Ankara24.com
close
up
Menu

Operasyon Meksika yı karıştırmıştı: El Mencho nun nasıl öldürüldüğü ortaya çıktı

Giresun da Kahvehanede Silahlı Saldırı

Trump tan yeni İran açıklaması: Anlaşma yapmazsak onlar için çok kötü bir gün olacak

Bugün Ramazan ın kaçıncı günü? 24 Şubat bugün orucun kaçıncı günü, Ramazan Bayramına kaç gün kaldı?

Fransa dan Trump ın büyükelçi dünürüne kısıtlama

AB ABD ticaret anlaşması oylaması askıya alındı Dış Haberler

Prof. Dr. Pullukçu: ‘Sağlıkçı’ adı altında kapı kapı gezenler Hepatit C virüsünü yayıyor

Otel casino masasını bırakın Sözcü Gazetesi

Adalet Bakanlığı nda yeni dönem, bakan yardımcıalrını görev alanları belirlendi yardımcıları göreve başladı

Cilt sorunları neden kaynaklanır? Sözcü Gazetesi

İran da üniversitelerde tehlikeli gerginlik! Öğrenciler karşı karşıya geldi

Netanyahu nun yeni bölgesel eksen planı: Şii ve Müslüman Kardeşler hedefte Ortadoğu Haberleri

Katil İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 4 Filistinli yaralandı

IFAB futbolda devrime hazırlanıyor! 4 kural değişiyor Sözcü Gazetesi

Trump: Anlaşma olmasını tercih ederim ama olmazsa İran ve halkı için kötü bir gün olacak

Fenerbahçe nin galibiyet serisi 4. kez Kadıköy’de sona erdi

Tunceli de mobil sağlık hizmeti ve bilgilendirme çalışması Tunceli Haberleri

Vali, sokakta top oynayan çocukları iftara davet etti Erzincan Haberleri

Özel in Murat Kurum rahatsızlığı: Bunlar söylemlerimle çelişiyor

Prof. Dr. Tuğrul: Dünyanız dönüyor, kulağınız tıkanıyorsa sebebi meniere olabilir

Nükleer sadece Müslüman a yasak Gündem Haberleri

Nükleer sadece Müslüman a yasak Gündem Haberleri

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.

2. Dünya Savaşı sonrası oluşan güç dengesinde ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere “resmi” nükleer güçler olarak tanınıyor. Dünyayı birkaç kez yok edebilecek nükleer başlığa sahip bu ülkeler aynı zamanda dokunulmazlığa sahip. Küresel sistem İsrail’in de gayriresmi nükleer silah üretmesine göz yumarken nükleere teşebbüs eden Irak, Suriye ve İran gibi Müslüman ülkeler saldırılara uğradı.

Dünyada nükleer silahların varlığı, uluslararası güvenlik mimarisini kökten şekillendiren en belirleyici unsurlardan biri oldu. 2. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan nükleer caydırıcılık doktrini, büyük güçler arasında doğrudan savaş ihtimalini azaltmış ancak aynı zamanda küresel güç hiyerarşisini kalıcı biçimde belirli ülkeler lehine sabitlemiştir. Bugün nükleer silahlar yalnızca askerî bir kapasite değil, aynı zamanda uluslararası sistemde “dokunulmazlık” sağlayan stratejik bir statü göstergesi olarak işlev görmektedir. 1968 tarihli Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT), nükleer silah sahibi devletleri resmî olarak tanımlamış ve bu statüyü fiilen 2. Dünya Savaşı sonrası güç dengesiyle sınırlandırmıştır. Bu çerçevede ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere “resmî” nükleer güçler olarak tanınıyor. Söz konusu beş ülkede bugün dünyayı birkaç kez yok edecek miktarda nükleer füze başlığı ve bunları fırlatacak sistemler olduğu bilinmekte. Ancak anlaşma, bu beş ülkenin silahlarını meşrulaştırırken diğer ülkelerin aynı kapasiteyi edinmesini yasaklayan asimetrik bir yapı üretmiş durumda. Bu durum, nükleer silahların yayılmasını önleme amacı taşısa da fiilen mevcut güç dağılımını koruyan ve söz konusu beş ülkenin dünyanın geri kalanına dayatmalar yapabileceği bir sistem yaratmıştır. Bu asimetrik yapının hedefinde ise İslam dünyası bulunuyor.

