Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek Bloomberg HT Habertürk ortak yayınında konuşuyor
Haberturk sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Bloomberg HT ve Habertürk ortak yayınında Bloomberg HT Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen'in sorularını yanıtladı.
İşte ekonomi gündemindeki konuları değerlendiren Bakan Şimşek'in açıklamalarından öne çıkanlar;
Tasfiye süreci tabii bizim öngördüğümüz hızda ve çerçevede gidiyor. Öncelikle şunu söyleyeyim tasfiye ile ilgili birtakım temel ilkeler belirlemiştik. Bunun başında şeffaflık var. Kamu kaynaklarının kullanılmayacağı çok net şekilde ifade edildi ve bu şekilde devam edecek.
Bir ara ödeme olacak. Ara ödemeden kasıt şu, nihai ödeme zaman alacak, bu dünyada da böyle. Burada küçükleri ve para piyasa fonlarını önceliklendireceğimizi söyledik.
1 Milyon TL'ye kadar ödemeler hızlı şekilde yapılacak. Kanun tabii TBMM'nin takdirinde olan bir konu nu hafta geçer mi, sonrasına kalır mı bilmiyorum ancak ilgili kurumlar hazırlıklarını tamamladılar. Ama en önemli konu tabii Tasfiyeyi biliyorsunuz İş Bankası ve Ziraat Bankası yapıyor, bununla görevlendirilen iki kurum. Öncelikle bir tasfiyeyi ikiye ayırdık. Olağan tasfiyeye tabii olacak şirketler ve bir de olağanüstü tasfiye. Şimdi olağan tasfiye mali yapıları nispeten yönetilebilir olan portföy yönetim şirketleri için uygulamaya konuldu. Biliyorsunuz toplamda 131 fon, 7 portföy yönetim şirketi bünyesindeki 131 fon tasfiyeye alındı. Bu 131 fonun 66'sı tamamen tasfiye edildi ve normal tasfiyeye tabii tutuldu. Dolayısıyla geçen hafta itibariyle A1 Capital, Pardus ve Bulls. Bunlar 3 tane yani toplam 7 portföy yönetim şirketi var, Bu 7 şirketin 3'ünün tam tasfiyesi tamamlandı. Rakamları vermem gerekirse, 45 bin 747 hesaba 40.8 milyar TL ödendi. Normal tasfiye başarılı şekilde gerçekleşti.
Başlangıçta da demiştim ilkelerimizden bir tanesi küçük yatırımcıların ve para piyasası fonlarının önceliklendirilmesi. Bakın size rakamları vereyim, bu 3 portföy yönetim şirketi normal tasfiyeye tabii ve tasfiyesi tamamlanan, 3 portföy yönetim şirketinde para piyasası fonu yatırımcıları bırakın zarara uğramayı 17 Eylül'e göre yüzde 1,43 ilave temettü getiri aldılar. Hisse senedi ağırlıklı fonlar, hisse senedinin değerleri şişirilmiş olduğu için yani şirketin temellerinden bağımsız şekilde değerleri arttığı için, bu değerlerde düşüş olduğu için hisse senedi yoğun fonlarda yatırımcılar yaklaşık yüzde 58'ini alabildiler. Neye göre? 17 Eylül'deki değere göre. Yani yüzde 42 daha düşük bir ödeme aldılar. Ama bu tamamen hisse senetlerinin değerinin düşüşünden kaynaklanıyor. Dolayısıyla tasfiye edilen, normal tasfiyeye tabii tutulan 3 portföy yönetim şirketinin 66 fonunda, para piyasası fonundakiler 17 Eylül'deki değeri neyse aldılar ve üzerine bir de yüzde 1,43 getiri aldılar.
Hedef Portföy de normal tasfiyeye tabi olacak. Bu şirkette 31 fon var, bunun dördü para piyasası fonu.
