin acısı ve öfkesi anlaşılabilir. Topraklarında ABD üssü bulundurup buradan İran’ın vurulmasına misilleme anlaşılabilir. Ama bu, bir süreliğine böyle. Sonrası başka bir şeye dönebilir. Sonrası, ilk adımı atanların kapsamlı kurgusuna dönebilir.
Bölge ülkelerinin tamamı İran saldırısı altında. Hepsi sabırlı hareket etti, cevap vermedi. Verilecek her cevabın “İsrail’in yanında savaşa girmek” olacağını ve kendi kitlelerinin bile bundan memnun olmayacağını çok iyi biliyorlar.
ARAP-FARS SAVAŞI, Şİİ-SÜNNİ SAVAŞLARI MI KURGULADILAR?
İsrail ve ABD bütün ülkeleri böyle seçeneksiz bıraktı. Bu; ölümcül bir tehlike haline geldi. ABD askeri birimlerinin, üslerinin, diplomatik ve istihbarat unsurlarının vurulması bir “misilleme”dir. Bu üslerin tamamı İsrail tarafından da kullanılmaktadır. Ama askeri hedeflerin yanında, söz konusu ülkelerin ekonomisinin, kaynaklarının, altyapısının vurulması, işi “misillemenin ötesi”ne geçirmektedir.
Böyle devam ederse, Arap-Fars savaşı, Şii-Sünni savaşı bölgeselleşebilir. İsrail’in tam da istediği şey budur. ABD ile birlikte planladığı şey belki de budur. Ve şu an işler hızla bu noktalara doğru sürükleniyor.
BEN BATIYORSAM SİZ DE BATACAKSINIZ, BENDEN SONRASI TUFAN!
Tarihi olaylara tanık oluyoruz. Son kırk yıldır büyük coğrafya ölçeğinde korkunç savaşlar, kıyımlar, felaketler gördük. Ama hiçbiri bugünkü kadar “bölgesel savaş” karakteri göstermedi.
Ülkelerle sınırlı kaldı. Bu sefer, kontrol edilemez bir yayılmaya tanık oluyoruz. Tehlikenin büyüklüğü burada.
İran’ın tek başına bu kadar ülke ile mücadele etmesi imkansız. Nereye varmak istedikleri pek belli değil. Büyük oranda ezber bozdu, herkesin planlarını altüst etti.
Bunun sadece bir öfke değil, bir karar olduğu aşikâr ama bu kararın sonrasını kimse bilmiyor. “Ben batıyorum siz de batın”, “İran’ın felaketi sizin de felaketiniz olur” diyor sanki.
ABD KENDİ ÜSLERİNİ BİLE KORUYAMADI. ARAP ÜLKELERİNİ NASIL KORUYACAK?
İsrail ABD’yi felaket bir duruma soktu. Netanyahu gibi bir şizofren soykırımcının hezeyanlarına inanan ABD, bölgedeki bütün üslerinin vurulmasıyla tarihi bir i
tibar kaybı yaşıyor.
Bırakın bölgedeki müttefik ülkeleri, kendi üslerini bile koruyamadı. Kendi büyükelçiliklerini, donanma üslerini, istihbarat merkezlerini, elektronik savaş ünitelerini bile koruyamadı.
Bölge ülkeleri şu soruyu sormayacak mı? “Bizi koruyamayan, korumayan, sadece İsrail’in çıkarlarını ve güvenini esas alan ABD, bundan sonra bizi hangi konularda yalnız bırakacak?”
On yıllardır devam eden; “petrol parası ver, güvenlik satın al” ticareti çökmüştür. Artık bu ticaretin Arap yönetimleri, iktidar elitleri için bir güvenli gelecek imkanı sunmuyor.
KIBRIS ÇEVRESİNDEKİ TOPLANMA KİME KARŞI SAVAŞTASINIZ!
