Ankara24.com
close
up
Kurban: En sevdiğinden “En Sevgili” için vazgeçebilmek Mahmut Ay

Kurban: En sevdiğinden “En Sevgili” için vazgeçebilmek Mahmut Ay

Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.

İslam’da tüm ibadetlerin iki boyutu vardır: Zâhirî/yatay boyut ve bâtınî/dikey boyut. Birincisi “Bu ibadeti en doğru nasıl yaparım?” sorusunun cevabına, ibadetlerin şekline ve hükümlerine ilişkindir; toplumsal faydalarına dairdir. İkincisi ise “Bu ibadeti niçin yapıyorum?” sorusunun cevabına, ibadetlerin hikmetlerine ve ruhuna ilişkindir; Allah ile ilişkimizde bize sağladığı manevî gelişime dairdir. Birinci boyutla fakihler; ikincisiyle ârifler ilgilenmişlerdir. Tarih boyunca teşekkül eden dinî

İslam’da tüm ibadetlerin iki boyutu vardır: Zâhirî/yatay boyut ve bâtınî/dikey boyut. Birincisi “Bu ibadeti en doğru nasıl yaparım?” sorusunun cevabına, ibadetlerin şekline ve hükümlerine ilişkindir; toplumsal faydalarına dairdir. İkincisi ise “Bu ibadeti niçin yapıyorum?” sorusunun cevabına, ibadetlerin hikmetlerine ve ruhuna ilişkindir; Allah ile ilişkimizde bize sağladığı manevî gelişime dairdir. Birinci boyutla fakihler; ikincisiyle ârifler ilgilenmişlerdir.

Tarih boyunca teşekkül eden dinî geleneğimizde daha çok “fıkıh ağırlıklı” bir dil ve anlayış hâkim olmuş, bu sebeple ibadetlerin hükümlerine dair binlerce ciltlik bir fıkıh külliyatı teşekkül etmiş olmasına rağmen hikmetlerine dair yazılanlar maalesef çok sınırlı kalmıştır. Bu durum, sadece ulemâ sınıfı ve onların yazdıkları kitaplarla ilgili değildir. Neticede kitleleri etkileyen, ilim sınıfı/entelektüeller olduğu için halk arasında da “fıkıh dili” hâkim olmuştur. Fıkıh dili, hukuk dilidir; normatiftir, kuralı belirler ve o kurala uyulmasını ister; ibadetlerin hikmetini incelemeye, üzerinde düşünüp felsefesinin yapılmasına müsait değildir. Bu durum, tarihimizde ve günümüzde şöyle bir sorunu doğurmuştur: Dinî düşünce ve anlayış, büyük oranda hukuk düşüncesine ve diline indirgenmiş, böylece sığlaşmış ve derinlik kazanamamıştır.

Kurban ibadetini fıkıh kitaplarında anlatıldığı şekliyle yerine getirmeye çalışalım. Kurban etlerimizi fakir fukarayla paylaşalım. Bunlar bu ibadetin zâhiri yönüdür, topluma dönük faydasıdır ve olmazsa olmazlarıdır.

Hükme uymadan hikmet aranmaz.

Zâhir olmadan bâtın, dış olmadan iç, şekil olmadan öz olmaz. Ama şunu da bilelim ki tüm ibadetlerde olduğu gibi kurban ibadetinde de öncelikli olan bu ibadetin dikey boyutudur, özündeki mana ve hikmettir; insanın Rabbiyle ilişkisinde ona kazandırdığı manevî gelişim ve olgunluktur. Bu boyutu ıskalayarak yalnızca onun şekline ve toplumsal faydalarına odaklanmak

kurban ibadetini kurban etmektir.

Bu girizgâhtan sonra gelelim kurban ibadetinin bâtınî/içsel/dikey boyutlarına. Kurban ibadeti, Kur’an’da iki “meta anlatı” ile ilişkilendirilmiştir. Birisi Mâide sûresinin 27-31. âyetlerinde anlatılan Hz. Adem’in iki oğlu (Habil-Kabil) anlatısı, diğeri de Sâffât sûresinin 99-113. âyetlerinde geçen Hz. İbrahim’in Hz. İsmail’i kurban etme anlatısı. Birincisinde, “kurban” kelimesi zikredilir ama bizim Türkçe’de kullandığımız anlamıyla değil; Allah’a yakınlaşma amacıyla takdim edilen bir “sunak” anlamında. Orada sunağı kabul edilen (Habil), sunağı kabul edilmeyene (Kabil) “Allah, ancak takva sahiplerinin (ibadetlerini ve sunaklarını) kabul eder.” der. Demek ki meselenin özünde “takva” vardır. Takvası olanın takdimesi/kurbanı kabul edilir. Bu anlatıda bir husus daha dikkat çekicidir: Kur’an diyor ki “Nefsi, ona kardeşini öldürmeyi güzel gösterdi.” Demek ki Kabil’in nefsinde bir sorun var; nefs-i emmârede kalmış. Buradan da şunu çıkarabiliriz: Nefs-i emmâre sahibinin ibadeti de sunağı da kurbanı da kabul olmaz; dolayısıyla “

