Karanlıkta parlıyor, erkeksiz üreyebiliyor: ABD kıyılarındaki “uzaylı” canlıların peşine düştü
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
ABD kıyıları, boyları birkaç santimetreyi bulan küçük fener köpekbalıklarından otobüs büyüklüğüne yaklaşan dev türlere kadar 100’ü aşkın köpekbalığına ev sahipliği yapıyor.
Yaban hayatı biyoloğu Forrest Galante de Discovery’nin Shark Week programı için Kaliforniya’dan Louisiana’ya, Florida’dan New England kıyılarına kadar uzanan bir yolculuğa çıkarak bölgenin en nadir ve sıra dışı türlerini aradı.
Galante’nin listesindeki canlılar arasında karanlıkta floresan ışık yayan şişen köpekbalığı, erkek olmadan üreyebilen kürek başlı köpekbalığı, nesli kritik tehlike altındaki küçük dişli testere balığı ve yaklaşık 9 metre uzunluğa ulaşabilen dev köpekbalığı yer aldı.
BALON GİBİ ŞİŞİYOR
Galante’nin ilk durağı, şişen köpekbalığının yaşadığı Güney Kaliforniya kıyıları oldu. İngilizcede “swell shark” olarak adlandırılan bu tür, tehlike hissettiğinde su yutarak vücudunu normal boyutunun yaklaşık iki katına kadar büyütebiliyor.
Köpekbalığı daha sonra kıvrılarak kayalıkların arasına sıkışıyor. Böylece avcıların kendisini bulunduğu oyuktan çekip çıkarmasını zorlaştırıyor.
Diğer birçok köpekbalığının aksine sürekli yüzmek zorunda olmayan bu tür, yanak ve boğaz kaslarını kullanarak ağzına su çekiyor ve solungaçlarının üzerinden geçiriyor. Bu özellik, deniz tabanındaki mağaralarda saatlerce hareketsiz kalabilmesini sağlıyor.
Galante, Kaliforniya açıklarındaki Channel Adaları’nda yaptığı dalış sırasında önce avuç büyüklüğünde bir yumurta kesesi buldu. İçinde gelişmekte olan bir yavru bulunan bu keselerin, çatlamadan önce yaklaşık dokuz ila 12 ay boyunca deniz tabanında kalabildiği belirtiliyor.
Kısa süre sonra kayalıkların arasında yetişkin bir şişen köpekbalığı da görüntülendi.
KARANLIKTA PARLIYOR
Şişen köpekbalığının en dikkat çekici özelliği ise karanlıkta parlarmış gibi görünmesi.
Bu canlılar ışığı kendileri üretmiyor. Derilerindeki özel moleküller, mavi ışığı emerek yeşil renkte geri yansıtıyor. “Biyofloresans” adı verilen bu olay, köpekbalıklarının düşük ışıklı ortamlarda birbirleriyle iletişim kurmasına yardımcı olabilir.
Galante ve ekibi dalış ışıklarını uygun biçimde ayarladığında köpekbalığının Pasifik’in karanlık sularında yeşil bir parıltıyla belirdiği görüldü.
Araştırmacı, karşılaştığı canlıyı “başka bir gezegenden gelmiş gibi” sözleriyle tanımladı.
ERKEKSİZ ÜREYEBİLİYOR
Ekibin bir sonraki durağı Louisiana kıyıları oldu. Burada, çekiç başlı köpekbalıkları ailesinin en küçük üyelerinden biri olan kürek başlı köpekbalığı arandı.
Yaklaşık 90 santimetre uzunluğa ulaşan türün başı, diğer çekiç başlı köpekbalıklarından farklı olarak kürek biçiminde.
Kabuklularla beslenen hayvanın deniz çayırlarını da sindirebildiği ve hem hayvansal hem bitkisel besinlerden yararlanabildiği biliniyor.
Kürek başlı köpekbalıklarında “partenogenez” adı verilen sıra dışı bir üreme biçimi de görülebiliyor. Bu yöntemde dişi, bir erkekten sperm almadan döllenmemiş yumurtadan yavru geliştirebiliyor.
Bu durum sıklıkla “kendini klonlama” olarak tanımlansa da ortaya çıkan yavru her zaman annesinin birebir genetik kopyası olmuyor. Yine de tür, erkek bulunmadığı koşullarda üreyebilen az sayıdaki köpekbalığından biri olarak biliniyor.
TESTERE GİBİ BURUN
Galante daha sonra Florida Keys bölgesinde küçük dişli testere balığının izini sürdü.
Adında “balık” geçmesine rağmen bu canlı, köpekbalıklarıyla yakın akraba olan bir vatoz türü. Burnunun önünde, iki yanında diş benzeri çıkıntılar bulunan uzun ve düz bir uzantı taşıyor.
Yaklaşık 90 santimetreyi bulabilen bu bölüm, çalışan bir testereyi andırıyor. Hayvan burnunu sağa ve sola savurarak küçük balıkları sersemletebiliyor, aynı zamanda çamurlu sularda avlarının yerini belirleyebiliyor.
Burun üzerindeki özel duyu organları, diğer canlıların oluşturduğu son derece zayıf elektrik alanlarını algılıyor.
Kıyı yapılaşması, yaşam alanlarının kaybı ve balıkçı ağlarına takılmaları nedeniyle küçük dişli testere balıklarının sayısı büyük ölçüde azaldı. Florida’da araştırma ekibinin yakaladığı yaklaşık 4 metre uzunluğundaki bireyin daha önce işaretlenmiş olduğu belirlendi.
Bilim insanları, aynı hayvanın yeniden yakalanmasının büyüme hızı, hareketleri ve sağlık durumundaki değişiklikler hakkında değerli bilgiler verdiğini belirtti.
DRON OTOMOBİL SANDI
Yolculuğun son bölümünde ekip, Massachusetts açıklarındaki Cape Cod Körfezi’nde dev köpekbalığını aradı.
Yaklaşık 9 metre uzunluğa ulaşabilen bu tür, büyük beyaz köpekbalığının neredeyse iki katı büyüklüğünde olabiliyor. Korkutucu görünümüne rağmen insanları avlamıyor; dev ağzını açarak sudaki planktonları süzüyor.
Galante ve ekibi, yerel bir pilot ile havadan kullanılan dron yardımıyla Cape Cod yakınlarında bir dev köpekbalığı tespit etti. Hayvan o kadar büyüktü ki dronun algılama sistemi onu hareket halindeki bir araç olarak sınıflandırdı.
Vücudundaki yara izlerinden köpekbalığının uzun yıllar boyunca ABD’nin doğu kıyısında göç etmiş olabileceği anlaşıldı. Galante, 30 yaşından büyük olabileceğini düşündüğü canlıyı, denizde ağır ağır ilerleyen bir uzay gemisine benzetti.
Araştırmacıya göre bu sıra dışı türler, köpekbalıklarının yalnızca büyük ve saldırgan avcılardan ibaret olmadığını; karanlıkta parlamaktan bitkisel besinleri sindirmeye kadar son derece farklı özellikler geliştirebildiğini gösteriyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:98
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Ağustos 2026 09:07 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















