İklim değişikliğinde geldiğimiz nokta: Kıyamet Buzulu na duvar örülecek 40 milyar dolarlık proje işe yarayacak mı?
Hurriyet sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.
Bilim insanları, mühendisler ve politika uzmanlarından oluşan bir grup, denizlerin taşması ve şehirleri su basması yönündeki endişelerinin giderek arttığı şu günlerde bir araya gelerek, “Kıyamet Buzulu’nun” önüne devasa bir duvar örülmesi gibi iddialı bir proje ileri sürdü.
Batı Antarktika buz tabakasında yer alan ve asıl adı Thwaites Buzulu olan bu devasa buzula, “Kıyamet Buzulu” ismi, deniz seviyelerine potansiyel etkisinden ötürü verildi. Dev buzul, 192 bin kilometrelik bir yüzölçümüne sahip; bu da onu büyüklük açısından Birleşik Krallık ile kıyaslıyor. Uzmanlar buzulun, görülmemiş bir hızda eridiğini dile getirmekte.
Thwaites Buzulu’ndaki mevcut erime, Dünya’yı ısıtan sera gazları nedeniyle artan deniz seviyesinin yüzde 4’ünden sorumlu. Tamamen erimesi halinde, küresel çapta deniz seviyesi 5 metre yükselebilir. Deniz seviyesindeki bir santimetre yükselmenin, dünya genelinde 6 milyon insanın deniz taşmalarından etkilenmesine neden olduğu düşünüldüğünde, Thwaites Buzulu’ndaki erime bilim insanlarını ciddi şekilde endişelendiriyor.
DEV BUZULUN ÖNÜNE PERDE ÖRMEK NE KADAR MÜMKÜN?
Buzulun önüne duvar ya da perde örülmesi denildiğinde pek çoğumuzun aklına, eriyen buzulların olduğu yerde muhafaza edilmesi gibi bir amaç geliyor olabilir. Fakat Thwaites Buzulu’nda amaç, bir bariyer oluşturarak, buz tabakalarını, buz sahanlığının altından akan sıcak okyanus suyundan korumak. Projeyi yürüten The Seabed Anchored Curtain Project girişimi, sera gazlarının azaltılmasının tek başına buz tabakasını korumaya yetmeyeceğini vurguluyor.
Cambridge Üniversitesi, Chicago Üniversitesi, Alfred Wegener Enstitüsü, New York Üniversitesi, Dartmouth Koleji, NIVA, Aker Solutions ve Lapland Üniversitesi Arktik Merkezi’nden araştırmacılar ve mühendisler, 152 metre yüksekliğe ve 80 kilometre uzunluğa sahip bir “perde” tasarlanması için bir araya geldiler.
Mevcut durumda sıcak sular buzuldaki morenin (buzultaşının) üzerinden akarak deniz tabanındaki kanyona akıyor. Bu doğal set biraz daha yüksek olsaydı tüm bu sıcak okyanus sularını engelleyebilirdi. Bilim insanları ve mühendisler, suyun hızı ve sıcaklığı gibi verileri kullanıp, morenin üzerine sıcak suyu buzulun tabanından ayıracak büyük bir perde inşa edilip edilemeyeceği konusunda modelleme yapacak.
"Kıyamet Buzulu'nda" yürütülen çalışmalardan bir görüntü. Fotoğraf: Britanya Antarktika Araştırma Kurumu
Bu cesur planın hayata geçmesi halinde amacına ulaşması yıllar sürecek. Ekip, perdeler ve şamandıra sistemlerinin tasarlanması, hangi malzemelerin kullanılabileceğine karar verilmesi ve sıcak akıntıyı ayırabilecek teknolojinin testleri ve inşası olmak üzere üç yıllık araştırma programını içeren bir yol haritası oluşturdu. Thwaites Buzulu’ndan halihazırda şamandıra verileri alınmaya başladı. Ayrıca, proje kapsamında yürütülen bağış kampanyasıyla 10 milyon dolar toplanması hedefleniyor.
The Seabed Anchored Curtain Project’in üyesi olan ve New York Üniversitesi’nde iklim bilimi çalışmaları yürüten David Holland, yerel durumların dengesinin belirsiz ve hatta “bıçak sırtı” olduğunu belirterek, kendisinin ve bazı bilim insanlarının böylesi bir müdahalenin buzulun kaderini değiştireceğine inandığını söyledi. Thwaites'e doğru yol alan buz gemisinden yaptığı açıklamada Holland, belki de gemide bulunanlar arasında böyle düşünen tek kişi olduğunu dile getirdi ve ekledi:
“Ama bu herkesin verisi ve söz konusu veriler yıllar yıllar boyunca bu amaç uğruna kullanılacak.”