Parası olanın değil takvası olanın kurbanı makbuldür.

” Nitekim Kur’an’da “Allah’a ulaşan, kurbanların etleri ve kanları değil sizin takvanızdır.” buyurulur. Şu hâlde

kurbanı konuşmak, aslında takvayı konuşmaktır.

Gelelim ikinci meta anlatıya. Hz. İbrahim, ateşe atılma imtihanından sonra kavminin arasında yaşayamayacağını anlar ve “Ben Rabbime gidiyorum.” diyerek âdeta Rabbine doğru bir yolculuğa, bir seyru sülûka çıkar. Rabbinden bir evlat ister ve Rabbi de ona çok yaşlı olmasına rağmen İsmail’i bahşeder. Yani İsmail, İbrahim için çok geç yaşta uzun dualar neticesinde bahşolunmuş çok kıymetli bir evlattır. İbrahim’in imtihanı daha da büyür. Önceden, kendi canından vazgeçmekle imtihan edilmiş ve ateşe atılmıştı. Şimdi ise daha büyük bir imtihanla karşılaşır: Cânândan, en kıymetlisinden vazgeçmek. Rüyasında oğlunu kurban ettiğini görür. Ama ilginç olan nokta şudur: Rüyada “Oğlunu kurban et.” şeklinde bir emir almaz yalnızca kurban ettiğini görür. (Tevrat’taki anlatıya göre ise Tanrı doğrudan İbrahim’e oğlu İshak’ı Moriah diyarına götürüp kurban etmesini ister). İbrahim, rüyasını oğluna anlatınca oğlu “Babacığım sana emredileni yap. Ben sabredeceğim.” der. Sonra her ikisi de teslimiyet gösterir ve İbrahim tam oğlunu kurban edecekken Allah “Ey İbrahim! Rüyanı tasdik ettin. Biz Allah’ı görüyormuşçasına kulluk edenleri böyle mükafatlandırırız.” buyurduktan sonra iri bir koç gönderir ve böylece İsmail yerine o koç kurban edilmiş olur. Ardından da İbrahim’e bir başka evlat olarak İshak bahşedilir. Yani biricik evladını feda edip evlatsız kalmayı göze alan İbrahim, bu imtihandan başarıyla çıktıktan sonra evlatsız kalmak bir yana, ikinci bir evlada da sahip olmuştur.

İbn Arabî, Hz. İbrahim’e gösterilen rüyanın âlem-i misalde gerçekleştiği için İbrahim’in onu zâhiriyle yorumlamaması gerektiğini, ona İsmail şeklinde görünenin aslında “koç kurban” olduğunu, İbrahim’in bu rüyayı “tabir” etmek yerine “tasdik” ettiğini söyler. İlk bakışta tuhaf gelen bu yorum, âyetlerin zâhirine aykırı değildir ve aslında anlatıyı daha da derinleştirir. Zira İbrahim’in emir almamış olmasına rağmen gördüğü bir rüyayı bile bu şekilde gerçekleştirmesi ondaki teslimiyet ve sadakatin yüksekliğine işaret eder. Zaten anlatıda ön planda olan, teslimiyet ve sadakattir. Yani bu

kıssanın asıl kahramanı “teslimiyet ve sadakat” duyguları ile dünyada en sevdiğinden, en Yüce Sevgili için vazgeçebilmektedir.

Nitekim mistik varoluşçu filozof Kierkegard “Korku ve Titreme” isimli eserinde İbrahim’in bu teslimiyetini çok güzel analiz eder. Yalnızca Tanrı karşısında gösterilen kayıtsız bir teslimiyetin ve derin bir imanın, insanı kendi evladını dahi kurban edebilecek bir mertebeye taşıyacağını söyler. Ona göre bu, insanı “etik” boyuttan “iman” boyutuna taşıyan bir “metafizik sıçrama”dır. Bu sıçrama, aklın ve mantığın sınırlarından kurtulup özgürleşmek isteyen bireyin, varoluşsal bir kararla kendini Tanrı’ya/mutlak hakikate teslim etmesidir. İşte İbrahim, böyle bir iman kahramanıdır ona göre.

