Körfez’de 72 saat: Diplomasi geride kaldı, kriz derinleşiyor! Şimdi ne olacak? Daha büyük bir savaş mı geliyor?
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı geniş çaplı hava harekâtından yalnızca 72 saat sonra, çatışma Orta Doğu sınırlarını aşarak Avrupa’ya uzanan ve Amerikan topraklarında dahi güvenlik alarmı yaratan çok katmanlı bir savaşa dönüştü.
Başlangıçta hedef alınan ülke belliydi ancak operasyon, kısa sürede en az 11 ülkeyi doğrudan etkileyen, yaklaşık 300 milyon sivili savaşın gölgesi altına sokan bölgesel bir yangına evrildi. Savaşın coğrafi kapsamı şaşırtıcı derecede genişlerken, küresel petrol ve doğalgaz akışında ciddi aksamalar yaşandı; enerji piyasaları sert dalgalandı ve dünya genelinde ekonomik sarsıntılar hissedildi.
SÜRECİN UZAMASI SAVAŞIN GENİŞLEMESİNE NEDEN OLABİLİR
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada sürecin dört ila beş hafta sürecek şekilde planlandığını belirtti. Bu zaman aralığı, çatışmanın daha da genişlemesi için ciddi bir potansiyel barındırıyor.
Orta Doğu, zaten son iki yıldır (özellikle İsrail’in Gazze, Lübnan ve Yemen’de yürüttüğü operasyonlar nedeniyle) istikrarsız bir dönemden geçiyordu. Bu yeni kriz, önceki çatışmalardan daha geniş ölçekli ve daha yıkıcı bir tablo ortaya koydu.
SAVAŞIN İLK AŞAMASI VE İRAN’IN MİSİLLEMESİ
İran, savaş öncesinde açıkça, topraklarına yapılacak herhangi bir saldırının yalnızca İsrail’e değil, Körfez’deki ve Irak’taki ABD üslerine de misillemeyle karşılık bulacağını duyurmuştu. Nitekim savaşın ilk saatlerinde İran, balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla bir dizi ülkeyi hedef aldı: İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt ve Katar. Ayrıca Irak’ın kuzeyi de İran’ın hedefleri arasındaydı.
İran yanlısı milisler Irak içindeki ABD üslerine saldırılar düzenledi; Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yerleşkesine baskın girişiminde bulunuldu.
İkinci günde saldırıların kapsamı genişledi. Suudi Arabistan ve Umman hedef alındı. Umman özellikle dikkat çekiciydi; zira Tahran ile Trump yönetimi arasındaki nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenmişti. Daha çok yeni Suudi Arabistan’daki Aramco petrol rafinerisine İran’a ait iki insansız hava aracının parçalarının isabet ettiği bildirildi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, İran’ın bölge ülkeleriyle değil yalnızca İsrail ve ABD askeri varlıklarıyla savaş halinde olduğunu savundu. Ancak sahadaki gerçeklik farklıydı. İran’a ait insansız hava araçları ve füzeler, Dubai’nin turistik bölgeleri dâhil olmak üzere (Birleşik Arap Emirlikleri- Dubai), çok sayıda sivil alanı vurdu. Bu durum, İran’ın resmî söylemi ile fiili eylemleri arasındaki çelişkiyi derinleştirdi ve bazı bölgesel aktörleri doğrudan misilleme seçeneğini değerlendirmeye itti.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE ENERJİ KRİZİ
İran, Körfez’de ticari gemi trafiğini sekteye uğratmaya yönelik hamleler yaptı. İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, ABD ve İsrail'in saldırılarına karşılık Hürmüz Boğazı'nın kapatıldığını ve geçiş yapmaya çalışan gemilere müdahale edileceğini açıkladı.
Küresel ham petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 20’sinin bu dar su yolundan geçtiği düşünüldüğünde riskin boyutu daha net anlaşılıyor. ABD donanması İran’a ait birçok savaş gemisini batırdığını açıkladı.
Buna rağmen ihracat önemli ölçüde azaldı. Katar, sıvılaştırılmış doğalgaz üretimini askıya aldığını duyurdu; bu karar küresel enerji piyasalarında sert yükselişlere yol açtı.
LÜBNAN VE HİZBULLAH CEPHESİ
Hizbullah da savaşa resmen katıldı diyebiliriz. İsrail’e füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlendi ve Lübnan sınırında yeni bir cephe açıldı. İsrail buna Beyrut dâhil olmak üzere Lübnan genelinde yoğun hava saldırılarıyla karşılık verdi. Saldırılarda Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından bazıları öldürüldü. Lübnan Sağlık Bakanlığı en az 50’ye yakın kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
İsrailli bir savunma yetkilisi, “Hizbullah’taki herkes artık hedefte” diyerek geniş çaplı operasyon sinyali verdi. Buna karşın Hizbullah’ın saldırıları görece sınırlı kaldı ve büyük ölçüde İsrail hava savunma sistemleri tarafından engellendi.
