Hayal bile edilemeyecek değişimler yaşanıyor: Venezuela da neler oluyor? Sırada ne var?
Hurriyet sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.
ABD’nin Venezuela’ya yönelik hamlesi, yalnızca Latin Amerika’da değil, küresel ölçekte de büyük bir şaşkınlık yaratmış ve uluslararası gündemin en üst sıralarında yer almıştı. Washington’un, Nicolas Maduro’nun iktidarını sona erdiren müdahalesi; “rejim değişikliği”, “enerji güvenliği” ve “demokrasi söylemi” ekseninde uzun uzun tartışıldı.
GRÖNLAND HAMLESİ VENEZUELA’YI UNUTTURDU
Tüm bu tartışmalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın kısa süre sonra gündeme taşıdığı Grönland hamlesiyle gölgede kaldı. Özellikle Danimarka başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi, Trump’ın Grönland’a ilişkin taleplerinden açık biçimde rahatsızlık duyarken, küresel siyasi dikkat de Venezuela’dan kuzeye kaydı.
Bu tablo, Venezuela’yı bir anda dünya kamuoyunun öncelik listesinden düşürmüş gibi görünüyor olabilir ancak, Wall Street Journal’da (WSJ) yer alan bir habere göre ülkede yaşananlar sessiz ama derin bir dönüşüme işaret ediyor.
MADURO’DAN SONRA VENEZUELA’DA KISA SÜREDE NASIL BİR DEĞİŞİM YAŞANDI?
ABD ordusunun Nicolas Maduro’nun iktidarını sona erdiren operasyonunun ardından Venezuela’da başlayan geçiş süreci, ülkede demokrasi beklentisi taşıyan kesimler için derin bir hayal kırıklığı ile temkinli bir ekonomik umut arasında sıkışmış durumda.
Wall Street Journal’dan Kejal Vyas’ın gözlemlerine göre Caracas (Venezuela’nın başkenti) sokaklarında hissedilen atmosfer, bir rejim değişiminden çok, iktidarın biçim değiştirerek devam ettiği kontrollü bir dönüşüme işaret ediyor.
Maduro’nun sahneden çekilmesine rağmen, onun kurduğu siyasi ve güvenlik mimarisi büyük ölçüde yerli yerinde duruyor. Ülkenin fiili liderliğini üstlenen, Maduro’nun uzun yıllar yardımcılığını ve en yakın sırdaşlığını yapmış olan Delcy Rodriguez, bu geçiş sürecinin merkezindeki isim olarak öne çıkıyor.
Başkentte ve büyük şehirlerin giriş çıkışlarında konuşlanan siyah giysili, maskeli ve ağır silahlı istihbarat görevlileri, Maduro’nun gitmiş olabileceğini ancak ‘kontrolün’ hâlâ iş başında olduğunu Venezuelalılara her gün hatırlatıyor.
EKONOMİDE 10 YIL SONRA İLK UMUT
Tüm bu siyasi belirsizliğe karşın, Venezuela ekonomisi uzun yıllar sonra ilk kez somut bir toparlanma sinyali veriyor. ABD ile ilişkilerin yumuşaması, 10 yılı aşkın süredir hiperenflasyon, yaptırımlar ve kötü yönetim nedeniyle çöküş yaşayan ekonomi için hayati bir kırılma noktası olarak görülüyor.
Trump yönetimi, Venezuela petrolünden 500 milyon dolarlık satışa izin verdi. Bu gelirin 300 milyon dolarlık kısmı doğrudan Venezuela bankacılık sistemine aktarıldı. Washington, bu sürecin bizzat ABD’li yetkililer tarafından denetlendiğini ve fonların iktidardaki yapı tarafından kötüye kullanılmasının engellendiğini vurguladı.
Amaç açıktı: Bolivarın (Venezuela’nın resmî para birimi) serbest düşüşünü durdurmak, piyasaya dolar likiditesi sağlamak ve hiperenflasyonu dizginlemek.
Tüm düşünülen senaryo gerçekleşmiş gibi de duruyor. Çünkü sonuçlar kısa sürede hissedildi. Et fiyatları neredeyse yüzde 60 oranında geriledi ve temel gıda ürünlerinde kademeli düşüşler başladı.
