İran ABD görüşmeleri sürerken Hürmüz ve Lübnan hattında gerilim büyüyor Dış Haberler
Ankara24.com, Haberturk kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
ABD ile İran arasında “barış” müzakereleri sürerken Ortadoğu’da savaşın sesi daha da yükseliyor. Tahran, 2023’te dondurulan fonlar konusunda yaşadığı hayal kırıklığının tekrarlanmasından korktuğu için milyarlarca dolarlık varlıklarına gerçek erişim talep ederken, Hürmüz’de ateşkes ihlali suçlamaları tansiyonu yeniden yükseltiyor. İran’da aylar süren internet karartması sona ererken sistem içi çatlaklar görünür hale geliyor; Lübnan’da ise İsrail’in genişleyen operasyonları ateşkes umutlarını enkaza çeviriyor. Diplomasi masaları kuruluyor, savaş uçakları havalanıyor; Ortadoğu bir kez daha barış görüşmelerinin gölgesinde savaşı yaşıyor.
Donmuş Paralarla Başlayan Yeni KrizWashington ile Tahran arasında haftalardır sürdürülen temaslarda “anlaşma yakın” mesajları verilirken, sahadaki gelişmeler bu iyimserliğin oldukça kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. İran’ın mevcut müzakere sürecindeki en kritik taleplerinden biri, yalnızca savaşın sonlandırılması ya da Hürmüz’de deniz trafiğinin güvenceye alınması değil; aynı zamanda yıllardır yaptırımlar nedeniyle bloke edilen milyarlarca dolarlık varlığının erişilebilir hale gelmesi. Ancak Tahran yönetimi bu kez geçmiş deneyimlerin yarattığı derin güvensizlik nedeniyle son derece ihtiyatlı davranıyor. İran siyasi ve diplomatik çevrelerinden sızan değerlendirmeler, karar alıcıların özellikle 2023’te Güney Kore’de dondurulmuş fonların “serbest bırakıldı” denmesine rağmen fiilen kontrol altındaki bir finansal mekanizmaya mahkûm edilmesini unutmadığını gösteriyor.
İran’ın pazarlık masasındaki temel yaklaşımı artık net: Kağıt üzerinde serbest bırakılan para değil, gerçekten erişilebilen para. Çünkü Tahran’a göre Batı ile yapılan birçok anlaşmada asıl kriz imza anında değil, uygulama safhasında yaşanıyor. Bu nedenle İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın Doha’daki temaslarının yalnızca siyasi müzakere değil, aynı zamanda teknik finansal güvence arayışı taşıdığı değerlendiriliyor. İran kaynakları, ABD’nin geçmişte attığı geri adımlar nedeniyle transfer zincirinin her halkasının garanti altına alınmasını istiyor.
2023’ün Travması: Serbest Ama Aslında Serbest Değilİran’ın hafızasındaki en taze örnek, Güney Kore’de tutulan yaklaşık 7 milyar dolarlık petrol gelirleri dosyası. ABD’nin 2018’de nükleer anlaşmadan çekilmesi sonrası yeniden uygulanan yaptırımlar nedeniyle Kore bankalarında bloke edilen bu fonlar, 2023’te Katar ve Umman arabuluculuğunda geliştirilen dolaylı formülle gündeme gelmişti. Washington ile Tahran arasında yapılan esir değişimi sonrası bu fonların kullanıma açıldığı açıklanmıştı. Ancak süreç İran açısından tam anlamıyla bir hayal kırıklığına dönüştü.
Çünkü bu para doğrudan İran devletine teslim edilmedi. Güney Kore wonundan euroya çevrilen, ardından Avrupa bankaları üzerinden Katar’daki özel hesaplara aktarılan kaynaklar yalnızca insani alımlarda kullanılabildi. Gıda, ilaç, tıbbi ekipman ve tarımsal ürünler için ödeme mekanizması işletildi ancak para üzerinde İran’ın doğrudan tasarruf hakkı olmadı. Üstelik 7 Ekim sonrası jeopolitik dengelerin değişmesiyle bu mekanizma yeniden donduruldu. İran için bu olay, “ABD isterse parayı açar, isterse yeniden kilitler” düşüncesini kurumsal hafızaya dönüştürdü.
