Ankara24.com
close
up
İklim Adaleti Koalisyonu ndan 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü açıklaması: Su yoksa yaşam da yok!

İklim Adaleti Koalisyonu ndan 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü açıklaması: Su yoksa yaşam da yok!

Ankara24.com, T24 kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.

T24 Haber Merkezi

İklim Adaleti Koalisyonu, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla yayımladığı açıklamada sulak alanların "tüm yaşamın kaynağı" olduğunu vurgulayarak, barajlar, HES’ler, sanayi ve madencilik tahsisleriyle su varlıklarının hızla tüketime konu edildiğini belirtti. Koalisyon, "Su yoksa yaşam da yok" diyerek suyu ve tüm canlıların hakkını gözeten yeni bir irade ve mevzuat değişikliği çağrısı yaptı.

Açıklamada suyun binlerce yıldır uygarlıkların, yerleşimlerin ve kültürün temeli olduğuna işaret edilerek; dereler, nehirler, göller, lagünler, bataklıklar ve turbalıkların yalnızca ekosistemler için değil, kuşaklar boyunca aktarılan toplumsal hafıza ve yaşam biçimleri için de belirleyici olduğu ifade edildi.

Koalisyon, bugün sulak alanlara "sahip olma" anlayışıyla yaklaşıldığını, bunun da su varlıklarının yanı sıra kültürel ve ekolojik bağların kaybını hızlandırdığını savundu. Barajlar ve HES’lerin havza bütünlüğünü bozduğunu, yanlış tarım politikaları ve sanayi/madencilik kullanımlarıyla susuzlaşma ve kirliliğin derinleştiğini belirten Koalisyon, gündemdeki Su Kanunu konusunda kaygılarını da dile getirdi.

Koalisyonun açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

"Gezegende yaklaşık 5 milyar yıldır var olan su, bize sulak alanların; tüm derelerin, nehirlerin, göllerin, lagünlerin, bataklıkların, turbalıkların, mevzuata göre söyleyecek olursak 6 metre derinliğe kadar denizlerin tarihçesi hakkında da bir fikir veriyor. Gezegenin su küresi, insanlık, tarihi ve kültürü dahil tüm yaşamın kaynağı niteliğinde.

Binlerce yıldır uygarlıkların suya dayalı, ona bağlı kurulmuş, devam etmiş olması da tesadüf değil. Yaşadığımız coğrafya her açıdan bunun binlerce örneğiyle dolu. Anadolu’nun bilinen tüm halkları, kült ve kültürleri suyu kutsal da saymış. “Topraktan önce olan” denmiş. Su kenarlarına yerleşmişiz. Antik kentler, yerleşimler bugün hala ayakta, onlardan öğrenmeyi sürdürüyoruz. Suyun saflık, bereket, arınma, yeniden doğma gibi anlamları devam ediyor. Sayesinde tanıştığımız turnalardan nice türküler, öyküler yaratmışız, semahlar dönmüşüz. Türkülerinde “pınar başı” olmayan yöre yok. Pınar başlarında kavuşmuşuz, ayrılmışız, sevinmişiz, üzülmüşüz. Halılara, kilimlere su yolu diye motif yapmışız. Su gibi aziz olmuşuz, su gibi aksın diye temenni yaratmışız, derdimizi suya bırakmışız, yanında huzur, aş, iş bulduklarımızın başında su gelmiş. Su sayesinde ulu çınarlar olmuş, öyle çınarlarla tanışabildiğimiz için çınar sembolü köklülük, kadimlik, ebedilik ifade etmiş. Akarsularla su kemeri ve su değirmenleri yapmayı öğrenmişiz. Yokluğu, bunun ihtimaliyle sarnıç bilgisi yaratılmış tüm Anadolu’da. Geleneksel balıkçılığın binlerce yıldır aynı şekilde yürütüldüğü bölgeler hala mevcut. Kurda, kuşa, aşa ilkesiyle. Ustalıkları Anadolu’ya özgü gulet, tırhandil, taka gibi tekneler yaratmışız. Ebru sanatının bile suyla yaşamın binlerce yıllık bilgisine dair bir yanı var.

