Meclis çatısı altında nefret provokasyonu!
Halktv sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
"Arapça duaya değiliz mecbur
İster Müslüman bil isterse gavur
İnsanı hor görmek en büyük kusur
Buna inanmışız münkir değiliz"
Aşık İbreti
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ayrıştırıcı, ötekileştirici, selefi anlayışlı bir siyasi yapının egemenliği altında mezhepçilik yapılıyor. Gazi Meclis, halkın tamamını kucaklaması gereken bir makam iken; ne yazık ki AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın Alevi yurttaşlarımızı hedef alan, nefret dozajı yüksek ifadelerine sahne oldu. Türkiye, tarihinin en hassas dönemlerinden birinden geçerken, toplumsal barışı tesis etmesi gereken Gazi Meclis, ne yazık ki bir kez daha kutuplaştırıcı ve ötekileştirici bir dilin esiri yapılmaya çalışılıyor.
Usta’nın, Suriye’deki Müslümanların katliamıyla bugün yaşanan Alevi soykırımını kıyaslarken kullandığı “Suriye’de Müslümanlar öldürülürken gıgını çıkartmayanlar, bugün ‘Aleviler öldürülüyor’ diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar!” şeklindeki vahim sözleri, kelimenin tam anlamıyla bir "insanlık ayrımı"dır. Bu sözler sadece siyasi bir polemik değil, yıllardır planlanan "kinci nesil" projesinin tehlikeli bir dışavurumudur.
Bu ifadelerin satır aralarına bakıldığında ürkütücü bir mantık silsilesi yatıyor: “Siz Suriye’deki Sünniler için ağlamadınız, öyleyse bugün katledilen Aleviler için feryat etme hakkınız yok.” Bu mantık, ölümü meşrulaştıran ve en kötüsü de "Alevi olmayı katledilmeye değer" gören bir zihniyetin dile getirilmesidir.
AKP Grup Başkanvekili’nin dudaklarından dökülen ifadeler, sadece anlık bir siyasi polemik değil; yıllardır satır satır yazılan bir ajandanın, bir bilinçaltının dışa vurumudur. Bu gafil dil, sadece bir "gaf" olarak geçiştirilemez. Bu söylem, Türkiye’de yaşayan milyonlarca Alevi yurttaşımızda derin bir infiale ve daha da acısı, yeniden bir can güvenliği kaygısına yol açmıştır. Aleviler, özünü nefret ve kinle doldurmuş bir zihniyetten insaf ve vicdan beklenemeyeceğini Türkiye tarihinde Maraş, Çorum, Sivas, Gazi’de yaşadıklarıyla tanık oldu. Daha geçmişin acı hatıraları hafızalarda tazeyken, devletin en üst kademelerinde bu denli hedef gösteren, ötekileştiren bir zehirli dilin kullanılması, toplumsal fay hatlarını tetiklemekten başka neye hizmet eder?
Bu nefret dili, aslında daha büyük ve tehlikeli bir projenin yıllardır kaldırım taşlarının döşendiğini ve meyvesini vermeye başladığının yalın ifadesidir. 23 yıldır iktidar gücünü kullanarak bir hedef olarak önümüze konulan "kinci ve dinci nesil yetiştirme" projesinin ürünlerinin bugün devletin en üst kademelerinde olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız. Siyaseti bir hizmet yarışı değil, bir "intikam ve öç alma" alanı olarak gören bu anlayışın, önümüzdeki yıllarda toplumsal birliğimize vereceği zararlar telafi edilemez boyutlara ulaşabilir.
"Bizden olan" ve "olmayan" ayrımı, hukuk devletinin en temel ilkesi olan eşitlik ilkesini kökünden sarsmaktadır. Bu türden siyasetçilerin kindar dili, radikal unsurları cesaretlendirmekte ve Alevi yurttaşlarımızda haklı bir "can güvenliği" endişesi yaratarak iç huzuru dinamitlemektedir.
***
AKP sözcüsü Usta, acıyı yarıştıran, ölümü meşrulaştıran bir zihniyetin sahibi olduğunu açıkça belli etmiştir. Usta’nın, Suriye üzerinden kurduğu denklemde kullandığı "Müslümanlar öldürülürken sesi çıkmayanların bugün Aleviler öldürülüyor diye figan feryat etmeleri" cümlesi, insanlık onurunu mezhepçi bir zihniyete teslim etmektir. Bu ifade; "Eğer benim önceliğim olanlar için ağlamadıysanız, sizin canınız cehenneme" demeye getiren, selefi ve irticacı bir anlayışın açık bir tezahürüdür. İnsan haklarını evrensel bir değer değil, mezhepsel bir imtiyaz olarak gören bu köhnemiş kafa yapısı, Alevi yurttaşlarımızda haklı bir “can güvenliği” endişesine ve toplumsal infiale yol açmıştır.
***
AKP iktidarı, yandaşlarının önüne nihai bir hedef olarak koyduğu "kinci ve dinci nesil yetiştirme" projesi bugün toplumun damarlarına zerk edilen bir zehre dönüşmüştür. Bu anlayışla yetişen ve sadece kendi dar, selefi inanç kalıplarına hapsolan nesillerin gelecekte toplumsal birliğimize vereceği zararlar şimdiden görülmelidir.
Bugün Meclisimizin çatısı altında Alevileri hedef alan bu dışlayıcı dil, aslında Türkiye’nin yarınına yerleştirilmiş tahrip gücü yüksek bir dinamittir. Kendi ideolojisini ve inancını bir baskı aracı olarak kullanan, karşısındakini "yok edilmesi gereken bir düşman" gibi kodlayan bu zihniyet, Türkiye’nin demokratik birikimini ve laik yapısını tasfiye etmeye yönelik tertiplerin ayak sesleridir.
Alevileri hedef tahtasına koyan, acıları kategorize eden ve nesilleri kin ve nefret gütmeye teşvik eden bir anlayıştan insan haklarına saygı duyulmasını beklemek, artık abesle iştigaldir. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; mezhepçi nefretin külleri arasından konuşan "kinci nesiller" değil, laikliğin ve demokrasinin güvencesi altında bir arada yaşamayı onur sayan bilimi kılavuz alan özgür zihinlerdir.
Meclis, mezhepçi nefretin haykırılacağı ve bir inanç grubuna yönelik kin kusma yeri değil, halkın tamamının huzurunu savunma makamıdır. Bu ayıp, sadece söyleyenin değil, bu dile sessiz kalan herkese aittir. Eğer bu "kinci ve dinci" dil durdurulmazsa, kaybeden sadece bir kesim değil, Türkiye’de yaşayan 86 milyon yurttaş olacaktır.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; kinci ve mezhepçi nefretin külleri arasından konuşmak değil, demokratik ve laik bir hukuk devletinin gereği olarak her bir canın yaşam hakkını kutsal saymaktır.
AKP Gurup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ve onun temsil ettiği bu zihniyet bilmelidir ki; bu toprakların mayasında ayrımcılık değil, birlikte yaşama iradesi vardır. Ve bu irade, her türlü nefret dilinden daha büyüktür.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:37
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Ocak 2026 05:09 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