Dolayısıyla 7 portföy şirketinin dördünün muhtemelen hafta sonuna kadar normal tasfiyesi tamamlanmış olacak. Atlas Portföy'ün sahipleri tasfiyeci kurumla diyalog içindeler. Kaynakları geri koyma konusunda irade ortaya koymuşlar. Ama benim şu aşamada yorum yapmam doğru olmaz.
TBMM'deki kanun kabul edilirse, kabul edildikten hemen sonra küçük yatırımcı ve para piyasası fonlarını önceliklendirilecek. Böylelikle 390 bin hesap da tasfiye edilecek. Tasfiye sürecinin önemli kısmı da tamamlanmış olacak. TMSF, Adalet Bakanlığı, MKK hepsi birlikte çalışıyor. Piyasa bozucu faaliyetlerden kazanım sağlayanların hepsi tespit edildi.
İade hesaplarına bir miktar ödeme var. Belli eşikler belirledik, ilk önce 10 milyon TL ve üzeri reel geri kazananlara başvurulacak. Gönüllü iade olmazsa Adalet Bakanlığı ilgili süreçleri işletecek.
Geriye sadece iki fonda karmaşık bir süreç kalıyor. Fonlarda yeteri kadar kaynak olmazsa ki bazılarında olmayabilir bahsettiğim kaynaklar var. Fonlardan hukuka aykırı şekilde nemalanan kişi ve şirketlere aktarılan varlıkların alınması çok önemli. Birlikte hareket edenlerin kişisel mal varlıklarına başvurulacak.
Manipülasyonlar ve diğer piyasa bozucu eylemlerle ilgili yaptırımları ciddi şekilde artıran bir yaklaşım içine gireceğiz.
Aslında biz geçici tasfiye tasarısını Meclis'e gönderirken, Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak ve ilgili kurumlar biz kalıcı reform tasarısında çalışmıştık. Yani bir taslağa dönüştürmüştük. Fakat haklı oalrak "tasfiyeyi önceliklendirelim, kalıcı yapısal düzenlemeleri ise biraz daha sakin bir kafayla yapalım" dedik çünkü bizim için sermaye piyasaları da çok değerli. Bu kadar büyük bir ekonomi, şimdi bu sene kurun da etkisiyle biraz 1.8 trilyon dolar gayrisafi yurtiçi hasıladan bahsediyoruz, 1.8 trilyon dolarlık bir ekonomiden bahsediyoruz. Bu ekonomi, bankacılık sektörü tek başına sırtlayamaz. Yani bunun finansmanını bankacılık sektörü tek başına karşılayamaz. En az ideali yani orta-uzun vadeli bir perspektifle yüzde 30-40'ının, yani finansman ihtiyacının sermaye piyasaları üzerinden karşılanması gerekli, ihtiyaç duyduğumuz bir alan. Dolayısıyla biz sermaye piyasalarının gelişmesini sekteye uğratacak bir yakşım içerisine girmeyeceğiz ama piyasa bozucu faaliyetler , koordineli hareketler, içerden bilgi ile yapılan alışverişler bütün bunlara ilişkin çok kapsamlı, yani şöyle söyleyeyim yaptırımları çok ciddi artıracak bu yaptırımlar öncesinden gözetimi denetimi güçlendirecek bir yaklaşım içerisine gireceğiz.
Bir kere şunu açıkça söyleyeyim, ilgili kurumlarımızın kurumsal kapasitesini güçlendireceğiz. Bu neden önemli? Çünkü piyasa çok sofistike, çok gelişmiş algoritmalar hareketler var. Bizim de bu teknolojileri kullanmamız gerekecek. O nedenle bizim düşüncelerimizden bir tanesi, bu üst kurullardaki kapasiteyi güçlendirmek, insan kapasitesini kaynağını güçlendirmek. Gereirse bu konuda ücret düzenlemelerinden tutun, yani gerekirse kadro karşılığı sözleşmeli bir statüden tutun, gerekirse bizim vergi denetim kurulumuzda yanılmıyorsam 7 bin 100'ün üzerinde müfettişimiz var, orada deneyimli birkaç yüz müfettişimizi kanunla belli bir sürece tabii tutarak ilgili kurumlarımıza aktaracağız. Bunu neden söylüyorum, çünkü dönüyoruz dolaşıyoruz burada bağımsız düzenleyici denetleyici kuruluşlar var ve bunların kapasitesinin çok güçlü olması lazım. Mevzuat açığımız var o da gerekirse giderilecek. Eşit işe eşit ücret bu kurumsal kapasiteyi zayıflatmış görünüyor. Yaptırımlar ve tedbirler ciddi şekilde artırılacak.