İSLAM DÜNYASI AMBARGOYU KIRMALI

Beş ülkenin ana hedefinin İslam coğrafyası olduğu biliniyor buna karşın, nükleer silahların yayılmasına ilişkin en büyük baskının da Müslüman ülkelerin üzerinde yapıldığı görülüyor. Hindistan'ın artan nükleer silah gücü karşısında kendini savunma amaçlı zorlu yollarla Pakistan nükleer güç sahibi olabildi. Son 40 yılda başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin işgal, darbe girişimi ve teröre destekleriyle istikrarsızlaştırılan ve parçalanan İslam coğrafyasının kendisini savunmaya yönelik her türlü arayışı, ekonomik ablukalar ya da silah ambargoları gibi politikalarla engellenmeye çalışılıyor. Öyle ki İslam ülkelerinin barışçıl nükleer enerji edinme çabaları dahi Batılı ülkeler ve İsrail tarafından öncelikle engellenecek adımlar olarak değerlendirildi. Bugün İran'ın barışçıl nükleer enerji üretme politikasına yönelik başta ABD ve İsrail olmak üzere Batı'dan başta ekonomik yaptırımlar olmak üzere askeri müdahaleye varan tehditler, mevcut çifte standardı bir kez daha göz önüne seriyor. 1981'de Irak'ın Osirak nükleer deneme reaktörünün vurulması, 2007 yılında Suriye'nin nükleer santral inşa ettiği iddiasıyla İsrail tarafından vurulmaları ve Batılı ülkelerin bu saldırıları destekler pozisyon alması, küresel çifte standardı gözler önüne serdi. Emperyalist güçler tarafından sürekli savunmasız olarak bırakılmak istenen İslam ülkelerinin de barışçıl amaçlarla nükleer enerji sahibi olması ve kendini korumak amacıyla nükleer silah sahibi olması, değişen güç dengeleri ve "herkesin menüde olduğu" bir küresel ortamda bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor. Gerçek anlamda dünya barışının sağlanamabilmesi için Batılı emperyalist devletlerle güç dengesinin kurulması ve İslam dünyasının menfaatlerinin korunması için her türlü kritik adım düşünülmeli.

HAYDUT DEVLETE TANINAN AYRICALIK

NPT dışında nükleer kapasite geliştiren Hindistan, İsrail ve Kuzey Kore ise farklı güvenlik gerekçeleriyle bu silahları edinmiş ve böylece uluslararası sistemde fiilî bir caydırıcılık statüsü kazanmıştır. Özellikle Filistin topraklarını işgal altında tutan ve Ortadoğu ülkelerine yönelik saldırılarıyla terörize eden İsrail’in nükleer kapasitesi resmî olarak teyit edilmemekle birlikte, uzun yıllardır uluslararası çevrelerde “açık sır” olarak değerlendiriliyor. Buna rağmen bu kapasite, Batılı devletler tarafından genellikle yüksek sesle sorgulanmamış, ve bir çifte standardı uygulamaya sokarak aksine bölgesel güvenlik denkleminde işgalci güç lehine zımni bir unsur olarak kabul edilmiştir. Gazze'de son 3 yıldır gerçekleşririlen soykırımda, İsrailli politikalacıların kendilerine yönelik eleştirilere nükleer silah kullanma tehdidiyle cevap vermesi, haydut devletin elindeki nükleer silahları nasıl bir dayatma amacıyla kullanabileceğini tüm dünyaya gösterdi.

KUZEY KORE ÖRNEĞİ

Nükleer güce sahip Kuzey Kore ise ağır yaptırımlara ve diplomatik izolasyona rağmen doğrudan kapsamlı bir askerî müdahaleye maruz kalmamıştır. Bu tablo, nükleer silahın yalnızca askerî değil, rejim güvenliği açısından da güçlü bir sigorta olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır.

BARIŞI KORUMAK İÇİN ZORUNLU

Sovyetler Birliği dağıldığında Ukrayna, ABD ve Rusya'dan sonra en büyük nükleer cephaneliğe sahip ülke konumundaydı. 1994 yılında Budapeşte Memorandumu ile Batı'nın sağladığı güvenlik garantileri karşılığında envanterindeki nükleer silahları Rusya'ya teslim etmeyi kabul eden Kiev yönetimi, 2014 ve 2022 senesinde Rus işgaliyle karşı karşıya gelirken, Batılı ülkelerden doğrudan bir askeri koruma gelmemesi, "Ukrayna nükleer silahları vermeseydi bu işgaller gerçekleşir miydi?" sorusunu yeniden gündeme getirdi. 1993'te Chicago Üniversitesi'nin önde gelen uluslararası ilişkiler teorisyenlerinden John J. Mearsheimer, "barışı korumak" için Ukrayna'nın nükleer cephaneliğe sahip olmasının "zorunlu" olduğunu ileri sürmüştü. Yaşanan gelişmeler kendisini haklı çıkardı.

