Karadeniz’in abartılması gereken şehri: Giresun Seyahat Haberleri
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Karadeniz’in çok konuşulan şehirleri var. Bir de sessiz kalan, kalabalıklaşmadan güzelliğini koruyan yerleri… Giresun bugün tam olarak o eşikte duruyor. Henüz fazla yorulmamış, fazla tüketilmemiş, bakirliğini büyük ölçüde koruyan şehir; denizi, yaylası, şelalesi, kalesi, adası ve müzesiyle birkaç günlük gezide bile güçlü bir rota vadediyor.
Giresun’u özel kılan şeylerden biri de suyla kurduğu ilişki. Şehir yalnızca deniz kıyısında olmanın avantajını taşımıyor; iç kesimlerinde de sürekli akan, çağlayan, şekil veren bir su hafızası var. Şelaleler, dereler, sodalı sular ve travertenler bu hafızanın parçası.

Traverten, Giresun'da? Biz de aynısını dedik
Dereli ilçesindeki Kuzalan Şelalesi, Mavigöl ve Göksu Travertenleri, Giresun’un son yıllarda öne çıkan en dikkat çekici doğal duraklarından. Mavigöl, yağışların etkisiyle her zaman alışıldık turkuaz rengine kavuşamayabiliyor. Bizim gittiğimiz dönemde de su henüz o meşhur maviliğini tam göstermiyordu. Ama bu kez başka bir yüzünü açmıştı: güçlü, coşkulu, gürül gürül akan bir su sesi…
Bazen bir yer beklediğiniz görüntüyü vermez ama başka bir duyguyla yakalar. Mavigöl de o gün renginden çok sesiyle, akışıyla ve gücüyle kendini gösterdi. Karadeniz’in tabiatı burada sakin bir kartpostal gibi değil; yaşayan, değişen, kabaran bir varlık gibi karşınıza çıkıyor.
Kuzalan Şelalesi
Yeşilin içine saklanmış beyaz güzellik
Göksu Travertenleri ise Giresun’un belki de en şaşırtıcı yüzlerinden biri. Yeşilliklerin içinde aniden beliren beyaz travertenler, Karadeniz coğrafyasında görmeye alışık olmadığımız bir manzara kuruyor. Bölgedeki sodalı suyun oluşturduğu travertenler, beyaz dokusuyla çevredeki yeşili daha da belirgin kılıyor.
Burası eskiden de vardı; fakat yapılan düzenlemelerle daha görünür, daha ulaşılabilir bir rotaya dönüştü. Son yıllarda ziyaretçi sayısının hızla artması da tesadüf değil. Çünkü Göksu Travertenleri yalnızca güzel bir doğal oluşum değil; Karadeniz’in turizm algısını genişleten bir örnek. Giresun, “yayla ve deniz” ikilisinden çok daha fazlasını sunduğunu burada açıkça gösteriyor.
Göksu Travertenleri
Yaylada sonsuzluk hissine sütlaç eşlik etsin
Giresun’un iç kesimlerine doğru yükseldikçe şehir başka bir ritme geçiyor. Kulakkaya Yaylası’nda dağlara bakıp sütlaç yemek, basit bir gezi notu gibi görünebilir. Ama orada mesele yalnızca manzara değil. Yeşilin içinde, dağların karşısında insanın zihni yavaşlıyor.
Kulakkaya’da manzaraya uzun uzun bakınca şehrin telaşı, gündelik düşünceler, yetişme duygusu geride kalıyor. Dağların üst üste açıldığı o genişlik, insana gerçekten bir sonsuzluk hissi veriyor. Giresun’un yaylaları, çok bilinmiş rotaların aksine hâlâ sakinliğini koruyor. Bu da şehri daha kıymetli kılıyor.

Kalenin tepesinde bir hafıza
Giresun Kalesi, şehri yukarıdan izlemek isteyenler için en etkileyici noktalardan biri. Karadeniz’e, şehir merkezine ve kıyıya bakan manzarasıyla kale, yalnızca seyir yeri değil; aynı zamanda Giresun’un tarihî hafızasının da önemli duraklarından.
Kalenin en tepesinde, Giresun’un Milli Mücadele dönemindeki sembol isimlerinden Osman Ağa’nın anıt mezarı bulunuyor. 1883’te Giresun’da doğan Osman Ağa, Balkan Savaşı’na gönüllü olarak katıldı; aldığı yara nedeniyle “Topal Osman Ağa” olarak anıldı. Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele yıllarında Giresun’daki direnişin önemli isimlerinden biri oldu. Giresunlu gönüllülerle birlikte Ankara’da Mustafa Kemal Paşa’nın muhafızlığını üstlenen ekip içinde yer aldı.
Bu yüzden Giresun Kalesi’nde manzaraya bakmak yalnızca estetik bir deneyim değil. Şehir, tepesindeki mezarla birlikte ziyaretçiye bir mücadele hafızası da hatırlatıyor.