(ÖST tarafı ile ilgili) Öncelikle şunu ifade edeyim, ben ilk günden itibaren o alanda bir sistemik riskin olmadığını, sorunlu alanı karantinaya aldığımızı ve bulaşıcılığı sınırladığımızı, doğrudan etkilerin sınırlı olacağını dolaylı etkilerin bir miktar olabileceğini başından beri ifade ettik. Ben sistemik risk yok derken şunu kastettim, genelde bir veya birkaç kurum veya piyasanın belli bir alanında segmentide çıkan bir sorunun yayılarak ekonomiyi topyekün risk altına bırakması durumu yok. Bir kere bunun altını çizeyim. Şimdi bu hususu açıklamak istiyorum. Bir kere bankacılığa bulaşıcılık neredeyse yok denecek düzeyde. Neden? Biz inceledik, bankalarımızın doğrudan bu problemli fonlara olan riski 1.3 milyar lira. Yani şöyle diyeyim, 56 trilyon liralık bir aktiften bahsediyorsunuz, yani 10 binde 2'den bahsediyorsunuz. Dolayısıyla bankacılık sektörüne risk oluşturması şu an itibariyle söz konusu değil. Rakamları verelim ki milletin kafasındaki soru işaretleri şekillensin. 10 binde 2'den bahsediyorsunuz, bankaların bu alana olan nakit ve gayri nakdi risk 10 binde 2. Benzer şekilde aslında reel sektörde de reel sektörün bu fonlarla etkileşimi, riski topu topuna aktiflerin 10 binde dokuzu. Yani altını çizmek istiyorum bunlar düşük etkiler. Dolaylı etkileri ben küçümsemiyorum. Birazdan konuşuruz, tabii bu fon problemi birçok başka küresel soruna denk geldi. Dolayısıyla borsaya yansıması, fiyatlara yansıması normal fon piyasasındaki sorunların yansımasının çok ötesine taştı. Bu arada fonlardan bir miktar çıkış oldu. Bu arada bu hafta itibarıyla Cuma itibarıyla bunlardan çıkış büyük oranda durdu. Ama bugüne kadar fonlardan net çıkış yaklaşık 647 milyar lira, bunun yarısına yakını yani 287 milyar lirası yabancıların çıkışı. Oluyor bu tür dönemlerde hızlı şekilde kurumlar hareket edip risk almak istemiyorlar. Bu kalıcı bir öçıkış mı dönüş olacak mı ayrı bir konu ama burada en önemli konu ne biliyor musunuz? Merkez Bankası başkanımız da ifade etti, buradan çıkan para mevduata geçti. Bakın 17 Eylül'den bu tana TL mevduat artışı 685 milyar lira. Toplam TL mevduatının toplam mevduata oranı yüzde 62'ye çıktı. Dolayısıyla vatandaşımız evet, riskli alandan daha az riskli, TMSF biliyorsunuz 1.2 milyona kadar bütün mevduatları garantiliyor, evet bir riskten kaçınma var, fakat o kaçınma da durdu. Büyük oranda fonlarda çıkış gördüğümüz kadarıyla durdu. Özel sektör tahvil piyasasına da gelelim. Özel sektör tahvil piyasasının büyüklüğü 1 trilyon lira toplam. Yıl sonuna kadar vadesi gelecek olan 1 trilyon liralık kısmın tamamı 26.5 milyar lira. Dolayısıyla Türkiye ekonomisi içerisindeki yeri nispeten çok cüzzi bir alandan bahsediyoruz. bizim tabii ilkesel kararımız var kamu kararı kullanılmayacak diye. Görebildiğim kadarıyla bankalarla Kredi Garanti Fonu şu anda iletişimde. Ama biz Kredi Garanti Fonu'na net şekilde şunu söyledik, biz Hazine olarak taraf olmayacağız, kaynağımızı kullandırtmayacağız, garanti vermeyeceğiz. Ama siz kendi öz kaynaklarınızla manipülasyona bulaşmamış, piyasa bozucu eylemler içerisinde olmamış, kurum ve şirketlerle ilişkili olmayan özel sektör tahvillerine ilişkin bir kredi çerçevesi oluşturursanız biz buna olumlu bakarız ama bunun tekrar altını çizmek istiyorum, Hazine garantisi olmayacak, Hazine kaynağı kullanılmayacak çünkü Kredi Garanti Fonu'nun kendi kaynakları var. Kendi işletecekleri bir süreç. Bu konu çalışılıyor.
Özel sektör tahvillerine tabii ki ilgi azaldı. Bunlar dolaylı etkiler. Ama tekrar söylüyorum Kredi Garanti Fonu kendi öz kaynaklarıyla bir paket açıklar mı? O konu çalışılıyor. Onu da söyleyeyim.
Biz sektör temsilcileriyle bir araya geleceğiz. Bu hususların bir daha yaşanmaması için bu alanla ilgili neler yapılabilir tabii ki onu da çalışacağız.
(MSCI'ın uyarısı) MSCI'ın açıklaması oldukça yapıcı. Süre vermesi zaten bizim için önemliydi. Dolayısıyla talepler de son derece makul bu arada. Sağlıklı işleyen bir fon piyasası, bir borsa sermaye piyasaları açısından bu talepler son derece makul. Az önce de ifade ettim, onların sorun olarak ifade ettiği hususların zaten üzerine gideceğiz, zaten gidildi. Bakın fon rehberi ile çok güçlü bir adım atıldı. Burada iki konu var, mevzuat yani şeffaflığı artıracak, önemli bir konu, yaptırımlar, önemli bir konu. Ama uygulamada etklinlik en kritik konu. İlgili düzenleyici ve denetleyici bağpımsız kurumlarımızın kapasitesini nasıl güçlendiririz, ve gerekirse bireysel insiyatiflerin ötesinde akgoritmalarda yani zamanında müdahaleyi nasıl sağlarız hususu dahil olmak üzere bu konular çalışılacak. Ve güvenilir ve sürekli yaptırım hususu ve ağır yaptırım hususu dediğim gibi kalıcı düzenlemeler içerisinde var. O nedenle MSCI'ın açıklaması ve fon meselesi ve bütün bunlar üst üste geldi. Son 1, 1.5 aya hep birlikte bakalım. Amerikan Merkez Bankası faizleri artırdı, faizleri daha da artırması gerektiğine ilişkin güçlü bir beklenti var, yani finansal koşullar sıkılaşıyor. Yani bu borsadaki yabancı çıkışından bahsettiniz tabii bir değer kaybı var, bunları bunlardan bağımsız düşünemezsiniz. MSCI endeksinin tamamına bakarsanız yüzde 4 aşağıda. Bakın oralarda bir fon sorunu yok. Şimdi ikinci olarak, bütün gelişmekte olan ülkelerden şu son dönemde çıkış var. Riskten kaçınma var. Petrol fiyatları yeniden 100 doların üzerine oturdu. Dün itibarıyla bir ara 108 dolardı. Yani mayıstaki zirveyi tekrar bulduk gibi. Şimdi bunun da etkisi var. Hem reel ekonomiye etkisi var, hem gelişmekte olan ülkelere ilişkin hele özellikle petrol ithal eden, doğalgaz ithal eden türevlerini ithal eden ülkelere yönelik algıda ve beklentiler kanalları üzerinden etkisi olumsuz. Gelişmiş ülkelerde