Caracas’ın doğusundaki bir gecekondu mahallesinde iki çocuğuyla market alışverişi yapan 31 yaşındaki Marisela Perez, ülkedeki ruh halini WSJ’ye şu sözlerle özetledi: “Bunu bir ay önce kesinlikle söylemezdim ama şimdi gerçekten de işlerin düzelmeye başladığını hissediyorum.”
BOLİVAR YÜZLERİ GÜLDÜRMEYE BAŞLADI
Bir zamanlar dünyanın en istikrarlı para birimlerinden biri olan Bolivar, son yıllarda küresel bir ibret örneğine dönüşmüştü. Venezuelalı ekonomist Giorgio Cunto, bu süreci şöyle tanımlıyor:
“Bu tam anlamıyla bir itibar kaybı. 60 yıl içinde dünyanın en saygın para birimlerinden birine sahip olmaktan, çizgi filmlerde alay edilen bir sembole dönüştük.”
ABD’den gelen dolar enjeksiyonu sayesinde Bolivar, şu an güçlenmiş durumda… Hatta piyasaya 200 milyon dolar daha sürüleceği tahmin ediliyor.
VENEZUELALILAR İÇİN BU DURUM, ABD İLE YAPILAN BİR TAKAS ANLAMINDA YORUMLANIYOR
Ekonomideki bu yaklaşım, ABD’nin bölgedeki nüfuzunu yeniden tesis ederken, demokratik talepler yerine ekonomik istikrarı önceliklendiren bir çizgi izliyor. Venezuelalılar için bu durum, ABD ile yapılan bir takas anlamında yorumlanıyor. Nedir bu?
Daha istikrarlı bir ekonomi ve daha katlanılabilir bir günlük yaşam karşılığında, daha sınırlı siyasi haklar ve belirsiz bir demokrasi takvimi.
Siyasi gözlemcilere göre bu model, Suudi Arabistan’dan Çin’e kadar birçok otoriter rejimin yıllardır uyguladığı, klasik bir pazarlığı hatırlatıyor.
‘VENEZUELA İÇİN YENİ BİR SİYASİ DÖNEM’
Rodriguez yönetimi, Maduro’nun 2013’te göreve gelmesinden bu yana yaklaşık yüzde 70 küçülen ekonomiyi ayağa kaldırmak için hızlı adımlar attı. Petrol sektörünün yeniden yapılandırılması, fiyat kontrollerinin gevşetilmesi ve özel sektörü boğan bürokrasinin azaltılması bu adımların başında geliyor.
Rodriguez, süreci “Venezuela için yeni bir siyasi dönem” olarak tanımlarken, bu çerçevede 200’den fazla siyasi mahkûmun serbest bırakıldığını açıkladı. Ancak muhalefet, bu hamlelerin uluslararası kamuoyunu yatıştırmaya yönelik sınırlı jestler olduğunu savunuyor.
Siyasi analistlere göre Rodriguez hem Washington’u memnun edebilen hem de uzun vadede iktidarını sağlamlaştırabilecek son derece pragmatik ve hesapçı bir figür.
“AİLEME SÜREKLİ ŞUNU SÖYLÜYORUM: SABIRLI OLUN”
Her şeye rağmen, sokaktaki Venezuela’da iyimserlik hâlâ temkinle sınırlı. Örneğin motosikletli kurye olan Eduardo Flores, WSJ’ye siyasi beklentilerin hâlâ uzak olduğunu söyledi: “Henüz çok heyecanlanmamalıyız. Aileme sürekli şunu söylüyorum: sabırlı olun.”
“SONUNDA ET YİYEBİLECEĞİZ UZUN SÜREDİR FASULYE VE PİLAV YİYORDUK”
69 yaşındaki emekli Rafael Arteaga ise hâlâ düzensiz gaz tedariki, çöplerle dolu yollar ve nadiren akan suyla yaşadıklarını belirtiyor. Ancak et fiyatlarındaki düşüş onun için bile önemli bir değişim anlamına geliyor: “Sonunda biz yaşlılar da biraz et yiyebileceğiz. Uzun süredir sadece fasulye ve pilav yiyorduk.”
