Kılıçdaroğlu başka neleri itiraf etmeli? CHP’ye değil, Türkiye’ye ‘darbe girişimi’ yapıldı? O ‘çokuluslu müdahale’ ile CHP “iç tehdit” haline geldi. Şimdi Kılıçdaroğlu’nun ‘millileşme’ sınavı var. İbrahim Karagül
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
CHP’nin yaşadığı sancılar bir “siyasi parti meselesi” değil, “Türkiye meselesi”dir. Bir siyasi partiye darbe yapma değil, Türkiye’ye darbe girişimi meselesidir. Genel Başkanın kimin olacağından, içerideki hiziplere kadar, yaşanan iç çatışma, “Türkiye’nin Kurucu Partisi”nin “Türkiye Ekseni”nde kalıp kalmayacağına dair verilen savaşın kendisidir.
Her ne kadar, kadrolar arası bir çatışma görünse de, CHP’ye müdahale bir “dış istihbarat müdahalesi”ydi. FETÖ gibi İsrail-ABD istihbarat taşeronu bir yapı üzerinden servis edilen “içeriden darbe” planlamasının bir parçasıdır.
Parti, ABD-İsrail istihbaratının müdahaleleri ile Türkiye arasında sıkışıp kalmıştır. Kadrolar savaşının ana sebebi budur ve darbeyi yapan kadrolar doğrudan dışarıdan yönetilmektedir.
CHP’YE DARBE DIŞ İSTİHBARAT, EKREM BİR FETÖ PROJESİDİR. HEDEF PARTİ DEĞİL TÜRKİYE’DİR.
Ekrem İmamoğlu üzerinden başlatılan CHP’yi ele geçirme girişimi bir FETÖ projesidir. Dolayısıyla İsrail/ABD istihbaratı projesidir. Bu müdahale, sınırsız para akışıyla beslenmiş, kitleler medya üzerinden yönetilmiş, içeride “rejim değişikliği” planlanmıştır. “Erdoğan’ı devir, Türkiye’yi durdur” söylemi, CHP’yi Türkiye ekseninden çıkarıp “renkli devrimvari” bir planlama için kullanmaya dönük olmuştur.
Bunun için de Ekrem İmamoğlu gibi, ilkesi olmayan, rengi olmayan, kolay yönetilebilen, kompleksleri ve hırsları olan bir aday ortaya çıkarılmış, Türkiye’nin enerjisi “yeni nesil vesayet rejimi” için seferber edilmiştir. Özgür Özel bu projenin doğrudan içindedir ve siyasi görevi sadece emanetçiliktir.
TÜRKİYE’Yİ İSRAİL APARATI BİR ÜLKEYE DÖNÜŞTÜRECEKLERDİ...
Onlar CHP’yi ekseninden çıkardıktan sonra Türkiye’yi de ekseninden çıkaracaklar, İsrail’in bölgesel güvenlik planına göre yeniden tanımlayacaklar, Akdeniz’de, coğrafyanın tamamında İsrail aparatı bir ülke haline getireceklerdi. Tıpkı “Önce İstanbul’u sonra bütün Türkiye’yi” şeklinde yürütülen proje gibi. Bu yönüyle Ekrem İmamoğlu ile başlatılan proje, 15 Temmuz’dan sonra “ikinci müdahale”ydi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ardı ardına itiraflarda bulunuyor. Bir nebze de olsa bunlara değiniyor. Geçmişe dönük, kendisini de tasfiye eden planlardan biraz söz ediyor.
Parti’ye yönelik operasyon, içerideki ajanlar, CHP’yi başka bir eksene çekme, CHP içindeki darbe, Ekrem-Özgür modelinin anlamı gibi.
CHP’YE DEĞİL, TÜRKİYE’YE İHANETİ KONUŞMAK LAZIM.
O ÇOKULUSLU PROJEYİ KİM YAPTI?
Aslında bunlar büyük itiraflar. Bir CHP’liden zor duyabileceğimiz sözler. Açık açık bir ihanetten söz ediyor. O bunları CHP’ye ihanet olarak görüyor ama bunlar aslında Türkiye’ye ihanetti.
Her ne kadar bir siyasi parti içindeki çatışma görüntüsü olsa da, işin temeli Türkiye’ye ihanet olarak, Türkiye’yi rehin alma olarak hazırlanan çokuluslu bir planlamaydı.
Neler diyor Kılıçdaroğlu bir bakalım: “Yürüyüşümüze sinsice sızan FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe, millet dedikçe kapalı kapılar ardından dış mihraklardan icazet ve yardım dilenen o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum.”
KILIÇDAROĞLU “MİLLİ EKSEN”DE YER ALACAK MI? SÖZLERİN ÖTESİNİ MERAK EDİYORUZ.
Ve devam ediyor: “Bugün ülkemizin etrafı bir ateş çemberiyle sarılmışken Mustafa Kemal’in koltuğundan, dünyaya, yedi düvele sesleniyoruz: Devletimizin üniter yapısı ve milletimizin sarsılmaz bütünlüğü Kurtuluş Savaşı’nda nasıl çelikten bir yumruk olup tepenize indiyse bugün de aynı inançla karşınızdayız.