Karadeniz’in efsaneli adası: Giresun Adası
Giresun’un en özel duraklarından biri de Giresun Adası. Doğu Karadeniz’de Antik Çağ ve Orta Çağ’da yerleşime sahne olmuş tek ada olarak bilinen bu küçük kara parçası, şehrin kıyısından bakınca mütevazı görünse de hikâyesi oldukça büyük. Hem de bölgenin yaşanabilir tek adası!
Adayla ilgili anlatılar Amazon kadınlarına, Argonotlara, Altın Post efsanesine ve Ares’e kadar uzanıyor. Mitolojik adı Aretias/Khalkeritis olarak geçen ada, yüzyıllar boyunca farklı anlatıların ve inançların izini taşımış. Bugün adada Orta Çağ’dan kalma surlar, kilise ve şapel kalıntıları, sarnıç, pithoslar ve mezar yapıları bulunuyor.

Ada'nın asıl sahibi kuşlar
Ada yalnızca tarihî ve mitolojik yönüyle değil, doğal hayatıyla da önemli. Martı, karabatak ve tepeli karabatak gibi kuşların üreme alanı olan Giresun Adası, aynı zamanda göçmen kuşlar için de uğrak noktası. Bu nedenle yılın belli dönemlerinde, özellikle üreme zamanlarında adaya giriş sınırlandırılıyor. Çünkü burası turistlerden önce kuşların evi.
Giresun Adası bugün yeni düzenleme projeleriyle daha ulaşılabilir bir turizm durağına dönüşmeye hazırlanıyor. Doğal dokusuna uygun yürüyüş yolları, seyir alanları ve çevre düzenlemeleriyle ada, önümüzdeki dönemde şehir turizminin en güçlü başlıklarından biri olabilir. Van’daki Akdamar Adası’nı sevenler için Giresun Adası da Karadeniz’de benzer bir merak duygusu uyandırıyor; fakat buranın karakteri daha sakin, daha vahşi ve daha gizemli.

Adanın ganimetleri müzede sergileniyor
Giresun Adası’nda görülen kalıntıların devamını şehir merkezindeki Giresun Müzesi’nde takip etmek mümkün. Bugün müze olarak kullanılan yapı, eski Gogora Kilisesi. Bir dönem kilise, ardından cezaevi olarak kullanılan yapı, bugün Giresun’un arkeolojik ve etnografik hafızasını taşıyor.

Müzede Giresun Adası kazılarından çıkarılan buluntular da sergileniyor. Divit, hokka, haç, mozaik parçaları, sikkeler ve çeşitli arkeolojik eserler, adada bir dönem güçlü bir dinî hayatın bulunduğuna işaret ediyor. 2012 yılında yapılan kazılarda 52 insan iskeletinin bulunduğu, bu iskeletlerin adadaki kilise ve şapelde görev yapan din adamlarına ait olduğu değerlendiriliyor.

2021 kazılarında bulunan kitabe ise adanın tarihine dair en dikkat çekici buluntulardan biri. Kule yapısı içinde ortaya çıkarılan kitabede, adadaki yapı ve surların dönemin Giresun Valisi Roustam’ın oğlu Pinkernes Kyrikos’un eşi Maria tarafından yaptırıldığı belirtiliyor. Bölgenin kırmızı taş malzemesiyle hazırlanan bu kitabe, Giresun Adası’nın yalnızca mitolojik değil, tarihî olarak da ne kadar katmanlı bir yer olduğunu gösteriyor.
Neden şimdi görülmeli?
Giresun bugün tam gezilecek döneminde. Çünkü şehir hâlâ kalabalık turizm baskısıyla yorulmamış durumda. Yaylaları bakir, doğal rotaları etkileyici, adası gizemli, müzesi şaşırtıcı, kalesi hafızalı. Üstelik şehir yeni düzenlemelerle turizm potansiyelini daha görünür hâle getirmeye hazırlanıyor. Ayrıca hava da oldukça güzel. Ne soğuk ne de çok sıcak ve nemli…
Karadeniz’de bazı şehirler çoktan anlatıldı, paylaşıldı, tüketildi. Giresun ise hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bir yerde duruyor. Belki de bu yüzden abartılmayı en çok o hak ediyor. Çünkü Giresun’da yalnızca yeşile bakmıyorsunuz. Suyun şekil verdiği taşları, yaylanın açtığı sonsuzluğu, kalenin tuttuğu hafızayı, adanın sakladığı efsaneleri ve müzenin sessizce anlattığı tarihi aynı rotada görüyorsunuz.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:39
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 15 Haziran 2026 13:33 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















