MEVLÜT TEZEL Ulaşılması en zor grup ustalar
Sabah sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
İstanbul'da 3+1 daireyi ortalama 25 bin-35 bin TL'ye boyatıyorsunuz.
Kapıyı açmak için çilingir binbin 500 TL istiyor.
Altı-yedi kalorifer peteğini temizletmek 2 bin 500 TL'den başlıyor.
Sıradan bir musluğu değiştirtmek bin 500 TL.
Dört araba lastiğini sökme-takma bin 500 TL.
Daha birçok örnek verebiliriz. Usta fiyatları sürekli yükseliyor!
Fiyatı karşılasanız bile usta bulamıyorsunuz. Ustalar genelde yoğun. Hatta bunlar iyi günlerimiz!
Employer Branding NOW 2026 Araştırması'na göre Türkiye'de ulaşılması en zor olan grubu yüzde 43 ile 'vasıflı işçiler' (teknisyenler, ustalar) oluşturuyor.
Dünyada ise bu oran sadece yüzde 24!
Yetenek kıtlığına karşı Türk şirketleri bütçelerini inanılmaz artırdı.
Dünyada şirketlerin sadece yüzde 30'u işe alım bütçelerini artırırken, Türkiye'de şirketlerin yüzde 54'ü bütçe artışına gitti ama vasıflı işçi bulmak hâlâ zor.
Gençlerin çoğunluğu üniversite mezunu olmaya çalışınca, özel üniversite enflasyonu yaşanınca ustalık kıymetli oldu.
Neyse ki, son yıllarda meslek liselerine ağırlık verildi.
2026 yılı Mayıs ayı itibarıyla Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, meslek liselerini tercih eden öğrencilerin oranının yüzde 43'e yükselmesi güzel bir gelişme.
Ancak bu öğrencilerin piyasadaki uzman teknisyen ve usta oranını artırması için daha zamana ihtiyaç var.
Nüfusa göre usta sayısı radikal bir şekilde düştüğü için bir süre daha ustalara ricayla iş yaptırmak zorunda kalınacak.
RENKLER BİLE CANLI DEĞİL ARTIK!
Sosyal medyada 80'ler ile günümüzü kıyafetler, etkinlikler ve yaşam tarzı üzerinden karşılaştıran video çok tıklandı.
Aslında yetişkinlerin çoğunun bildiği; giyim, saç kesimleri gibi farklar yer alıyordu videoda.
Videoda asıl dikkat çeken çoğumuzun farkında olmadığı; renklerin değişimiydi.
80'lerdeki giyimdeki çok renklilik 2000'lerde yerini gri, beyaz ve toprak tonlara bırakmasıydı.
Kırmızı, sarı, lacivert gibi renkler yerine artık daha ciddi olan gri, siyah ve toprak tonlar tercih ediliyor.
Uzmanlar bu değişimi insanların modernlik, rahatlık ve sadelik isteği olarak yorumluyor.
Bence bu biraz da modacıların ve giyim markalarının dayatmasından kaynaklanıyor.
Nostalji yapmak istemem ama bence 80'lerde tıpkı renkler gibi hayat da çok canlıydı.
12 TAKSİT!
Şu an fiyatı 20 bin TL'nin altında kalan akıllı telefonlar için 12 aya kadar taksit yapılabiliyor. Bu fiyatın üzerindeki modellerde taksit sayısı üç ay ile sınırlandırılıyor.
Ticaret Bakanlığı'nın hazırladığı yeni düzenlemeyle 30-35 bin TL bandındaki modeller için de 12 taksit imkânı sunulması bekleniyor. Bunun nedeni son dönemde yükselen cep telefon fiyatları.
"Taksit serbest bırakılsın, taksit oranını markalar belirlesin. Vatandaş da hangisini uygun buluyorsa onu alsın" dediğinizi duyar gibiyim. Ancak taksit sınırının hedefi; tüketici borçluluğunu sınırlandırmak, kredi büyümesini kontrol etmek, vatandaşın borçlanmasını azaltmak, finansal istikrarı korumak.
Öte yandan vatandaş telefonu taksitli alsa da, tüketici kredisi çekse de yine bankalara borçlanıyor. Bu noktada bankalar da özveride bulunmalı. Örneğin dijitalleşmeyle şube kapatıp personel azaltan bankaların maliyeti düştü; ama kazanç müşteriye yansıtılmadı. Oysa Avrupa'da bazı ülkeler, aynı teknolojik dönüşümde bankaları ücretsiz havale, düşük komisyon, daha ucuz ödeme sistemlerine yöneltti ve bankaları ücret rekabetine zorladı. BDDK verilerine göre bankacılık sektörünün 2025 yılı net karı bir önceki yıla göre yüzde 12 artarak 940 milyar lirayı aştı. Her yıl bankalar kar rekorları kırıyor. Bu müthiş rekorlara karşılık vatandaşa bazı kolaylıklar sağlamaları gerekmez mi?
YOKSULLUK YEMİNİ EDİP KİRACI ÇIKARMAK!
Madrid'de 67 yaşındaki emekli Mariano Ordaz, hayatı boyunca yaşadığı evden çıkarıldı.
Ordaz, pandemi sonrasında işini kaybetmişti ve kirasına yapılan 800 avro zammı ödeyemiyordu.
Birikmiş 15 bin avroluk borcu ödemesi istendi ama Ordaz'ın sadece karnını doyurmaya, elektrik ve su faturalarını ödemeye kadar yetecek parası vardı.
Daha önce dört kez mahallelinin baskısı tahliyeyi durdurmuştu ama bu kez mümkün olmadı.
Sabahın ilk saatlerinden Ordaz'ın evi, sekiz minibüs dolusu polis tarafından kordona aldı.
67 yaşındaki adamı evinden çıkaran ise 'yoksulluk yemini' eden Aziz Fransiskenin Saygıdeğer Üçüncü Tarikatı'ydı.
Latincesi 'votum paupertatis' olan yoksulluk yemini edenler maddi mülkiyetten ve kişisel zenginlikten vazgeçerek sade bir yaşam sürmeyi Tanrı'ya adanmışlığın parçası olarak kabul eder.
Ama Ortezi'yi evinden çıkaran tarikatın bölgede 300'den fazla dairesi varmış, iyi mi?
Bu tarikat mülklerini bir dini cemaatten çok yatırım fonu mantığıyla yönetiyormuş!
Yoksulluk yemini etmeseler neler yaparlardı acaba?
İncil'de "Para sevgisi her türlü kötülüğün köküdür" yazar.
Din ve Allah yolunda gittiklerini söyleyip, kul hakkı yiyerek zenginleşen din insanları hep vardı ve var olacaklar!
Kur'an'da Tevbe Suresi 34-35. ayetler ise dini istismar etmek suretiyle haksız kazanç elde edenler için şöyle diyor:
"Ey iman edenler! Bilin ki Yahudi din bilginlerinin ve Hristiyan din adamlarının birçoğu halkın mallarını haksızlıkla yerler ve Allah yolundan alıkoyarlar. Altın gümüş biriktirip Allah yolunda harcamayanları elem veren bir azapla müjdele!
O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılıp onların alınları, böğürleri ve sırtları dağlanacak: İşte yalnız kendiniz için toplayıp sakladıklarınız; tadın şimdi biriktirip sakladıklarınızı!"
Altyazı
"İnsanlar kendileriyle yaşar kendileriyle ölür. Sen ölümünü çok erkenden ilan ettin abi." (Uzak)
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:79
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 11 Mayıs 2026 07:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















