İsviçreli Muhammed Yaşar Süngü
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Liseyi bitirdiğinde ailesine üniversite okumak istemediğini söyledi.
Okul için staj yaptığı şirket iyi bir şirketti.
Çalıştığı bölümdeki yöneticilerin, “
Ömer Faruk okulu bitirince gel burada çalış
” tavsiyelerine uyarak lise diplomasını alıp işe başladı.
Askerlik zamanı gelmişti ama işini bırakıp askere gitse geri dönüşü riskli olacaktı.
O yüzden de bedelli gitmek istiyordu.
Ancak bedelli askerliğe verecek kadar parası yoktu.
Bankadan kredi çekmeyi düşünüyordu.
Borca girmeyi sevmediği için canı sıkkındı.
**
Zaman zaman akşamları bilgisayardan internete girerek oyun oynayarak stresini atıyordu.
İnternet üzerinden oynanan dijital oyunlarda karşılık konuşma imkanı da vardı.
Oyun arkadaşlarından bazıları ile samimi olmuşlardı.
Bunlardan bir tanesi de
Muhammed’di.
Ailesi ile İsviçre’de yaşayan Muhammed’in anne babası Malatya’dan Avusturya’ya çalışmaya gelmişler oradan da İsviçre’ye geçmişler.
Yani Muhammed gurbette doğan bir genç.
Aile uzun yıllar yurtdışında kalmalarına rağmen kültürlerini muhafaza etmeyi başarmış.
Zaman içinde
Ömer Faruk’la oyun arkadaşlıkları dostluğa dönüşmüş.
**
Bir akşam yine bir oyun esnasında konu açılmış ve bizim yeğen Ömer Faruk, İsviçreli Muhammed’e bedelli askerliğe müracaat etmek için bankadan kredi çekeceğini söyleyince arkadaşı “
Bankadan kredi çekerek faize girme benim biriktirdiğim param var, bedelli askerlik parasını ben sana veririm sen sonra taksit taksit elin müsait oldukça ödersin
” demiş.
Ve dediğini yapmış, yeğenden aldığı iban numarasına ertesi gün istediği miktarı yatırmış.
**
İki oyun arkadaşının dostlukları ondan sonra daha da gelişmiş.
Geçen yaz Muhammed İstanbul’a gelmiş Ömer Faruk’la ilk kez yüz yüze buluşmuşlar.
Ömer Faruk önümüzdeki yaz bedelli askerliği yapacak.
Oyun arkadaşlığı süresinde kendisine güvenerek yüklü miktarda borç para gönderen arkadaşını daha fazla bekletmemiş Ömer Faruk.
Kendini ve çevresini zorlayarak Muhammed’e olan borcunu bir yılda ödemiş.
Güven ve insani hassasiyetin kurduğu sağlam dostluklar İsviçre’de yaşayan Muhammed ile Türkiye’de yaşayan Ömer Faruk’u buluşturmuş ve arkadaş yapmış.
**
Ticari ya da bireysel ilişkiler de güven üzerine kuruluyor.
Toplumların ailelerin, şirketlerin çimentosu gibi bir şey bu.
Güven duygusu gibi bazı hassasiyetler de toplumların olduğu gibi kurumların ve iş dünyasının kırmızı çizgisi.
Azaldıysa çoğaltılmalı, zedelendiyse iyileştirilmeli, korunmalı ve güçlendirilmeli.
**
İnsan onurunu koruyan evrensel bazı hassasiyetler de güven duygusu kadar önemli.
O yüzden küresel ekonomik ve siyasal gücün şımarttığı örgütlü kötülüğün temsilcileri toplumda güven ve hassasiyeti sevmez.
Bunların yokluğundan beslenir.
Hatta korkar.
Korktuğu için de bu duygulara saldırır ve itibarsızlaştırmaya çalışır.
Nasıl yapar?
Reklamlarla, filmlerle, dizilerle, kampanyalarla.
Bunun için kimliğini gizleme ihtiyacı bile duymaz.
**
O kadar şımarık ve küstahtır örgütlü kötülüğün temsilciler.
Mevcut güce tapar, onun sonsuza kadar süreceğini zanneder.
Mesela
Gazze’de çocukları
hedef seçerek öldürenleri desteklerken dünyanın diğer yanındaki çocuklara ambalajlı şeker satmaktan utanmaz.
Mesela
Gazze’de kadınları
öldürürken dünyanın diğer yanında kadınlara ürün satmaktan çekinmez.
Mesela
Gazze’de aileleri
topluca yok ederken onları evsiz barksız vatansız bırakırken, dünyanın diğer yanında
aile dizilerine sponsor
olur.
Mesela İslam coğrafyasında yaşayan
Müslümanları terörist
gibi gösterirken yine İslam coğrafyasında Ramazan ayında
iftarınızı bizim ürettiğimiz içeceklerle
açın diye reklam yapar.
**
“
Aldatma
” üzerine kurulan küresel ekonomik sistemde yaşanan kötülükler, zulümler, haksızlıklar sayfalara sığmaz.
Müşteriyi kandıran, bozuk mal satan, eksik tartan, hak yiyen, emeğin hakkını vermeyen, hırsıza akıllı dürüste enayi diyen, gücünü kendi menfaati için kullanan insanlardan çok var.
Onlar çoklar ama değersizler.
Onlar görünür oldukları için biz bugün toplumlarda
Muhammed’in
güveni ile
Ömer Faruk’un
borcunu ödeme konusundaki hassasiyetine sahip insanları yok sanıyoruz.
Varlar, azlar ama çok değerliler.
Değerli madenlerle değersiz madenler arasındaki kalite farkı gibi.
Dünyayı güzelleştirenler de ‘az’lar değil mi?
Görüntülenme:102
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 15 Şubat 2026 04:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar


















