Kanada Başbakanı Mark Carney Davos’ta ne dedi? Selçuk Türkyılmaz
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı’nın (ICE) ABD’de yaşayan gayr-i beyazlarla ilgili tutumu oldukça tehlikeli boyutlara ulaştı. Sokak ortasında adam öldürüyorlar ve bunu gizleme gereğini bile hissetmiyorlar. Tespit ettikleri kimseleri hapse atıyorlar, kamplara götürüyorlar ve özellikle El Salvador’da kurulan tesislere gönderiyorlar. İnsanların ICE ekipleri tarafından sokak ortasında infaz edilmesi dehşet verici bir durumdur. İnfaz edilenler, hapse atılanlar ve zorla ülke dışına çıkarılanlar gayr-i beyazlardır. Olağanüstü uygulamalara itiraz eden beyazlar da ICE ekiplerinin saldırısına uğruyor. Bazı eyaletlerde bu kategoride beyaz Amerikalıların öldürülmesi ABD’nin ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor. Muhtemelen beyaz Amerikalılara da çok açık bir mesaj veriyorlar. Joseph Massad, Middle East Eye’daki yazısında ICE’ın emirlerine karşı çıkmaları hâlinde beyazların da ırksal ayrıcalıklarını kaybedecekleri mesajının verildiğini söylüyor.
Daha dün denilecek bir zaman öncesinde bütün dünyaya Amerikan rüyasını pazarlıyor, liberalizmi kutsuyorlardı. Ne yazık ki milletlerin seçkinleri, kitlelerin pazarlanan bu rüyayı gerçek olarak kabul etmesi ve Anglosakson liberalizmine iman etmeleri için ellerinden geleni yaptı. Bizde bu seçkinlerin çok önemli bir kısmı hayattadır ve herhangi bir eleştirel tutum sergilemekten uzak duruyorlar. Oysa ABD’de olanlar diğer Batı ülkelerine de sirayet edecektir. Bu sirayetin Avrupa’da yaşayan Türk ve Müslümanları etkilememesi mümkün değil. Bu açıdan güçlü bir eğilime dönüşen bu ideolojik tutum karşısında güçlü fikirler gündeme getirilmeli. Türkiye’den farklı sebeplerle Avrupa ülkelerine ve ABD’ye göç eden sıradan insanların yanında firar eden örgütlü yapıların varlığını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu açıdan FETÖ gibi başkalaşım sürecini çok farklı boyutlara taşımış yapıların orta ve uzun vadede ne türden angajmanlara göre hareket edeceğini kestirmek kolay değil. Hatırlanacağı gibi bu örgüt, Anglosakson liberalizminin dindar muhafazakâr kesimlere pazarlanmasında çok önemli roller üstlenmişti. Onların yurt dışında çok daha uçlara sürükleneceğini şimdiden düşünmemiz gerekir.
ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı’nın gayr-i beyazlara karşı eylemlerinin Avrupa ülkelerine sirayet edeceği yönündeki tahminler kişisel bir zan olmanın ötesinde. Kanada Başbakanı Mark Carney’in Davos’taki konuşması çok önemli itirafları içeriyor. Carney, konuşmasında “Kanada’nın ve Batı Avrupalıların ABD’nin ırkçı ve emperyalist politikalarından yararlandığını ve bu politikalara müsamaha gösterdiğini” itiraf etti. Kanada başbakanı uluslararası kurallara dayalı düzen hikâyesinin kısmî olarak yanlış olduğunu bildiklerini de söyledi. Bu sistem uzun bir dönem Kanadalıların ve Batı Avrupalıların lehine işledi. ABD’nin emperyalist politikaları Kanada ve Batı Avrupa ülkelerini tehdit ettiğinde ise Carney “bir geçişin değil, bir kopuşun ortasındayız” dedi. Kopuşun ortasındayız ifadesinden Kanadalıların ve Batı Avrupa ülkelerinin ABD’nin emperyalist politikalarından faydalanamayacağını anlayabiliriz. Kanada başbakanı kesinlikle kendi aralarındaki bir duruma işaret etmiştir. Onun sözleri Batı Avrupa ve Kanada’nın dışında kalan dünya için olumlu bir görüşün ifadesi değildir. Carney, ABD emperyalizmine yönelik bir tespitte bulunurken bütün dünya adına eleştirel bir tutum takınmadı, geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi yeni bir paylaşım yarışının önünün açıldığını ima etti. Bu yeni yarışın da yıkıcı sonuçları olacaktır.
Türkiye’nin Balkanlardan başlayarak Kafkaslara ve Türkistan coğrafyasına uzanan geniş alanda dost ve kardeş ülkelerle birlikte yeni bir düzen kurmaya ve bu düzeni geliştirmeye çalıştığı bilinen bir durumdur. Bu hatta Suriye de dâhildir. Bu düzenin kapsadığı alanın önümüzdeki yıllarda daha da genişleyeceğini düşünebiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan çok daha önceden jeopolitiğin dönüşünden bahsetmişti. Toprağa dayalı savaşlar ve stratejik bölgelerin ele geçirilmesine yönelik mücadele derin sarsıntılara yol açmaktadır. Bu çerçevede yeni dönemin yeni bir bakış açısına göre yorumlanması da oldukça önemlidir. ABD, Kanada ve Batı Avrupa ülkelerinin yeni bir din savaşına girdiklerini düşünmemiz hatalı olur. Anlaşılacağı gibi yeni bir kolonyal mücadeleden bahsedilmektedir. Bu yeni dönemle ilgili yorumlarımızı kendimizle birlikte yakın coğrafyamıza ve bütün dünyaya doğru bir şekilde anlatmanın önemi inkâr edilemez. Din savaşı gibi tanımlar gerçekliği ifade etmekten çok uzaktır.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:72
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 02 Şubat 2026 04:08 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















