‘Hürmüz Boğazı küreselleşmenin en kırılgan eklem noktası’
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı açabilmek için NATO ülkelerine gönderdiği acil kodlu yardım çağrısı cevapsız kaldı. İran, boğazın sadece ‘dost ülkelere’ açık olduğunu söylüyor. Körfez’deki kuyruk uzadıkça durumdan etkilenenler ilk önce Asya ülkeleri oldu. Tıkanıklık sürdükçe etki küresel boyuta taşınacak gibi gözüküyor.
‘Türkiye’nin Ceyhan ve doğu-batı enerji hatları orta vadede daha da değerli hale gelebilir’
Mehmet Öğütçü, eski diplomat, London Energy Club Başkanı
◊ Hürmüz Boğazı dünya enerji sisteminin yumuşak karnı. Petrol var, gaz var; ama akamıyor. Yani sorun arz kıtlığı değil, akışın felç olması. Modern ekonomi üretimden çok dolaşıma bağımlı hale geldiği için Hürmüz’deki tıkanma sadece enerji fiyatı şoku yaratmıyor; sigortayı, navlunu (taşıma ücreti), rafineri planlamasını, sanayi üretimini ve gıda zinciri-
ni de vuruyor. Bu nedenle Hürmüz bugün yalnızca bir boğaz değil; küreselleşmenin en kırılgan eklem noktasıdır.
◊ Hızlı bir normalleşme beklemek gerçekçi görünmüyor. Japonya’nın stratejik rezerv ve ortak stok mekanizmalarını devreye almasıda bunun kısa süreli bir aksama olarak görülmediğini ortaya koyuyor. Hürmüz sadece askeri bir müdahaleyle ‘açıldı’ denilerek normale dönmez. Fiziken olabilir ama güven açığı kolay kapanmaz. Armatörler, sigortacılar, trader’lar (borsa tüccarları) ancak güvenlik, hukuk ve öngörülebilirlik tesis edilirse geri döner.
◊ Hürmüz için yeni bir uluslararası hukuki statü artık teorik olmaktan çıkıp tartışılabilir bir senaryo haline geldi. Son günlerde bir yandan güvenli deniz koridoru önerileri, diğer yandan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) düzeyinde Hürmüz’de ticari seyrüseferi korumaya yönelik tasarılar gündeme geldi. Buradan hareketle şunu söyleyebilirim: Eğer mevcut kapalılık ve belirsizlik uzarsa orta vadede Hürmüz’e fiilen yeni bir uluslararası statü kazandırma yönünde baskı artabilir. Bu, İran ve Umman’ın egemenlik hassasiyetleriyle çatışır.
◊ Hürmüz’ün alternatifleri var ama yeterli değil. Suudi Arabistan’ın doğudan batıya uzanan boru hattı üzerinden Kızıldeniz’deki Yanbu’ya sevkıyatı artırdığı görülüyor. BAE ise Habshan-Fujairah hattını kullanıyor. Ancak bunlar kaybı telafi etmiyor; sadece hasarı sınırlıyor.
◊ Irak petrolü için Türkiye ve Akdeniz seçenekleri yeniden gündeme gelebilir. Irak petrolünün Ceyhan’a daha fazla yönlendirilmesi uzun zamandır konuşuluyor. Ayrıca Irak-Suriye-Akdeniz hattı ve hatta İsrail tarafında Hayfa’ya uzanabilecek senaryolar da dönem dönem gündeme geliyor. Fakat burada siyasi riskler, altyapı eksiklikleri ve güvenlik boyutu çok büyük. Türkiye açısından bakınca, Ceyhan ve doğu-batı enerji hatları orta vadede daha da değerli hale gelebilir.
◊ Enerjiden de önemli bir kırılganlık var: Su. Dünya Bankası verilerine göre Körfez ülkeleri dünya tuzdan arındırma kapasitesinin neredeyse yarısını oluşturuyor. Bu tesisler hedef alınır veya elektrik altyapısı ciddi biçimde zarar görürse mesele enerji ihracatının düşmesi olmaktan çıkar; şehir hayatı, sağlık sistemi, sanayi, soğutma zinciri ve sosyal düzen doğrudan risk altına girer. Yani Körfez için yeni dönemde en kritik güvenlik başlıkları petrol kuyuları kadar su tesisleri, elektrik santralleri ve petrokimya altyapısıdır.
Asya’da resesyon korkusu
◊ Bu savaşın küresel ekonomiye etkisi çok ağır. Bunu fiyatlarda, borsalarda, sigorta primlerinde ve navlunda gördük. Avrupa gaz fiyatları iki kat kadar sıçradı. Petrol de çok sert dalgalandı; bugün 100 dolar civarında olsa da analistler Hürmüz’ün uzun süre kapalı kalması halinde Brent’in (ham petrol) 150 dolara çıkabileceğini söylüyor. Asıl tehlike fiyatın kendisinden çok zincirleme etkisi. Enerji, gübre, taşımacılık, gıda pahalanıyor, petrokimya daralıyor, sanayi baskı altına giriyor. Bunun sonucunda da küresel büyüme yavaşlamıyor sadece; bazı bölgelerde negatif büyüme ve stagflasyon riski belirginleşiyor. Asya’dan büyük yabancı sermaye çıkışlarını ve artan resesyon korkusunu görüyoruz.
