İlk kez haritada bu kadar net görüldü: Sıcaklık alarmı! Türkiye için durum çok daha farklı
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Dünya El Nino alarmıyla karşı karşıya. Uzmanlar, küresel hava sistemlerini etkileyen bu doğa olayının daha da güçlendiğine dikkat çekerken, NASA’nın uzun yıllara yayılan gözlemlerinden elde edilen yeni veriler ise endişeleri daha da artırdı.
Bilim insanları, şimdiye kadar yeterince dikkat çekmeyen bazı etkilerin de ortaya çıkmaya başladığını belirtti. Peki uzmanları alarma geçiren bu yeni detaylar neler? En önemlisi ‘Süper El Nino’, önümüzdeki aylarda ülkemiz dahil olmak üzere Avrupa’da hava koşullarını nasıl etkileyecek?
İşte güncellenen verilerle yeni detaylar…
EL NİNO NEDİR VE NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
El Nino, atmosfer ile okyanus arasındaki etkileşimlerden kaynaklanan ve doğal olarak oluşan El Nino-Güney Salınımı (ENSO) döngüsünün sıcak evresini ifade ediyor. Bu döngü genellikle iki ila yedi yıl arasında değişen periyotlarla El Nino ve La Nina evreleri arasında geçiş yapıyor.
‘SOFRALARIMIZA ULAŞAN BALIK VE DİĞER DENİZ ÜRÜNLERİNİN MİKTARI İLE FİYATLARI ETKİLENECEK’
NASA’nın yürüttüğü araştırmaların merkezinde fitoplanktonlar bulunuyor. Bitki benzeri mikroskobik organizmalar olan fitoplanktonlar, deniz ekosistemlerinin temel yapı taşlarından biri olarak kabul ediliyor. Bu canlılar, okyanusların derinliklerinden yüzeye çıkan soğuk ve besin açısından zengin su akıntıları sayesinde yaşamlarını sürdürüyor. Demir, azot ve fosfor gibi hayati mineraller fitoplanktonların büyümesi ve çoğalması için kritik önem taşıyor.
Ancak deniz yüzeyindeki sıcaklıkların yükselmesi, bu besin maddelerinin yüzeye taşınmasını engelliyor. Bilim insanlarının ‘besin stresi’ olarak tanımladığı bu süreçte planktonlar ihtiyaç duydukları minerallere ulaşamıyor. Sonuç olarak plankton popülasyonları zayıflıyor, üreme oranları düşüyor ve denizlerdeki yaşam zincirinin ilk halkası zarar görüyor.
NASA’nın Washington’daki merkezinde görev yapan Okyanus Biyolojisi ve Biyokimyası Programı Bilimcisi Laura Lorenzoni, Daily Mail’e yaptığı açıklamada plankton topluluklarının önemine dikkat çekerek, deniz besin ağının temelinin bu organizmalar üzerine kurulu olduğunu vurguladı. Uzmanlara göre planktonların zarar görmesi, küçük balıklardan büyük deniz memelilerine kadar uzanan tüm ekosistemi etkileyebilir.
Bu durum aynı zamanda dünya genelindeki balıkçılık faaliyetleri ve deniz ürünleri ekonomisi de bu süreçten olumsuz etkilenebilir. Bilim insanları, denizlerdeki besin zincirinde yaşanabilecek bozulmaların sofralarımıza ulaşan balık ve diğer deniz ürünlerinin miktarı ile fiyatları üzerinde de etkili olabileceğine dikkat çekiyor.
NASA'nın uydu verileri, okyanus planktonlarındaki klorofil düzeylerini takip ederek (görselde), El Nino'nun yaklaşmakta olduğunu gösteren dikkat çekici desenleri uzaydan tespit etti
NASA UYDULARI 20 YILLIK DEĞİŞİMİ TAKİP ETTİ
Araştırmacılar, okyanuslardaki değişimleri anlamak için NASA’nın Aqua uydusunda bulunan Orta Çözünürlüklü Görüntüleme Spektroradyometresi (MODIS) sensöründen elde edilen verileri kullandı. Bu sistem sayesinde bilim insanları uzaydan fitoplanktonların karbon ve klorofil oranlarını ölçebildi. Klorofil miktarının karbon oranına kıyasla azalması, planktonların stres altında olduğunun önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Araştırma ekibi yalnızca uydu verileriyle yetinmedi. Dünyanın farklı bölgelerinden toplanan plankton örnekleri üzerinde genetik incelemeler de gerçekleştirildi. Özellikle denizlerde çok yaygın olarak bulunan Prochlorococcus adlı mikrobun DNA yapısında besin stresiyle ilişkili genetik işaretler tespit edildi. Bu bulgular, uydu gözlemlerinin ortaya koyduğu tabloyu doğruladı.
