Müzik maskeli toplumsal mühendislik K pop
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
Algoritmalar, tekrar tekrar gösterilen görüntüler, hayranlık ve aidiyet duygusu üzerinden çocukların ilgisi adım adım şekillendiriliyor. Uzmanlara göre burada asıl mesele yalnızca para kazanmak değil; gençlerin zamanını, tüketim alışkanlıklarını ve kimlik arayışını etkileyen bir davranış mühendisliği kurulması
BTS, Stray Kids, Black Pink, Twice, Le sserafim, Babymonster ve dahası... Bunlar K-pop dünyasının en popüler grupları... Şu an 5-25 yaş aralığında çocukları olan anne-babaların sıkça duyduğu isimler bunlar... Şarkı söylüyor, dans ediyor, videolar çekiyorlar. Çoğu grup üyelerinin eşleştiği hayvanlar var -kurt, sincap, tilki, fare gibi- ve peluş olarak satılıyorlar. Anahtarlık, sticker ve foto kartları da var... Yani para kazanma modelleri oldukça geniş... Birlikte yaşadıkları evlerde yayınlar yapıyorlar. Çektikleri videolar milyonlarca izleniyor. Kimi zaman bir kamp, kimi zaman bir su parkında challengelar yani meydan okumalar yapıyorlar. Çocuk ve gençler asla bunları kaçırmıyor. Hatta aynı videoyu defalarca izleyenler var. Bu videoları izleyerek yemek yiyen çocukları da gördüm, odasında saatlerce ekran başında kalanları da!
Hepsi güzel, hepsi yakışıklı! Ciltleri pürüzsüz, fizikleri ince ve uzun... Kıyafetleri, dansları hemen bir akıma dönüşüyor. Konserlerine aynı anda binlerce genç akın ediyor... Hatta konserlerinin videoları sinema salonlarında izletiliyor. Böylelikle konser için gidemedikleri ülkelerdeki dinleyicileri, sanki bir konserine gidiyormuş gibi sinemaya gidip konser videolarıyla avunuyorlar. Dansları erotik, grup üyeleri aynı cinsiyetten olsalar da kendi aralarında eşleşiyorlar. Birlikte yaptıkları romantik danslara hayranları bayılıyor. Eşcinsellik yok deniliyor ama buram buram yakınlaşma kokuyor.
SEN PARANOYAKSIN ANNE!
Anne ve babalar, çocuklarına "Bu yakınlaşma doğru değil" dediklerinde çocuklar "Saçmalama anne, ne var bunda, arkadaş onlar, sen de çok şüphecisin, paranoyaksın!" diye karşılık veriyor.
Peki, neler oluyor? Neler oluyor da, anne- babalar çocuklarını bu akımdan vazgeçiremiyor? Her ebeveyn bir tehlike görüyor ama hem çocukları hem de bazı kesimler tarafından paranoyak olarak etiketleniyor!
Paranoyak mıyız biz gerçekten! Hayır! Bu bir davranış mühendisliği hilesi ve çocuklarımızın bundan haberi yok. Anlatsak da anlayacak yaşta ve duygu dünyasında değiller. Suçları yok ama ebeveynler çocuklarını doğal bir dürtü olarak tehlikenin içine bırakmak istemiyor. İlk çağlarda yırtıcı hayvanların çocuklarına saldıracağından korkmakla şimdi kurgulanmış bu belirsiz saldırılardan korkmak aynı şey...
Hiçbir anne-baba, göz göre göre bir kurtun dişleri arasına çocuğunu bırakmaz. Şimdi de istemiyorlar ama bir sorun var, ortada kurt yok! Kuzu kılığına girmiş bir tehlike var ve anne-babaların önsezileri dışında bunu kimse görmek istemiyor, görmelerine de izin verilmiyor.
CİNSİYETSİZ GÖRÜNTÜLER...
K-Pop dünyası, aile hayatımızdan, çocuklarımızdan ne istiyor? Çocukların kimliklerini kendi istedikleri gibi tasarlamak istiyorlar ve tıkır tıkır işleyen bir davranış mühendislikleri var. 20 yıllık geçmişleri var ama Türkiye'de yeniler... Yumuşak, kusursuz erkekler, pürüzsüz kızlar, dürtülerini deneyimleyecekleri özgürlük, zorbalığın olmadığı eğlenceli ortamlar ve dahasını vaat ediyor. Her şey dijital dünyada tasarlanıyor. Çünkü ölçümlenebiliyor ve müdahale edilmesi çok rahat! Algoritmalar ayarlanıyor, cinsiyetsiz görüntüler, erotizm içeren danslar, sözde mükemmel kankalık, anne-babaların çocukları anlamadığına dair düşünceler yayılıyor.