Lübnan hükümeti ise dikkat çekici bir adım atarak Hizbullah’ın Lübnan topraklarındaki tüm askeri faaliyetlerini yasakladı. Başbakan Nevvaf Selam, grubun silahlarını derhal teslim etmesi çağrısında bulundu.
KATAR: İRAN’DAN GELEN İKİ SU-24 UÇAĞI, 7 BALİSTİK FÜZE VE 5 İHA'YI DÜŞÜRDÜK
Katar Savunma Bakanlığı, İran’dan gelen iki SU-24 savaş uçağının Katar Emiri Hava Kuvvetleri tarafından düşürüldüğünü, ayrıca hava savunma sistemleri tarafından 7 balistik füze ile 5 insansız hava aracının (İHA) etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, saldırı girişiminin tespit edilmesinin hemen ardından operasyon planı doğrultusunda gerekli karşılığın verildiği belirtildi.
Savunma Bakanlığı, Katar Silahlı Kuvvetleri’nin ülkenin egemenliğini ve topraklarını korumaya yönelik tam kapasite ve hazırlığa sahip olduğunu belirterek herhangi bir dış tehdide karşı kararlılıkla karşılık verileceğini bildirdi.
KÖRFEZ ÜLKELERİ VE SİVİL KAYIPLAR
Birleşik Arap Emirlikleri'nde Abu Dabi ve Dubai çevresinde otel ve konut komplekslerinde patlamalar yaşandı. Bahreyn’de yüksek bir bina alev aldı. Umman’daki bir liman insansız hava araçlarıyla hedef alındı; İranlı yetkililer bunu “hedefleme hatası” olarak nitelendirdi. Suudi Arabistan, BAE, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Umman hem kritik enerji altyapılarına hem de ABD askeri varlığına ev sahipliği yapmaları nedeniyle savaşın merkezine çekildi.
Can kayıpları hızla arttı: İran’da hayatını kaybedenlerin sayısı 500’ü geçti, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Bahreyn, Kuveyt ve Umman’da ölüm haberleri geldi ve gelmeye de devam edebilir. Katar’da çok sayıda yaralı bildirildi.
ABD TOPRAKLARINA YANSIYAN ETKİLER
Çatışmanın etkileri ABD içinde de hissedilmeye başlandı. FBI ve İç Güvenlik Bakanlığı terörle mücadele ekiplerini yüksek alarma geçirdi. İran yanlısı siber aktivistler tarafından düzenlenebilecek potansiyel terör planları ve siber saldırılar konusunda “yüksek tehdit ortamı” uyarısında bulunuldu. ABD Kongre Binası’nda güvenlik önlemleri artırıldı.
Sonuç olarak, yalnızca 72 saat içinde yaşanan gelişmeler, Orta Doğu merkezli bir askeri operasyonun ne kadar hızlı biçimde küresel güvenlik, enerji ve diplomasi krizine dönüşebileceğini gösterdi.
Peki şimdi neler olabilir? Tüm bu yaşananlar bize nasıl bir mesaj veriyor?
İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Dış Politika Uzmanı Yeliz Albayrak, savaşın oldukça hızlı yayılma riski olduğunun en başından beri öngörüldüğünü söyledi ve nedenlerini detaylıca anlattı:
-- Bu saldırı silsilesinde İran'ın cevap verme kapasitesinin bu kadar yüksek olduğunun hesaplanmadığını görüyoruz. ABD anakarasına ulaşamayan İran, çevredeki ABD üslerini ve ABD'nin İran'a saldırmasına yardım edecek kuvvetleri hedef alacağını söylemişti. Tam olarak da öyle yaptı.
KÖRFEZ ÜLKELERİ EGEMENLİKLERİNE BİR SALDIRI OLARAK GÖRÜYOR
-- Kendi aralarında farklı denge mekanizmaları, ticari ortaklıklar ve kültürel bağlar olan birçok enerji ve yeraltı kaynakları zengini körfez ülkesi de İran tarafından ABD üsleri sebebiyle hedef alınınca durum başka bir seviyeye taşındı.
-- İran sadece İsrail'i hedef aldığı bir tablodan ziyade ulaşabildiği bütün ABD üslerine saldırdı. Bu durum, körfez ülkeleri tarafından egemenliklerine bir saldırı olarak görülüyor.
