NEBİ MİŞ Savaş nereye gidiyor?
Sabah sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Trump yönetiminin İsrail tarafından bir tuzağa çekildiği gün geçtikçe daha fazla dillendirilmeye başlandı. İran'ın liderlik halkasının tasfiye edilmesiyle rejimin düşeceği varsayımı gerçekleşmedi. Savaş, ABD yönetiminin öngördüğünden çok farklı şekilde tezahür etti. ABD'nin körfezdeki müttefikleri savaştan çok büyük zarar gördüler. Savaşın küresel maliyeti beklenenden çok yüksek olacak.
Trump'ın savaşın başındaki beklentilerinin tutmaması ya da stratejik beklenti hatası, çıkış stratejisini zorlaştırıyor. Savaşın başında, ABD, aktör ya da rejim değişimi üzerinden İran'ın bir davranış değişikliği ile yeniden konumlanmasına razıydı. Yani çökmüş ve işlevsizleşmiş bir devlet düzeninin kendisine yaramayacağını düşünüyordu.
Ancak, sahadaki gelişmeler farklı şekilde gerçekleşince ve gün geçtikçe ABD, İsrail'in nihai radikal planına yaklaşmak zorunda kalıyor. Çünkü geri adım atmak zor olduğu gibi, savaşı sınırlı tutmak da zorlaşıyor. İsrail, nasıl ABD'yi Ortadoğu'da İran'a karşı adım adım bir savaşa zorladıysa, şimdi de savaş devam ederken, İran'ın geleceği konusunda kendi maksimalist hesaplarına sürüklemeye çalışıyor.
Bir önceki yazıda geniş bir şekilde izah edildiği gibi, İsrail'in amacı belli. İran'da devletin tamamen çökmesi ve işlevsizleşmesi. Bunun için önce liderlik halkası hedef alınarak karar alma merkezi yok edilmeye çalışıldı. Uzun menzilli füze ve SİHA kapasitesinden başlanarak, her türlü askeri üretim merkezlerine varıncaya kadar saldırılar kademelendirildi.
Şimdi İran'ın stratejik altyapısı ve sistemin yaşamsal unsurları hedef alınıyor. Petrol rafinerileri çalışmaz hale getiriliyor. Bundan sonra İsrail- ABD, elektrikten, internet altyapısına, su kaynaklarından, halkın günlük yaşamını devam ettirebilecek her türlü lojistik altyapının yok edilmesine kadar İran'a saldırılarını artıracaktır. Yaşamın giderek zorlaşmasıyla toplumun psikolojik olarak çökertilmesi amacı üzerinden, devletin ve rejimin üzerindeki toplumsal korumayı bitirmeyi hedefleyeceklerdir.
Dolayısıyla İsrail, Trump yönetimini peşine takarak, yakın dönem Irak'takine benzer şekilde, işlevini kaybetmiş, toparlanması uzun sürebilecek bir İran'dan yanadır. Trump'ın son günlerde "bir kez ve sonsuz kadar tehdit olmaktan çıkarma" sözü bu stratejinin zihinsel yansımasıdır.
Her türlü denklemde, ABD'nin kendisini destekleyeceğini varsayan İsrail'in planları tutmayabilir. Öncelikle, İran'a yönelik saldırılar giderek artsa bile, İran sadece bir devlet ve yönetim yapısından müteşekkil değildir. Mevcut sistem, devletin sahipliğini bizzat kendisinde gören, ideolojik bir motivasyona sahip, çok katmanlı bir yapıdan ibarettir. Devletin sahipliği meselesini, ekonomik ve yaşamsal düzen dikkate alındığında, çok basite almamak gerekir.
Devleti çökertip işlevsizleştirmek o kadar kolay olmayabilir. Aynı zamanda İran'ın toplumsal yapısında tarihsel bir direnç hafızası ve toparlanma motivasyonu vardır. 1953 darbesi, İran Devrimi, Irak Savaşı ve uzun süredir devam eden yaptırımlar bu psikolojik ve sosyolojik direnci artırmıştır.
Savaşın küresel maliyetlerinin yükselmesi, Kasım seçimlerinde kaybetme riskinin artması ve Trump'ın kişisel beklentisinin gerçekleşmeyerek karizmasının zarar görme ihtimali savaşın süresini kısaltabilir.
İsrail'in maksimum hedefle hareket etme planına karşı, Trump savaşı önce kademeli olarak İsrail'e devrederek ve yardımı azaltarak ateşkes için şartların olgunlaşmasını hedefleyebilir. Dolayısıyla da İsrail' maksimalist tutumunu güncellemek zorunda kalabilir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:54
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Mart 2026 07:01 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