faiz oranları son 20-25 yılın zirvesinde. Sadece ABD'den sadece Avrupa'dan bahsetmiyoruz, Japonya'dan bahsediyoruz. Bütün bunlar denk geldi. Yani uzun süre faiz beklentisi konsepti borsalar için olumsuz konsept biliyorsunuz. Çünkü gelecek nakit akışını siz bugüne iskontolayarak siz bugüne indirgeyerek şirketlerin değerlerine bakıyorsunuz, normalde olması gereken o. Burada tabii içerdeki tartışmalar sanki dünyayla bizim hiç etkileşimimiz yok, dünyadan kopuk, sadece fon piyasasında sorun yaşandı ve o sorun üzerinden bizim borsamızda ciddi değer kaydı oldu algısı var. Size rakam vereyim, Mısır tabii fon sorunu yok, Mısır piyasası yüzde 15,2 düştü 17 Eylül'den bu yana, Türkiye yüzde 14.8 düştü, Güney Kore yüzde 14.1 düştü. Tekrar söylüyorum, Güney Kore'de bir fon sorunu mu var? Hayır. Şimdi şunu anlatmaya çalışıyorum bakın Katar, Suudi Arabistan diyeceksiniz ki savaş bölgesi ama Malezya'dan Güney Afrika'ya kadar birçok borsada yüzde 4 ortalama olmak üzere yüzde 23'lere kadar düşüş olan ülkeler var. Türkiye'de bu dönemde borsadaki düşüş yüzde 14.8. Dünkü kapanış itibarıyla konuşuyorum, bu fon meselesi çıktığından bu yana.
Türkiye ekonomisi son üç yıldır şoklara karşı kendini ispat etti. Bütün bir süreç biraz sıkıntılı da olsa nihai kertede sermaye piyasalarının sağlıklı olacağını S&P ve Fitch de söyledi. Bunu aklı başında olan herkes söylüyor, Türk sermaye piyasası çok daha sağlıklı olacak. Bir musibet bin nasihatten iyidir derler.
Hisse senetlerinin değeri iner, çıkar. Bunlar geçici şeylerdir. Önemli olan reel ekonomidir. Bangkok'a gidemedim burada yoğun bir gündemiz vardı. Ama Bangkok'u yakından takip ettim. Dünya ilave şoklara tepki verebilir mi, bunlar konuşuldu. Gevşek para politikanız varsa buna tepki veremezsiniz.
Ekonomide ciddi yavaşlama olursa tepki verebiliriz.
Gelişmekte olan ülkelere bütçe açığımız yarı yarıya düşük. Fon meselesinin reel sektöre dolaylı etkileriyle mücadele edebilme alanımız oldukça güçlü. KOBİ'lerin kredi büyüme hızını yüzde 4,5'tan yüzde 5'e çıkardık. Maliye politikasında Sanayi Bakanlığımıza, imalatçı KOBİ'lere 250 milyar TL sübvansiyonlu kredi vermesinin önünü açtık. Son iki ayda oldu bunlar.
Piyasa faiz oranlarının üçte biriyle yarısı oranı arasında bir program oluşturduk. Reel sektörde istihdamı destekleyeceğiz.
Küresel arka plan hiç bu kadar zorlu olmamıştı. Geçici bir yavaşlama olsa da bu ciddi bir ölçüde dezenflasyonisttir. Fon piyasasındaki gelişmeleri küçümsemiyoruz. Bu konuda zerre tereddüt yok. Fon konusunda kamu kaynağı kullanmayacağız. Ama piyasada likitide sorunu olursa, reel sektörü de desteklemeye devam edeceğiz.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:60
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 20 Ekim 2026 15:19 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