Ulusal Süpermarketler Birliği Başkanı Italo Atencio, özellikle çabuk bozulan ürünlerde fiyatların hızla düştüğünü belirtiyor. Atencio’ya göre pirinç ve mısır unu gibi temel gıda ürünlerinde de benzer bir düşüş kaçınılmaz: “Bir miktar iyimserlik var ama kimse gerçeklikten kopmuş değil.”
YENİ BİR PETROL YASASI ONAYLANIR MI?
Venezuela parlamentosunun, petrol sektöründeki devlet kontrolünü gevşetmeyi ve bürokrasiyi azaltmayı hedefleyen yeni bir petrol yasasını onaylaması bekleniyor. Amaç, Maduro döneminde yolsuzluk, kötü yönetim ve yaptırımlar nedeniyle çöken üretimi yeniden canlandırmak.
Bu süreç, ABD’nin Venezuela’ya geri dönüşüyle eş zamanlı ilerliyor. 2019’dan bu yana kapalı olan Caracas’taki ABD Büyükelçiliği’nin yeniden açılması için çalışmalar sürüyor. Amerikalı petrol yöneticilerinin ülkeye gelmesi beklenirken, ABD Enerji Bakanı Chris Wright da ziyaret planladığını açıkladı.
DELCY RODRIGUEZ, LATİN AMERİKA’NIN DENG ŞIAOPING’İ OLABİLİR Mİ?
Bazı siyasi bilimciler ve yorumcular, kısa zamanda yaşanan Venezuela’daki bu dönüşümü, Çin’de Mao Zedong’un 1976’daki ölümünün ardından Deng Şiaopıng’in (Deng Xiaoping) iktidara gelmesiyle başlayan reform sürecine benzetiyor. Deng’in liderliğinde Çin, tarihin en büyük ekonomik dönüşümlerinden birini yaşamıştı.
Rodriguez, göreve geldikten sonraki ilk konuşmasında da Mao sonrası dönemde Deng’in başlattığı “reform ve dışa açılma” sürecine atıfla, ülkede “yeni bir sayfa” açılacağını ilan etmişti.
The Guardian’da yer alan bir haberde New York’taki Asya Topluluğu’na bağlı ABD-Çin İlişkileri Merkezi’nin Direktörü Orville Schell, Deng Şiaopıng’in reform döneminin Venezuela için cazip bir model sunduğunu söyledi.
Schell’e göre, Rodriguez ekonomik reformlara yönelmek zorunda: “Petrol sektörünü canlandırmadan ve devlete kaynak sağlamadan bu krizden çıkmaları mümkün değil.”
Fakat Schell, Deng döneminde Çin’de sınırlı siyasi açılımların denendiğini, ancak partinin mutlak hakimiyetinin hiçbir zaman sorgulanmasına izin verilmediğini de hatırlattı. Özellikle 1989’daki Tiananmen Meydanı olaylarıyla birlikte bu sınırlı açılım da sona ermişti.
Uluslararası Kriz Grubu’ndan (International Crisis Group-ICG, dünya genelindeki çatışmaları önlemek ve çözmek amacıyla çalışan bağımsız bir sivil toplum kuruluşu) Phil Gunson’a göre ise Deng tarzı kontrollü bir ekonomik dönüşüm fikri uzun süredir tartışılıyor. Rodriguez’in petrol sektörünü kısmen yabancı sermayeye açması ve ekonomide sınırlı dolarizasyona gitmesi, bu yaklaşımın ilk adımları olarak görülüyor.
Ancak Venezuelalı ekonomist Ricardo Hausmann, Çin tarzı bir açılımın Venezuela’da başarılı olacağına şüpheyle yaklaşıyor. Hausmann, yatırımcıların “yatırım yapılamaz” olarak tanımlanan bir ülkeye uzun vadeli sermaye aktarmaktan kaçınacağını savunuyor.
The Wall Street Journal’ın “Venezuelans Suddenly Have Hope for the Economy. Less So for Democracy” ile The Guardian’ın “Can Venezuela’s Delcy Rodríguez become a Latin American Deng Xiaoping?” başlıklı haberlerinden derlenmiştir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:106
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Ocak 2026 13:13 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