Çocuk ve gençler içinde bulundukları ergenliğin etkisiyle tüm bunlara kapılıp gidiyor. Ailelerin de bunları yargılaması ve çocuklarıyla çatışması isteniyor. Ne kadar ailesi tarafından anlaşılmayan çocuk o kadar hazır yem onlar için! Tek dertleri para değil. Asıl dertleri kontrol edebilecekleri bir kültürel hegomonya kurabilmek. Çocukların zamanını ve kimliğini istiyorlar.
Bugünkü çocukların birer yetişkine dönüştüğünde ne giyeceklerine ne yiyeceklerine, neye öfkelenip neyi savunacağını öngörebilecekleri itaatkâr tüketiciler yetiştirmek istiyorlar... Biz de K-Pop dünyasını ve arkasındaki asıl amacı uzmanlarla konuştuk.
K-POP SÖZLÜĞÜ
FANDOM Ortak ilgi alanlarını paylaşan hayranlardan oluşan bir alt kültür.
İDOL Müzik grubundaki üyeler için kullanılır. Dinleyiciler kendine beğendikleri bir üyeyi idol olarak seçiyor
BIAS Bir K-pop grubundaki favori üyen.
ULT BIAS Bütün gruplar ve idoller arasındaki en büyük favorin.
STAN Bir grup ya da idolün sıkı takipçisi.
MAKNAE Grubun en genç üyesi.
LEADER Grubun lideri.
CENTER Performanslarda ve koreografilerde merkezde öne çıkan üye.
ACE Şarkı söyleme, dans, rap gibi birden fazla alanda çok başarılı görülen idol.
COMEBACK Yeni şarkı veya albümle başlayan yeni tanıtım dönemi.
ERA Bir albüm, şarkı veya konseptle özdeşleşen dönem.
CONCEPT Albüm veya şarkı döneminin görsel ve sanatsal teması.
FANDOM Bir grubun hayran topluluğu.
FANDOM NAME Hayran topluluğuna verilen özel isim. Örneğin BTS hayranlarının ARMY, BLACKPINK hayranlarının BLINK olarak anılması.
LIGHTSTICK
Her grubun kendine özgü tasarımına sahip ışıklı konser çubuğu.
PHOTOCARD / PC Albümlerden çıkan ve koleksiyonu yapılan idol fotoğraf kartları.
AEGYO Sevimli görünmek amacıyla yapılan mimik, hareket ve konuşmalar.
SASAENG İdolün özel hayatını ihlal edecek ölçüde takip eden takıntılı hayran.
SHIP İki idolü birbirine romantik olarak yakıştırmak.
DAEBAK "Harika!", "İnanılmaz!" gibi kullanılan Korece ifade.
İSMİHAN ŞİMŞEK / İLETİŞİMCİ, YAZAR
KADIN-ERKEK KODLARI BELİRSİZ
K-pop'un sadece müzikten ibaret olmadığını artık hepimiz biliyoruz. K-pop, müziğin yanında bir yaşam tarzı ve kimlik estetiği de satıyor. Burada özellikle dikkat çeken şey, geleneksel kadınlık ve erkeklik kodlarının giderek belirsizleşmesi. Özellikle erkek K-pop idollerine baktığınızda bunu çok net görüyorsunuz. Makyaj, oje, takı, feminen kıyafetler, saç ve beden estetiği... Erkek idol artık sadece şarkı söyleyen kişi değil; görünüşü ve güzelliği üzerinden tüketilen bir figüre dönüşüyor. Açıkçası burada belirgin bir feminenleşme görüyoruz.
CİNSİYET BİR PERFORMANS ALANINA DÖNMÜŞ
Cinsiyet artık sadece biyolojik veya toplumsal bir kategori olarak değil, aynı zamanda bir stil ve performans alanı olarak sunuluyor. Popüler kültür bunu gençlere teorik olarak anlatmıyor; imgeleri tekrar tekrar göstererek normalleştiriyor. Bir gence "cinsiyet sınırları önemsizdir" demenize bile gerek yok. Sürekli olarak kadınlık ve erkeklik arasındaki sınırların belirsizleştiği görüntülerle karşılaşırsa, bir süre sonra bunlar onun gözünde olağan hale geliyor. O yüzden burada "propaganda" kelimesinden önce "normalleştirme" kavramına dikkat etmek gerekiyor. Çünkü modern kültür endüstrileri doğrudan propaganda yapmıyor. Bir şeyi sürekli gösteriyor, ona güzellik, özgürlük ve popülerlik eşlik ettiriyor ve zaman içerisinde o şey sıradanlaşıyor.