‘ABD uzun yıllardır vermediği bir tavizi İran’a teklif etti’
Doç. Dr. Erhan Akkaş, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi
◊ Körfez ülkeleri durumun buralara geleceğini kestiremiyordu. Sadece onlar değil, İsrail ve
ABD de kestiremiyordu. İran rejimini başsız bırakıp demokratik bir sistem inşa etme hayalleri vardı. Ancak İran’ın 12 Gün Savaşları’ndan çıkarmış olduğu tecrübelerle direnme güçleri arttı. İran’ın Hürmüz’ü stratejik bir koz olarak kullanacağı da çok aşikârdı.
◊ Hürmüz Boğazı’nın kapanması ABD ve İsrail’in İran’ı yalnızlaştırma politikasına karşı bir cephe alma olarak yorumlanabilir. Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerji Asya ülkelerine gidiyor çoğunlukla: Çin var, Japonya var, Güney Kore, Hindistan var. Bu ülkelerin üretimi buradan gelen enerjiye bağımlı. Boğazın kapanması Asya ülkelerinin de bu savaşa dolaylı olarak dahil olmalarını sağlıyor. Ve böylece İran bu savaşla bölgede yalnızlaştırılamıyor.
◊ Gıda işine gelince... 2017’de Katar’a bir abluka uygulanmıştı. Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Suudi Arabistan’ın sınırları ve hava-deniz sahalarını kapatmasıyla kısa süreli de olsa bir gıda ihtiyacını karşılayamama riskiyle karşılaşmıştı Katar. Çeşitlendirilmemiş bir ekonomiye sahip olması nedeniyle ramazan ayında bir krize girmişti.
Ve bu ihtiyacını İran ve Türkiye’den karşılamıştı.
O zaman Katar’ın yaşadığı sıkıntıyı şimdi tüm Körfez bölgesi yaşarsa ne olacak? Ciddi bir enflasyonist baskı oluşturabileceğini söyleyebiliriz. Ama bir kriz olacak, gıdaya erişim sıkıntısı yaşanacak demek iddialı söylem olur. Çünkü en nihayetinde finansal güçleri var.
◊ Küresel ölçekte ulusal varlık fonlarına baktığımız zaman birinci sırada Norveç, sonra Birleşik Arap Emirlikleri geliyordu, belki Çin de girmiş olabilir araya ama en nihayetinde şunu söyleyebilirim: Ülke olarak baktığımızda Birleşik Arap Emirlikleri ilk üç sırada ama Körfez bölgesini bir bütün olarak ele aldığımız takdirde dünyadaki en fazla varlık fonu yatırımı yapan bölge olduğunu söyleyebiliriz. Biraz önce bahsettiğim 2017’deki Katar krizinde ülke likidite krizine girmişti. İlk yaptıkları ulusal varlık fonlarının yurtdışındaki varlıklarını nakde çevirmek oldu. Bu süreçte diğer Körfez ülkeleri de aynısını yapacak. Amerika’daki, Avrupa’daki ya da diğer güçlü ekonomilerin birindeki fonlarını bozdurma yoluna gidecek. Bu da o mevcut ülkelerin en azından finansal sermayesinden bir sorun yaşayacağını bize gösterir.
Piyasalar için vazgeçilmez...
◊ Rafineriler de ciddi anlamda zarar gördü. Bunun daha nereye kadar gideceğini göremiyoruz açıkçası. Bu savaş çok çok uzun yıllar sürerse 1970’lerdeki krizden bile daha kötüsü olabilir.
◊ Körfez ülkeleri ne yapabilir? Alternatif güvenlik arayışlarına girebilirler. Çin olabilir, Rusya olabilir, 2-3 ülkenin bir araya gelebileceği bir güvenlik anlaşmaları olabilir. Türkiye’nin son dönemlerde şekillenen askeri güvenlik ilişkilerini bu süreç hızlandırabilir ve daha güçlü hale getirebilir.
◊ Hürmüz Boğazı’nın küresel ölçekteki önemi bu hafta biraz daha perçinlendi. ABD’nin İran’a karşı uzun yıllardır vermediği bir tavizi, Hürmüz Boğazı’nın açılmasını sağlamak amacıyla koşullu bile olsa gündeme getirerek İran üzerindeki petrol yaptırımlarını kısmen kaldırmayı teklif etti.
◊ Körfez liderleriyle Körfez İşbirliği Teşkilatı’nın ortak söylemiyse Körfez’in enerji kaynaklarının dünya piyasaları için vazgeçilmez olduğu ve bu nedenle savaşın en kısa sürede sona erdirilmesi gerektiği yönünde.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:53
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 29 Mart 2026 07:32 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