Körfez ülkeleri uzun süredir bir yandan ABD ile güvenlik ortaklıklarını sürdürürken, diğer yandan İran’la diplomatik ve ekonomik kanalları açık tutmaya çalışıyordu. Mevcut çatışmanın bölgeye sıçramasıyla birlikte bu 'denge politikası' artık sürdürülebilir mi?
Yeliz Albayrak, körfez ülkelerinin birbirleri arasındaki bağlantılar ve aynı anda ABD ile olan birçok ticari, askeri ve güvenlik bağlamındaki anlaşmalarının bölgedeki dengeleri ve ticari çıkarları da korumak üzerinden şekillendiğini söyledi, " Ama son durum artık bu ülkelerin de ABD müttefikliğinin aslında ne kadar karlı ya da zararlı olduğunu tekrar hesapları gerektiğini ortaya koydu" dedi.
'ABD SÖZÜNÜ TUTAMADI, KORUYAMADI'
Yeliz Albayrak, "ABD, körfez ülkelerini söz verdiği gibi koruyamadı. Daha çok İsrail'i korumaya odaklandı ve bu ülkeler barındırdıkları ABD üsleri sebebiyle İran'ın saldırılarına hedef oldu. Şu anda ABD müttefikliği ya da yapılan askeri anlaşmalar tekrar aynı derecede faydalı olacak şekilde mi değerlendirilecek yoksa yeni bir yapılanma mı olacak? Bunlar çok büyük soru işareti ama kesin olan bir şey var; ABD'nin koruyuculuğu şu anda çok da işlevli bir halde değil" dedi.
HEDEF ARTIK REJİMİN DEĞİŞMESİ
ABD, artık açıkça İran'daki rejimin değiştirilmesini hedeflediğini söylüyor. Albayrak'a göre bu hedef, durumu başka bir yere taşıyabilir.
"Lübnan Hizbullah'ı dahil oldu, aynı şekilde Husiler dahil oldu. Irak içindeki Şii gruplar oldukça öfkeli. Tüm bunlar İran'a destek olmak için saldırılara katıldılar. İran'daki karmaşanın artmasıyla ya da rejimin tehdit edilmesiyle içerideki istikrarın bozulması, İran'ın hem içeride hem de dışarıda mücadele etmesi anlamına geliyor" diyen Albayrak ekledi:
"Bu da bir parçalanma, diğer ülkelerin ya da vekil aktörlerin, parameter grupların ve İsrail tarafından desteklenen terör örgütlerinin de duruma dahil olma, fırsattan faydalanma ve bütün bölgeyi çok daha uzun bir çatışma zeminine sürükleme riskini barındırıyor. İran tüm bunları ve istikrarı korumak için bir var oluş savaşı veriyor. Rejim değişikliğinin söz konusu olmadığının mesajını veriyor."
SAVAŞ AVRUPA ÜLKELERİNİN MÜDAHALESİNE KADAR GİDER Mİ?
Dün akşam Hürmüz Boğazı'nın kapatıldığı ilan edildi. Hürmüz Boğazı daha önce kısıtlandı fakat tam anlamıyla hiç kapatılmamıştı. Boğazın kapatılması nelere sebep olabilir?
"Hürmüz Boğazı'nı dün akşam kapatıldığının ilan edilmesi, petrol fiyatlarının artması, Avrupa'nın, ABD'nin ve bilhassa Çin'in de finansal olarak krize girmesi, enerji ve petrol fiyatlarının da bundan etkilenmesine neden olabilir. Boğazın kapatılması ve uluslararası gemilerin bekletiliyor olması petrol, doğalgaz, altın ve gümüş fiyatlarını etkileyecek" diyen Yeliz Albayrak, İran'ın bu stratejisinin sebeplerini ve olası etkilerini şöyle özetledi:
"İran, tüm bunların ABD üzerinde bir baskı oluşturmasını istiyor. Bütün kollarıyla tam bir mücadele sergiliyor. ABD ile yapılan diplomatik anlaşmaların sorgulanacağı bir döneme girdik. Çünkü artık ABD ile yapılan anlaşmalar güven vermiyor. ABD'nin müttefiki olmak eskisi kadar kazançlı mı değil mi sorgulanıyor. Şu anda en büyük sorun ise ABD ile İran arasında bir görüşme zemininin olmaması ve savaşın kontrolden çıkma senaryolarının yükseliyor olması."
Albayrak öte yandan bu krizin Avrupa için bir turnusol işlevi gördüğünün de altını çizdi, "Uluslararası hukukun hiçbir şekilde uygulanmadığı bu yeni sisteme hizmet etmek istemeyen ülkeler ve bu durumdan faydalanmak isteyen ülkeler olarak Avrupa şu anda ikiye ayrılıyor" dedi.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:68
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Mart 2026 13:20 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