İran İçinde Dijital Perde Kalktı Ama Siyasi Gerilim BüyüdüBu diplomatik ve askeri gerilimin ortasında İran’dan gelen bir başka dikkat çekici gelişme, internet erişiminin tamamen geri döndüğünün açıklanması oldu. İran devlet televizyonu, aylardır süren kısıtlamaların sona erdiğini ve uluslararası dijital platformlara erişimin yeniden açıldığını duyurdu. Ancak İran iç siyasetini izleyen İngilizce ve Arapça analizler, bu kararın teknik olmaktan çok siyasi bir mücadeleyi yansıttığını gösteriyor.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın internetin aşamalı şekilde yeniden açılması için oluşturduğu yapının, yargı müdahalesiyle durdurulması sistem içi çatlağın ne kadar derin olduğunu ortaya koydu. Dijital gözlem kuruluşlarının verilerine göre İran, yaklaşık 2093 saat boyunca modern dönemin en uzun kapsamlı internet karartmalarından birini yaşadı. Bu yalnızca bilgi akışını değil, bankacılık sisteminden teknoloji şirketlerine kadar ekonomik hayatı da ağır biçimde etkiledi.
Hürmüz’de Ateşkes, Denizde Karşılıklı SuçlamaTahran ile Washington arasındaki kırılgan ateşkes de ciddi biçimde sarsılıyor. İran, ABD’yi Hürmüz Boğazı yakınlarında düzenlenen operasyonlarla ateşkesi ihlal etmekle suçluyor. İranlı yetkililere göre Hormozgan çevresindeki saldırılar diplomatik sürece açık sabotaj anlamına geliyor. Washington ise farklı bir anlatı sunuyor; Amerikan tarafı saldırıların savunma amaçlı olduğunu, füze unsurları ile mayınlama hazırlığı yapan hedeflerin vurulduğunu savunuyor.
Bu karşılıklı açıklamalar, masadaki diplomasi ile sahadaki askeri gerçeklik arasındaki büyük kopuşu gösteriyor. Çin’in taraflara yaptığı “ateşkese uyun” çağrısı da yalnızca diplomatik bir mesaj değil; küresel enerji piyasalarının duyduğu endişenin dışavurumu olarak görülüyor. Çünkü Hürmüz’de yaşanacak yeni bir kriz, yalnızca bölgesel güvenliği değil küresel petrol ticaretini de doğrudan etkileyecek.
Hamaney’den Körfez’e Sert Mesajİran dini lideri Mücteba Hamaney’in Kurban Bayramı mesajında Körfez ülkelerine yönelik uyarıları dikkat çekti. İran yönetimi, ABD’nin bölgedeki askeri üsler üzerinden İran’a baskı kurmaya çalıştığını savunurken, Körfez ülkelerine de “topraklarınızı saldırı platformuna çevirmeyin” mesajı verdi. Bu açıklamalar, İran’ın yalnızca Washington ile değil, bölgesel güvenlik mimarisiyle de hesaplaşma içinde olduğunu gösteriyor.
Arap stratejik değerlendirmeler, İran’ın bu söylemini iç kamuoyuna yönelik güç gösterisi kadar, Körfez monarşilerine verilmiş dolaylı caydırıcılık mesajı olarak yorumluyor. Çünkü Tahran, olası yeni çatışmada savaşın coğrafyasını genişletme seçeneğini masadan kaldırmış değil.
Lübnan’da Ateşkesin Sessiz ÖlümüDiplomasi İran başlığında sürerken Lübnan cephesinde tablo çok daha sert. İsrail’in güney Lübnan ve doğu Bekaa hattına yönelik saldırılarında en az 31 kişinin öldüğü, onlarca kişinin yaralandığı bildiriliyor. Çok sayıda yerleşim alanı için tahliye emri yayımlandı. Güneyden gelen görüntüler, binlerce insanın yeniden evlerini terk ettiğini gösteriyor.