‘MARJİNAL FİKİR’ DENİYORDU
Söz konusu perde projesi, Lapland Üniversitesi’nden buzulbilimci John Moore ve kendi gibi düşünen birkaç meslektaşının, bir dizi bilimsel makalede ileri sürdüğü “marjinal fikir” olarak değerlendiriliyordu. Çünkü, buzulbilim camiasında, iklim değişikliğini yavaşlatmadan doğrudan semptoma yönelik bu tür jeomühendislik fikirleri büyük tepki çekiyor. Fakat gelinen noktada, her geçen gün daha çok bilim insanı, iklim değişikliğine yönelik hedefli müdahalelerin “kaçınılmaz” olduğunu düşünüyor. Perde projesi ve Thwaites'in erimesini yavaşlatmaya yönelik en az bir rakip fikir, sadece jeomühendislik destekleyicilerinden değil, geleneksel hayırseverlik kurumlarından da milyonlarca dolar bağış topladı.
Bilim insanları, müdahale edilmediği takdirde Thwaites’in erimesinin ilerleyeceği ve dev buzulun gelecek yüzyıl içinde eninde sonunda çökeceği konusunda hemfikir. Moore’a göre, Thwaites Buzulu’na yapılacak yerel müdahalelerin maliyeti, büyük şehirlerin kıyılarına duvar örmenin maliyetine göre çok daha düşük. Moore ve iki meslektaşı yazdıkları makalede, perde projesinin tahmini 40 ila 80 milyar dolar arasında tutacağını (yıllık bakımın da 1 ila 2 milyar dolar seviyesinde olacağını) ama deniz seviyelerinin yükseldiği şehirlerde yürütülecek projelerin ise yıllık ortama 40 milyar dolara çıkacağını öngördü.
KIYAMET BUZULU’NDA SONDAJ YAPILIYOR
Birleşik Krallık ve Güney Kore’den araştırmacılar kısa süre önce, Thwaites Buzulu’nun en ulaşılamayan ve en az bilinen bölümüne vardı. Ekip burada, buzun bir kilometre derinliğine sondaj yaparak, sıcak okyanus sularının derinleri nasıl erittiğini doğrudan gözlemleyecek. Böylece, yarıkları ve hızlı hareketleriyle bilinen Thwaites buz sahanlığının ana gövdesinde ilk kez sıcak su sondajı yapılacak. Ekip, buzu delmek için sıcak su sondajı kullanacak ve bölgeden ilk gerçek zamanlı verileri gönderecek ekipmanları çukura yerleştirecek. Britanya Antarktika Araştırma Kurumu’ndan okyanus bilimci Peter Davis, çalışmaya ilişkin açıklamasında şunları söyledi:
“Burası dünyadaki en önemli ve en istikrarsız buzullardan biri ve biz de nihayet bu hayli önemli yerde neler olduğunu görebileceğiz. İzleyeceğiz ve sıcak okyanus suyunun bin metre derinlikte buzlara neler yaptığını neredeyse gerçek zamanlı olarak göreceğiz. Bu işlem, çok kısa bir süre önce mümkün oldu ve deniz seviyesinin ne kadar hızlı yükseldiğini anlamamız açısından kritik önem taşıyor.”
Thwaites Buzulu'ndan düzenli veri alınacak. Fotoğraf: ABD Ulusal Bilim Vakfı
Döşenen fiberoptik kablolar ve yerleştirilen sensörler, bir yıl boyunca her gün uydular aracılığıyla veri gönderecek ve böylece bilim insanları dünyanın en önemli buzullarından birinde değişimi yönlendiren süreçlere "daha önce hiç görülmemiş bir şekilde" bakabilecek.
‘BİLİM KURGU OLARAK GÖRÜYORDUM; SAVAŞ FİKRİMİ DEĞİŞTİRDİ’
Eski Norveç Dışişleri Bakan Yardımcısı Marianne Hagen, Atlantic’e yaptığı açıklamada, jeomühendislik projelerini çok uzun zamandır “bilim kurgu olarak gördüğünü ve bu projelere zaman harcamaya değmediğini düşündüğünü” söyledi. Fakat Ukrayna’daki savaşla etrafındaki konuşmaların da değiştiğini aktaran Hagen, “Enerji güvenliği Avrupa politikasında hep öncelikli olmuştu ama artık kimse enerji geçişinden bahsetmiyordu” değerlendirmesini yaptı.
Hagen, hükümet görevlisi olarak deniz kenarlarındaki savunmasız şehirlere yaptığı ziyaretleri düşündüğünü ve 2024’te Moore ile birlikte perde projesine eş başkanlık etmeye karar verdiğini dile getirdi. Moore’un projesinde yer almasının en büyük nedeninin “umutsuzluk” olduğunu dile getiren Hagen, sözlerine şöyle devam etti:
“Çünkü gelecek nesiller için zaman kazandıracak çözümler üzerinde gerekli araştırmaların olmadığı güvenli bir yol göremiyordum.”
Kaynak: Euronews, The Atlantic
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:107
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 15 Şubat 2026 09:02 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