EN BÜYÜK RİSK SUBTROPİKAL GİRDAPLARDA
Bilim insanlarının dikkat çektiği en kritik bölgelerden biri, Atlantik, Pasifik ve Hint Okyanusları’nda bulunan geniş subtropikal girdap alanları oldu. Bu bölgelerde su hareketleri nispeten daha sakin gerçekleşiyor. Yüzeyde oluşan sıcak su tabakası ile daha derinlerde bulunan soğuk ve yoğun su katmanları arasında güçlü bir ayrışma meydana geliyor.
Kaliforniya Üniversitesi’nden okyanus bilimci Dr. Adam Martiny, bu durumu yaz aylarında göllerde hissedilen sıcak-soğuk su ayrımına benzetiyor. Martiny’ye göre yüzeydeki düşük yoğunluklu sıcak su tabakası, aşağıdaki soğuk ve besin açısından zengin suyun yukarı çıkmasını engelliyor. Böylece fitoplanktonların ihtiyaç duyduğu mineraller derin sularda hapsoluyor. Araştırma sonuçları, özellikle Güney Pasifik'te besin eksikliğinin çok daha belirgin hale geldiğini gösteriyor. Bu bölgede azot ve demir eksikliği kritik seviyelere ulaşırken, kaydedilen en yoğun besin stresi vakaları gözlemlendi. Tüm bunlar hava durumuna dair de mesajlar veriyor. Şimdi de bu detaya yakından bakalım...
2015-2016 EL NİNO’SU KRİTİK İPUÇLARI VERDİ
Bilim insanları, tarihin en güçlü El Nino olaylarından biri olarak kabul edilen 2015-2016 dönemini de ayrıntılı şekilde inceledi. Bu süreçte deniz yüzeyi sıcaklıkları bazı bölgelerde 2,3 santigrat dereceye kadar yükseldi. Uydu verileri, Ekvator Pasifik’te normal şartlarda gerçekleşen yukarı yönlü besin taşınımının büyük ölçüde durduğunu ortaya koydu.
Besin maddelerinin yüzeye ulaşamaması, planktonların yoğun biçimde strese girmesine neden oldu. Uzmanlar, gelecekte yaşanabilecek daha güçlü El Nino olaylarının bu etkileri daha da ağırlaştırabileceği görüşünde.
‘SÜPER EL NİNO’ OLAYININ GERÇEKLEŞME OLASILIĞI YÜZDE 60’IN ÜZERİNE ÇIKTI
Araştırmanın sonuçları, iklim uzmanlarının son dönemde yaptığı dikkat çekici uyarılarla aynı döneme denk geldi. Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi’nin (ECMWF) gerçekleştirdiği son iklim modellemeleri, Ekvator Pasifik Okyanusu’ndaki sıcaklıkların yılın ilerleyen dönemlerinde normal seviyelerin çok üzerine çıkabileceğini gösteriyor.
Tahminlere göre sıcaklıkların aralık ayına kadar ortalamanın yaklaşık 3 derece üzerinde seyretmesi bekleniyor. Bazı senaryolarda ise deniz yüzeyi sıcaklıklarının 4 dereceyi aşabileceği öngörülüyor. Uzmanlar, bu seviyelerin gerçekleşmesi halinde tarihin en güçlü El Nino olaylarından birinin yaşanabileceğini belirtiyor.
Şubat-Mart döneminden bugüne gelinen süreçte nasıl bir değişiklik olduğunu Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’ya danıştığımda ise “Tropikal Pasifik’teki son gözlemler ve mevsimsel tahmin modelleri, 2026’nın ikinci yarısında güçlü bir El Nino olayının gelişebileceğine işaret ediyor. Tahminler değişmedi, güçlü bir şekilde devam ediyor” dedi.
Doç. Dr. Yavaşlı, “Modellerin önemli bir bölümü, süper El Nino senaryosuna yaklaşıyor. Ancak iklim biliminde tahminlerin en kırılgan olduğu ‘ilkbahar belirsizlik bariyeri’ hâlâ aşılmış değil; daha net tabloyu temmuz güncellemeleri ortaya koyacak” ifadelerini kullandı.