BATI HARİÇ HERKESE YASAK

Bu durum, özellikle Batı’nın nükleer silah konusundaki yaklaşımının seçici ve siyasî olduğu yönünde eleştirilere güç veriyor. Bir yandan soykırımcı İsrail gibi bazı ülkelerin nükleer kapasitesi fiilen kabullenilirken, diğer yandan farklı coğrafyalardaki nükleer girişimlere karşı sert yaptırımlar uygulanması, “çifte standart” tartışmalarını besliyor.

Pehlevi'nin Yahudi damadı

Son İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin torunu ve sürgündeki Rıza Pehlevi’nin kızının evliliği dikkat çekti. Pehlevi hanedanının üyesi 31 yaşındaki Prenses Iman, Amerikalı Yahudi iş insanı Bradley Sherman ile 2025 yılında evlendi. Bu evlilik hem kraliyet hem de kültürel açıdan geniş yankı buldu. Prenses Iman ile Bradley Sherman, önce New York’ta resmi nikah kıydı, ardından aile ve yakın çevre için Paris’te görkemli bir düğün töreni düzenledi. Tören 8 Haziran 2025’te gerçekleşti ve Paris’in simgesel atmosferi eşliğinde birçok konuk fotoğraflarla belgeledi. Törene eski kraliçe Farah Pehlevi de katıldı. Bu evlilik, Pehlevi hanedanı tarihinde bir ilk olarak da değerlendiriliyor çünkü aile dışından bir Yahudi iş insanı, bu şekilde resmi olarak kraliyet ailesinde yer almış oldu. Evliliğin hemen ardından Rıza Pehlevi'nin adının İran'da rejime yönelik bir askeri saldırının ardından, Tahran'da yönetime geçecek isimlerin başında gösterilmesi ise bir tesadüften öte anlamlar taşıdığı belirtildi. Pehlevi hanedanı döneminde İran bölgede İsrail'in en yakın müttefiklerinin başında geliyordu.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:107
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 25 Şubat 2026 04:40 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Operasyon Meksika yı karıştırmıştı: El Mencho nun nasıl öldürüldüğü ortaya çıktı

24 Şubat 2026 01:13see149

Giresun da Kahvehanede Silahlı Saldırı

24 Şubat 2026 01:29see145

Trump tan yeni İran açıklaması: Anlaşma yapmazsak onlar için çok kötü bir gün olacak

24 Şubat 2026 00:49see145

Bugün Ramazan ın kaçıncı günü? 24 Şubat bugün orucun kaçıncı günü, Ramazan Bayramına kaç gün kaldı?

24 Şubat 2026 00:07see143

Fransa dan Trump ın büyükelçi dünürüne kısıtlama

24 Şubat 2026 00:57see132

AB ABD ticaret anlaşması oylaması askıya alındı Dış Haberler

24 Şubat 2026 01:39see130

Prof. Dr. Pullukçu: ‘Sağlıkçı’ adı altında kapı kapı gezenler Hepatit C virüsünü yayıyor

23 Şubat 2026 10:51see127

Otel casino masasını bırakın Sözcü Gazetesi

23 Şubat 2026 05:42see126

Adalet Bakanlığı nda yeni dönem, bakan yardımcıalrını görev alanları belirlendi yardımcıları göreve başladı

24 Şubat 2026 00:45see126

Cilt sorunları neden kaynaklanır? Sözcü Gazetesi

23 Şubat 2026 05:42see126

İran da üniversitelerde tehlikeli gerginlik! Öğrenciler karşı karşıya geldi

24 Şubat 2026 00:39see126

Netanyahu nun yeni bölgesel eksen planı: Şii ve Müslüman Kardeşler hedefte Ortadoğu Haberleri

25 Şubat 2026 00:15see123

Katil İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 4 Filistinli yaralandı

24 Şubat 2026 04:22see123

IFAB futbolda devrime hazırlanıyor! 4 kural değişiyor Sözcü Gazetesi

23 Şubat 2026 18:07see123

Trump: Anlaşma olmasını tercih ederim ama olmazsa İran ve halkı için kötü bir gün olacak

24 Şubat 2026 01:30see122

Fenerbahçe nin galibiyet serisi 4. kez Kadıköy’de sona erdi

23 Şubat 2026 23:32see122

Tunceli de mobil sağlık hizmeti ve bilgilendirme çalışması Tunceli Haberleri

23 Şubat 2026 15:43see121

Vali, sokakta top oynayan çocukları iftara davet etti Erzincan Haberleri

25 Şubat 2026 00:35see120

Özel in Murat Kurum rahatsızlığı: Bunlar söylemlerimle çelişiyor

23 Şubat 2026 06:50see120

Prof. Dr. Tuğrul: Dünyanız dönüyor, kulağınız tıkanıyorsa sebebi meniere olabilir

24 Şubat 2026 00:15see119
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları