MURAT ÖZBOSTAN Kim oyunu oynayacak kim anı yakalayacak?
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Trabzon'da bir maçtan fazlası oynanacak. Trabzonspor ile Galatasaray karşı karşıya geldiğinde mesele çoğu zaman sadece üç puan olmaz; bu kez de öyle. Çünkü bu 90 dakika, iki farklı futbol aklının, iki farklı oyuna bakışın çarpışması gibi duruyor. Okan Buruk'un Galatasaray'ı, ne oynadığını bilen bir takım. Topa sahip olur, sabreder, rakibi kendi yarı sahasına iter. En önemli refleksi ise topu kaybettiği an başlar: baskı. Bu düzen, sezon boyunca onları taşıdı. Oyun bir kez kurulunca, Galatasaray ritmini buluyor ve kolay kolay o ritmi kaybetmiyor. Ama bu düzenin bir bedeli var. Bekler çıktıkça arkada boşluk büyür. Ve işte tam burada sahneye Fatih Tekke'nin aklı girer. Tekke'nin Trabzonspor'u bir kontrol takımı değil; bir fırsat takımı. Rakibi bekler, hatayı koklar ve doğru anda hızlanır. Plan basit ama etkili: az gel, temiz gel, can yak. Özellikle iç sahada, tribünün de itişiyle bu plan çok daha tehlikeli hâle gelir. Bu yüzden bu maçın kaderi aslında çok ince bir çizgide. Galatasaray oyunu kurar, sabırla oynar ve hata yapmazsa ağır basar. Ama oyun bir an için kırılır, tempo yükselir ve geçişler başlarsa, Trabzonspor'un istediği hikâye yazılmaya başlar.
Bir diğer kritik başlık ise bireysel performanslar. Galatasaray buraya kadar "atanı ve tutanı" ile geldi. Ancak hücumdaki eksik parçalar, bu tip deplasmanlarda daha fazla hissedilir. Bitiricilik bir anda kolektif sorumluluğa dönüşür. Bu da oyunun akıcılığını zaman zaman zorlar. Diğer tarafta Uğurcan Çakır var. Üzerinde baskı var, eleştiriler var Trabzon kanadında!. Ama büyük kaleciler tam da böyle gecelerde cevap verir. Eğer oyunun içinde kalır ve kritik anlarda sahne alırsa, Trabzonspor'un direnci katlanır.
Trabzonspor'un bir diğer dikkat çeken tarafı ise yaklaşımı. Büyük laflar etmiyorlar, "Yakarız, yıkarız, ezeriz" demiyorlar. Daha kontrollü, daha sessiz ama daha odaklı bir duruş var. Bu da onları tehlikeli kılıyor; çünkü beklenti değil, an kovalanıyor. Sonuç olarak bu maç, bir "Daha iyi takım" meselesinden çok, bir "Hangi senaryo gerçekleşecek?" sorusuna yanıt olacak. Düzen mi kazanacak, yoksa an mı? Eğer Galatasaray kazanırsa, bu galibiyet sadece üç puan yazmaz; şampiyonluk yürüyüşünü hızlandırır. Eğer Trabzonspor kazanırsa, ligde sadece bir sonuç değil, yeni bir ihtimal konuşulmaya başlanır. Trabzon'da cevap aranacak soru basit: Kim oyunu oynayacak, kim anı yakalayacak?
BENİ İYİ Kİ TÜRKİYE'NİN BAŞINA GETİRDİNİZ!
Bazı kararlar vardır; alındığı gün tartışılır, yıllar sonra ise değeri daha iyi anlaşılır. Vincenzo Montella'nın, A Milli Takım'ın başına getirilmesi de tam olarak böyle bir karardı. O günlere bir dönelim… Türkiye Futbol Federasyonu'nun masasında üç yerli teknik direktör adayı vardı!. Kamuoyunun beklentisi de büyük ölçüde (yerli) bu yöndeydi. Yabancı bir isim fikri ise mesafeli karşılanıyordu. O tabloda tek yabancı aday olarak öne çıkan isim Montella'ydı. Ancak soru işaretleri büyüktü:
"Adana Demirspor'un teknik direktörü milli takımı yönetebilir mi?" İşte tam bu noktada dönemin TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi ve ekibi (özellikle Hamit Altıntop ve Mustafa Eröğüt) kritik bir karar aldı. Popüler olanı değil, inandıkları ismi tercih ettiler. Risk aldılar… Ve bugün baktığımızda, o riskin karşılığını aldıklarını söylemek mümkün. Montella göreve geldikten sonra sadece saha içinde değil, saha dışında da güven veren bir profil çizdi. Önce oyuncuların, sonra kamuoyunun inancını kazandı. En önemlisi de aldığı destekleri hiçbir zaman unutmadı. Eski TFF yönetimiyle kurduğu bağ bunun en güzel örneklerinden biri. Büyükekşi'nin, Dünya Kupası başarısı sonrası yaptığı tebriğe verdiği yanıt, aslında Montella'nın karakterini özetliyor: "İyi ki beni bu göreve getirdiniz, sağ olun." Bu cümle, futbolda çok sık görmediğimiz bir değeri hatırlatıyor: Vefa… Bugün futbol dünyasında başarı kadar sadakat, karakter ve insanlık da konuşulmalı. Çünkü iyi bir teknik direktör olmak sadece taktik bilmek değildir. Aynı zamanda insan yönetmek, ilişkileri doğru kurmak ve geçmişi unutmamaktır. Montella tam da bu noktada fark yaratıyor. Hem işini iyi yapan bir teknik adam, hem de insani yönü güçlü bir karakter. Bu ikisi bir araya geldiğinde ortaya sadece başarılı bir takım değil, aynı zamanda saygı duyulan bir hikâye çıkıyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:84
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 04 Nisan 2026 07:02 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















