Kral Donroe dönemi ABD karşıtı ittifaklar mı geliyor? Düşünce Günlüğü Haberleri
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Dr. Mustafa Öztop / Uluslararası İlişkiler Uzmanı
Dünya, İsrail’in Gazze’de işlediği soykırım konusunda henüz soykırımcı Netanyahu yönetiminden hesap soramadı. Uluslararası sistemin adalet, eşitlik ve hukuk konularında ne kadar yetersiz olduğunu gösteren bu tablo dünya genelinde toplumları, bazı devletleri ve bazı bölgesel ittifakları harekete geçirdi. Ancak bu hareketlilik henüz beklenen sonuçları üretemedi.
İsrail’in en büyük destekçisi ABD, mevcut kriz ve sorunların yanına 2026 yılının başlangıcında bir yenisini daha ekledi. Donald Trump yönetimi, dünyada yeni tarz müdahale yöntemlerine başladı. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, başkent Karakas’taki başkanlık sarayından Amerikan askerleri tarafından kaçırıldı. Bu gelişme, ABD Başkanı Trump’ın Monroe doktrinine atıfla kendisinin ifade ettiği Donroe doktrininin yine Donroe usullerince diğer bir ülkeye müdahalesi olarak yansıdı.
VENEZUELA MÜDAHALESİ ABD HEGEMONYASINI GÜÇLENDİRDİ Mİ?
ABD’nin Venezuela müdahalesi kimilerine göre Trump’ın elindeki güçle dünyayı yeniden dizayn etme ve Amerikan hegemonyasını yeniden tesis etme sürecini başlattı. Bu değerlendirmelere göre ABD, kimsenin sesini çıkaramadığı karşı konulamaz bir güç olmaya devam ediyor. Venezuela’ya yapılan müdahale, ABD’nin dünyada devletlere istediği gibi müdahale edebileceğini gösterdi. Ancak madalyonun diğer yüzünden meseleye bakacak olursak Trump’ın, karşı tarafın en az zayiat verdiği ve Amerikan askerlerinin zarar görmediği bir yöntemi uygulamak için oldukça çaba sarf ettiği görülüyor. Tüm senaryoların içinde en uygulanabilir seçenek olarak bu yöntemi görmüş. İlk döneminde Trump’ın İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani’ye yönelik suikastı da benzer bir anlayışla şekillendirdiği ve İran’a açık bir saldırıdan ısrarla kaçındığını hatırlamak gerek. Yani Trump açık bir savaştan olabildiğince kaçınıyor çünkü siyasetini Amerikan askerlerinin güvenliği üzerine kurguladı.
Ayrıca olayın sıcaklığı ve Trump’ın güç gösterisi, ilk etapta zihinleri ABD hegemonyasının yenilmezliğine yönlendirse de Latin Amerika ülkelerinin halkları ve yönetimlerinin ABD’ye gösterdiği ortak tepki, ABD’nin yalnızlaşmasının derinleştiğini gösterdi. Şu anki tabloda Donroe doktrini kendini açıkça ortaya koydu, Trump’ın kişisel egoları tatmin oldu ancak ABD’nin dünyadaki zayıflayan prestij ve imajı büyük bir yara daha aldı. Diğer taraftan ABD Senatosu’ndan Trump yönetiminin Venezuela’da askeri güç kullanmasını engellemeye yönelik bir adım geldi. Senato tarafından oylanan tasarıda bazı cumhuriyetçi vekillerin Trump’ın Venezuela’ya askeri güç kullanımını engellemeye yönelik oy kullanması dikkatleri çekti. Amerikan halkının da Venezuela’ya yapılan müdahaleye sıcak bakmadığı gerçekleşen protestolarda kendini gösterdi.