Ama eğer bölge ülkeleri bunun alternatifini hazırlayamazsa, hiç tedbir almadan ABD’ye güvenmeye devam ederse, “ABD ile yürüme” kolaycılığına kaçarlarsa, yarın Suudi Arabistan’a, Mısır’a yönelik bir İsrail komplosu yaşandığında da çırılçıplak ortada kalacaklardır.
Bir İsrail bütün Ortadoğu ülkelerini bir anda savaşa sürükledi. Bütün Batılı ülkeleri rehin aldı, kendi kurguladığı savaşa mahkum etti.
Fransa ve bazı Avrupa ülkeleri Kıbrıs çevresine donanma taşımaya başladı. “Savaştayız” açıklaması bir bir gelmeye başladı. Kime karşı? İran’a zaten saldırıyorlar, başka kime karşı? Avrupa, Akdeniz’de hangi geleceğe karşı konumlanıyor?
CIA, MOSSAD ŞAŞKIN: BİZİ NASIL BULUYORLAR? FÜZELER NASIL BU KADAR İSABETLİ!
İran’ın hedef seçimi, füzelerinin isabeti bu sefer çok ciddi. Füzelerin bu kadar isabetli olması, inanılmaz incelikle hedeflerin belirlenmesi, tahminlerin çok ötesinde başarılı olması, sadece İran’ın askeri yetenekleri değil.
CIA ve Mossad elemanlarının hangi otelin hangi katında bulunduğunu biliyor ve oraya saldırıyorlar. Hangi ülkede olursa olsun.
ABD ve İsrail’in bölgedeki bütün gizli istihbarat, askeri unsurlarını buluyor ve oraya saldırıyorlar. İsrail’deki istihbarat, güvenlik unsurlarının tam adresini biliyor ve oraya saldırıyorlar.
ÇİN’ İRAN’DA ŞİŞEDEN ÇIKMIŞ! ABD VE İSRAİL ÇOK DAHA BÜYÜK KAYIPLAR VEREBİLİR...
12 gün savaşında İran füzelerinin isabet oranı çok düşüktü. Şimdi neredeyse hedef kaçırmıyor. Hiçbir ülke, bu kadar kısa süre içinde bu kadar askeri yetenek geliştiremez.
Bunun cevabının, saldırıdan hemen önce, günlerce süren Çin ve Rusya sevkiyatları olduğu belli. Çin’in bir şekilde bu savaşın içinde olduğu, Arap ülkelerindeki ABD hedeflerini onların belirlediği, elektronik istihbaratı onların sağladığı tahmin ediliyor.
Öyleyse ABD ve İsrail, daha da büyük kayıplar verecek demektir. Elektronik istihbarat bu kadar güçlü ise, İran daha birçok hedefi vuracak demektir. Her ne kadar şaşırtıcı şekilde pasif görünse de, Çin bu savaşın içinde demektir.
İRAN’DAN SONRA PAKİSTAN’I VURACAKLAR. ÇİN SINIRINA KADAR GİTME PLANI.
İran üzerinden ABD ile müthiş bir savaş yürütüyorlar. Öyleyse bunun bir de “doğu cephesi”, “Tayvan cephesi” açılabilir. Çin’in İran’ı kaybetmesi, ikinci adım olarak Pakistan’ın da denklemden çıkarılması ile sonuçlanabilir.
İkinci adres olarak İsrail, ABD ve bütün Avrupa’yı Pakistan’ı vuracak şekilde oyuna getirecektir. Hindistan zaten ABD ve İsrail’in ekseninde. O zaman cephe Çin sınırına kadar gelmiş olacak.
BU HALİYLE SAVAŞ KÜRESELLEŞMİŞTİR!
BASRA KÖRFEZİ, ADEN KÖRFEZİ, SÜVEYŞ KANALI.
İran’ın bölge ülkelerini hedef alması, ABD ve İsrail unsurlarını vurması ile “bölgeselleşen” savaş Çin’in bu müdahalesi ile sanırım “küreselleşti.”
