Milli Enerji ve Maden Politikası yol haritası oldu! Ankara nın hamleleri Türkiye yi dünyada önemli aktör yaptı!
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki küresel kriz dünyayı enerji darboğazına sürüklerken Türkiye; Milli Enerji ve Maden Politikası sayesinde krizlerden ayrışarak oyun kurucu ve merkez ülke olma hedefi rolünü pekiştiriyor.
Yerli sondaj filolarıyla doğalgaz keşifleri yapan, Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile kesintisiz elektrik tedariği amaçlayan Türkiye, Nadir Toprak Elementleri alanındaki hamleleriyle de dünyanın dikkatini çekti. Arz güvenliğini sağlayan, Karadeniz'deki tarihi gaz keşfini üretime dönüştürüp derin deniz filosunu Somali ve Libya'ya kadar yürüten Ankara, Akkuyu Nükleer Güç Santrali ve Beylikova'daki dünyanın en büyük nadir toprak elementi rezervleriyle hem enerjide tam bağımsızlığa koşuyor hem de küresel ticaretin merkezinde güvenli liman olarak öne çıkıyor.
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) araştırmacısı Büşra Zeynep Özdemir
Hürmüz krizi, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Nadir Toprak Elementleri (NTE) ile Milli Enerji ve Maden Politikası konusuda sabah.com.tr'nin sorularını yanıtlayan SETA Vakfı araştırmacısı Zeynep Özdemir, önemli değerlendirmelerde bulundu, Ankara'nın gelişen vizyonunu farklı perspektiflerle yorumladı.
ABD/İsrail'in İran'a saldırıları sonrası Tahran'ın karşı hamle olarak kapattığı Hürmüz Boğazı dünyada enerji krizi yarattı.
HÜRMÜZ KRİZİ: TÜRKİYE DÜNYAYA KIYASLA OLDUKÇA İYİ DURUMDA!
Büşra Zeynep Özdemir yaptığı değerlendirmede, "Türkiye, dünyanın geri kalanı gibi, Hürmüz kaynaklı krizden piyasalarda meydana gelen fiyat artışı dolayısıyla etkileniyor. Artan petrol fiyatları ithal edilen ham petrolün daha maliyetli olmasına yol açıyor. Buna karşılık, petrol ve doğal gaz tedarikinde Körfez ülkelerinin payının oldukça sınırlı olması ve her iki kaynağın ithalatında da çok sayıdaki ülkeye kıyasla çeşitlendirmenin iyi seviyede sağlanabilmiş olması dolayısıyla fiziksel arz noktasında henüz sorun yaşamıyor." dedi.
Zeynep Özdemir, "Örneğin geçtiğimiz son birkaç yılda en fazla petrol ithal ettiği ülkeler Rusya ve Irak iken Irak'tan ithal edilen petrolün boru hattıyla tedarik edilmesi Hürmüz'deki durma noktasına gelen tanker trafiğinden etkilenmesinin önüne geçiyor. Doğal gaz hususunda boru hatları aracılığıyla Rusya, Azerbaycan ve İran'dan ithalat yapmasına karşılık 2'si kara terminali, 3'ü yüzer terminal olmak üzere sahip olduğu 5 adet LNG ithalat noktası İran'dan kesilen gaz akışından etkilenmesini önlüyor. Son yıllarda çok sayıda önde gelen hidrokarbon devi ile imzaladığı LNG tedarik anlaşmaları çeşitlendirmeyi artırarak talebin karşılanmasında önemli rol oynuyor. Dahası, elektrik enerjisi kurulu gücünde yenilenebilir kaynakların son yıllarda fosil yakıtları geride bırakması ve içinde bulunduğumuz 2026'nın ilk çeyreğinde artan yağışlar sayesinde yükselen HES kaynaklı elektrik üretimi doğal gazın elektrik üretimindeki payını azaltarak maliyetlerde azaltıcı bir etki yaratıyor. Dolayısıyla Türkiye bugün Hürmüz kaynaklı krizden etkilenme konusunda çok sayıdaki ülkeye göre oldukça iyi durumda; mevcut durumda yalnızca piyasalarda meydana gelen fiyat artışı dolayısıyla etkileniyor. Artan petrol fiyatları ithal edilen ham petrolün daha maliyetli olmasına yol açıyor." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin en büyük enerji yatırımları arasında yer alan Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nde elektrik üretimi için geri sayım sürüyor.
