‘Kız çocuklarında içsel huzursuzluk olarak ortaya çıkıyor’
Hurriyet sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda çalışmalar yapan sosyal girişim Awen For Us’ın sosyal medyadan paylaştığı verilere göre dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanı yaşı kadınlarda yaklaşık 29, erkeklerdeyse 24 civarında. DEHB’li kadınlar çocukluk ve ergenlik döneminde hiperaktiviteyi daha az dışa vurabiliyor, hastalığın belirtilerini telafi etmeye yönelik stratejiler geliştirebiliyorlar. Toplumsal etiketler de tanının gecikmesine neden olabiliyor. DEHB’nin kadın ve erkekte ne tür farklılıklar gösterdiğini ve kadınlardaki bu farkın neden kaynaklandığını uzman psikolog Ayben Ertem’den ve psikiyatr, psikoterapist
Uzm. Dr. Emel Buyraz’dan dinledik.
‘İstek eksikliği ya da tembellik değil’
Uzman psikolog Ayben Ertem
◊ DEHB tam olarak nedir?
Çocuklukta başlayan ve çoğu zaman yetişkinlikte de devam eden, beynin dikkat, dürtü kontrolü ve davranış düzenleme sistemlerini etkileyen nörogelişimsel bir durum. DEHB bir istek eksikliği ya da tembellik değil. Beynin özellikle yürütücü işlevler dediğimiz planlama, odaklanma, sıraya koyma ve kendini kontrol etme becerilerinde farklı çalışmasıyla ilgili. Bu nedenle DEHB’li kişiler çoğu zaman yapmak istemediği için değil, yapmayı sürdüremediği için zorlanır.
◊ Kadınlarda tanı gerçekten daha geç mi konuyor?
Erkek çocuklarda hiperaktivite, hareketlilik, sınıfta sorun çıkarma gibi davranışlar daha belirgin. Bu yüzden genellikle daha erken fark ediliyor. Kız çocuklarındaysa DEHB hayal kurma, sessiz dikkat dağınıklığı, içsel huzursuzluk olarak ortaya çıkıyor. Ortalama yaşlar çalışmadan çalışmaya değişse de kadınların tanıyı çoğunlukla yetişkinlikte, erkeklerinse daha çok çocukluk veya ergenlikte aldığı biliniyor. Yani sayılar bire bir her çalışma için sabit olmasa da ‘Kadınlarda tanı gecikiyor’ bulgusu güçlü ve tutarlı.
◊ Bu fark neden kaynaklanıyor sizce?
Genellikle biyolojik, klinik ve toplumsal faktörlerin birleşimi söz konusu. Bazı araştırmalar östrojen gibi hormonların dikkat ve dürtü kontrolü üzerinde etkili olabileceğini gösteriyor. Bu da kadınlarda DEHB’nin daha karmaşık ve değişken görünmesine neden olabiliyor. DEHB’nin tanı kriterleri ve klinik örüntüsü uzun yıllar boyunca daha çok erkek çocuklar üzerinden tanımlandı. Bu nedenle daha sessiz, dışarıdan ‘sorun çıkarmayan’ çocuklar gözden kaçabiliyor.Kız çocuklarının ve kadınların yıllarca tanı almadan yaşamalarına neden olabiliyor.
◊ Kadınların ‘fazla duygusal’, ‘daha hayalci’ veya ‘dalgın’ diye algılanması da süreci etkiliyor, değil mi?
Evet, bu çok kritik bir nokta. Toplumda kız çocukları ve kadınlar için ‘Uslu, düzenli olmalı. Duygusal olabilir ama sorun çıkarmamalı’ gibi beklentiler var. Bu yüzden bir kız çocuğu dalgınsa ‘Hayalperest’, unutkansa ‘Dağınık ama zararsız’, odaklanamıyorsa ‘Potansiyeli var ama kullanmıyor’ şeklinde yorumlanabiliyor. Oysa bunlar DEHB’nin tipik belirtileri. Böyle etiketler tanıyı geciktiren önemli toplumsal filtreler.
◊ Kadınların bu durumla baş etme stratejileri erkeklere göre farklı mı?
Birçok kadın, çocukluktan itibaren farkında olmadan güçlü telafi mekanizmaları geliştirir. Örneğin aşırı planlama (liste yapma, ajanda kullanma), mükemmeliyetçilik, sürekli kendini kontrol etme, insanları memnun etmeye çalışma, fazla çabayla açığı kapatma bunlardan bazıları. Dışarıdan bakıldığında bu kişiler ‘çok düzenli, sorumluluk sahibi’ görünebilir. Ama içeride zihinsel yorgunluk, sürekli yetişememe hissi, ‘Herkes yapabiliyor, ben neden zorlanıyorum’ düşüncesi olabilir. DEHB’yi sadece ‘yaramaz çocukların sorunu’ olarak görmek özellikle kadınların yaşadığı görünmez mücadeleyi kaçırmamıza neden olur.
‘Kendini yetersiz hissedebiliyor’
Psikiyatr ve psikoterapist Uzm. Dr. Emel Buyraz
◊ Çocuklukta DEHB tanısı almayan kişileri yetişkinlikte nasıl teşhis ediyorsunuz?
Genellikle bu hastalığın neden olduğu ikincil problemler sebebiyle bize geliyorlar. Örneğin dikkat eksikliği tedavisi almayan bir yetişkin ümitlerine, hayallerine, akademik olarak beklentilerine ulaşamamış birey olarak karşımıza çıkabiliyor. Kendini yetersiz hissedebiliyor. Hiperaktivitenin ön planda olduğu kişiler erken dönemde tanı alamamışlarsa ilerleyen yıllarda maalesef bağımlılık geliştirmeye daha yatkın oluyor. Toplumsal beklentiler erkek çocuklarında daha belirgin olabiliyor. Akademik faaliyetlere ya da iş hayatına hemen katılıp orada başarılı olmaları talep ediliyor. Bu yüzden onlara daha erken tanı koyabiliyoruz. Kadınlarda dikkat eksikliğinin ön planda olduğu durumlar geç fark edilebiliyor. Çünkü bunlar kişinin daha çok içeride yaşadığı zorluklar. Sanki bir sorun yokmuşçasına kadınlar bu içsel durumu daha kolay kamufle edebiliyor.
◊ Bu rahatsızlık kadınların ve erkeklerin ailelerine nasıl yansıyor? Ne tür şikâyetler duyuyorsunuz?
Hastam eğer kadınsa ailesinden gelen şikâyetler onun beceriksizliğine, yetersizliğine dair yorumlar oluyor. “Senin kafan çalışmıyor mu” “İşte bu hep böyledir, sakardır” tarzında kişinin kendine olan güvenini de yıkabilecek söylemleri çok dinliyorum. Erkekler de benzer oranlarda ailesinden eleştiri alabiliyor. Sürekli zapt edilmeye çalışılıyorlar mesela. “Dur, yapma, şöyle yap” şeklinde aileleri onlara genellikle yapılacakları söylüyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:79
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 12 Nisan 2026 09:32 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