Öyleyse ortada sadece İran meselesi yok, çok daha kapsamlı, çok daha geniş bir küresel kriz patladı demektir. Bu durumda, Türkiye dahil her ülke, hesaplarını, İran’ın da ötesine geçerek yapmalı.
Basra Körfezi ve Kızıldeniz/Aden Körfezi, bu yeni savaşın en büyük cepheleri olacak. Tam bu dönemde bir de Süveyş Krizi patlayabilir. Avrupa ülkelerinin Kıbrıs çevresinde bu kadar yoğunlaşması İran kadar bu ihtimali de hatırlatıyor.
Küresel kaynak/enerji koridorları üzerinden büyük bir hesaplaşma yaşanacak. Artık ülkeler ölçekli kriz haritaları yeterli olmayacaktır.
PKK İLE REJİM DEĞİŞTİREMEZSİNİZ!
TÜRKİYE‘Yİ VURACAK YENİ HARİTA…
ABD sadece Kürt gruplarla İran’da rejim değiştiremez. Halk isyanı çıkaramaz. İran PKK’sı olan PEJAK gibi örgütlere İran halkının öfkesi, tepkisi ortada.
Kimse bir terör örgütünün sözüyle hareket etmez. Tam tersi, İran ordusunun bu örgütlere yönelik operasyonlarına ciddi kitlesel destek gelir.
ABD ve İsrail, Suriye’de Türkiye’ye verdikleri rahatsızlığın aynısını İran’da deniyor. PEJAK ve diğer örgütleri, Türkiye’nin doğu sınırında, İran’ın batı sınırına taşıyor. Burada bir Terör Koridoru oluşturacaklar. Bir harita çizecekler. Bu harita sadece İran’ı vurmayacak, Türkiye’yi de vuracak.
PKK VE İSRAİL DOĞU SINIRIMIZA MI YERLEŞSİN!
Türkiye ile İran Azerbaycan’ı arasında bir tampon bölge kuracaklar. Bizi Orta Asya kapısına kapatacaklar. Ve İsrail’i buraya yerleştirecekler.
Doğu sınırımızda PKK ve İsrail olacak. Nasıl? Böyle bir durumda, İsrail’in hezeyanları için Türkiye İran’a karşı cepheye mi gidecekmiş! Bu tam bir deli saçması. Türkiye her şeyden önce bu planı çöp etmeye dönük adımlar atmalı.
YA BAHREYN’DE REJİM DEĞİŞİRSE!
ABD ve İsrail İran’da rejim değiştirmeye çalışırken, halk isyanı beklerken Bahreyn’de rejim değişecek, isyan başlayacak. Nüfusun ezici bölümü Şii olan Bahreyn’de “Beşinci Filo”nun merkezi var.
En ağır saldırılar buraya yapılıyor. Donanma üssündeki patlamalar, kısıtlı da olsa dünyaya servis ediliyor. ABD’nin bütün bölgeyi denetim altında tuttuğu Filo şu an hiçbir şey yapamıyor.
ABD ve İsrail, şu anki krizi yönetemez. İran’ı kolay lokma gibi, rejimi çok zayıf gibi gördükleri için böyle bir eyleme geçtiler. Ama şaşkınlar. Ne yapacaklarını bilmiyorlar.
YA İRAN NÜKLEER MİSİLLEME YAPARSA!
Böyle bir durumda Trump İsrail’e daha da teslim olacaktır. Çünkü onun değil İsrail’in bir planı var. Ve bu da nükleer saldırıdır.
Endişem, İsrail’in nükleer saldırı için ortam oluşturuyor oluşudur. Peki, Nükleer saldırıya nükleer saldırı ile cevap verilirse ne olacak?
İşte o an asıl İsrail haritadan silinebilir.
Küçük bir ülke.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:80
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 05 Mart 2026 04:06 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















