İmamoğlu ndan İBB Davası nda tarihi çağrı! Ben buradayım, arkadaşlarımı evlerine yollayın!
Halktv sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
İBB Davası’nın ikinci gününde ilk kez kürsüden söz alan Ekrem İmamoğlu, yargılamanın siyasi olduğunu savundu, çoklu söz hakkı ve tutuksuz yargılama istedi. İmamoğlu, davadaki tutukluluların tahliye edilmesini isteyip, "Bu sistemin derdi benimle. Ben burada sizinle bu süreci yönetmeye hazırım" dedi.
İBB Davası’nın ikinci gününde Ekrem İmamoğlu, mahkeme heyetinden söz alarak yargılama usulüne, dava sürecine ve tutuklu sanıkların durumuna ilişkin kapsamlı bir konuşma yaptı.
İmamoğlu, davanın yalnızca hukuki değil, siyasi bir dava olduğunu savundu. Mahkemenin kendisini dinlememesinin meşruiyet ve güven sorunu yaratacağını söyledi.
İmamoğlu, mahkeme heyetine hitaben şöyle dedi:
“Şimdi sayın Hâkim, takdir edersiniz ki az önce özeti dahi dinlediğinizde, sanıyorum her satırda ismimin geçtiği bir özeti aktardınız. Ve bu aktardığınız özetle beraber, burada Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli siyasi davalarından birisi başlatılıyor.”
İmamoğlu, kendisine söz verilmemesinin yalnızca şahsı açısından değil, yargı sürecinin bütünü açısından da sorun yaratacağını savundu. Bu talebinin mahkemeyi rahatlatacağını söyledi.
İmamoğlu şöyle dedi:
“Ama ‘Ekrem İmamoğlu'nu dinlemiyorum. Bu önerisini duymak istemiyorum’ demeniz, size sorun yaratır. Benim burada 10-15 dakikalık talebimin, niçin farklı bir şekilde tasarım haline dökülmesi gerektiğine dair aktarımının dinlenmesi, sizi rahatlatır, heyetinizi rahatlatır.”
Mahkeme başkanının savunma hakkının zaten verileceğini söylemesi üzerine İmamoğlu, buna tepki gösterdi. İmamoğlu şöyle dedi:
"BEN SİZE DİNLEMİYORUM DEMEK MEŞRUİYET SORUNUDUR"“Sayın Hâkim, lütfettiniz! Çok teşekkür ederim savunma hakkımı verdiğiniz için. Yani onu da vermeseydiniz, başka ne olurdu acaba?”
Konuşmasının merkezine davanın siyasi nitelik taşıdığı iddiasını yerleştiren İmamoğlu, iddianamenin ve sürecin siyasal saiklerle yürütüldüğünü savundu. Bu davanın bugün başlamadığını, 2019’daki İstanbul seçiminin iptaliyle başlayan bir sürecin devamı olduğunu söyledi.
İmamoğlu şunları ifade etti:
“O bakımdan şu anda burada bahsi geçen mesele, bir siyasi davadır. 16 milyon İstanbullunun Belediye Başkanı burada. Şu an karşınızda, huzurunuzda. 15,5 milyon insanın oy kullanarak, Türkiye'nin birinci partisinin cumhurbaşkanı adayı olarak tariflediği bir kişi, 25,1 milyon insanın imza verdiği bir insan ve böyle bir kamuoyunda yüzde 70’e yakın, toplumun bu davanın bir siyasi dava olduğuna dair takdirinin olduğu bir yerde, ‘ben sizin önerinizi dinlemiyorum’ demek, baştan bu mahkemeye meşruiyet sorunu yaratır.”
2019 ve 2024 seçim süreçlerine gönderme yapan İmamoğlu, dava dosyasının siyasal müdahalelerin devamı olduğunu savundu:
"İNSANLARI TUTUKSUZ YARGILAYIN"“Siyasi dava, bugün başlamamıştır. Bakın; 2019 yılında, seçim iptal edildiği gün ya da iptal edilmeden bir süre önce, bu ülkenin Cumhurbaşkanı, milletin oyuyla seçilmiş, milletin iradesiyle seçilmiş Cumhurbaşkanı, ’13-14 bin oyla kimse seçimi kazanacağını zannetmesin’ demiştir. Bakın, bir oyla bile seçim kazanılır. ’13-14 bin oyla kimse seçim kazanacağını zannetmesin’ demiştir. Seçimi iptal etmiştir.”