KİMLİĞİNİ YENİDEN TASARLAYABİLİRSİN!
Ergenlik, kişinin "Ben kimim?" sorusuna cevap aradığı dönem. Tam da böyle bir dönemde gençlerin karşısına, kimliğin değiştirilebilir ve yeniden tasarlanabilir bir şey olduğu fikri çıkıyor. Burada verilen mesaj "Kimliğini yeniden tasarlayabilirsin" mesajı. Bugünse bu kimlik LGBT+ ve cinsiyetsizleştirme hakkında genç müzik grupları üzerinden yapılıyor.
LGBT ESTETİK DİYE SUNULUYOR
K-pop'un burada yaptığı şey, LGBT'yi her zaman doğrudan savunmak şeklinde karşımıza çıkmıyor. Daha çok LGBT ve geleneksel cinsiyet normlarının dışında kalan estetiği gençlik, güzellik, özgürlük ve popülerlikle ilişkilendirerek normalleştiriyor. Üstelik bazı kliplerde, performanslarda ve moda çekimlerinde aynı cinsiyetten yakınlıklar, romantik çağrışımlar, queer semboller ve LGBT estetiği de kullanılıyor. Bunun bir başka boyutu da K-pop fandomunda ortaya çıkıyor.
AYNI CİNSTEN ROMANTİK DANSLAR
Mesela "ship" kültürü var. Aynı cinsiyetten iki idolün romantik bir çift olarak kurgulandığı, hayranların bunun üzerine videolar, hikâyeler ve çeşitli içerikler ürettiği bir kültürden söz ediyoruz. Bunlar da sosyal medya üzerinden milyonlarca genç insana ulaşıyor. Dolayısıyla LGBT temaları, özellikle genç fandom içerisinde giderek daha olağan bir kültürel unsur haline geliyor.
K-pop şirketlerinin de bundan bağımsız olduğunu düşünmemek lazım. Bunlar sonuçta küresel pazarda faaliyet gösteren ticari şirketler. Genç tüketici kültürünü ve özellikle Batı'daki kültürel eğilimleri yakından takip ediyorlar. LGBT propagandasına eşlik etmek pazarlama stratejisinin bir parçası haline geliyor.
Dolayısıyla mesele sadece birkaç şarkıcının kıyafeti ya da sahne performansı değil. Daha büyük bir kültürel dönüşümden bahsediyoruz. K-pop, gençlere belirli bir güzellik anlayışı, beden algısı, cinsiyetsizleştirme ve eşcinsellik sunuyor. Bunu da müzikten çok daha güçlü bir araçla, hayranlık üzerinden yapıyor.
ESRA EZMECİ / UZMAN PSİKOLOG
ÇOCUĞUNUZU YUTABİLİR, DOZU ÖNEMLİ
K-pop, Güney Kore'den çıkan ve dünyaya yayılan bir müzik ve eğlence türüdür. Sadece şarkı dinlemekten ibaret değildir. Bir araya gelmiş gençlerden oluşan gruplar, mükemmel koreografiler, görsel olarak çok güçlü klipler, sürekli yenilenen konseptler, sosyal medya üzerinden fanlarla kurulan yakınlık ve "biz sizinleyiz" diliyle örülmüş bir bütündür. Şarkılar genelde enerjik, danslar senkronize, görseller kusursuz, mesajlar ise duygusal ve motive edicidir. İdoller hem yetenekli sanatçı hem de "ulaşılabilir" arkadaş gibi sunulur. Canlı yayınlar, özel uygulamalar, günlük paylaşımlar sayesinde fan, idolle gerçekten bağ kurduğunu hisseder. İşte bu kombinasyon, özellikle ergenler üzerinde çok güçlü bir etki yaratır.
KUSURSUZ YÜZLER, CAM GİBİ TEN
Kusursuz yüzler, pırıl pırıl ten, aynı anda aynı hareketi yapan bedenler, göz göze bakışlar ve "Sizi seviyoruz" diyen sesler... Birçok anne baba bu gibi durumlara karşı şu tepkiyi verebiliyor : "Masum şeyler izliyor, dans ediyor, şarkı dinliyor. Ne olacak ki?" Yıllardır klinikte çalıştığımız ergenlerde şunu gözlemledim ki; o masum görünen görüntüler, aslında genç bir insanın en hassas dönemindeki duygularını, bedenini ve kendini nasıl gördüğünü derinden etkileyebiliyor.
AİDİYET İHTİYACINI KARŞILAR
Fandom denilen hayran toplulukları, gence "Ben yalnız değilim" hissi verir. Aynı grubu seven insanlarla bağ kurmak, özellikle yalnızlık yaşayan gençlerde güçlü bir rahatlama yaratır.
