Ne yaparsanız yapın mutlu olamıyorsanız sebebi Imposter Sendromu olabilir! Neden kendimizi hep yetersiz hissediyoruz?
Haberturk sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Diplomanız, terfiniz ya da alkışlanan bir başarınız var ama yine de kendinizi sahte gibi mi hissediyorsunuz? İmposer sendromu, özellikle günümüz rekabetçi dünyasında giderek yaygınlaşıyor. Neden böyle hissediyoruz, kimler risk altında?
İMPOSTER SENDROMU NEDİR?
İmposter sendromu, kişinin elde ettiği başarıları içselleştirememesi ve bunların kendi yeteneklerinden değil şans, zamanlama ya da başkalarının yanılgılarından kaynaklandığını düşünmesiyle ortaya çıkan psikolojik bir durumdur.
Bu sendromu yaşayan bireyler, ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar “aslında yetersiz” olduklarına inanır ve bir gün mutlaka “ifşa olacaklarını” düşünür. Akademiden iş hayatına, sanattan sosyal medyaya kadar birçok alanda yaygın olarak görülür.
“BAŞARILIYIM AMA HAK ETMİYORUM” DÜŞÜNCESİ NEREDEN GELİYOR?
İmposter sendromunun kökeninde genellikle çocuklukta alınan mesajlar, aşırı eleştirel ebeveyn tutumları ve başarıya koşullu değer görme yer alır. Sürekli “daha iyisi olmalı” baskısıyla büyüyen bireyler, başarıyı kalıcı bir kimlik değil, geçici bir istisna olarak algılayabilir.
SOSYAL MEDYA VE KARŞILAŞTIRMA KÜLTÜRÜNÜN ETKİSİ
Sosyal medya, imposer sendromunu besleyen en güçlü faktörlerden biri haline geldi. İnsanlar başkalarının yalnızca başarılarını ve parlak anlarını görürken, kendi perde arkasındaki hatalarına odaklanıyor. Bu durum, “herkes benden daha iyi” algısını güçlendirerek yetersizlik hissini derinleştiriyor.
KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?
Araştırmalar, özellikle yüksek başarı gösteren, sorumluluk sahibi ve empatik bireylerin imposer sendromuna daha yatkın olduğunu gösteriyor.
Kadınlar, genç profesyoneller ve yaratıcı sektörlerde çalışanlar bu duyguyu daha yoğun yaşayabiliyor. Yeni bir pozisyona geçmek, terfi almak ya da görünürlük kazanmak da tetikleyici olabiliyor.
BU DUYGUDAN TAMAMEN KURTULMAK MÜMKÜN MÜ?
İmposter sendromunu tamamen “yok etmek” yerine, onu tanımak ve yönetmeyi öğrenmek daha gerçekçi bir hedef olarak görülüyor. Başarıları somut verilerle değerlendirmek, iç sesin eleştirel tonunu fark etmek ve başkalarının da benzer duygular yaşadığını bilmek süreci hafifletebiliyor.
Kaynak: Verywell Mind, BMA, Stanford University
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:75
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Ocak 2026 13:59 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