İmamoğlu, iddianameyi sert sözlerle eleştirdi. Dosyada somut delil bulunmadığını, suçlamaların siyasi amaçla kurulduğunu savundu:
"BUNUN ADI İFTİRANAME"“Bu insanları tutuksuz yargılayın. Anneler, çocuklarıyla buluşsun. Çocuklar, evlerine gitsin. İnsanlar, hasta. Gitsin, tedavilerini yaptırsın, duruşmalara gelsin. Benimle bu şekilde bir süreç yönetin. Bu yaptığınız liste yanlıştır, uygulama yanlıştır. Çoklu söz alma hakkımı sizin takdirinize sunuyorum.”
İddianameyi daha önce de “iftiraname” olarak niteleyen İmamoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
TUTUKLU HASTALAR İÇİN TAHLİYE ÇAĞRISI“Bu sistemin, o 'iddia makamı' denen ve yok hükmündeki o iddiaları yazan, iftiranamenin altına imza atan kişilerin bağlı olduğu sistem 'kişi kendinden bilir işi' misali hareket etmiştir. Kendileri ne yaptıysa, onu tarif etmişler. Onlar da bakmış, ona göre sözüm ona bir iddianame yazmışlar; ama bunun adı iftiranamedir.”
İmamoğlu konuşmasında yalnızca kendi durumunu değil, birlikte yargılanan isimlerin koşullarını da gündeme getirdi. Kalp pili taşıyan, ameliyat geçiren ve sağlık sorunları yaşayan kişilerin tutuklu yargılanmasına itiraz etti:
“Bakın, nasıl bir sıkıntı biliyor musunuz? Kalp pili bulunan arkadaşımızı dün görünce, 'Kolun niye askıda?' diye sordum. 'Kalp pilim var, sıkıntım var' dedi. Yazışmalar dediniz vesaire... Sayın Hâkim, itina göstermelisiniz.”
Tutuklu sanıklar için ev hapsi ya da tutuksuz yargılama talebini de yineledi. İmamoğlu şöyle dedi:
JANDARMA PERSONEL İÇİN ÇAĞRI“Şimdi bu kadar örnek varken; hastalar var, ameliyat olanlar var. Şu anda dizini bükemeyip yürüyemeyen, daha dün ameliyathaneden çıkmış insan var. Bu insan evine gitsin; en azından evinde tutulmasının ne sakıncası var? Kimin kimi neyle test ediyorsunuz? Bu olmaz.”
Duruşma salonundaki güvenlik uygulamalarına da değinen İmamoğlu, ortamın gereksiz biçimde gerildiğini savundu. İmamoğlu, jandarmanın bu tablo içinde bırakılmasına karşı çıktığını söyledi:
“Bu olmaz; bu gerginlikle bu süreç yönetilemez. Adil bir yargılama benim hakkımdır.”
Jandarma personelinin duruşma düzenindeki konumuna da itiraz eden İmamoğlu, şunları dile getirdi:
YASSIADA GÖNDERMESİ“Ara verdikten sonra, lütfen istirham ediyorum. Bırakın bu arkadaşlarımızı. Görevlerini başka bir yerde yapsın. Bırakın biz burada saygın bir biçimde sizinle bu süreci yönetelim. Askerimizin burada bu duruma düşürülmesini benim yüreğim kabul etmiyor.”
Konuşmasının dikkat çeken bölümlerinden biri de Yassıada vurgusu oldu. Mahkemedeki üslubun ve tavrın tarihi çağrışımlar yarattığını savunan İmamoğlu, bu konuda uyarıda bulundu.
İmamoğlu, Mahkeme Başkanı'na ağır ceza üyelerinden birinin el kol hareketleri ile şakalaştığını söyledi. İmamoğlu, dünkü duruşmanın kayıtlarının da izlenmesi ile bu durumun görüleceğini belirtip Mahkeme Başkanı'ndan üyeye uyarıda bulunmasını istedi.
