Irak işgalinden ABD İsrail İran savaşına bölgede ne değişti İhsan Aktaş
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
ABD’nin Irak işgali, Soğuk Savaş sonrası ilk küresel işgal girişimiydi. 11 Eylül saldırılarından sonra Afganistan ve Irak işgal edildi.
ABD, Irak’a saldırmak için bir bahane üretme ihtiyacı duyuyordu. Saddam’ın tehlikeli kimyasal silahlara sahip olduğu söyleniyordu. Aynı zamanda Birleşmiş Milletlerden karar aldırma çabası vardı. Yine Batılı devletlerden bir koalisyon oluşturma girişiminde bulunmuştu.
O dönem uzmanlar bu konuyu şöyle yorumlamıştı: ABD, bir ülkeye savaş açmak için Soğuk Savaş döneminde var olan haklılık prensibine dayanma ihtiyacı duymuyor; menfaati varsa istediği ülkeyi işgal edebiliyor.
ABD’nin Irak saldırısı başladığı zaman Müslüman ülkelerde ve Batı başkentlerinde olağanüstü bir tepki vardı. Londra’da savaş karşıtı 1 milyon kişi gösteriye katıldı. Dünya halkları, egemen bir devletin başka bir devlet tarafından işgal edilmesini tepkiyle karşılamıştı. İnsanlık vicdanı zorbalığı kabul etmeye çok da hazır değildi.
Bilindiği gibi İran ile Irak arasında 10 yıl süren bir savaş vardı. Savaş süresince ABD, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinden alınan paralarla Irak’a toplam 1 trilyon dolar değerinde silah yığmıştı. Savaş bitince Saddam’ın elindeki silahların İsrail için tehdit olduğu görüldüğü için bu silahların bertaraf edilmesi gerekiyordu.
Irak işgali için ABD, bu ülkelerden tam 1 trilyon dolar daha para aldı ve Kuveyt ile Irak’ın geleceğine el koydu. Bugün dünyanın en zengin iki devleti hâlâ kendine gelemedi.
Ortadoğu’nun en büyük problemi, petrol ambargosundan sonra Körfez’de biriken büyük kaynak sorunuydu. Bu kaynağı hâlâ bitiremediler; savaşlar ardı ardına devam ediyor.
İsrail ve ABD’nin İran’a yapmış olduğu saldırıyı bir animasyon filmini takip eder gibi izlemeye başladık. Ne dünya başkentlerinde bir öfke ne de duygusal bir tepki var.
Sun Tzu, “Savaşlar müttefiklerle birlikte kazanılır ve kaybedilir.” der. İran uzun yıllardır etrafında müttefik oluşturmadı. Daha çok kendi gücüne güvendi. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, “Biz düşmanlarımızın komşularımız olduğunu zannediyorduk, oysa düşmanlarımız emperyalistlermiş.” dedi.
Küresel siyaset açısından İsrail’in dinci ve irrasyonel devlet idaresi, bölge ülkelerini kan gölüne dönüştürmeyi amaçlayan tavrı, bütün dünyanın bildiği bir gerçek.
Geriye dönük 25 yıllık siyasetine bakınca İran yönetiminin de rasyonel siyaset uygulamadığı görülmüştür.
Bugün “ABD İran’a niye saldırdı?” diye soracak olursanız:
ABD çıkarları açısından ne kadar anlamlı olduğu belirsiz.
İran’a saldırmak ve rejim değiştirmekle ilgili ABD halkı ne düşünüyor? Yapılan iki araştırma sonucuna göre bir araştırmada %21, diğer bir araştırmada %29 oranında savaşa destek olduğu biliniyor. Gençlerde destek oranı oldukça sınırlı. Demek oluyor ki Trump’ın ve Netanyahu’nun liderliğinin ABD halkı için, insanlık ve adalet namına bir çıktısı yok.
İmparatorlukların gerileme çağında şiddetten başka bir şey üretmedikleri tarihsel bir gerçektir. Bir de sapık bir inanca sahip olan İsrail’in emrinde bir Amerika’dan bahsediyorsak, insanlığın ne kadar büyük bir felaketle karşı karşıya olduğunu bir daha düşünelim.
Batı devletleri; demokrasi, insan hakları, milletlerin kendi kaderini tayin hakkı gibi 100 yıldır üretilen Batılı kavramların, Gazze soykırımı karşısında hiçbir anlamı kalmadı.
İsrail Gazze’de 100 bin sivili katletti; dünyada birçok küresel medya kuruluşuna haber olmadı. Gösterilerde öldürülen İranlılar haber oluyordu fakat İsrail saldırısında öldürülen 150 çocuk için aynı hassasiyet oluşmadı.
Soğuk Savaş bittikten sonra ABD, Irak ve Afganistan’ı işgal etti ve bu iki ülke hâlâ devlet olma kapasitesine erişemedi.
Kanaatimce ABD hesapsız bir savaşa girdi. Köklü bir devlette rejim değişikliğinin çok kolay olmadığını çeyrek zekâsı olan bir uzman bile bilir.
100 bin kadın, çocuk ve sivili öldüren Netanyahu, İran halkına özgürlük vadediyor; Filistin halkına yaptıklarına bakmadan.
An itibarıyla hukuku olmayan, BM’si olmayan bir dünyada, bütün insanlık adeta bir orman kanunuyla karşı karşıya. Dünyada yeni bir düzen kurulana kadar bu kırılganlık ve savaş hâli devam edecek.
Irak Savaşı’ndan bugüne kadar insan hakları ve insani hukuk yok olduğu gibi, insanlık vicdanının adalet arayışı ve haksızlıklar karşısındaki insani öfke de sönümlenmiş oldu.
Bir not düşelim: İran’ın nükleer silah üretimine iki-üç hafta yakın olduğu iddiası 2020 yılından başlayarak tam 20 defa uluslararası ortama dillendirildi fakat bu iki-üç hafta hiç bitmedi.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:66
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Mart 2026 04:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















