Maduro nun kaçırılması dünyanın gündeminde! Prof. Dr. Şen: Burası sözün bittiği yerdir
Mynet sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Ceza hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen, ABD'nin düzenlediği operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu kaçırmasını değerlendirdi. "Bir devlet başkanının ve eşinin kaçırılması yöntemi gayrimeşrudur ve hukuk hiçe sayılmıştır" diyen Şen, "Burası zaten sözün bittiği yerdir. Artık bu aşamada herkesin kendi başının çaresine bakma zorunluluğu doğar" dedi.
Prof. Dr. Şen yaptığı açıklamada şunları ifade etti:
Uluslararası Hukuk bakımından kötü günlerden geçiyoruz. Gerçi Uluslararası Hukukun olmadığı, Güçlünün Hukukunun olduğu, güçlü olanın da 'hukuk benim' dediği bir dünyada olup bitenleri yadırgamayanları da görüyoruz.
Esasında yaşananlar kurt ile kuzunun hikayesi. Narkoterör bahane, petrol ve yeraltı zenginlikleri şahane. Kimse; “yok halkı bezdirdi, yok yeniden seçilememişti, yok diktatördü” gibi bahanelere sığınmasın. Bunların hiçbirisi bir devletin diğer bir devlete müdahale etmesine hak tanımaz. Bu nedenle; kimse kimseyi kandırmasın, olup bitenin acayipliğini de meşrulaştırmaya çalışmasın. Bundan sonra kimin gücü kime yetiyorsa mı olacak? 2026 yılına gelmekle övünen insanlık aleminin hak ettiği bu mu?
Yok konu bir devletin, başka bir devlete saldırısı değilmiş de, yasak madde kaçakçılığı imiş, bir devletin başkanının bu işlere karıştığını tespit eden diğer devlet, hemen onun hakkında soruşturma yapıp dava açmış ve onu yakalayıp adalet önüne getirmiş! 'Mülkilik', 'mağdura göre şahsilik', 'adalet' ilkelerinden hangisini beğenirsen al. Demek ki bir devlet başkanını; Viyana Konvansiyonu dahil, tüm dokunulmazlıkları gözardı edilerek, kaçırıp, sonra da dünya aleme görüntülerini verip yargılayabilirmişsin. Bu insan; bir terörist mi, kanun kacağı mı, yoksa devlet başkanı mı?
"HİÇBİR MAKUL AÇIKLAMASI OLAMAZ"
Bırakalım ülkesinde yargılanma hakkına sahip olma gerçeğini, bir devlet başkanı ve eşi nasıl olur da kaçırılabilir? Gerçekten; 'narkoterör operasyonu' denilip, hukuka uygunluk kılıfı giydirilmeye çalışılarak, 'zaten demokrasiyi tanımayan ve hukuka hiç uymayan birisiydi' denilebilir mi?
Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na üye olan ve BM Şartı m.2/4 ile bağlı olan bir devlet, m.59’a göre meşru savunma şartları gerçekleşmeden, BM Güvenlik Konseyi’nin hiçbir kararı da olmadan, hangi haklı sebeple bir başka devlete saldırabilir? Bu da yetmezmiş gibi, o devletin meşru başkanı ve eşini kaçırabilir?
Bir devlet; nasıl olur da kendi ülkesi dışında işlenen fiillerden ve yapılan işlerden dolayı, kendisine karşı suç işlemeyen birisi hakkında yargılama yetkisine sahip olabilir? Bunun hukuki hiçbir makul açıklaması olamaz. Kim hangi tezi üretirse üretsin, ister adına 'gerçek ve yakın tehlike', isterse de 'ülke dışı milli yararlar' veya 'yaşamsal çıkarlar' denilsin, kurt ile kuzunun 'suyumu bulandırıyorsun' hikayesinden başka bunun bir açıklaması olamaz.
"SÖZÜN BİTTİĞİ YER"Bir devlet başkanının ve eşinin kaçırılması yöntemi gayrimeşrudur ve hukuk hiçe sayılmıştır. Bu tür bir yöntemin meşru görülmesi, buna benzer başka tuhaflıkların önünü açar. Olan bir savaşsa, bunun da kuralları olduğu bilinmelidir. 'Ben güçlüyüm', veya 'yaşamsal çıkarlarım için hiçbir kural ve kaideyi tanımam' deniyorsa, burası zaten sözün bittiği yerdir. Artık bu aşamada herkesin kendi başının çaresine bakma zorunluluğu doğar.
Ulus devletlerin geleceklerinin tehlikede olduğu söyleniyor. Bence değil. Tehlikede olan çıkarlar uğruna gözardı edilen hukuk, demokrasi ve temel hak ve hürriyetlerdir. Bir başka devletin içişleriyle ilgili hiçbir gerekçe, bir başka devlete doğrudan saldırı hakkını tanımaz. Bunun istisnaları ve şartları Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nde gösterilmiştir.
Venezuella devletine, başkanına ve eşine yapılan saldırının, İç Hukuklarda ve Uluslararası Hukuk’ta bir karşılığının olduğu söylenemez.
"KAYGI VERİCİ"O halde gelinen aşamada emperyalizmin yükselmeye devam ettiği, birkaç devletin paraya ve silaha dayanan gücünün öne çıktığı, insanların asırlardır mücadele ettiği bağımsızlık, özgürlük, hukuk, adalet ve eşitlik gibi kavramların yerini, güç sahibi olan birkaç devletin kendilerine göre tanımladıkları yaşamsal çıkarların ve değerlerin aldığı söylenebilir. Bu tür bir gelişme, her ülkeler ve uluslararası toplum için gerçekten kaygı vericidir."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:56
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 04 Ocak 2026 20:34 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