Mahkeme Başkanı'nda üye hakim tavırlarında bir problem bulmaması nedeniyle İmamoğlu, darbecilerin Demokrat Parti'yi yargılarken Yassıada'daki tavırlarını hatırlattı.
İmamoğlu ile Mahkeme Başkanı arasındaki diyalog tam olarak şöyle gerçekleşti:
"Mahkeme Başkanı: Tamamlayalım lütfen… 20 dakikadır konuşuyorsunuz.
Bakın böyle kapatırsanız burada, merakınızı anlarız; olmaz. Yassıada'yla Silivri’yi eşleştiriyorlar. Ben hakaret etmiyorum. Bakın; başsavcı görünümlü siyasetçi diyorum. Kötü bir şey mi?
Mahkeme Başkanı: Savunmanın dışına çıkıyor.
İmamoğlu: Avukatlarımla bir diyalog köprüsünün sizin için iyi olacağını düşünüyorum. Bakın, tekrar ediyorum, şaka yapmıyorum Sayın Hâkim. Sağınızdaki üyenin… Bu iddia da değil, bakın iddia da değil, açın, dünkü görüşmelerin son 1-2 saatini izleyin. Takdirinizdedir bu. Burayla nasıl şakalaştığını, nasıl işaretleştiğini ben 2 kez gördüm. Hatta önce bakın Sayın Hâkim. Bunu niye söylüyorum? Ben arkadaşlarımı zan altında bırakmak istemem.Mahkeme Başkanı: Buradan nereye varacaksınız?
İmamoğlu: Şuraya varacağım: Bunu düzeltmekle yükümlüsünüz. Benim avukatlarımla sağlıklı köprü kurarak, diğer avukatlarla da sağlıklı bir köprü zemini oluşturarak lütfen istişare ediniz. Bunu böyle basit mi görüyorsunuz?
Mahkeme Başkanı: Bunda ne var?
İmamoğlu: Hayır bunu böyle basit mi görüyorsunuz? Bakın, el kol hareketiyle, bana sözüm ona laf yetiştirmeye çalışan arkadaşı ben muhatap almam. Bunlar, genç arkadaşlar. Bunların daha ders alacağı çok şey var. Ama bu şekilde yaparsanız olmaz. Burada sizin onlara vereceğiniz düstur, prensipler, yüce Türk yargısıyla tarihe geçecek. Yani şöyle ifade edeyim: Yassıada'da da ‘senli benli’ konuşmalarla başladı mesele. Burada da böyle başlarsa olmaz. Bakın ben bugünkü tutumunuza teşekkür ediyorum. Bana burada fırsat verdiniz. Benim de bir yanlışım olduysa, kusurum affola. Bakın bu kadar net. Özür dilemek kadar asil bir şey yoktur. Olur ya sesim size yanlış gelmiştir. Canınızı sıkmıştır. Kalbinizi kırmıştır. Sizin üzerinize almışsınızdır meseleyi. Affola. Hiç sorun yok. Ama bir yanlış yaptıysak geri dönelim. Arkadaşımızda geri dönsün. Konumu gereği bunu yapmaması gerekir. Ama meseleyi şöyle algılayın Sayın Hâkim: Diyalog olmadan, bu süreç yönetilemez. "
CHP Grup Toplantısı Silivri'de: Özgür Özel'den net mesajlar...
İmamoğlu, bir yıldır cezaevinde tecrit altında tutulduğunu da söyledi. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın geçmişte yargılandığı davaları hatırlatarak, kendi dosyasında uygulanan tutukluluk tedbirinin siyasi olduğunu savundu:
"SAVUNMA SIRASI TUTARSIZ"Bu suçların hepsinden geçen bir cumhurbaşkanı var. Sayın Erdoğan. Değil mi ki irtikaptan, rüşvetten, yolsuzluktan, terörden... 90'lı yıllarda yargılandı. 1 gün tutuklanmadı, 1 gün. 1 gün gözaltına alınmadı. Ekrem İmamoğlu'nu 1 yıldır hapiste tutuyorsunuz. 12 metrekarede ben tecrit altındayım biliyor musunuz Hâkim Bey? Tecrit altındayım. 1 yıldır 12 metrekarede tecrit altındayım. Arkadaşlarımla 1 yıl üzerine ilk defa burada sarıldım, kucakladım. 1 yıl! Bu kime yapılmış bu ülkede? Müteahhitlik meraklısı başsavcı görünümlü siyasetçi… Neymiş.? Adliye binası yapıyormuş yan tarafta, bir milyar liraya, bir buçuk milyara. Bitmez. Sene sonu bitmez. Müteahhitlik meraklısı. Bu nedir biliyor musunuz?
