İnanç Ergülen yazdı: Bir neslin çocukluk hayali! Futbol Haberleri
Ankara24.com, Haberturk kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
Bazı bekleyişler sadece zamanla ölçülmez; umutla, hayal kırıklığıyla ve en nihayetinde o sarsılmaz inançla ölçülür. Tam 24 yıl oldu. Kore ve Japonya’nın sabah güneşinde dünya üçüncüsü olduğumuz o masalsı yazdan beri, koca bir nesil Dünya Kupası'nı hep "başkasının düğünü" gibi izledi. Ama 13 Aralık 2024’te Zürih’te çekilen o kura, sadece rakiplerimizi değil, kaderimizi de belirledi. Vincenzo Montella, o gün mikrofonlara döndüğünde sesi kararlıydı: “Dünya Kupası için hazırız." Bu sadece bir teknik adam beyanı değil, bir meydan okumaydı.
Yolculuk 4 Eylül 2025'te, sınır komşumuz Gürcistan’da başladı. Sanki EURO 2024’ün ruhu o gece Tiflis’e taşınmıştı. Mert Müldür yine perdeyi açtı, Kerem "dublesiyle" sahneye çıktı. Ancak futbol bu; 71’de Barış’ın kırmızısıyla rüzgar tersine döndü, Kvaratskhelia ve arkadaşları üzerimize kabus gibi çöktü. O anlarda kalede bir devleşen Uğurcan Çakır vardı. Üç puanı söküp aldık, hayale ilk tuğlayı koyduk.
Futbol bazen en acı dersini evinizde verir. Konya’da İspanya karşısında aldığımız 6-0’lık mağlubiyet, sadece bir skor değil, ağır bir travmaydı. Pedri ve Oyarzabal’ın ayağından çıkan her top kalemize hüzün olarak dolarken, tribünler 1984’ün hayaletlerini hatırlar gibiydi. Fakat Montella yıkılmadı. Avusturya mağlubiyetini hatırlatarak, "Yine ayağa kalkacağız" dedi. “"Avusturya maçında olduğu gibi bu maçtan da gerekli dersleri çıkaracağız ve tekrar ayağa kalkacağız. Belki kolay olmayacak ama biz Dünya Kupası'nda bulunacağız….”
Büyük hedefler, büyük düşüşlerden sonra ayağa kalkma sanatıdır çünkü. O bozgunun ardından Milli Takım bir fırtınaya dönüştü. 11 Ekim 2025'te Milli Takımımız, 2026 Dünya Kupası Elemeleri 3. maçında Bulgaristan'a gol yağdırdı. Sofya’da yazılan 6-1’lik destan, son 20 yılın en farklı deplasman zaferi olarak tarihe geçerken, Arda ve Kenan’ın ayaklarında gelecek parlıyordu.
Vasil Levski Stadı’nda Arda ile öne geçen Milliler, şanssız bir anda Kirilov’a yakalandı. İkinci yarıda patlama yapan Ay-Yıldızlılar, Popov’un hediyesinden sonra Kenan Yıldız’ın dublesi, Zeki Çelik ve İrfan Can Kahveci ile farka uçtu. Türkiye, Haziran 2005'ten (6-0 Kazakistan) bu yana Dünya Kupası elemelerindeki en farklı deplasman galibiyetini aldı. Ardından Kocaeli’de Gürcistan’ı konuk ettik. Türkiye, 6-0'lık Bulgaristan zaferinden sonra Gürcistan'ı da sahayı dar etti. Kenan’ın aşırtması, Merih’in kornerlerden yükselen o sarsılmaz başı... Skor 4-1’e geldiğinde, Play-Off kapısı artık ardına kadar aralanmıştı. "Forvetsiz oynuyoruz" eleştirilerine Montella’nın cevabı sahadaki o iştahlı, hücumcu kimlikti: "Bizim bir hayalimiz var." Birçok kez forvetsiz oynadığımız için eleştiriler oldu ama fazlasıyla ofansif bir oyun sergiliyoruz. Bunun karşılığında gol yiyebiliyoruz ama ofansif oynadığımız için çok gol atıyoruz. Böyle zorlu bir rakibe karşı ilk yarıda maçı bitirebilmek beni çok mutlu etti. Bizim bir hayalimiz var Dünya Kupası'na gitmek, milletimize böyle bir hayali yaşatmayı çok isteriz. Bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız…”
Gruptaki düğüm Bulgaristan’ı 2-0’la geçince çözüldü. Artık cebimizde Play-Off bileti vardı…
Başka bir gurur tablosu İspanya deplasmanındaydı. Konya’da 6 yediğimiz dünya devi İspanya, 4. dakikada Dani Olmoi le ağları buldu. Eyvah! Yine fark mı olacak derken, 42’de Deniz Gül’ün tarihi golü geldi. 54’te Salih’le öne geçtik ama 62’de Oyarzabal’ı durduramadık. E Grubu'nda gol yemeyen kayıpsız İspanya'ya 2 tane attık, yıkamadık ama play-offlar öncesi umutlandık.. 2-2 biten maç, Türkiye’nin "meydan okuyan" bir takım olduğunun kanıtıydı.
Play-Off yolculuğunda karşımıza tanıdık bir isim çıktı: Mircea Lucescu ve Romanya’sı. Sabır maçıydı. Kilidi açmak için 20 isabetli pas, yani tam bir takım oyunu gerekiyordu. Arda’nın zarif asistinde Ferdi Kadıoğlu öyle bir vurdu ki, o top sadece ağlara değil, 24 yıllık hasretin kalbine gitti. Romanı yazdık, şimdi son noktayı koyma vakti…
13 bin kişilik Fadıl Vokrri Stadyumu'nda Kosova'yı da 1-0 devirdik ve gol de tıpkı Romanya maçındaki dakikada geldi. Bu sefer sahneye Kerem Aktürkoğlu çıktı ve hasret son oldu. Haziran’da rotamız Amerika. Bu sadece bir turnuva bileti değil; bir neslin çocukluk hayali, bir ülkenin ortak sevinci oldu. 2002’de sokaklara döküldüğümüzde dilimizden düşmeyen o şarkıyı hep beraber yeniden söyleme zamanı:
Unutmadık kurduğumuz o düşleri
Göz göze etmişiz bütün yeminleri
Kaç mevsim bugünü bekledik
Zaferlerini gözledik, aman, aman, aman, ah
Bu kadar yetmez, ah, Türkiye'm ilerle
Ay yıldızım at golünü coştur yine
Ay yıldızım at golünü coştur yine
Arar buluruz izini
Bilirsin, zır deliyiz biz
Hem yazında hem kışında
Nerde olsan seninleyiz
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:50
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 01 Nisan 2026 00:35 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















