Kıbrıs Türk kalacak MHP lideri Bahçeli: Birleşik Kıbrıs Federasyonu tam bir hayaldir
Hurriyet sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada fon soruşturması, belediyelere yönelik yargı süreçleri, basın özgürlüğü, afetlerle mücadele ve Terörsüz Türkiye hedefini değerlendirdi. Mahkemelerin siyasi gösterilerin değil, savunma hakkının esas alındığı yerler olduğunu belirten Bahçeli, “Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir” dedi.
Bahçeli, fon soruşturmasında sorumluların ortaya çıkarılması ve mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini ifade ederek, belediyelere yönelik yargı süreçlerinde iddialara hukuki zeminde cevap verilmesi çağrısında bulundu. Aşırı yağışların yol açtığı zararlara da değinen Bahçeli, afetlerle mücadelede altyapı, imar disiplini, planlama ve önleyici tedbirlerin önemine dikkat çekti.
Terörsüz Türkiye hedefinin bölgesel güvenlik ve istikrarla birlikte ele alınması gerektiğini kaydeden Bahçeli, Suriye ve Irak'taki gelişmeleri ümit verici olarak nitelendirdi. Kıbrıs konusunda da değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, “Kıbrıs asırlardan beri Türktür, ebediyen Türk kalacaktır” ifadelerini kullandı.
Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan sözler:
Bu yeni haftanın başta Aziz Türk milleti olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ediyorum. Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışında televizyon ekranları radyo kanalları Ve sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza gönül ve kültür coğrafyalarımızda huzurun ve adaletin tecelli etmesi için saf tutan bütün kardeşlerimize en iyi dileklerimi sunuyorum.
AFETLERLE MÜCADELE
İstanbul'la birlikte bazı şehirlerimize yaşanan aşırı yağış can ve mal kayıplarıyla birlikte çok sayıda vatandaşımızın yararlanmasına sebep olmuştur. Öncelikle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet yakınlarına ve sevenlerine başladığı diliyorum. Yağmur ve selden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum yaralı olanlara acil şifalar temenni ediyorum.
Canla başla afetle mücadele eden kurumlarımıza ve çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum. Yağışın olağanüstü olduğu kabul edilmekle birlikte yaşanan tabloda altyapı ve imar disiplinin belirleyici olduğu ortadadır.
Yaşanan felaket planlama risk yönetimi ve önleyici tedbirlerle afetlere hazırlıklı olmanın neden önemli olduğunu bir kez daha aşağı çıkarmıştır. Afetlerle mücadele bütün kamu kurumlarını yerel yönetimleri, bilim çevrelerini ve toplumu kapsayan stratejik bir kamu politikası olarak ele alınmalı. Riskli alanların dönüştürülmesi doğal afetlerin zararlarının en aza indirilebilmesi temeline dayanmalıdır.
Afetten etkilenen vatandaşlarımızın uğradıkları zararın karşılanacağı ve benzer hadiseler yaşanmasın diye gerekli tedbirlerin alınacağına inanıyorum. Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afet ve musibetten esirgesin diyorum.
FON SORUŞTURMASI
Muhterem dava arkadaşlarım, geçtiğimiz haftadan bu yana hem fon soruşturması hem de başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere belediyelerdeki yolsuzluklara ilişkin yargı süreçleri devam etmektedir. Sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların etkili olabilmesi, finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesine bağlıdır. Sermaye piyasalarının gelişimi, piyasaların yeterli derinliğe kavuşmasını, sermayenin tabana yayılmasını, aynı zamanda da tüm finansal piyasaların istikrar içinde işlemesi için gözetim ve denetim işlevinin eş güdüm içinde gerçekleştirilmesini gerektirmektedir. Fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerden, Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır. Milletimizin helal tasarrufuna göz dikenlere hukuk zemininde en güçlü yaptırımlar kuşkusuz uygulanacaktır. Nitekim suçluların açığa çıkarılması ve mağduriyetin giderilmesi yönünde atılan önemli adımlardan, konuya ilişkin yasal düzenlemenin Meclis Genel Kurulu gündeminde bulunmasından ve meselenin tüm boyutlarıyla aydınlatılarak sorumluların hesap vermesini sağlayacak güçlü siyasi iradenin ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum.