“ABD’nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) 11 Mayıs tarihli resmî değerlendirmesine göre Mayıs-Temmuz 2026 döneminde El Nino gelişme olasılığı yüzde 61’e çıktı” diyen Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, “Yıl sonuna kadar sürmesi beklenen olayın ‘çok güçlü bir El Nino’ düzeyine ulaşmasına ise dörtte bir olasılık veriliyor” dedi. Doç. Dr. Yavaşlı, şöyle devam etti:
“Columbia Üniversitesi Uluslararası İklim ve Toplum Araştırma Enstitüsü’nün (IRI) 20 Nisan tarihli teknik güncellemesine göre 15 Nisan itibariyle +0,5 derece eşiğine ulaşıldı. IRI bu durumu ‘hızla gelişen ENSO koşulları’ (El Nino-Güneyli Salınım) olarak nitelendiriyor ve Temmuz-Eylül 2026 için El Nino olasılığını yüzde 94’e çıkarıyor. IRI’ye göre asıl soru ‘El Nino olacak mı?’ değil, ‘ne kadar güçlü olacak?’”
UZMANLARI ENDİŞELENDİREN ÇOK DAHA ÖNEMLİ BİR GELİŞME VAR
İklim uzmanlarının en büyük endişelerinden biri, 1877-1878 yıllarında yaşanan ve kayıtlara geçen en güçlü El Nino olayının sonuçlarının yeniden gündeme gelmesi. İklim araştırmacıları, modern teknolojinin bugün dünyayı geçmişe kıyasla çok daha hazırlıklı hale getirdiğini vurgulasa da küresel ısınmanın etkisiyle atmosfer ve okyanusların artık çok daha sıcak olduğunu ve bunun da El Nino kaynaklı aşırı olayları daha yıkıcı hale getirebileceğini belirtiyor.
TARİHİN EN YIKICI EL NİNO OLAYINDA NELER YAŞANDI?
Washington Post’ta yer alan habere göre, yaklaşık 150 yıl önce meydana gelen bu olağanüstü iklim olayı, Hindistan, Çin, Brezilya ve dünyanın farklı bölgelerinde büyük kıtlıklara neden olmuştu. Tarihçiler ve iklim araştırmacıları, söz konusu felaket nedeniyle 50 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiğini belirtiyor. Bu rakam, dönemin dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 3 ila 4’üne karşılık geliyordu. Aynı oranın bugünün nüfusuna uygulanması halinde ise yüz milyonlarca insanın etkilenebileceği anlamına geliyor.
İki olay arasında hem benzerlik hem de derin farklar olduğunu söyleyen Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı ise “1877-78 olayı, modern ölçüm öncesi dönemin proxy verilerinden hesaplandığı kadarıyla, kayıtlara geçmiş en güçlü El Nino. 2026 için bazı modeller, Nino 3.4 indeksinde +3 derece civarında bir pik öngörüyor. Bu rakam, 1997-98 ve 2015-16 olaylarını geride bırakacak güçte bir sinyale işaret ediyor. Yani olayın fiziksel büyüklüğü açısından 1877’ye benzer bir tabloyla karşı karşıya olabiliriz” dedi.
‘AVRUPA ÜZERİNDE YÜKSEK BASINÇ BLOKAJLARI OLUŞTURUYOR!’ TÜRKİYE'Yİ NASIL ETKİLEYECEK?
El Nino’nun etkisini daha önce Meteoroloji Mühendisi Adil Tek’e danıştığımda, El Nino’nun yalnızca bölgesel bir olay değil, küresel sıcaklık artışının bir yansıması olarak okunması gerektiğini ifade ederek, şu değerlendirmede bulunmuştu:
-- El Nino aslında küresel sıcaklıkların biraz yansıması. Bu yaz ayları için El Nino’nun pozitif faza gideceği artık net bir şekilde görülüyor. Özellikle ABD için çok etkili olacak. ABD’de de büyük yangınlara neden olabilir. Avrupa’ya etkisi ise ikincil etki şeklinde olacak. Kuzey jet akımlarının akış şeklini değiştiriyor. Bu da Avrupa üzerinde yüksek basınç blokajları oluşturuyor. Özellikle Avrupa’nın batı ve orta kesimlerinde bunu uzun süre göreceğiz. Doğal olarak bu uzun kalma ısı kubbesine de neden oluyor ve olacak.
