NEBİ MİŞ Gerici laikçilik tartışması
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Ramazan ayının hemen öncesinde bir "laiklik bildirisi" yayınlandı. Yayınlanan metinde, "gerici laikçilik" anlayışının devamı olan ötekileştirme, düşmanlaştırma ve kutuplaştırmaya dönük her türlü ifade biçimi vardı.
Bu bildiriyi yayınlayanların, kamusal alanda toplumsal ve bireysel yaşamlarında istediklerini yapmalarının önünde bir engel yok. Yine bildiriyi imzalayanların yaşam tarzlarını tehlikeye atan "dini bir baskı" falan da yok.
Türkiye'de laiklik geri gitmedi. Ama dışlayıcı jakoben laiklik anlayışı geriledi. Kamusal alandaki tek tipçi uygulamaların son bulması, başörtüsüne yönelik kısıtlamaların kalkması ve dini eğitimin normalleşmesi, birilerinin anladığı gibi, laikliğin gerilemesi değildir. Bu gerçek laiklik anlayışının demokratikleşmesidir.
Laikçilik tartışmasını başlatanların esas dert ettiği şey, laikliği savunmaktan daha çok, dindar ve muhafazakâr kesimler üzerinde kurdukları baskıcı hegemonyanın kalkmış olmasıdır. Aslında geniş muhafazakar kesimlerin üzerindeki baskının kalkmasına tahammül edemiyorlar. Ayrıcalıklarının sonlanması ve muhafazakâr dindar kesimlerle eşitlenmeye acayip öfkeliler. Bu eşitlenme travmasını atlatamıyorlar.
Bu çevreler, laikliğin bir baskı aracı olarak kullanıldığı, kendilerinin imtiyazlı olduğu günlere özlem duymaktadır. Her anlamda 1990'lar nostaljisi sayıklamalarının altında yatan da budur.
Bu bildiriyi destekleyen çevreler, özgürlük, adalet, yaşam tarzına saygı gibi kavramları sadece kendileri için savunurlar. Siyasi alanın demokratikleşmesinden, çoğullaşmasından, ayrıcalıklı sınıfların imtiyaz alanlarının daraltılmasından hiç hoşlanmazlar.
Bir taraftan yaşam tarzlarının tehdit altında olduğunu söylerlerken, başkasının özgürlüklerinin kısıtlanmasını kolayca savunurlar. Örneğin, kendi yaşam tarzlarına kısıtlama gelebileceğinden endişe ettiklerini söylerlerken, devlette başörtüsü ile çalışmaya bu dönemde bile karşı çıkarlar. Bu çevrelerin, bırakın devlette çalışmayı, başörtüsü ile eğitim görmeye bile tahammülleri yoktu. Hâlâ da yoktur.
Dolayısıyla da yasakçılığı severler. Uygulamada yasakçı olursa bunlar için gerçek laiklik odur. Laiklik tartışmasını başlatmalarının amacı siyasidir. Milliyetçi, muhafazakâr, dindar kesimlerin desteklediği partilerin iktidar olmasını geçmişten bugüne sevmezler. Onlarla mücadele etmenin öğrenilmiş en iyi yöntemi budur. Rejim ve laiklik tartışması bu anlamda onlar için işlevseldir.
Geçmiş ramazan aylarında da bu tepkilerini benzer bakış açıları ve nefret söylemeleri ile hep ifade ettiler. Dolayısıyla çok uzun süredir bir devamlılık vardır. Yeni bir şey yoktur. Bir yolunu bulup muhafazakâr çevrelere öfkelerini izhar ederler. Örneğin, 1950'lerin ikinci yarısında DP iktidarı, Adnan Menderes ve destekçileri ile ilgili analizleri şöyledir: "Radyo bu istismarın başlıca aleti olarak kullanıldı. Otuz gün süreyle mikrofonda Kuran'lı ezanlı ve neyli bir program tatbik edildi... Camilerden mevlitler nakledildi. Bunların bir kısmı DP'nin şu veya bu ocağı tarafından tertiplenmiş mevlitlerdi....Tabii, devletin kendisi bu yolu tutunca ve radyonun hoparlörü minare hoparlörü durumuna getirilince ne kadar yobaz varsa, hepsi azdılar"....
Yani amaç, gerçek laikliği savunmak değildir.
Görüntülenme:91
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 25 Şubat 2026 07:00 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