"MAHKEMELER, SİYASİ GÖSTERİLERİN YERİ DEĞİL"
Daha önce de vurguladığım gibi bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Adalet, suçluyu cezalandırmak yanında masumu korumak, mağdurun hakkını gözetmektir. Cumhurbaşkanımızın isabetle, fahiş kazancın bedelinin ödetileceği ve devletin kimseyi mağdur etmeyeceğini söylemesi, adaletin tecellisine olan güveni artırmıştır. Bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir. Partimiz, milletimizin hak ve hukukunu savunurken adaletli bir gelir dağılımını mümkün kılacak adımların da takipçisi olacak. Dar gelirli vatandaşlarımızın beklentilerinin karşılanması için gerekli hamleler mutlaka yapılacaktır.
3 Ekim 2026 tarihli yazılı açıklamada ifade ettiğim gibi, cümle halkın emek ve alın terinin hülasası olan devlet mülkünü omuzlarda taşımak büyük bir sorumluluktur. Devlet mülküne tasallut edenin adalet ve terbiyesi ise devlet ahlakındadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden başlayarak birçok belediyeye uzanan ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren bir problem olmanın yanında bir ahlak yoksulluğudur. Yargılama süreçleri devam ederken siyasi polemiklerle kişisel gündem oluşturmak yerine, yöneltilen iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler, siyasi gösterilerin değil, savunma hakkının esas alındığı yerlerdir. Milletimiz gelişmeleri yakından takip etmekte ve adaletin bir an evvel tecellisini beklemektedir.
"BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ SUÇ İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİLDİR”
Soruşturmalar kapsamındaki bir başka konu da basın özgürlüğü tartışmalarına yöneliktir. Özgür basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğuna, medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar da hukukun kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır.
Nitekim medya kuruluşları da diğer bütün kurumlar gibi hukuk karşısında sorumluluk taşımaktadır. Asıl olan, basın özgürlüğünü savunurken hukuka aykırı eylemlere göz yuman bir hukuksuzluğa düşmemektir. Çünkü basın özgürlüğü demokrasinin güvencesiyse hukuka bağlılık ve etik sorumluluk da bu özgürlüğün temel dayanaklarıdır.
Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerinin kuvveden fiile dönüştüğü, kanunsuzlukların üzerine gidildiği bir ortamda huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemezdir. Sosyal medya üzerinden oluşturulmaya çalışılan algıya, FETÖ hesaplarından yapılan kışkırtıcılığa itibar edilmemeli, resmî açıklamalar doğrultusunda hareket edilmelidir. Türkiye'nin güvensizlik temelinde yönlendirilmiş toplumsal tepkilerle karşı karşıya bırakılması girişimlerinin mutlaka önüne geçilmelidir.
“TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ MEŞALESİNİ TAŞIYORUZ”
Kıymetli milletvekilleri, değerli milletvekilleri, kıymetli misafirler, Milliyetçi Hareket Partisi, tarihin omuzlarına yüklediği bu mesuliyet şuuru ile Türk milliyetçiliği meşalesini taşımaktadır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün satırlarımızda yazılı olan o veciz ifadesiyle temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Cumhuriyetimizin 21. yüzyıldaki kutlu hedeflerinden biri de Türklüğün büyük bir medeni vasfının Anadolu topraklarından bütün cihana yayılacağı hamleyi gerçekleştirmektir. Çatışmaları sulha, ayrışmaları birliklere dönüştürecek Türk Barışı'nın coşkun akan ırmağı Milliyetçi Hareket Partisi'dir. Bu ırmağın ulaştığı menzil ise Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonuyla geniş ve derin Türk ummanıdır. Milliyetçi Hareket'in kadroları bunu gerçekleştirecek müktesebata haizdir. Türk milleti de Milliyetçi Hareket Partisi müktesebatı ile yürümeye hazırdır. Lakin yol çetin, hava sislidir.
"SİZ NEYİN VE NERENİN MİLLİYETÇİSİSİNİZ?"