Şehit verdiğimiz bütün topraklarda devletimizin ve milletimizin çıkarları, partimizin sarsılmaz, tavizsiz tüzüğüdür. Türkiye’nin kardeşlik projesini koltuklarımızı korunmanın pazarlığını yapmak için değil, ülkemize ve halkımıza olan borcumuzu yerine getirmek için destekliyoruz.”
Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri, CHP’yi Türkiye eksenine taşıma, bir dış müdahale aparatı olmaktan çıkarma, yeni küresel güç paylaşımında “Türkiye Ekseni”ne yerleştirme arayışının göstergesi olabilir mi? Bilmiyoruz, zaman gösterecek. Bu itirafların gerçeğe dönüp dönmeyeceğini, sözlerin ötesini o zaman göreceğiz.
KILIÇDAROĞLU BAŞKA NELERİ İTİRAF ETMELİ? O “MASA”YI KİM KURDU?
Ama şu kadarını söyleyelim: CHP’ye dış müdahale Deniz Baykal’a komplo kurulmasıyla başladı. Kılıçdaroğlu bu komplonun detaylarını da itiraf etmeli. Arkasında kimler vardı, nasıl bir CHP dizayn ediyorlardı, bunun “Türkiye’yi durdurma” planıyla nasıl bir bağlantısı vardı? Kendisi bunları biliyor olmalı.
Ayrıca, “Altılı Masa”yı kimler kurdu? Arkasında hangi ülkeler vardı? Kendisini tasfiye eden FETÖ bunun neresindeydi? Kendisi bunları da biliyor ve Türkiye’yi bu konuda aydınlatmalı.
Madem CHP’de bir arınma yaşanacak ve bu arınmayı kendisi yapacak, o zaman “Türkiye’nin iyiliği için” bu komploları da açığa çıkarmalı. Ya da uygun bir dille devleti bilgilendirmeli.
O KAYIP SAATLER AÇIKLANACAK MI?
EKREM KONUSUNDA ÇOK UYARILDI.
Yine bir şey daha var: ABD’ye gittiğinde, o kayıp saatlerde nereye gitti, ne oldu? Kimlerle görüşüldü? Bu görüşmeler Türkiye’den neden gizlendi? Kılıçdaroğlu bu konularda da bir arınmanın öncülüğünü yapmalı.
Ekrem İmamoğlu projesi konusunda kendisini uyaranları o günlerde hiç ciddiye almıyordu. O zaman eleştirileri CHP’ye saldırı gibi algılıyordu.
Oysa herkes o “çokuluslu proje”yi görmüş ve vatan, millet için uyarı yapıyordu. O bunları anlayamadı. Ya da başka bir güç denklemine yatırım yaptı. Belki de yatırım yaptığı yerler onu sattı.
Ancak kongrede yaşadığı büyük şok belki bu gelişmelere “Türkiye Ekseni”nde bakma konusunda zihnini açmıştır. Bu itiraflar çok önemli ama devamı gelirse, ona göre bir yol yürürse. Aksi takdirde konjonktürel bir taktik manevra olaraktır. Eğer bunu yaparsa aynı komployu yine yaşayacak, ikinci kez koltuğunu kaybedecektir.
CHP HEM İÇ TEHDİT HEM DIŞ TEHDİT OLACAKTI!
Türkiye; 17-25 Aralık, 15 Temmuz gibi çok kritik tehlikeleri atlattı. Doğrudan bu devleti küçültmeye ayarlı çokuluslu saldırıları atlattı. Kılıçdaroğlu bunlar olurken devletin yanında yer almadı.
Siyasi partiler bölündü, cemaatler bölündü, toplumsal fay hatları üzerinden ölümcül senaryolar denendi. Ekrem Projesi, CHP’ye darbe işte bu müdahaleler silsilesinin parçasıydı. CHP, bir “iç tehdit” hatta “dış tehdit” haline getirmek için yeniden kurgulandı.
CHP’liler partilerine sahip çıkmalı, Kılıçdaroğlu da bu yeni dönemde CHP’yi Türkiye Ekseni’ne çekmeli. Bizi ilgilendiren tarafı budur.
TÜRKİYE İSRAİL APARATI OLAMAZ.
“DEVLETLER SÜREKLİLİĞİ”NE KARŞI ÇIKAN TEHDİT OLUR.
Türkiye’de her siyasi parti, Türkiye Ekseni’nde olmak zorundadır. Bir iç müdahale aracı, İsrail aparatı, ABD müdahalesi, Avrupa projesi olan her siyasi örgütlenme Türkiye’nin bütünlüğü için tehdit haline gelir.
Bundan sonra da CHP’yi bu eksende takip etmeye devam edeceğiz. Türkiye içinde örgütlenip de, Selçuklu-Osmanlı-Türkiye Cumhuriyeti “Devletler Sürekliliği”ne bayrak açan, isyan eden, bu siyasi genetiği değiştirmeye çalışan herkes, her yapı bu vatan, bu vatanın evlatları için tehdit görülecektir.
Ekrem üzerinden yürütülen projenin tasfiyesi ile Türkiye bir dış müdahaleyi daha boşa çıkardı. İşte şimdi Kılıçdaroğlu’nun zamanı. Türkiye’yi omuz verecek mi onun sınavını yaşayacak.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:47
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 02 Haziran 2026 04:17 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