SETA Vakfı araştırmacısı Büşra Zeynep Özdemir Akkuyu NGS projesi ile Türkiye'nin enerjide yaşayacağı kazanç ile ilgili, "Türkiye, Akkuyu'nun devreye alınmasıyla birlikte kesintisiz elektrik teminini daha da sağlamlaştırmış olacak" vurgusunu yaptı.
Zeynep Özdemir şu ifadeleri kullandı:
"TÜRKİYE AKKUYU NGS İLE KESİNTİSİZ ELEKTRİK TEMİNİNİ SAĞLAMLAŞTIRMIŞ OLACAK"
Akkuyu Türkiye'nin ilk nükleer enerji santrali; nükleer santraller günümüzde sıfır emisyonla elektrik üretmenin yanında kesintisiz elektrik üretimiyle de öne çıkıyor. Yüksek kapasite faktörü sayesinde uzun süre aynı miktarda elektrik üretebilen tesisler baz yük oluşturarak sürdürülebilir enerji temini sağlıyor. Türkiye, Akkuyu'nun devreye alınmasıyla birlikte kesintisiz elektrik teminini daha da sağlamlaştırmış olacak. Kurulu gücünde artan yenilenebilir payının desteklenmesi noktasında atom enerjisi büyük bir rol üstlenerek içinde bulunduğumuz koşullarda olduğu gibi doğal gaz ve kömürle daha yüksek maliyetle elektrik üreten santrallerin yerini alabilecek konumda. Bu da hem kesintisiz hem de daha uygun fiyatlı elektrik tedariki anlamına geliyor. Akkuyu'nun ilk reaktörünün ulusal talebin yaklaşık yüzde 2,5'ini, 4 reaktörün tamamının devreye alınmasıyla da yaklaşık yüzde 10'unu karşılaması planlanıyor.
Dünyada madenciliğin önemi giderek artarken, Nadir Toprak Elementleri (NTE) konusunda da ülkemiz adımlar atıyor. SETA araştırmacısı Büşra Zeynep Özdemir, "NTE'ler dünyadaki ekonomi ve enerji yarışını nasıl etkileyecek? Türkiye, avantajlı durumda mı?" sorusuna yanıt verdi.
TÜRKİYE'NİN NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ HAMLESİ NELER KAZANDIRACAK?
Zeynep Özdemir, NTE'lerin günümüzde çok sayıdaki alan en kritik girdi durumunda olduğunu vurgulayarak uzay teknolojilerinden haberleşmeye, savunma sanayiinden temiz enerji teknolojilerine, sağlığa kadar çok sayıdaki sektörde olmazsa olmaz konumda olduğunu ifade etti.
Zeynep Özdemir, "Bu nedenle bu madenlerin üretilmesi kadar işlenmesi ve ürün haline getirilip alıcısıyla buluşturulması da büyük önem arz ediyor. Türkiye geçtiğimiz yıllarda Beylikova'da dünyanın tek sahadaki en büyük rezervlerinden birini keşfetti. Bu keşfin ekonomiye kazandırılması için kurulan pilot tesiste üretim sürerken çıkarılan madenlerin ürün haline getirilmesi için tam bir tedarik zinciri oluşturulması gerekiyor. Bu noktada da çalışmalar sürüyor; Türkiye ABD, Çin, Kanada, Güney Kore gibi bu alanda faaliyet gösteren çok sayıdaki ülke ile temas halinde. Çin'in küresel ölçekte yüzde 80'inden fazlasını kontrol ettiği tedarik zincirinde Türkiye de bölgesinde önemli bir oyuncu olmayı, öncelikle kendi sanayisinin ardından da diğer ülkelerin talebinin karşılanmasında rol oynamayı hedefliyor. Bu noktada da dış politikasında benimsediği çok taraflılık ilkesi, tek bir aktöre bağımlı olmama eğilimi çok sayıdaki ülke ile müzakereler yürütmesine, iş birliği geliştirebilmesine olanak sağlıyor." sözlerine yer verdi.
"BERAT ALBAYRAK TARAFINDAN AÇIKLANAN POLİTİKA YOL HARİTASI OLDU"
Türkiye'nin Karadeniz'de yaptığı doğalgaz keşiflerinin, Akdeniz'deki arama faaliyetlerinin Somali ve Libya'daki enerji işbirliklerinin arkasında ise Milli Enerji ve Maden Politikası var.