12 Eylül darbesinden sonra Türk milliyetçiliği fikrine ve Milliyetçi Hareket Partisi'ne operasyon çekmeye çalışanlar, bugün de devşirme kavramlar ve nevzuhur odaklarla Türk milliyetçiliğinin temiz kuyularını zehirlemeye çalışmaktadır. Beşinci kol faaliyetleri ve ideolojik manipülasyonlar, Türk milliyetçiliğine yönelik sinsi saldırıların yegâne amacıdır. İkinci yüzyılında köksüz bir cumhuriyet hedefleyenlerin, milliyetçi ülkücü hareketi figüran olarak görenlerin sureti milliyetçi, fikri ve siyaseti gayrisahihdir. Türk milliyetçiliğini etnik şovenizme ve ırkçılığa mahkûm ederek Türk gençliğinin saf duygularını istismar edenlerin gizli ajandasında MHP düşmanlığı vardır. MHP düşmanlığının sergilendiği gölge oyununda Türk milliyetçisi iddiasıyla konuşanlar, yazanlar ve çizenler, siyasi ihtiraslarını, fikrî buhranlarını ve şahsi ihtiraslarını kelamlarını ve kalemlerini satarak tatmin etmektedir. Türk gençliğinin millî hassasiyetlerini tenha köşelerde pazarlık konusu yapanlar, sefil oyunları aşikâr olduğunda Türk gençliğinin öfkesinden nasibini elbet alacaklardır. Buradan soruyorum. Siyasi ikballeri için kendisine oturacak masa arayanlar, milliyetçiliğin mukaddesatını ise oturdukları masalarda meze yapanlar, siz neyin ve nerenin milliyetçisisiniz? Kökü dışarıda mahfillerin mutfağında hazırlanan söylemlerle Türk milliyetçiliğinin huzur ve güven iklimini kirletenler, siz hangi ağızların kelamısınız?
"HEDEFİMİZ SÜPER GÜÇ TÜRKİYE'NİN İNŞASIDIR"
Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin önünde büyük fırsatlar olduğu kadar önemli sınamalar da bulunmaktadır. O sebeple milletçe günübirlik tartışmaların ötesine geçen, aklı, ahlakı, devlet tecrübesini ve millî iradeyi birleştiren kapsamlı bir gelecek vizyonuna uygun hareket etmek mecburiyetimiz vardır. Stratejik hedefimiz, lider ülke ve süper güç Türkiye'nin inşasıdır. Tüm unsurlarıyla buna uygun bir kapasite oluşturmak ise ortak sorumluluğumuzdur. Kutadgu Bilig'deki üç ayak üzerine olan hiçbir şey bir tarafa meyletmez. Her üçü düz durdukça taht sallanmaz. Bu ifadeler devlet anlayışımızın temelini özetlemektedir. Bugün bu dengeyi yasama, yürütme ve yargı üzerinden kurmak, hukukun üstünlüğü, güçlü kurumsal kapasite, toplumsal dayanışma ve ekonomik istikrarla bağdaştırmak zorunluluktur. Bu husus, milliyetçilik anlayışımızın bize yüklediği Türkiye sorumluluğunun bir parçasıdır.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Terörsüz Türkiye hedefi, bu büyük gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından birisidir. Bu süreçte kararlılık kadar akıl, güvenlik kadar hukuk, devlet otoritesi kadar toplumsal mutabakat ve güven de önemlidir. Sınırlarımızın ötesinde varlığını sürdüren silahlı yapılar, komşu ülkelerin istikrarını bozduğu ölçüde Türkiye'nin güvenliğini de tehdit etmektedir. Bu nedenle Terörsüz Türkiye hedefini terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin hedefi, güvenliğini sağlamış, millî birliğini güçlendirmiş bir ülke olarak teknoloji üreten, yüksek katma değerli sanayisini geliştiren, tarımda verimliliği artıran, enerjide dışa bağımlılığını azaltan ve gençlerine yeni fırsatlar sunan bir güç hâline gelmektir.
Bu amaçla tüm kurumlarımızla birlikte üniversitelerimizin de bu hedefe odaklanması şarttır. Üniversitelerimizin, ülkemizin köklü sorunlarına ve milletimizin daha fazla refah beklentisine cevap verecek bilimsel çalışmalarını ülke yönetimine katkı sağlayacak bir yapıya dönüştürmesi gerekmektedir.