Kimlik arayışına hazır bir model sunar. İdoller hem başarılı hem de "iyi insan" olarak lanse edilir. Genç, onların tarzını, konuşmasını, hatta değerlerini örnek alarak kendi kimliğini şekillendirmeye çalışabilir.
BEDEN VE GÜZELLİK İDEALİNİ ŞEKİLLENDİRİR
Kusursuz ten, ince beden, simetrik yüz hatları sürekli göz önündedir. Ergen, kendi bedenini bu standartlarla karşılaştırmaya başlar. Zamanla "Ben yeterince güzel/yakışıklı değilim" düşüncesi güçlenebilir.
ERGENLER NEDEN BU KADAR ETKİLENİR?
Ergenlik, insanın kendini aradığı, "Ben kimim, nasıl görünmeliyim, nasıl sevilirim?" sorularının en yoğun olduğu dönemdir. Bu yaşlarda duygular güçlü, sosyal onay çok önemli, dışarıdan gelen idealler ise kolayca içselleştirilir. K-pop tam da bu ihtiyaca hitap eder.
DUYGUSAL REGÜLASYON SAĞLAR
Stresli, kaygılı veya mutsuz günlerde sevilen şarkılar ve klipler hızlı bir rahatlama kaynağı olur. Birçok genç "Kötü günümde onları izleyince toparlanıyorum" der.
TEK TARAFLI AMA ÇOK GERÇEK HİSSETTİREN BİR BAĞ KURAR
İdolün "Sizi seviyoruz" demesi, canlı yayınlarda gülümsemesi, fanlara özel mesajlar atması, gencin "O beni gerçekten önemsiyor" zannetmesine yol açar. Bu bağ kısa vadede mutluluk verse de, uzun vadede gerçek insan ilişkilerinden uzaklaşmaya ve hayal kırıklığına neden olabilir.
Kısaca K-pop, ergenin en hassas ihtiyaçlarını -sevilmek, ait olmak, güzel görünmek, anlaşılmakaynı anda karşılayan güçlü bir paket sunar. Bu yüzden etkisi sadece 'güzel müzik' düzeyinde kalmaz; gencin kendini nasıl gördüğünü, nasıl hissettiğini ve gerçek hayatta nasıl bağ kurduğunu da etkileyebilir.
UYKU DÜZENİ BOZULUYOR OKUL BAŞARISI DÜŞÜYOR
K-POP'UN GÖZ ARDI EDİLEN OLUMSUZ ETKİLERİ
Bu içerikler rastgele üretilmiyor. Duyguları harekete geçirmek, aidiyet hissi yaratmak ve "ben de öyle olayım" isteğini uyandırmak için tasarlanıyor. Ergen beyni bu uyaranlara karşı daha savunmasızdır. Yoğun ve kontrolsüz takip edildiğinde K-pop'un olumsuz etkileri şunlar olabilir:
YETERİNCE GÜZEL DEĞİLM
Sürekli kusursuz yüzler, ince bedenler ve estetik standartlar, gençlerde "ben yeterince güzel/ yakışıklı değilim" inancını güçlendirir. Bu durum özgüven kaybına, yeme bozukluklarına ve aşırı diyet yapmaya yol açabilir.
GERÇEK İLİŞKİLERDEN UZAKLAŞMA
İdollerle kurulan tek taraflı bağ, zamanla gerçek hayattaki arkadaşlık ve aile ilişkilerinin yerini alabilir. Genç, sanal bağları daha tatmin edici bulmaya başlar.
ZAMAN KAVRAMI DEĞİŞİYOR
Zaman ve uyku bozulması: Gece geç saatlere kadar süren canlı yayınlar, yeni içerik takibi ve fandom etkileşimleri uyku düzenini bozar. Bu da sabah yorgunluğu, dikkat dağınıklığı ve okul başarısında düşüşe neden olur.
DUYGUSAL BAĞIMLILIK VE KAYGI
İdollerin "sizi seviyoruz" mesajları kısa vadede mutluluk verse de, uzun vadede hayal kırıklığı, ayrılık kaygısı ve "beni unuttular" hissi yaratabilir. Fandom içindeki dramalar ve rekabet de sosyal kaygıyı artırır.
