“Manevi Değer” ve “Hind Receb’in Sesi” Abdulhamit Güler
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Oscar adayları açıklandı ve 15 Mart’taki ödül töreni için iki ay daha heyecanla beklenecek.
Oscar ve heyecan kavramlarını yan yana kullanmak pek harcım değildir. Oscar’ın şov alanı olduğunun farkındayım. Ödüllerin ya da adaylıkların konjonktürden, politik tavırlardan, küresel yapılardan ve kanaatlerden bağımsız olmadığını da biliyorum. Fekat kabul etmek gerekir ki Oscar, sinema endüstrisinin en büyük ödül töreni. Endüstrinin merkezi olan Hollywood’un da taltif mekanizması. Dünya çapında da referans noktası…
Bunu bir kenara bırakıp adaylara dönecek olursak…
Beni ilgilendiren iki aday var. Birincisi “Hind Receb’in Sesi”… Gazze’de soykırım devam ederken, İsrail askerlerinin saldırısı sonrası ölen akrabalarıyla bir arabanın içinde kalan küçük kız Hind’in son saatlerini anlatan filmin Oscar’da boy gösterecek olması mühim. Daha önce de dünyanın en eski film festivali olan Venedik’te ödül almıştı. Geçen yıl adını en çok duyduğumuz filmlerden biri. Ülkemizde hâlâ vizyonda ama maalesef çok izlenmedi.
Uluslararası kategoride yarışacak bir başka film olan “Manevi Değer” de (Sentimental Value) gündemimdeki diğer film. Norveç’in Oscar adayı olan filmin yönetmeni Joachim Trier.
Aile bağları zayıf olan ve yaşı ilerlemiş olan bir yönetmenin, kızlarıyla arasını düzeltmek için film yapma yolunu tercih etmesini konu alan yapım, hikayesinden sinematografisine, oyunculuklarından ritmine kadar çok boyutlu bir etkiye sahip.
Modern insanın yalnızlığına çokça vurgu yapan Kuzey Avrupa Sineması’nın en güzel örneklerinden biri olan Manevi Değer, ailenin önemini sade bir anlatıyla derinlemesine işliyor. Avrupalı bir yönetmenden böylesi kıymetli bir konuda film görmek güzel.
Sanat ile insanın kurduğu ilişki, sanatçıların aileden ve toplumdan uzaklığı ve esasında böylece kendinden uzaklığına işaret eden hikayesi ile Manevi Değer, mutlaka izlenmesi gereken filmler listesine giriyor.
Yönetmen Trier, oyunculara büyük alan açan sakin anlatısı ile ele aldığı konunun derinliğine yolculuk yapmamıza imkan tanıyor. Renate Reinsve ile Inga Ibsdotter Lilleaas’ın oyunculukları harika. Bir Kuzey Avrupa filmi olarak elbette sakin ama soğuk değil. Sahici ve etkili…
Trier’in mekan vurgusu da sarsıcı. Kuşaklar boyunca aileleri ağırlayan ve görünmez dokunuşlarla yıllar boyunca insandan insana mekan sayesinde akan duygusal ve ruhsal etkiye işaret ediyor. Bir evin hiçbir zaman sadece üst üste dizili tuğlalar olmadığını iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:102
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Ocak 2026 04:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















