Müslümanlar direnişin merkezinde Selçuk Türkyılmaz
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Almanya, İngiltere ve Avustralya’da Filistinlileri desteklemek için gösterilere katılanlara gittikçe daha sert müdahale ediyor. Fakat bununla paralel olarak özellikle ABD merkezli olmak üzere Siyonist Yahudilere yönelik tepkiler de artmaktadır. Şimdiye kadar Siyonist Yahudilere yönelik tepkiler daha çok soykırım suçuyla doğrudan ilişkilidir. Bunu antisemitizm olarak tanımlamak mümkün değil. İsrail’in Gazze’de sergilediği vahşet tüyler ürpertici boyutlara ulaştığı için sözlü tepkileri daha çok düşünsel bir çıkış olarak görebiliriz. Almanya, İngiltere ve Avustralya devletinin tavrı ise umumî tepkilerden oldukça farklıdır. Onlar da Filistin taraftarlarına çok sert müdahale ediyor. Ekranlara yansıyan görüntülere bakıldığında İsrail’in sergilediği vahşetten geri kalmadıklarını söyleyebiliriz. İkisini aynı kategoride değerlendirmemiz belki abartılı görülebilir fakat ortam farklılığını göz önünde bulundurduğumuzda Almanya, İngiltere ve Avustralya’nın Filistin taraftarlarına yönelik tavrının daha vahşice olduğunu bile söyleyebiliriz.
İsrail’in kolonyal saldırganlığı bütün dünyada nefret uyandırıyor. Bu nefretin zaman içinde farklı boyutlar kazanıp kazanmayacağını şimdilik tahmin etmek kolay değil. Fakat şiddeti Filistin taraftarlarına yönelten devletler soykırım suçunu yakından biliyorlar. Çünkü onlar hem bu soykırım suçunu teşvik ettiler hem de suçlular arasında yer aldılar. Dolayısıyla Almanya, İngiltere ve Avustralya gibi ülkelerin Filistin taraftarlarına yönelik dehşet uyandıran müdahalelerini demokrasi, insan hak ve hürriyetleri ve özgürlükler gibi kavramlardan oluşan bir çerçeve içinde değerlendirmemek gerekir. Dünyanın başka bir yere doğru gittiğinin konuşulduğu bir zamanda çifte standartlardan bahsetmek hakikaten kolonyal bir dile teslim olmak anlamına gelir. Bu kavramlar “öteki”ne karşı kullanılan bir silahtı. Uygarlaştırma misyonu silah olarak kullanılan kavramların ilk örneklerindendir. Bu kavramlarla ideolojik bir çerçeve oluşturuluyordu ve ötekinin karşısına güçlü bir şekilde çıkıyorlardı. Kolonyalist ideolojiler bu kavramlardan oluşmaktadır. İsrail de Filistin’in tarihî topraklarında sürdürdüğü kolonyal dehşeti uygarlaştırma misyonu çerçevesine dâhil etmektedir. Dolayısıyla Almanya, İngiltere ve Avustralya’nın Filistin taraftarlarına yönelik saldırılarını da uygarlaştırma misyonu çerçevesinde düşünmek gerekir. Demokrasi, insan hak ve hürriyetleri, özgürlükler gibi kavramlardan oluşan çerçeve ile uygarlaştırma misyonu iki farklı anlam kategorisidir.
Avustralya devletinin Filistin taraftarlarına yönelik saldırıları ilginç bir şekilde farklı boyutlar kazanıyor. Göstericiler gösteri mekânlarında namaz kılarken polisin sert müdahalesine maruz kalabiliyor. Bu türden müdahalelerin sembolik anlamı üzerinde de durmak gerekiyor. Çünkü çoğunluk böyle bir gelişmeyi din ekseninde açıklamaya meyillidir. Fakat hem İsrail’in vahşetini hem de onun suçlarına dâhil olan ülkelerin Filistin taraftarlarına yönelik saldırılarını aynı çerçeve içinde değerlendirdiğimiz için namaz kılan göstericilere yönelik saldırıları da din eksenli olmaktan çıkarmak gerekir. Buradan bir din düşmanlığı sonucu çıkarmamak gerekiyor. Görüldüğü kadarıyla yeni paylaşım savaşı karşısında en güçlü direniş odağının merkezinde Müslümanlar yer almaktadır. Bir gerçeğin altını çizmemiz gerekiyor. İslam dünyası yeni emperyalist saldırılara teslim olmuyor ve direnişe geçiyor. Bunun sembolik değeri de çok yüksektir. Müslüman dünyanın Batı Avrupa ve ABD emperyalizmine karşı direnişle özdeşleşmesi ve bu direnişin merkezi hâline gelmesi, sırladığımız devletlerin vahşi saldırılarını hangi düzlemde değerlendirmemiz gerektiğini işaret etmektedir.
İsrail ve Siyonist Yahudilerin batı Avrupa ülkeleri ve ABD’deki etkilerini masonlar, Yahudiler, gizli teşkilatlar ve aileler çerçevesi içinde değerlendirmemek gerekir. İsrail, Doğu Hindistan Şirketi gibi İngiltere tarafından kurulan bir şirket yapıdır. İsrail hiçbir zaman devlet olma kabiliyetine ulaşamadı, ulaşamaz da. Doğu Hindistan Şirketi kolonyal bir varlık olarak İngiltere’nin dünya hâkimiyetinin en önemli araçlarındandı. İsrail de aynı doğrultuda, Anglosaksonların dünya hâkimiyetinin en önemli araçlarındandır. Her iki yapı da zaman içinde kendini üreten devlet mekanizmasına nüfuz etti. Çünkü sistem buna müsaade ediyordu. Fakat İsrail başarısız oldu. Kolonyal yayılmacılık bakımından Doğu Hindistan Şirketi de milyonlarca insanın ölümüne yol açmıştı fakat o dönemler artık geride kaldı. Eğer İsrail geçen yüzyılda olduğu gibi soykırım başarısını sürdürseydi sistem işlemeye devam edecekti. Şimdi artık bir sona gelindi.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:48
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 12 Şubat 2026 04:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