İmamoğlu, dosyanın kapsamı ve sanık sayısı nedeniyle yalnızca bir kez değil, yargılamanın farklı aşamalarında da söz hakkı verilmesi gerektiğini söyledi. 107 kişinin savunma yapacağı bu davada kendi değerlendirmelerinin süreç içinde yeniden alınmasının zorunlu olduğunu savundu:
"DERDİNİZ BENİM ARKADAŞLARIMI TAHLİYE EDİN"“Bu minvalde, burada 107 arkadaşım savunma yapacak. Ben, burada savunma sırasının dahi tutarsız olduğunu düşünüyorum. Takdir sizindir ama tutarsız olduğunu düşünüyorum. Hiçbir mantığının olmadığını düşünüyorum.
Ama Ekrem İmamoğlu'nun bu tarihi yargılamada, bunun bir yargılama olması için çoklu konuşmaya ihtiyacı vardır. Arada da konuşma talep edebilir. Bunu değerlendirmeniz gerekir.”
Konuşmasının sonunda Ramazan ayına ve yaklaşan bayrama vurgu yapan İmamoğlu, tutuklu sanıkların serbest bırakılmasına konuşmasının sonunda bir kez daha vurgu yaptı.
Kendisinin yargılanmasına hazır olduğunu, ancak diğer sanıkların tutuksuz yargılanması gerektiğini söyledi.
İmamoğlu konuşmasını şöyle bitirdi:
"Ben burada günlerce savunma yapacağım. Ama bugün son sözüm şudur: Lütfen ama lütfen… Bakın mübarek Ramazan ayındayız. Benim Ramazan ayında iftara giderken seçimim iptal edildi. Hem de bu milletin iradesiyle seçilmiş Cumhurbaşkanı tarafından. Bizzat kendi ağzıyla. Aynı şekilde Ramazan ayında diplomam iptal edildi İftar sofrasına giderken. Ramazan ayında daha gün doğmadan, sahur sofrasında evim basıldı.
Bakın; evim basıldı, evim! Ve yine Ramazan ayında burada duruşma yapıyoruz. Bu cennet vatanda birbirine vicdanla, ahlakla, erdemle bakan insanların Ramazan ayında yaşatılana ve yaşanana bak.
Neyle ilgili? Koltuk hırsıyla ilgili. Lütfen ama lütfen… Bakın Ramazan ayındayız, bayram geliyor.
Bu arkadaşlarımı evlerine yollayın. Bu sistemin derdi benimle. Ben burada sizinle bu süreci yönetmeye hazırım.
Savunmamı yapmaya hazırım. Bu insanları tutuksuz yargılayın. Bu insanlar tutuksuz yargılansın. Anneler, çocuklarıyla buluşsun. Çocuklar, evlerine gitsin. İnsanlar, hasta. Gitsin, tedavilerini yaptırsın, duruşmalara gelsin. Benimle bu şekilde bir süreç yönetin. Bu yaptığınız liste yanlıştır, uygulama yanlıştır.
Çoklu söz alma hakkımı sizin takdirinize sunuyorum. Bütün arkadaşlarıma Allah sağlık versin. Bu milleti, bu memleketi kula kulluk edenlerden ve emir kulu olanlardan Allah korusun. Özgür iradesi olan insanların, bu millete ve bu memlekete hizmet edeceği günler yakındır. Saygıyla selamlıyorum."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:26
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Mart 2026 14:24 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