Kur’an’ın bu anlatısında zikredilen kavramları hatırlamak bu kıssadan alınması gereken derslerin neler olduğuna işaret eder: Hidayet talebiyle Rabbe doğru yolculuk, en sevdiğini kurban etmek, teslimiyet, sadakat, ihsan (Allah’ı görüyormuşçasına kulluk) ve imtihan. Metaforlarla dolu bu üst anlatıda verilmek istenen mesajı şöyle özetlemek mümkündür: Hayat, türlü imtihanlarla dolu bir yolculuktur. Bu yolculuğu Rabbine yakınlaşmak amacıyla yapan insan, Rabbine doğru bir yolculuğa çıkmaya karar verdiğinde imtihanı daha da ağırlaşır; teslimiyet ve sadakat gösterip en sevdiklerinden dahi vazgeçmeyi, onları gönlünde kurban etmeyi göze alırsa “ihsan” derecesinde bir iman yaşamış olur. Bunun neticesinde ilâhî mükâfata nâil olur.

Hâsılı; dünyada vazgeçtiklerimiz, bizi Allah’a yaklaştıran “kurban”larımızdır. O hâlde kurban, Hakk’a yakınlaşmak amacıyla nefsi/egoyu kurban edip mâsivâdan vazgeçmektir.

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:145
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 29 Mayıs 2026 04:02 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Rusya dan vazgeçtiler! Türkiye merkezli bölgede yeni bir ittifak doğuyor

28 Ağustos 2026 04:16see170

IMF Başkanı Georgieva: Sabitcoinler küresel finans için yeni riskler getirebilir

29 Ağustos 2026 00:31see153

Bu yıl herkes bizi izleyecek Sözcü Gazetesi

29 Ağustos 2026 00:13see153

Şarampole yuvarlanan kamyonetin sürücüsü yaşamını yitirdi Adıyaman Haberleri Habertürk Yerel Haberler

29 Ağustos 2026 01:07see153

Bakan Güler, üst rütbeye terfi eden personel için düzenlenen törene katıldı

28 Ağustos 2026 19:55see151

Viyana da Mısır Kraliçesi nin Elmas Kolyesi Çalındı

29 Ağustos 2026 01:52see146

Manchester City, Crystal Palace’ı farklı geçti!

29 Ağustos 2026 00:39see145

Adana da huzur ve güven uygulamasında 3,6 milyon TL ceza kesildi Adana Haberleri Habertürk Yerel Haberler

29 Ağustos 2026 01:07see145

Crystal Palace: 1 Manchester City: 4 MAÇ SONUCU

29 Ağustos 2026 00:25see145

Oğuz Çetin den FANATİK e özel açıklama: Transfer dönemi bitene kadar her türlü gelişmeye açık olun! Son Dakika Spor Haberleri

28 Ağustos 2026 17:00see142

Serkan Özbalta: Bu ligde alınan 1 puan çok çok kıymetli!

29 Ağustos 2026 03:34see142

Cumhurbaşkanı Erdoğan dan önemli mesajlar: Tarihi bir dönemi yaşıyoruz!

28 Ağustos 2026 19:41see142

Tapu satışı sonrası düşürülen parayı bulup aldı; o anlar kamerada İzmir Haberleri Habertürk Yerel Haberler

28 Ağustos 2026 20:58see141

Hidayet Türkoğlu: Hedefimiz Dünya Kupası’na katılmak!

29 Ağustos 2026 00:11see141

T.C. BODRUM 1.(SULH HUKUK MAH.) SATIŞ MEMURLUĞU

29 Ağustos 2026 00:11see139

Ev kadınlarına emeklilik imkanı: 2026 Ev hanımlarına devlet prim desteği ne zaman başlayacak, şartlar neler?

29 Ağustos 2026 02:18see136

Canını zor kurtaran kadına bir darbede ev sahibinden

28 Ağustos 2026 17:20see136

Ekonomistlerin TCMB faiz beklentisi belli oldu

28 Ağustos 2026 15:09see136

Kral öldü, Belediye Başkanı düğününü iptal etti

29 Ağustos 2026 17:32see135

Çorum da devrilen TIR alev aldı

29 Ağustos 2026 00:26see135
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları