Ankara24.com
close
up
Menu

Kemikli rampalarında bayram dönüşü yoğunluğu gece de sürdü Tatil dönüşü Karadeniz yolunda kilometrelerce araç kuyruğu oluştu Karabük Haberleri

Hamas: Barış Konseyi İsrail’in Gazze’de işgali genişletme planına ilişkin net tutum sergilemeli

Kemikli rampalarında gece mesaisi kamerada: Araç kuyruğunun sonu bitmek bilmedi VİDEO İZLE

İspanya da siyasi deprem! Sanchez in yakın çevresi hedefte... Uzman isim krizin perde arkasını açıkladı

Dört yıllık evlilik ikisine de çok yaramış: Uyumlu çift diye işte buna denir... Aşklarıyla beraber kiloları da arttı

İsrail den dünyayı ayağa kaldıracak hamle: Kritik noktada askeri üs kuracaklar

Murat Ergin den Dünya Kupası na özel İngilizce şarkı!

Kaybolan küçükbaş hayvanları jandarma buldu

MotoGP nin İtalya daki sprint yarışında Toprak Razgatlıoğlu, 17. oldu

İstiklal Marşı Uygulaması Devam Ediyor

Medya gerçekleri Sözcü Gazetesi

Schengen vizesine fahiş fiyat eleştirisi Ekonomi Haberleri

Yaz aylarında en çok bu turşular talep görüyor Eskişehir Haberleri

Eski eşi Deniz Uğur Reha Muhtar’ın hastaneye kaldırıldığını duyurdu Sözcü Gazetesi

Nice, Ligue 1’de kaldı!

ABD den İran açıklaması: Gerekirse saldırıları yeniden başlatırız

Avrupa da ölümcül mayıs sıcakları: Yüzyıllık rekorlar altüst oldu

Bakan Bak, A Milli Futbol Takımı’nın antrenmanını takip etti

Balkondan düşerek yaşamını yitirdi

Vize randevularını botlarla bloke eden acentelerin fahiş fiyat oyunu deşifre oldu

‘Hâlâ kendimi yolun çok başında hissediyorum’

‘Hâlâ kendimi yolun çok başında hissediyorum’

Hurriyet sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.

Nesrin Cavadzade’yle buluşmak için ‘Daha 17’nin çekimlerinin yapıldığı Bodrum’un yolunu tutuyoruz. Nesrin her zamanki gibi güler yüzlü. Aşk ona daha da yaramış, gözlerinin içi parlıyor. Bu sefer ayrı bir heyecanlı gibi... “Uzun zamandır röportaj vermediğim için çok heyecanlıyım, hamlamış olabilirim. Bir de son zamanlarda şunu görüyorum; eskisi gibi karşılıklı sohbetler yok. İnsanlar sorulara yazarak cevap veriyor. Hatta bazen kendileri bile cevaplamıyor, ChatGPT yardımıyla yazdırıyorlar. Şu an duyduğumuz heyecan en gerçek şey; etten kemikten” diyor. Ve başlıyor anlatmaya...

‘Daha 17’ bu gece Kanal D’de başlıyor. Biz de uzun zaman sonra bu sayede buluştuk...

Zaten seninle röportajımızdan sonra bir daha röportaj vermedim. Beni hayata nasıl küstürdüysen (gülüyor)...

Küstürmemişimdir, öyle söyleme...

Zirvede bırakmışım (gülüyor).

Şimdi o söyleşinin üzerine çıkacağız...

Hadi bakalım!

Herkesin merak ettiği evliliğinle başlayalım. Hayırlı olsun ama bu evlilik nasıl oldu, kimsenin haberi yoktu...

Bu bir nikâhtı. Düğünümüz inşallah olacak. Eşim de ben de her şeyi kontrol etmek isteyen, “Ona ayıp olur mu, buna ayıp olur mu” diye düşünen tipleriz. Bağımsız yaşamaya da alışmışız. Kadir’e “Biz eğer bunu uzun uzadıya düşünürsek sen de ben de evde kalırız. Hayatta evlenemeyiz. Yok İtalya’da mı olsun, yok o gelinlik mi alınsın... Bu konuşmalara girersek bu iş olmaz. Çok doğaçlama olması lazım” dedim. O da bana katıldı. Evlilik teklifinin üzerinden bir ay geçti, Bodrum’da nikâh kıydık. Yani bizim de haberimiz yoktu (gülüyor).

Ne zamandır tanışıyorsunuz?

Seda (Sayan) Ablamızın genç kızlarımıza tavsiye ettiği gibi oldu. Tanıştıktan altı ay sonra evlenme teklifi aldım, yedinci ayda da evlendim. Demek ki böyle olmalıymış. Seda Hanım’a aşırı hak veriyorum.

Nasıl tanıştınız peki?

Sporda tanıştık.

Kadir’in mesleği ne?

Bir tekstil firması var.

Sporcu mu diyecektim...

Sporcu da aynı zamanda. Kadir’le hep bunun şakasını yapıyoruz; “Senden başka da kimseyle evlenemezmişim” diyorum. Çünkü ben gündoğumuyla birlikte, CEO saati denilen saatlerde spora gidiyorum, Kadir de öyle. Sonra da işe gidiyor. Neredeyse spor salonunda iki kişi gibiydik. Zaten benim set, ev ve spor salonu dışında sosyal hayatım yok. Akşam 21.00 olunca uyuyorum. O da öyle.

İlk adımı kim attı?