KİMLİK KARMAŞASI
Kendi değerlerini, tarzını ve hedeflerini idoller üzerinden şekillendiren gençler, "ben kimim?" sorusuna kendi cevaplarını üretmekte zorlanabilir. "Masum" demek, gencin içinde neler olup bittiğini görmemek demektir. Bir genç günde 4-5 saat bu içeriklere maruz kalıyorsa, bedenini beğenmiyorsa, gerçek hayattan uzaklaşıyorsa, aileyle konuşmayı bırakmışsa, artık "masum hobi" sınırını aşmış demektir.
Tabii her K-pop dinleyen genç zarar görmez. Birçok genç keyifle dinler, dansını öğrenir ve yoluna devam eder. Asıl mesele doz, süre ve gencin içinde bulunduğu durumdur. Zaten yalnız hisseden, kendini beğenmeyen, ailesiyle duygusal bağ kurmakta zorlanan bir gençte etki çok daha güçlü olur.
ANNE BABALAR NE YAPABİLİR?
YASAKLAR ÇEKİCİDİR BİRLİKTE DİNLEYİN
Yasaklamak genellikle işe yaramaz. Yasaklanan şey daha çekici hale gelir. Bunun yerine şunlar daha işe yarar:
❙Merak edin: "Bu grupta seni en çok ne etkiliyor? Hangi şarkı seni rahatlatıyor?" diye sorun. Yargılamadan dinleyin.
❙Birlikte konuşun: "Bu görseller gerçek mi sence? Makyaj, ışık, filtre, diyet... Bunlar olmasa nasıl görünürlerdi?" diye sorun.
❙Süre koyun ama birlikte karar verin: "Günde şu kadar saat izleyebilirsin, sonra başka şeyler de yapalım" demek, "Sakın bakma!" demekten daha etkilidir.
❙Gerçek hayatı güçlendirin: Spor, yüz yüze arkadaşlık, hobiler, aileyle geçirilen zaman... Bunlar ne kadar güçlü olursa, sanal bağlar o kadar tek başına kalmaz.
❙Beden konusunda dikkatli olun: "Ne kadar zayıfsın ne kadar güzelsin" övgüleri yerine "Sağlıklı görünüyorsun, güçlü görünüyorsun, kendine iyi bakıyorsun" demek daha sağlıklıdır.
❙Endişe duyduğunuzda profesyonel destek alın: Genç yemek yemeyi kısıtlıyorsa, kendini sürekli çirkin buluyorsa, okul başarısı düşmüşse, sadece fandomla yaşıyorsa bir uzmana danışmak gerekir.
'NE OLACAK Kİ' DEĞİL NE OLUYOR? DİYE SORUN!
K-pop kötü bir şey değildir. Müzik güzeldir, dans etkileyicidir, birçok gence keyif verir. Ama arkasında büyük bir endüstri, sıkı kurallar ve duyguları hedef alan bir sistem vardır. Gençlerin içinde ise kimlik arayışı, beden kaygısı, yalnızlık ve "yeterince iyi olma" isteği vardır.
Bu ikisi bir araya geldiğinde "masum" görünen şeyler, fark edilmeden yer edebilir. Bir psikolog olarak en çok istediğim şey, gençlerin kendi seslerini, kendi bedenlerini ve gerçek hayattaki ilişkilerini kaybetmeden bu kültürün keyfini çıkarabilmeleridir. Bunun için de anne babaların, öğretmenlerin ve toplumun "ne olacak ki" demeyi bırakıp, "içinde neler oluyor?" diye sormaya başlaması gerekir.
O parıltılı sahnelerin, kusursuz yüzlerin ve "sizi seviyoruz" seslerinin arkasında; genç bir insanın henüz tamamlanmamış benliği, kendi bedenine duyduğu güvensizlik, yalnızlık korkusu ve "yeterince iyi miyim?" sorusu vardır. Bir genç o görüntülere bakarken sadece müzik dinlemez. Kendi yüzünü, kendi bedenini, kendi değerini o kusursuzluğun yanında tartar. Bazen fark etmeden kendi sesini kısar. Bazen gerçek hayattaki insanları yetersiz bulur. Bazen de "Ben de öyle olayım" diye kendi sağlığını, zamanını, kalbini o hayale verir.
"Masum şeyler izlesin, ne olacak?" demek, o gencin içinde sessizce büyüyen soruları duymamaktır. Gerçek masumiyet, gencin kendi bedenini sevmeyi, kendi sesini duymayı ve gerçek insanlarla bağ kurmayı unutmamasıdır. Ona hem o müziğin keyfini çıkarma hakkı tanıyın, hem de o müziğin onu yutmasına izin vermeyin. Çünkü bir gün o parıltılı sahneler sönecek. Ama o gencin kendiyle kurduğu ilişki, ömür boyu kalacak.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:57
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 23 Ağustos 2026 07:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