Büşra Zeynep Özdemir, Berat Albayrak'ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı döneminde açıklanan Milli Enerji ve Maden Politikası'nın bugün Türkiye'nin enerji politikasında topladığı meyvelerin yol haritası niteliğinde olduğunu kaydetti.
Büşra Zeynep Özdemir şu sözleri kullandı:
Derin deniz sondaj gemilerinin satın alınması süreci sayesinde bugün Türkiye'nin filosunda dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu 6 adet derin deniz sondaj gemisi ve 2 adet sismik araştırma gemisi bulunuyor. Bu girişimin en başarılı sonucu hiç şüphesiz Karadeniz'de keşfedilen Sakarya Gaz Sahası. Keşfedildiği yıl dünyada açık denizlerde keşfedilen en büyük rezerv olma özelliğine sahip Sahadaki gaz miktarı daha sonra yapılan yeniden değerleme çalışmaları ve yeni kuyu keşifleriyle birlikte 320 milyar metreküpten 710 milyar metreküpe çıkmıştı. Bu, tükettiği gazın yüzde 90'ından fazlasını ithal eden Türkiye için dönüm noktası niteliğindeydi. Rekor sürede üretime alınan sahada bugün günlük yaklaşık 10 milyon metreküpe yakın gaz üretiliyor. Yakın zamanda geçtiğimiz yıl filoya katılan yüzer üretim tesisinin de devreye alınmasıyla üretimin birkaç yıl içerisinde günlük 40 milyon metreküpe çıkarılması hedefleniyor. Bahse konu üretim mevcut durumda Türkiye'nin ulusal gaz talebini karşılanmak için kullanılsa da 2025 yılında doğal gaz piyasası kanununda yapılan değişikliklerle ihraç edilmesi, sıvılaştırılarak uluslararası piyasalarda alıcılarıyla buluşturulması planlanıyor. Bu durum Türkiye'nin gaz tedarik güvenliğini artırmanın yanında gaz ithalatı pazarlıklarında da elini güçlendiriyor; yalnızca ithalatçı ülke olmaktan sıyrılıp üretici ülke olması ve ihracatçı olmaya doğru hızla ilerlemesi uzun dönemli gaz kontratlarında pazarlık kozu sağlıyor. Dahası, Türkiye bugün satın aldığı gemileri yalnızca kendi sınırları içerisinde değil, dost ve müttefik ülkelerle iş birliği yapmak üzere de kullanıyor. Bunun en önemli örneği Somali. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye Petrolleri ile yapılan anlaşmalar neticesinde Somali'nin deniz yetki alanlarında sismik araştırma faaliyetleri başlatılmıştı. Geçtiğimiz ay filoya son katılan 7.nesil derin deniz sondaj gemilerinden Çağrı Bey'in Somali'de arama ve sondaj faaliyetleri yürütmek üzere görevlendirilmesiyle yakın zamanda sondaj müjdesinin gelmesi bekleniyor. Yapılan anlaşma gereği de Somali'de çıkarılacak hidrokarbon kaynaklarının önemli bir bölümünün ev sahibi ülkeye teslim edilmesinin yanında bir bölümünün de Türkiye'nin tüketimine ayrılması her iki aktör için de kazan-kazan anlayışıyla hareket edildiğini gösteriyor. Somali'de başarıyla yürütülen süreç ve benimsediği bu anlayış Türkiye'nin çok sayıdaki Afrika ülkesiyle iş birliği anlaşması imzalamasına da vesile oldu. Ankara'nın Batılı ülkelerin sömürgeci mirasından uzak karşılıklı faydaya dayanan politikası bugün Afrika'da güvenilir bir ortak olarak öne çıkmasını sağlıyor.
