‘İndirim psikolojik bir tuzaktır’
Hurriyet sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
Artan fiyatlar ve yüksek kiralar bütçemizi zorluyor. Buna bir de alışveriş sitelerini, yemek ve market sipariş uygulamalarını kullanmanın kolaylığının yarattığı tüketim ekleniyor. Evde ya da işyerindeyken aniden yükselen atıştırmalık ya da içecek isteğimizi birkaç tıkla sipariş ediyor, tanımlı kartımızla kolayca ödüyoruz. Bazen arkadaşlarımız sayesinde bazen de cep telefonumuza gelen mesajlardan haberdar olduğumuz ‘indirim’ bildirimleriyle hiç de ihtiyacımız olmayan ıvır zıvırlarla dolduruyoruz evimizi. Birden ortaya çıkan plansız giderler bir anda hesaplarımızı altüst edebiliyor. Sonuç olarak kar topu gibi giderek büyüyen borçlarla karşı karşıya kalıyor, kendimizi kısırdöngünün içinde buluyoruz. Peki, yeni yılda bu alışkanlıklarımızı değiştirebilir miyiz? Bunun yanıtını görmek için “Bütçenizi en çok bozan alışkanlık ne? Darboğaza girince ilk hangi gideri kısıyorsunuz? Aylık kazancınızın ne kadarını birikime ayırıyorsunuz? Kredi kartı borcunuzun tamamını mı yoksa asgari tutarı mı ödüyorsunuz? Acil durum birikiminiz var mı” sorularını 50 kişiye yönelttik.
Bütçe bozan alışkanlıklar: Anketimize katılanların yüzde 36’sı dışarıda yemek yeme alışkanlığının, yüzde 32’si indirim kampanyalarının bütçelerini en çok bozan alışkanlıklar olduğunu söyledi. Bunları taksi gideri ve dışarıda içilen içecek masrafı izledi.
Darboğazdayken: Katılımcıların yüzde 32’si maddi zorluk yaşadıklarında ilk olarak kıyafet alışverişini kıstıklarını belirtti. Listede dışarıda yemek yemek, ulaşım masrafları ve dijital abonelikler de var.
“Maddi olarak zorlandığımda önce e-ticaret sitelerinin bildirimlerini kapatıyorum. Çünkü bildirimlerdeki ürünlerin fiyatları az olsa da yekûnde çok tutuyor. Ardından giyim alışverişlerimde ihtiyaç dışı ürünleri almamaya özen gösteriyorum. Dijital aboneliklerden aylık olanlara ara veriyorum. Son olarak da market alışverişini akılcı yapmaya çalışıyorum. Bu sayede fiyat/performans dengesini kuruyorum.” Ayşegül U. (46)
Birikim: “Aylık kazancınızın ne kadarını birikime ayırıyorsunuz” sorusuna verilen yanıtlar çarpıcı. Katılımcıların yüzde 46’sı aylık kazancından birikime bütçe ayırmadığını söylüyor. Katılımcıların yüzde 52’si acil durum birikimi olduğunu, yüzde 32’si hiç olmadığını, kalan kısmıysa ‘Kısa bir süre için idare edecek kadar çok az bir bütçesi olduğunu’ belirtiyor.
“Aylık gelirimin yüzde 20’sini birikim için ayırmak istiyorum ama evin ve çocukların masraflarından çoğu zaman başaramıyorum.” Burcu Ö. (49)
“Ufak bir bütçem var. Daha çok kredi kartı limitime güveniyorum bu gibi durumlarda.” Neslihan Y. (44)
Kredi kartı borçları: Sorularımızı yanıtlayanların yüzde 70’i borçlarını kapatarak bir sonraki ay yeni bir yük birikmesini engellemeye çalıştıklarını, her ay kredi kartı borcunun tamamını ödemeye çabaladıklarını söylüyor.
“Tamamını ödeyecek kadar harcıyorum ama her şeyi taksitle alıyorum.” Ece A. (24)
“Bu konuda eski kafalı biriyim. Her zaman tamamını ödüyorum.” Nesrin Y. (48)
Uzmanlar ne diyor?
