Moda 80’lere dönüp biraz eğlenmek istiyor
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Rahatlığın ön planda olduğu, gösterişten uzak, son derece yalın bir estetiğe sahip olan 90’ların modasını sevmeyenimiz yoktur. Bu nedenle her sezon o yılları bu kadar fazla konuşuyoruz. Ancak İlkbahar/Yaz 2026 podyumlarını incelerken aklıma sürekli aynı soru geldi: 80’lere biraz haksızlık etmiyor muyuz? Çünkü bu sezonun en güçlü detaylarının birçoğu aslında doğrudan 80’lerden geliyor. Parlak mor ve fuşya tonları, geniş ya da keskin omuzlar, iri desenler, büyük küpeler, beli saran kemerler, hareketli ve asimetrik etekler, broşlar, renk blokları... Hatta bazı podyum görünümleri neredeyse baştan aşağı dönemin ruhunu taşıyor.
Bence bu dönüşün en önemli sebeplerinden biri, uzun süredir moda dünyasına hâkim olan sadeleşme duygusundan biraz sıkılmış olmamız. Moda yeniden kişiliğini göstermek ve biraz eğlenmek istiyor.
Canlı renkler başrolde
Bu sezon 80’ler referansının en açık örneklerinden biri Versace’de. Markanın geçen yıl kreatif direktörlüğünü yapan Dario Vitale İlkbahar/Yaz 2026 koleksiyonunda Gianni Versace’nin 80’lerin sonundaki tasarımlarına doğrudan baktı. Devasa bel kemerlerinin elbiselerin üzerine yerleştiği, canlı renklerin birbirleriyle eşleştiği görünümler aslında dönemin ruhuna göndermeydi.
Mor ve fuşya aşkı: Bu sezon 80’ler etkisinin en belirgin işaretlerinden biri mor ve fuşya renklerinin yükselişi. Chloé podyumunda keskin omuzlu fuşya bir bluz, büyük bir deri kemerle birlikte kullanıldı örneğin. Ya da Valentino podyumunda mor bir eteğin 80’ler referanslı sarı bir gömlekle eşleştirildiğini gördük. Bu tonlar size uzak geliyorsa rengi tek bir parçada kullanıp gerisini nötr tutarak başlayabilirsiniz.
Bel vurgusu: Bu sezon bel bölgesini vurgulayan kemerler güçlü bir şekilde geri döndü. Geniş kemerler elbiselerin, ceketlerin ve bol gömleklerin üzerine yerleşti. Özellikle Dilara Fındıkoğlu’nun çivili, daha sert görünümlü kemerleri dikkat çekiciydi. Chloé’de kemer bir deri fular gibi bel çevresine bağlandı. Kemerin bu sezon yalnızca işlevsel bir parça olmadığını söyleyebiliriz. Görünümün merkezine yerleşiyor
ve kıyafetin bütün oranını değiştiriyor. Dolabınızdaki bol bir gömleği, düz bir elbiseyi ya da oversize ceketi geniş bir kemerle kullanarak bu etkiyi kolayca yakalayabilirsiniz.
Etekler hareketleniyor: 80’ler modası silüeti değiştirmeyi seviyordu. Bu sezon da etekler düz ve sakin durmak yerine hareket kazanıyor. Asimetrik kesimler, katmanlar, püsküller ve balon formlar öne çıkıyor. Bu parçaları günlük hayata uyarlamak için stilinizin geri kalanını sade tutmak bence en iyi yöntem. Asimetrik bir eteği beyaz bir atlet, düz bir tişört ya da klasik bir gömlekle kullanabilirsiniz örneğin. Altına mutlaka topuklu ayakkabı giymek gerekmiyor. Hatta ince bantlı sandaletler veya babetlerle çok daha modern durabiliyor.
Broşlar, aksesuarlar: Büyük küpeler, iri taşlar ve broşlar sezonun en belirgin aksesuarları arasında. Acne Studios, Zimmermann ve Saint Laurent gibi markalarda gösterişli küpeler, sade görünümlerin bile havasını tamamen değiştirdi. Broşlardaysa en sevdiğim örneklerden biri The Row’dan geldi. Omuzlara atılan bir kazağın kaymasını engellemek için bir broş kullanıldı. Yani broş aynı zamanda oldukça pratik bir stil detayına dönüştü. Bir de broşları yalnızca ceket yakasında düşünmeyin. Bir gömleğin yakasına, ipek bir fuların üzerine, düz bir elbiseye veya çantaya takabilirsiniz. Hatta farklı boylardaki birkaç broşu yan yana kullanmak sezonun maksimalist ruhunu çok daha iyi yansıtıyor.
HER TARZA UYGUN
Beyaz kumaş şortla giyin. Tam bir 80’ler referansı.
Zara, 800 lira
Beyaz bluzlarla çanta veya fular üstünde kullanın. Yargıcı, 1.250 lira
Bu kemer elbiselerin üstüne veya pantolon, bluz eşleşmelerine uyar (Communite mağazalarında). Paloma Wool, 9.600 lira
Rengi ve asimetrik kesimiyle 80’ler modasına gönderme yapıyor.
New In, 4.250 lira
80’lerdeki gibi gösterişli ve ‘görünümü yükselten’ tarzda…
Swarovski, 14.000 lira
İşte aradığımız drama...
Geçen hafta gerçekleşen Paris Haute Couture Haftası’nı heyecanla takip ettim. Schiaparelli’nin kreatif direktörü Daniel Roseberry moda evinin teatral dünyasına kendi dokunuşunu kattı. Dior’un kreatif direktörü Jonathan Anderson heykelsi formlarla deneysel bir couture dili kurdu. Chanel’deyse Matthieu Blazy masallardan ilham alan ama gerçek hayattan kopmayan bir koleksiyon sundu. Benim en çok merak ettiğimse Pierpaolo Piccioli’nin Balenciaga için hazırladığı ilk couture koleksiyonuydu. Güçlü renkler ve tüylerle podyumda görmek istediğimiz dramayı yarattı. Fendi’yse couture haftasının sonuna Roma’dan dahil oldu. Maria Grazia Chiuri marka için hazırladığı ilk couture koleksiyonunda daha akışkan ve rahat bir lüks anlayışıyla karşımızdaydı.
Bakmakla görmek arasındaki fark
Son zamanlarda radarıma giren yeni markalardan biri By Belin. Markanın ilk koleksiyonu ‘Look At Collection’ göz formundan yola çıkıyor ve bakmakla gerçekten görmek arasındaki farkı merkezine alıyor. Markanın kurucusu Belin Deniz Baysan mühendislikten gelen analitik bakışını seramik üretimiyle birleştirmiş. Yüzük, küpe, kolye ve bilekliklerden oluşan koleksiyonda göz formu farklı oranlarda yeniden yorumlanıyor. Parçalar dikkat çekici ama gündelik de kullanılabilir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:101
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 18 Temmuz 2026 07:29 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