Dahası dünyanın diğer pek çok ülkesinin de Trump’ın bu haydutça politikalarından kendilerinin de bir gün etkileneceğini görmesi aslında yeni bir süreci başlattı. Kral Donroe doktrini sadece Venezuela’yı tehdit etmiyor. Grönland, Kanada, Meksika, Küba, Kolombiya, Brezilya ve bölgede Trump destekçisi olmayan ya da Trump’a açık şekilde biat etmeyen her devlet artık ABD tehdidiyle karşı karşıya. Burada özellikle Kanada ve Grönland konuları iş birliğiyle üstü kapatılmış ABD-Avrupa rekabetini yeniden körükledi. Avrupa her ne kadar askeri olarak ABD’ye karşı gelebilecek bir durumda olmasa da Kanada ve Grönland’ı da ABD’ye bedelsiz olarak verecek değil. Bu devletler bir şekilde ABD kontrolüne geçse bile, ki bu öyle çok basit bir mesele de değil uzun vadeli bir Avrupa-Amerika rekabeti kendini yeniden göstermiş olacak. Yani Donroe doktrini, Latin Amerika, Avrupa, Asya ve Ortadoğu’da pek çok ülkenin güvenliğini tehdit ediyor ve tek başına ABD’ye karşı bir aksiyon alması mümkün olmayan ülkeleri yeni ittifaklara zorluyor.
BİRLİKTE SAF TUTMAK ZORUNLU HALE GELDİ
İsrail’in 7 Ekim 2023 sonrası politikaları dünyada pek çok İsrail karşıtı gelişmeye neden oldu. Bunlardan biri de Lahey Grubu’nun kurulması oldu. ABD, İsrail’in engellenememesinin en temel nedeni olarak biliniyor. Bu noktada neorealizmin kurucusu Kenneth Waltz’a göre devletler, güç değil güvenlik arayışı nedeniyle her zaman daha zayıf olanla birlikte saf tutmak mecburiyetindedirler. Bu anlamda Trump’ın dünya siyaseti, diğer devletleri yeni bir güvenlik arayışına zorluyor. Lahey Grubu Başkan Vekili Varsha Gandikota-Nellutla grubun kurulmasını bir zorunluluk olarak niteliyor ve “Güçlü ulusların cezasız kaldığı bir dünyada, adalet, eşitlik ve insan hakları ilkelerini savunmak için birlikte durmalıyız” sözleriyle ifade ediyor. Waltz’un yaklaşımını destekler nitelikte uluslararası ilişkiler profesörü Stephen Walt ise ittifakların güce karşı değil tehdide karşı kurulduğunu savunmaktadır. Bu anlatımlardan hareketle kavramsal çerçeve/teori ve pratiği bir araya getirecek olursak dünyadaki pek çok ülke Trump dönemi Amerika’nın oluşturduğu güvenlik ihtiyacı ve tehdit algısına karşı zayıf olanlarla saf tutmaya ve tehdide karşı ittifak kurmaya yöneliyor.
ABD’nin Venezuela müdahalesine tepki olarak Brezilya, İspanya, Kolombiya, Meksika, Şili ve Uruguay hükümetleri Venezuela’ya yönelik saldırganlığı kınamak üzere ortak bir bildiri imzaladı. Diğer yandan ABD’nin tüm dünyayı etkileyen adımları, Ortadoğu’da da İsrail eliyle diğer ülkeleri yeni ittifaklara zorlayan koşulları meydana getirdi. Bu anlamda İsrail’in Somaliland’ı tanıması, bölge ülkeleri için yeni bir eşik noktası oluşturdu. Körfez’in en büyük coğrafi sınırlara sahip devleti olan Suudi Arabistan, İsrail ile normalleşen ve her şartta yakın ilişkiler içinde olmayı tercih eden BAE’ye karşı sert adımlar atmaya başladı. Bunun üzerine Yemen’de 1-2 hafta içinde dengeler değişti ve BAE’nin desteklediği Güney Geçiş Konseyi kendini feshettiğini açıkladı. Diğer taraftan Somali ve Sudan’da yaşanan gelişmelerde Türkiye ve Suudi Arabistan’ın yakın çalışmaya yöneldiği görüldü. Ayrıca İran’da yaşanan gelişmeler hususunda da bu üç ülkenin öncülüğünde bölge ülkelerinin ortak bir anlayış üzerinde çalışmaya başladığına ilişkin işaretler güçleniyor. Çin, Venezuela ve İran’da yaşanan gelişmelerden oldukça rahatsız olan bir aktör olarak bazı tepkiler verdi. Ancak bu tepkileri Çin’in uzun süreli stratejisiyle birlikte okuyunca Çin’den tek başına çok etkili ve güçlü tepkiler beklemek zor. Rusya’nın tepkileri ise hem içinde bulunduğu zor şartlar hem de Ukrayna konusundaki beklentilerine karşı bir etkisiz tepki olarak nitelendirilebilir. Ancak burada önemli olan tepkilerin organize hale gelmeye muhtaç olması ve bu yönde adımların şekilleniyor olmasıdır.
DAHA GEÇ OLMADAN
Dünyada büyük krizlerden sonra yeni şekillenmiş düzenlerin ortaya çıktığı malum. Yakın tarih örnekleri olarak Birinci Dünya Savaşı sonrası Milletler Cemiyeti, İkinci Dünya Savaşı sonrası da Birleşmiş Milletler düzeni ortaya çıktı. Pandemiyle başlayan 2020 yılı ve sonrası gelişmeler de dünyada yeni bir dönemin başlamakta olduğunu her geçen yıl daha açık şekilde gösteriyor. Bu anlamda dünyada yaşanan değişime ayak uydurmaktan da öte dünyada yaşanan değişime yön vermek bugünler için tarihi bir fırsattır. Dünyada herhangi bir gücün tek başına ABD’ye karşı meydan okuması ve bu meydan okumayı kazanması mümkün değildir. Ancak oluşan zemine uygun yeni ittifakların şekillenmesi ve bu ittifakların birlikte hareket ederek ABD’ye meydan okuması mümkündür. Bunun için bugünden daha uygun bir zemin olmamıştır. Çünkü çok fazla sayıda devlet tehdidi açık şekilde hissetmektedir. Filistin, Lübnan, Suriye, Yemen, Somali, Sudan, İran, Katar, Ukrayna ve Venezuela’da yaşananların başka bir devlette tezahür etmemesi için daha adil bir uluslararası sistem şart. İlkeler, normlar ve değerler çerçevesinde yalnızca merkezdeki hegemon aktörlerin çıkarlarını korumaya yönelik işlemeyen bir sistem için bugün adım atılmazsa yarın çok geç olabilir. Dünya ya ABD’nin birer birer hedef aldığı ülkeleri kontrolü altına almasına seyirci kalacak ve geleceğini Trump Amerikası’nın ellerine bırakacak ya da değerler temelinde hareket edecek yeni bir mekanizma ile dünyanın geleceğine yön verecek. Bu anlamda yaşanan tarihi değişime yön vermek ve ABD’nin oldubittilerine bir başka örnekte fırsat vermemek için Lahey Grubu, Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu ile genişletilmeli, İslam İşbirliği Teşkilatı, BRICS, Şangay İşbirliği Örgütü, Afrika Birliği, Türk Devletleri Teşkilatı ve Avrupa Birliği kolektif olarak Amerikan haydutluğuna karşı yeni bir mekanizma inşa etmelidir. Sözde de olsa demokrasi(!) görmüş bir dünya, Netanyahu-Trump tahakkümüne karşı daha fazla göz yumamaz, yummamalı. Daha adil bir uluslararası sistem ve devletlerin eşit egemenliği için güç merkezi oluşturabilen ve ilkeleri önceleyen bir “İnsanlık İttifakı” kurulmalıdır. İnsanlık İttifakı’nın nasıl kurulabileceğine ve merkezde hangi yaklaşım ve devletlerin olması gerektiğine ilişkin daha önce yine bu sayfada yayınlanmış olan “Dünyanın Krizden Çıkış Arayışı: İnsanlık İttifakı” yazısı bir çerçeve sunmaktadır.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:59
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Ocak 2026 04:02 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