- Zekeriya Öztürk, Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği (FODER) Yönetim Kurulu Başkanı
- Özlem Denizmen, Finansal okuryazarlık öncüsü, Monay uygulamasının kurucusu
‘Yeni yıl için hedef belirleyin’
◊ “Borç kapatmak, ev almak gibi hedefler belirleyin ve bu hedefler için kendinize sözler verin; ‘Maaş, ek gelir, kira, prim gibi tüm gelirimi bileceğim’, ‘Her ay gelirimin yüzde 10’unu yatırım için ayıracağım’, ‘Borçlarımın ne zaman biteceğini planlayacağım’, ‘Küçük ama sık harcamalar gibi gereksiz masraf canavarlarını keseceğim’, ‘Acil durum fonu oluşturacağım’ gibi...” (Özlem Denizmen)
◊ “Çoğu kişi gelirini olduğundan yüksek, giderlerini olduğundan düşük varsayıyor. Bu da daha yılın ilk çeyreğinde bütçenin bozulmasına neden oluyor. Kira, faturalar ve market gibi zorunlu harcamalar kadar; kahve, ulaşım, dışarıda yemek, çevrimiçi alışveriş gibi küçük ama düzenli giderlerin toplam etkisini net görmek gerekiyor. Ardından bu giderleri zorunlu-isteğe bağlı olarak sınıflandırmak ve isteğe bağlı kalemler için üst sınır belirlemek, bütçenin sürdürülebilirliğini sağlar. Dünyada 50-30-20 kuralı (Gelirin yüzde 50’sinin zorunlu ihtiyaçlara, yüzde 30’unun isteğe bağlı harcamalara, yüzde 20’sinin birikime ayrılması) yaygın olarak benimsenmiş olsa da, geliri düşük olan kesimlerde tasarruf oranının en az
yüzde 10 olacak şekilde planlanmasını tavsiye ediyoruz.” (Zekeriya Öztürk)
‘Kontrollü, planlı, bilinçli’
◊ “En doğru yaklaşım şudur: ‘Bu ürünü indirim olmasa da alır mıydım?’ Cevap hayırsa, yapılan harcama tasarruf değil, bütçe sapmasıdır. Tek seferde önemsiz görülen bir kahve, taksi kullanımı ya da küçük çevrimiçi alışverişler düzenli hale geldiklerinde ciddi bir maliyete dönüşüyor. Aslında sorun harcamanın büyüklüğünden çok, farkındalığın düşük olması. Bir harcama yapmadan önce şu basit soruyu sormak davranış değişikliği yaratıyor: ‘Bu harcamayı yapmasaydım paramı nerede değerlendirebilirdim?’ Küçük harcamaların toplam etkisini fark eden bireyler, yıl boyu daha kontrollü, planlı ve bilinçli bir finansal davranış geliştirebiliyor.” (Zekeriya Öztürk)
◊ “İndirim algısı, ihtiyaç olmayan ürünlerin alınmasına yol açar. Bu da bütçeyi zorlar ve gereksiz stok yapılmasına neden olur. İndirim ancak gerçekten ihtiyaç varsa avantajdır; aksi halde bütçeyi bozan psikolojik bir tuzaktır.” (Özlem Denizmen)
Borç döngüsünden kurtulmak...
◊ “Borçların ertelenmesi ya da yalnızca asgarisinin ödenmesi faizin katlanmasına, borcun kartopu gibi büyümesine yol açar. En sık yapılan hata; eski borcu yeni borçla kapatmak ve harcama düzenini değiştirmemek. Finansal esenlik yerine finansal esirlik başlar.” (Özlem Denizmen)
◊ “Gelire oranla yüksek kredi borcu üstlenmek, gelir-gider dengesini kontrol etmeden limit yükseltmek, ihtiyaç dışı tüketimi kredi kartına yükleyip asgarisini ödeyerek devam etmek, taksitli ödemelerin toplam maliyetini hesaplamamak... Bu hatalar uzun vadede bireyin finansal özgürlüğünü zayıflatır.” (Zekeriya Öztürk)
Tasarruf ve acil durum birikimini es geçmeyin
◊ “Acil durum birikimi, sigorta ve Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) gibi güvence kalemleri tasarrufun temelidir ve korunmalıdır. İlk vazgeçilen bu kalemler olur ama ileride beklenmedik sağlık, iş kaybı veya emeklilik döneminde ciddi maddi risk yaratır. Finansal esenlik gider.” (Özlem Denizmen)
◊ “Türkiye’de tasarruf eden bireylerin önceliği genellikle geleneksel ve hızlı nakde dönüşebilen araçlar: Altın, döviz ve nakit. Bireysel emeklilik sistemi, uzun vadeli fonlar, sigorta ürünleri veya daha karmaşık yatırım araçları daha az tercih ediliyor. Nedeni, bu ürünlerin nasıl işlediğine dair bilgi eksikliği ve uzun vadeli finansal planlamanın yeterince yaygınlaşmamış olması. Oysa tasarruf sadece para biriktirmek değil, aynı zamanda finansal güvence oluşturmak demektir. Emeklilik dönemine ilişkin birikim yapılmadığında gelecekte gelir yetersizliği kaçınılmaz hale geliyor.” (Zekeriya Öztürk)
‘Hem yıllık hem aylık bütçe’
◊ “Yıllık bütçe, büyük resmi görmeyi sağlar. Tatil, eğitim, bakım, sigorta gibi yıllık yüklerin planlanması buradadır. Aylık bütçeyse disiplini sağlar. Günlük harcamaların ve kart kullanımının kontrolü bu seviyede mümkündür. İdeal yaklaşım, yıllık hedef, aylık takip ve haftalık gözden geçirme modelidir.” (Zekeriya Öztürk)
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:40
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 04 Ocak 2026 07:42 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