-- Türkiye, biraz daha bu blokajların doğusunda kalıyor. Evet El Nino etkisini biz de görürüz, zaten biz de kuraklığa doğru gidiyoruz ancak beklenen bu süper güçlü El Nino’yu daha dolaylı olarak hissedeceğiz, etkileri direkt bizi hedef almayacak. El Nino yıllarına baktığımızda ve bizim değerlerimizi karşılaştırdığımızda ülkemizde çok sıcak olacak, yağışlar duracak gibi bir gözlem yok. Geçmiş yıllara bakınca ülkemiz açısından yüzde 50-50 olmuş. Bazı El Nino dönemlerinde yağışlarımız artmış, bazı El Nino dönemlerinde de kuraklığımız artmış. Ancak ülkemiz genel olarak sıcak hava dalgaları ve büyük bir kuraklığa doğru gidiyor. Bunla ilgili 10-20 yıllık stratejik planlarımız olması lazım.
ÜLKEMİZ BU YIL NASIL BİR YAZ MEVSİMİ GEÇİRECEK?
Bu soruma, “Geçen yıl çok büyük sıcak hava dalgalarına maruz kaldık. Şırnak’ta termometre 50 dereceleri gördü. Hatta ülkenin en yüksek sıcaklık değeri oldu. Ama bu yıl öyle bir sıcaklık görünmüyor en azından şimdilik. Bu yıl biraz daha son 30 yılın mevsim normallerine yakın değerler görülüyor” cevabını veren Adil Tek, şu yorumda bulunmuştu:
"Bu yaz sıcak olmayacak demiyorum. Sıcak olacak, bunaltıcı günler olacak ama 50 dereceleri görecek sıcaklık patlamaları şimdilik öngörülmüyor. Ama 40 dereceleri göreceğiz. Örneğin Aydın’da görebiliriz, Şanlıurfa’da görebiliriz; bunlar zaten normal. Daha önce 40 dereceleri gören şehirlerimiz yine görecektir. Ama İstanbul için 40 derece dersek bu yanlış olur, böyle bir şey yok. Ancak 35 dereceler olacak hatta belki bir iki kez 38-39 dereceleri gören sıcaklık artışı olabilir İstanbul’da. Haziran ayında Ege’nin iç kesimleri ve Akdeniz’in iç kesimlerinde yağışlar görünüyor. Zaten ufak ufak yaşamaya da başladık. Temmuzda Ege’nin iç kesimlerinde de yağışlar görünüyor. Marmara’nın güneyi ve iç kesimlerinde ise ağustosta yağışlar olabilir.”
TÜRKİYE’DE YANGIN RİSKİ BU YIL YÜKSEK
Çankırı Karatekin Üniversitesi’nden Doç. Dr. Okan Ürker, bu sene yangın riskinin Türkiye’de yüksek olduğuna dikkat çekti: “Aşırı yağışlı geçen kış aylarından sonra diri örtü çok hızlı gelişiyor. Bunu takip eden ani sıcaklık ve kuraklığa bağlı olarak da ölü örtüye dönüşüyor. Bu nedenle frekansı ya da şiddeti yüksek yangınların sayısında artış öngörülüyor.’’
“Bunun önüne geçmek veya riski azaltmak, ancak yanıcı madde yönetimi ile mümkün” diyen Doç. Dr. Ürker, “Riskli sezon başlamadan evvel, orman-maki gibi doğal peyzajlarda yoğun bir mekanik mücadele gerekiyor. Yol kenarlarının, elektrik hatları civarlarının, kır-kent arayüzlerinin sıklık bakımının yapılması, budanması, otsu tabakanın temizlenmesi önemli” ifadelerini kullandı.
Imperial College London’dan aşırı hava olayları uzmanı Dr. Theodore Keeping, küresel sıcaklıkların hızla yükselmesi halinde 2026 yılının dünya tarihinde ölçülen en sıcak yıl olarak kayıtlara geçebileceği öngörüyor. Bu durum, sanayi öncesi döneme göre küresel sıcaklık artışının 1,5 derece sınırını aşarak yeni rekorların kırıldığı son yılların ardından, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda uluslararası baskıyı daha da artırabilir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:106
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 15 Haziran 2026 09:02 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