Somut ve somut olmayan, yazılı ve sözlü kültürümüzde suyla, sulak alanlarla beraber yaşamanın bilgisine dayalı sayısız örnek bulunabilir. Böyle de baktığımızda sulak alanlar, adeta bir dolaşım sistemi gibi sadece toprak, yerleşimler ve habitatlar arasındaki bağı değil aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bilginin, toplumsal hayatın da bağını kurar nitelikte.

Beraber yaşamaktan çıkıp, sahibi olduğumuz hezeyanı içinde tüm sulak alanlara tahakküm kurmaya başladığımızda, bugün sadece su varlıklarını değil başka türlü nice bilgiyi ve bağı da kaybetmenin eşiğindeyiz.

Oluşumları ve barındırdıkları biyoçeşitlilikle iklim krizi karşısında en kırılgan ekosistemler olmakla beraber, karbon yutak alanı olmalarından ötürü, sulak alanlar aynı zamanda tüm canlılar için sağlıklı nefes demek.

Yaşamın kaynağı ve devamı niteliğindeki varlığın, alanların kullanım, tüketim odaklı kaynağa dönüşmüş olması hiçbir gerekçeyle açıklanamayacak boyuta gelmiştir.

Sayıları 900’e yaklaşmış yerüstü barajı, 100 küsuru bitmiş planlanan 246 yeraltı barajı ve 800’e yaklaşan HES'le yaşadığımız coğrafya kangren olmaya doğru giderken, havza bütünlüğü yok sayıldığı için komşularımızın yaşadığı susuzlukta da payımız mevcut. Barajlar ekolojik, toplumsal, kültürel, ekonomik yıkım ve yük oluşturdukları gibi yarattıkları mikroklima etkileriyle de iklim krizini tetikler nitelikte. 50 yıl ömür biçilen yapıların yarattığı etkinin akıl alır bir yanı kalmamıştır. Kimi barajların tarımsal sulama için yapıldığı düşünülürse, bu da on yıllardır süregiden yanlış tarım politikalarının faturasını yine sulak alanlara kesmek haline gelmiştir. Endüstriyel, monokültürel, vahşi sulama odaklı, hiçbir su bütçesi değerlendirilmeden yapılan tarımın kendisi de bugün iflas noktasındadır. Ekonomik olarak da sürdürülebilirliği kalmadığı gibi “temiz gıda” bariyerine takılmaktadır. Ekosistemlerin, çiftçinin, sağlıklı gıdaya erişim hakkının hep beraber ihlal edildiği bir noktaya gelinmiştir. Dahası, doğrudan ve dolaylı olarak tüm su varlıkları sanayiye ve madenciliğe tahsis edilmektedir. Tüketim ve kullanım hakkı ve önceliği tahsis kurulları ve/veya DSİ tarafından şirketlere tanınırken, havzalar bu şekilde de susuzlaştırılırken, ekokırım boyutundaki kirlilik de yine buralarda ortaya çıkmaktadır. Yeraltı ve yerüstü tatlı su varlıklarını yok olma noktasına getiren, dengesiz nüfus dağılımına on yıllardır çanak tutan politikalar bugün gözünü bir de denizlere, desalinasyona dikmiştir. Gri su kullanımı, yağmur suyu hasadı gibi konulara etraflıca ve yoğun olarak eğilmeden, yine doğal varlıklara salt kaynak gibi bakılmaktadır. Ticarileştikçe, gasp edildikçe, kirletildikçe temiz sağlıklı suya erişimin de sınıfsal bir mevzu haline geldiği ve bunun gittikçe artan bir şekilde halk sağlığı sorunu olacağı da çok açıktır. Tüm bunlara kaçak kullanımları da eklediğimizde karşı karşıya olunan kuraklık ve krizin boyutları hesaplanabilir olmaktan çıkmıştır. Bu artık yakın geleceğe ilişkin de değildir. Bugünün durumudur.