"TÜRKİYE DÜNYADA ÖNEMLİ AKTÖR OLMAYA DEVAM EDECEK"
'Önümüzdeki süreçte Türkiye'nin enerji politikalarında öncelik hangi alanlarda olmalı? Doğal gaz, petrol, yenilenebilir enerji ve nükleer arasında nasıl bir denge kurulmalı?' sorusunu yanıtlayan Büşra Zeynep Özdemir, "Hem yenilenebilir enerji kurulu gücünün artırılması, hem nükleerin kurulu güce eklenerek payının katlanması hem de NTE alanından, yatırımların hızlandırılmasıyla teknoloji alanında yerliliğin artırılması Türkiye'nin önümüzdeki dönemde hem bölgesinde hem de dünyada önemli bir aktör olmaya devam etmesini sağlayacaktır." vurgusunu yaptı.
Büşra Zeynep Özdemir şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye geçtiğimiz 20 yıldan uzun sürede enerji alanında son derece önemli gelişmelere ev sahipliği yaptı. İthalat portföyünü çeşitlendirmesi, petrolün yanında bilhassa doğal gaz alanında attığı çeşitlendirme adımları, inşa ettiği LNG alt yapısı, hızla artırdığı yenilenebilir enerji kaynakları kurulu gücü ve son olarak yıl içerisinde ilk ünitesini devreye almaya hazırlandığı Akkuyu NGS ile son derece dengeli bir enerji portföyüne sahip. Sahip olduğu coğrafi konumunu yalnızca doğal bir avantaj olmaktan çıkarıp ekonomisini güçlendirmek, bölgede önemli bir oyuncu olmak, yakın çevresindeki piyasaların dengelenmesinde rol üstlenmek için kullanmayı hedefliyor ve bunun için ciddi adımlar atıyor. 28 Şubat'tan bu yana devam eden ABD/İsrail-İran savaşı enerji tedarikinde tek bir bölgeye bağımlı olmanın, tek bir kaynağa yüksek ölçüde tüketimde yer vermenin neden olduğu kırılganlıkları açıkça gösteriyor. Türkiye bugün oluşturduğu Orta Koridor ile hem kendi ticaretinin hem de küresel ticaretin güçlendirilmesinde rol oynamayı hedefliyor. Asya'yı Avrupa'ya bağlayan konumu geliştirdiği alt yapı ile jeopolitik riskleri barındıran kuzey-güney hattındaki rotalara önemli bir alternatif sunuyor. Dahası, dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz üreticilerinin yakın komşusu olması da hidrokarbon tedarikinde alternatif rota imkanı sunarak küresel petrol ve gaz akışının daha sağlıklı yürütülmesine fırsat oluşturuyor. Mevcut durumda bu politikanın devam ettirilmesi hem Türkiye'nin hem yakın coğrafyasının hem de küresel ticaretin faydasına. İçeride ise jeopolitik risklerden daha az etkilenmek için yürütülen politikanın sürdürülmesi; hem 2053 net sıfır hedefine ulaşmak hem de dışa bağımlılığı azaltmak için yenilenebilir kaynakların payının artırılması oldukça önemli. Nükleerin enerji portföyüne katılmasıyla da hem ithal gazla çalışan termik santraller kaynaklı maliyet baskısının azaltılması hem de kesintisiz enerji temininin sağlanması bekleniyor. Bu nedenle hem yenilenebilir enerji kurulu gücünün artırılması, hem nükleerin kurulu güce eklenerek payının katlanması hem de NTE alanından, yatırımların hızlandırılmasıyla teknoloji alanında yerliliğin artırılması Türkiye'nin önümüzdeki dönemde hem bölgesinde hem de dünyada önemli bir aktör olmaya devam etmesini sağlayacaktır."
DÜNYANIN GÖZÜ INRES 2026'DA OLACAK
Hürmüz krizi başta olmak üzere küresel enerji dengelerini etkileyen bölgesel gerilimlerin arttığı kritik bir dönemde, dünyanın doğal kaynak gündemi İstanbul'da şekillenecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayelerinde, Turkuvaz Medya Grubu'nun medya sponsorluğunda düzenlenecek olan 2'nci İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi (İNRES 2026), 22 Mayıs'ta Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın ev sahipliğindeki zirvenin açılışını Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın yapması bekleniyor.
Enerji ve doğal kaynaklar alanında karar vericileri, yatırımcıları, kamu temsilcilerini ve uluslararası kuruluşları İstanbul'da buluşturacak. Avrupa, Asya ve Afrika'dan çok sayıda ülkenin bakan ve bakan yardımcılarının katılması bekleniyor.
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:44
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 21 Mayıs 2026 09:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















