Menzil’de çözüm için Serdar Tuncer
Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Türkiye kamuoyunda Menzil Şeyhi olarak bilinen Seyyid Abdulbâki Elhüseynî Hazretlerinin vefatının ardından yaşananlarla alakalı hemen her platformda kimi yanlış kimi doğru pek çok şey yazıldı, söylendi, hâlen de konuşulmaya ve yazılmaya devam ediyor. Kırk senedir merhabam olan bu kapıyla alakalı, vefatın akabinde çektiğim bir video dışında şimdiye kadar bir şey yazmadım ve söylemedim. Fakat geçtiğimiz günlerde bir gelişme yaşandı. Problemleri çözmeye dönük bu güzel gelişmeyi görünce meseleyi anlayabildiğim kadarıyla ele almak istedim.
İŞİN ASLI NE? MİRAS KAVGASI MI?
İlk günden bu yana, babalarının vefatının ardından kardeşler arasında bir miras kavgası yaşanıyor gibi lanse edildi. Bu tamamen yanlıştı! Miras büyük oranda paylaştırıldı. Resmiyete dökülmeyen kısımları kalmış olabilir, henüz paylaşılmayan, bekletilen kısımlar olabilir. Fakat tanıdığım kadarıyla bu ailenin evlatlarının şahsi miras üzerinden bir kavga etmesi mümkün değildir. İşin bu kısmı çözüldü, kalanı da bir şekilde çözülür. Nitekim Seyyid Muhammed Sâkî Hazretleri iki ayrı şahsa miras konusunda vekalet verebileceğini, mirasın tam tespitinin ardından kendisine düşen payda vekalet verdiği kişilerin diledikleri gibi tasarruf edebileceklerini net bir şekilde ifade etti. Yani, Menzil’de yaşanan sıkıntı, terekenin taksimi kavgası hiç olmadı ve olmaz da!
MENZİL’İN YÖNETİMİNDE BİR SIKINTI VAR MI?
Menzil’de merhum Seyyid Abdulbâkî Hazretlerinin halifesi olan üç evladı da irşad faaliyetlerine devam ediyorlar. Herkes irşad için kendisine ayrılan yerde hizmetine devam ediyor. Müntesipler kime bağlı olduklarına bakılmaksızın Cami’den, çorbahaneden, erkek ve kadın dergahından ve sâir hizmetlerden müştereken istifade edebiliyorlar.
Artık bir ilçe hacmine erişen köyün geleneklerinde, aile büyüğünün bütün bu hizmetleri deruhte etmesine dair bir teâmül var. Vefatı müteakiben kendisine bu işin yürütülmesi için teklif götürülen büyük amca S. Abdulhalim Elhüseynî, sağlık sorunlarından dolayı bu işi yapamayacağını belirterek Seyyid Muhammed Sâkî Hazretlerinin lehine feragat ediyor. Diğer amcalar ve köyün kâhir ekseriyetinin kabulü ile vazife o günden beri kardeşlerin büyük ağabeyinde. Köyün, caminin, dergah hizmetlerinin yönetimiyle alakalı yaşanan kayda değer bir problem yok! Mesele bu da değil!
DERGAH, MEDRESE VE VAKIFLARIN STATÜSÜ VE PAYLAŞIMI
İlk günden bu yana tartışmaya mevzu olan konu işte budur. Dergah, medrese ve vakıflar miras mıdır değil midir? Miras değilse paylaşım ne şekilde olacaktır? Kime intisap ettiğine bakılmaksızın ortak bir kullanım imkanı olabilir mi olamaz mı?
Seyyid Muhammed Sâkî hazretlerinin bu hususta artık herkes tarafından bilinen kanaatini hatırlayalım: “Buralar Ümmet-i Muhammed’in paraları ve emeği ile yapılmıştır. Şahsî mirasa dahil edilmesi mümkün değildir!” Ailenin diğer fertlerinin de bu konuda başka türlü düşünebileceğine ihtimal vermiyorum!
Şöyle bir misal üzerinden düşünelim. Bin kişi var, geride kalan otuz yılda onların gayret ve imkanlarıyla yüz dergah ve vakıf binası yapıldı. Şeyh Efendinin vefatının ardından bu bin kişinin büyük çoğunluğu bir zata, kalanı da diğer iki zata intisap etti. Söz konusu mülkleri yapanların büyük ekseriyeti bir yerde kaldı ama tapular ve kullanım yetkisi bir başka yerde. Siz olsanız ne yaparsınız?
HİÇ KİMSEYİ MAĞDUR ETMEDEN BU İŞ NASIL ÇÖZÜLÜR?
Bu zamana kadar ortak kullanımdan mahkemeye, uzlaşmaya çalışmaktan dergah önü kavgalarına kadar pek çok alternatif çözüm yolu (!) denendi ancak hiçbiri başarılı olmadı. Geçtiğimiz günlerde Bilecik’ten gelen haber bu kapıyı sevenler nezdinde bir umut ışığına dönüştü. Çünkü meseleyi Bilecik özelinde suhûletle ve muhabbetle çözmeyi başardılar.
Şöyle ki: On sofi ve bir dergah olduğunu düşünelim. Altı kişi bir zata dört kişi diğer zata müntesip. Aralarında konuşarak dediler ki: “Biz burayı birlikte yaptık. Şimdi ise bir arada olamıyoruz. O zaman bu dergahın ederini hesaplayalım. Altı kişi bu mülkün fiyatının yüzde kırkına tekabül eden meblağı dört kişiye versin. Dört kardeşimiz de kendilerine yeni bir dergah alsınlar.”
Şahane bir çözüm değil mi?
İl il böylesi bir çalışma yapılarak dergahların, medreselerin ve vakıf binalarının taksimi pekala gerçekleştirilebilir. Bu suretle tezviratın, fitnenin, kavganın önüne geçilebilir. Menzil mirasla, kavgayla, polemikle değil; on yıllardır olduğu gibi ilimle, irşadla, hizmetle anılmaya devam edebilir.
Bu kapıya kıymet ve gönül veren veren bütün kardeşlerim adına niyazım, bu hususta söz sahibi olan kişilerin inisiyatifi ele alarak Bilecik Çözüm Protokolünü diğer bütün dergah, vakıf ve medreselerdeki ihtilafın çözümü için suhûletli bir yol haritasına dönüştürmeleridir.
Mevlâ kerimdir.
Görüntülenme:57
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Ocak 2026 04:11 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar


