Kendi tarihimiz boyunca suyu, sulak alanları bu boyutta “ürküttüğümüz” başka bir dönem daha olmadı. Anadolu’nun yerleşik ya da göçmen kuşları suyu takip eder, sulak alanlar onlar için de hayatidir. Kuşlarla suyun izini sürmek mümkündür. Bir gün turnalar gelmez olursa, Anadolu’nun sulak alanları da göçmüş, yitmiş demektir. Belki türküleri de… Pek vakit kalmadı.

Onlarca yıldır inatla sürdürülen yanlış politikalar yüzünden bu noktaya geldiğimizin farkındayız. Sadece belli bir siyasi parti değil, sistemin yürümesine yol açan tüm aktörlerin sorumlu olduğunu da iyi biliyoruz. Dolayısıyla gündemdeki Su Kanununun da ne içereceği nasıl çıkarılacağı konusunda hayli kaygılıyız. Bütün bu iflasa yol açan tüm mevzuat ve uygulamaların da acilen, suyun ve tüm canlıların hakkını gözeten yönde değişmesi talebimizde ısrarcıyız. Korumak ve onarmak için suyun da hakkı olduğunu unutmayan bir iradeye acilen ihtiyaç vardır.

Su yoksa yaşam da yok.

İklim Adaleti Koalisyonu"

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:79
embedKaynak:https://t24.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 02 Şubat 2026 14:08 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Yalçın Kayan: Şampiyonluğu kutlamalarına izin vermeyecektik!

03 Mayıs 2026 01:38see140

Asgari ücretlinin bir saatlik emeği bir domatese denk

03 Mayıs 2026 00:23see137

Boynu bükükler Özgür Bayram Soylu

02 Mayıs 2026 04:07see136

Kendine güvenen bir çocuk nasıl yetiştirilir?

03 Mayıs 2026 01:51see134

Sağlık durumu kötüleşen Gannuşi için serbest bırakılma çağrısı

02 Mayıs 2026 14:26see132

Beşiktaş ın eski golcüsü alev aldı! Takımını Bundesliga ya taşıdı

03 Mayıs 2026 00:52see126

İstanbul da bir kadın televizyon izlerken kör oldu

02 Mayıs 2026 10:58see125

Hane ve esnafta batık alarmı Sözcü Gazetesi

03 Mayıs 2026 05:32see125

Borsa İstanbul da en çok kazandıran ve kaybettiren hisseler belli oldu

02 Mayıs 2026 15:21see123

50 yaşına geldi, hayatta her şeye sahip... Kalbini ısıtacak bir eş dışında: İki çocuğum var, sevgilimle aynı evde yaşayamam

02 Mayıs 2026 15:59see123

İran dan Trump ın Korsan gibiyiz açıklamasına tepki

03 Mayıs 2026 06:19see122

Bu kez Babülmendep krizi kapıda Dünya Haberleri

02 Mayıs 2026 05:28see121

İran dan ABD ye mesaj: Top artık Washington un sahasında Dünya Haberleri

02 Mayıs 2026 20:07see120

Hatay da hafif ticari araç yanarak kullanılamaz hale geldi Hatay Haberleri

03 Mayıs 2026 01:01see120

TBB seçiminde kavga! Ekrem İmamoğlu nun mektubu ortalığı karıştırdı

02 Mayıs 2026 16:59see119

Dev doğal gaz rezervi buldular: Günlük kapasite 50 milyon metreküp!

02 Mayıs 2026 14:33see119

Hürmüz krizi lüks otomobilleri vurdu: Motor yağı alarmı

03 Mayıs 2026 00:42see119

Trump tan Hürmüz de Özgürlük Projesi : Mahsur gemiler kurtarılacak Dünya Haberleri

04 Mayıs 2026 00:11see119

Kanser alanında geliştirilen koruyucu aşılarla kanser önlenebilir’

03 Mayıs 2026 10:02see119

Fuat Çapa: Herkesle rakip olabileceğimizi göstermiş olduk!

03 Mayıs 2026 01:38see119
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları