Körlük sadece hayatımızın bir parçası
Hurriyet sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Kör olduğumuz için istesek de istemesek de gündelik hayatımızda sizden daha çok diğer insanlarla iletişimde kalıyoruz. Bu hem avantaj hem dezavantaj olabiliyor. Yardım eden kişiyle çok iyi anlaşıp arkadaşlık da kurabiliyorsunuz, bir an önce gitse de kurtulsam diye dakikaları da sayabiliyoruz. Karşılaştığımız insanların yüzde 80’inin niyeti iyi. Hatta o kadar iyiler ki, kendilerince bize iltifat ederek mutlu etmeye çalışıyorlar. “Senin gibi olsam başaramazdım”, “Çok güçlüsünüz”, “Ne cesur bir insansınız” gibi cümleler söylüyorlar. İlk duyduğunuzda kulağa hoş geliyor ama zamanla fark ediyorsunuz ki bu sözler aslında bizim gerçek deneyimlerimizi küçültüyor. Körlük, iltifat edilecek bir şey değil; sadece hayatımızın bir parçası, günlük yaşantımızın sıradan bir gerçeği.
Bizim güçlülüğümüz ya da cesaretimiz özel bir yetenekten gelmiyor. Günlük yaşamda karşılaştığımız zorluklarla baş etmek, kendi yolumuzu bulmak, kendi düzenimizi kurmak ve bunu sürdürmek... Hepsi çok normal şeyler. Ama başkaları bunları görüp “Ne kadar güçlü bir insansınız” dediğinde, sanki bu sıradan hayat bir kahramanlık hikâyesi gibi sunuluyor.
Yeterince güçlü
Asıl önemli olan, başkalarının takdir etmesi değil. Bizim kendi deneyimlerimizle büyümemiz, yaşamımızı kendi biçimimizle sürdürmemiz ve seçimlerimizle güçlü hissetmemiz... Körlük, hayatımızın bir parçası ama bu bizim değerimizi ya da yaşam kalitemizi belirlemiyor.
Biz sadece hayatımızı yaşıyoruz ve bu yeterince doğal, yeterince güçlü. Kısacası ‘Ne kadar güçlüsünüz’ demek ‘Ben olsaydım yapamazdım’ demek, ‘İyi ki senin gibi olmamışım’ demek... Yaptığımız herhangi bir iş ya da sanat, zanaat varsa bu körlük üzerinden övülüyor. Oysa para kazanıp hayata katılmaktan başka gayemiz yok. Boyu küçük olana “Küçücük boyun var ama neler de başarmışsın” demek takdir mi sizce? Ya da ‘erkek gibi kadın’ demek nasıl bir takdir? “Siz çok güçlü bir insansınız” deyince ben güçlü güçlü gezmiyorum ki. Yine aynı endişe ve kaygılarımı taşıyorum.
Çoğu zaman körlüğümüz kimlik gibi oluyor. Sanki her şeyi kör olduğum için başarıyormuşum gibi düşünülüyor. Bir konuda uzmanlık elde ettiysek ve başarılı olduysak sadece o konuda sizin gibi takdir edilmemiz gerekmiyor mu? Bu sayfada bir başarım varsa, bunun görmememle bir ilgisi yok ki.
“Ama klavyeyi görmeden kullanıyorsun” diyorlar. Bence klavye zaten görmeden kullanılır, görerek klavye kullanıyorsanız kullanamıyorsunuz demektir. Çünkü bu f ve j tuşlarındaki minik tikler, yani çentikler
10 parmak yazabilesiniz diye var, biz de bunlarla klavyede yolumuzu
buluyoruz.
Basit düşünün ve her yerde birlikte olmanın tadını çıkaralım, birlikte başaralım. Sizi görüyorsunuz diye takdir ediyorlar mı? Ama “İyi araba kullanıyorsun” diyorlar, takdir ediyorlar. Görmezsen kullanamazsın tabii ki. Kaza yapınca da başka sözler duyuyorsunuz görmenizle ilgili ama olay hiçbir zaman görmekle ilgili değildir, dikkatle ilgilidir fikrimce. Kısacası biz hangi ortamda hangi işi başarıyla yaptıysak o konudaki uzmanlığımızla anılmak istiyoruz, körlüğümüzle ya da yaşamsal durumumuzla değil.
İyi pazarlar her sese. Unutmayın, bilmek görmektir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:105
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 15 Mart 2026 07:50 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