Arap medya raporları, bu operasyonların sıradan misilleme değil daha geniş çaplı bir askeri baskı planının parçası olduğunu öne sürüyor. Özellikle Qaraoun Barajı çevresindeki saldırılar, İsrail’in yalnızca sınır hattını değil lojistik derinliği de hedef aldığını düşündürüyor.
Netanyahu’nun Güvenlik Kuşağı Planıİsrail Başbakanı Netanyahu’nun “operasyonları derinleştiriyoruz” açıklaması, mevcut saldırıların geçici değil yapısal bir stratejinin parçası olduğunu gösteriyor. İsrail’in güney Lübnan’da yeni bir güvenlik kuşağı oluşturmayı hedeflediği değerlendirmeleri güç kazanıyor. Bu yaklaşım, geçmişteki tampon bölge mantığının güncellenmiş versiyonu olarak yorumlanıyor.
İngilizce askeri analizlerde, İsrail’in özellikle Hizbullah’ın drone kapasitesini kırmaya odaklandığı, kara baskısıyla da kalıcı caydırıcılık inşa etmeye çalıştığı belirtiliyor. Netanyahu’nun iç siyasi baskı altında olduğu ve bu nedenle sahadaki sertliği artırdığı yorumları da dikkat çekiyor.
ABD Uçakları Gitmedi, Mesaj Netİsrail medyasında yer alan bilgilere göre Amerikan savaş uçakları ve havada yakıt ikmal platformları halen İsrail’de konuşlu bulunuyor. Bu durum, Washington’un diplomatik söylemine rağmen askeri caydırıcılığı aktif tuttuğunu gösteriyor. Ben Gurion ve Ramon havaalanlarındaki yoğun askeri trafik sivil havacılığı dahi etkiliyor.
Bu askeri varlık, İran’a yönelik dolaylı baskının sürdüğünü gösterirken, aynı zamanda Lübnan cephesindeki gelişmelerin kontrol dışına çıkması halinde hızlı müdahale opsiyonunun masada tutulduğunu düşündürüyor.
Washington’da Trump’a İç EleştiriABD içinde de İran stratejisine yönelik eleştiriler yükseliyor. Demokrat Senatör Cory Booker, Trump yönetiminin İran politikasının ters teptiğini savunarak Washington’un bugün savaştan önce olduğundan daha kötü stratejik pozisyonda bulunduğunu söyledi. Booker’a göre İran zayıflamak yerine Hürmüz üzerindeki baskı kapasitesini daha görünür hale getirdi.
Bu eleştiriler, Washington’da “askeri baskı mı, kontrollü anlaşma mı?” tartışmasının sürdüğünü gösteriyor. Özellikle seçim atmosferinde dış politika başarısı üretme baskısı, Trump yönetimini hem sertlik hem diplomasi arasında zikzaklı çizgiye itiyor.
Ortadoğu’nun Yeni Düzeni: Savaşla Yapılan Barış GörüşmeleriOrtaya çıkan tablo oldukça ironik. İran ile anlaşma konuşuluyor ama Hürmüz’de gerilim sürüyor. Ateşkes deniyor ama Lübnan bombalanıyor. İnternet açılıyor ama içeride siyasi sistem çatırdıyor. Diplomasi masaları kuruluyor ama savaş uçakları yerinde kalıyor.
Ortadoğu’da artık klasik savaş ya da klasik barış dönemlerinden söz etmek zor. Yeni model, kontrollü çatışma eşliğinde sürdürülen diplomasi. Masalar devrilmiyor ama cepheler de susmuyor. Bugünün en büyük paradoksu tam da burada yatıyor: Herkes barış konuşuyor, kimse savaşmayı bırakmıyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:108
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 27 Mayıs 2026 21:10 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