"SURİYE VE IRAK'TAKİ GELİŞMELER ÜMİT VERİCİ"
Sayın milletvekilleri, kıymetli misafirler, İsrail-Lübnan hattından İran-Yemen eksenine, Hürmüz Boğazı'ndan Bâbülmendep Boğazı'na uzanan istikrarsızlık sarmalının bölgesel ve küresel güvenliği tehdit ettiği mevcut kaos ortamında Suriye ve Irak'ta yaşanan bazı olumlu gelişmeler, bölgenin barış ve huzuru açısından ümit vericidir. Bağdat yönetiminin silahlı yapıların tasfiyesine yönelik girişimleri, Irak Devleti'nin egemenlik sahasının tamamında meşru gücünü yeniden tesis etme iradesinin bir yansıması olmuştur. SDG ve YPG'nin askerî varlığının sona erdirilerek Suriye Devleti'nin kurumlarına entegrasyonu yönünde atılan somut adımlar ise ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği bakımından yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Komşu ülkelerimizde yaşanan bu gelişmeler göstermektedir ki önemli mesafe kat eden Terörsüz Türkiye hedefimiz bölgesel bir boyut da kazanmaktadır.
Diğer taraftan İran İçişleri Bakanı'nın eylül ayında gerçekleştirdiği Ankara ziyareti esnasında, “PJAK ve tüm kolları varlıklarını sona erdirmeli, silahlarını bırakmalıdır.” açıklamasının gereğinin de yerine gelmesiyle bölgesel barış için bir adım daha atılmış olacaktır.
KIBRIS MESELESİ
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeye odaklandığımız bir dönemde Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs'ta provokasyonlar da devam etmektedir. Türkiye'nin güvenlik doktrininde Mavi Vatan'ın stratejik merkezi olan Kıbrıs'ta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilcileri ile Rum tarafının temaslarını dikkatle takip ediyoruz. Rum basınına yansıyan ve yalanlanmayan Kapalı Maraş'ın Birleşmiş Milletler yönetimine verilmesi ve Gazimağusa Limanı'nın Avrupa Komisyonu gözetiminde işletilmesine yönelik iddialar, Kıbrıs Türklüğü'nün egemenlik hakları konusunda vahim bir tablo sunmaktadır. Birleşik Kıbrıs Federasyonu ham bir hayaldir ve Türk egemenliğinin de felaketidir. Rum yönetiminin İsrail'in Kıbrıs karakolu olma misyonunu üstlendiği bu dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşayan kardeşlerimizi uyanık olmaya davet ediyorum. Ve diyorum ki Kıbrıs asırlardan beri Türktür, ebediyen Türk kalacaktır.
Öte yandan İsrail, bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit eden kışkırtıcı ve yayılmacı politikalarıyla katliamını sürdürmektedir. Bu saldırıların son bulması için uluslararası toplumun caydırıcı ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini tekraren vurguluyorum. Yemen kaynaklı istikrarsızlığın ve Suudi Arabistan'da masum sivilleri hedef alan hususi saldırıların sona erdirilmesi için çok taraflı diplomasi mekanizmalarının etkin biçimde işletilmesi gerektiğini hatırlatıyor, Türkiye'nin barış ve istikrarı önceleyen diplomatik yaklaşımını takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Türkiye, Türk dünyasıyla ekonomik, siyasi, kültürel ve bilimsel bağlarımızı güçlendiren, Avrupa ile ilişkilerimizi karşılıklı çıkarlar temelinde yürüten, Orta Doğu, Kafkasya, Balkanlar ve Afrika'da barış ve kalkınmaya katkı sağlayan çok yönlü dış politikasıyla güvenilen ve itibar edilen bir ülkedir.
Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri
Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.
Ad
Soyadı
E-Posta Adresi
Bülten SeçimleriGün Başlıyor
Gün Sonu
ETK Kuralları ve Bilgilendirme Metnikapsamında onay veriyorum.
Abone Ol
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:44
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 20 Ekim 2026 15:35 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