Ona sorsan ilk adımı ben atmışım ama tamamen yalan. Ben uzağı görmüyorum. Bana “Sen bana bakıyordun, beğendin, salonda beni takip ettin. O yeşil ışığı yakmasaydın hayatta ‘Sizin bu alette kaç setiniz kaldı’ deme cesaretim olmazdı” diyor. Ama ben iddia ettiği gibi ona bakmadım; önümdeki kişinin kadın mı erkek mi, kas-
lı mı yakışıklı mı, olduğunu bile görebilecek durumda değilim. Çünkü miyop ve astigmatım var.

İlk tanışma cümleniz “Kaç setiniz kaldı” mı oldu?

Ne kadar banal bir soru bu, değil mi? Çünkü herkes bilir ki spor salonundaki bir beyefendi bir hanımefendiye yürümek istiyorsa bu klasik bir sorudur. Sana ne? Zaten orada 500 tane alet var, başka bir yerde başka kasını çalıştır. Ama o sorudan sonra ben ona yürümüş olabilirim (gülüyor).

Sen ondan sinyali aldın tabii. İlk görüşte mi beğendin?

O soru çok sinyalci bir soruydu. Ee, bir de hoş bir çocuk. “Kaç setiniz kaldı” sorusuna karşılık “Bir-iki setim kaldı” dedim. Sonra da “Ben gidiyorum. Bütün aletler sizin olsun. Yarın aynı saatte görüşmek üzere” diyerek salondan ayrıldım. Bunu da bütün akrabalarına ballandıra ballandıra anlatıyor şimdi (gülüyor).

Oo! Sen orada bariz yürümüşsün ama...

Beğenmişim demek ki. Sonra her gün aynı saatte gitmiş, bense troll bir insan olarak gitmedim. Uzun bir süre bir daha beni görmedi. Sonra tekrar karşılaştık ve “Benimle evlenir misin” dedi. Yok canım, şaka!

Bak böyle şakalar yapma, inanıyorum... Sonra başlık olacak...

Şaka yapınca, şaka yaptığını hatırlatmak benim için hâlâ çok zor. İnsanlar inanıyor ben böyle konuşunca. Nüktedanlığın çoğunlukla anlaşılmamasına çok üzülüyorum. Bu alışkanlığımı bırakacağım.

Sonra ne oldu? Ciddi anlat...

Tekrar karşılaştık, beni yemeğe davet etti. Hiç öyle romantik ‘date’ havasında geçmedi ilk buluşma. O da çok sulugözlü, merhametli biri. Biz kedilerden, köpeklerden, hayattan, ülkenin durumundan bahsederken bir baktım ki karşılıklı ağlıyoruz. Duygusal bir buluşma oldu. Yeni tanıdığım biriyle bu kadar derinleşmeme ben de şaşırdım.

Nasıl evlenme teklifi aldın?

Dediğim gibi yine bir akşam 21.00’de pijamalarımı giyip yatıyordum. Kadir o saatlerde aradı; “Nesrin aşağı in, seni bir yere götürmem lazım” dedi. “Kusura bakma, erken uyuyorum” dedim. İnersin, inmezsin derken tartışma uzadı. Sonunda “Peki, bunun böyle olmasını hiç istemezdim” dedi. Beni terk ediyor diye düşündüm. Sonra “Camdan bakar mısın” dedi. Aşağıda duruyordu, ‘Romeo ve Juliet’ sahnesi gibiydi. Elinde devasa bir buket çiçek vardı. Ben aşağı indim, bir anda apartmanın önünde diz çöktü. Elinden bir kutu çıkardı, yüzüğü gösterip “Benimle evlenir misin” dedi. Bu arada dizide de Şebnem karakteri için kendi yüzüğümü kullanıyorum.

Kadir senin daha önceden hayranın mıymış?

Hayır, hiçbir işimi bilmiyor. Şu ana kadar bir tek ‘Dilber’in Sekiz Günü’nü izledi, orada da ben, ben değilim; başka biriyim (gülüyor). Bazen bana hafif eleştirel şeyler söylediğinde “Bana bak, ben sanat sinemasından gelmeyim. Açıp şimdi bütün filmlerimi izletirim, neye uğradığını şaşırırsın” diyorum, susuyor (gülüyor).

Karşındakinin evlenilecek kişi olduğunu nasıl anlarsın?

Gerçekten Kadir kadar iyi birini çok az görmüşümdür. Onun yanında huzurlu ve kendim gibiyim.

‘Sahtelik döneminin sonuna geldik’

Kariyer yolculuğun boyunca beni yanlış tanıyorsunuz dediğin bir şey oldu mu?

Benim troll’lüklerimi yanlış anlıyorsunuz.

Sen de yapmaya devam ediyorsun.

Evet, çünkü kendimi tutamıyorum, zihnim öyle çalışıyor. Bu aslında benim için bir iletişim kurma biçimi. Bizim ailede de herkes çok nüktedandı. O yüzden maalesef böyle bir tarafım var.

Bu sezon sektör adına en çok konuşulan iki soruyu sorayım... Son dönemde ekranda birçok oyuncunun yüzü estetik müdahalelerle birbirinin neredeyse aynı diye eleştiriliyor. Özellikle genç oyuncuların bu kadar estetik yaptırmasına nasıl bakıyorsun?

Son zamanların en iyi örneklerinden biri, halkın kalbine taht kuran Feyyaz Yiğit bence. Tabii Feyyaz Yiğit’in 30 yıllık bir geçmişi var. İnanılmaz bir müzisyen, yazar, komedyen... Çok yetenekli. Güçlü bir entelektüel altyapısı olduğu da belli. Ama bunların dışında biz onu neden baş tacı ettik? Çünkü inanılmaz gerçek ve çok doğal. Röportajlarında da, bir karakteri canlandırırken de öyle. Yazarlığı da çok bizden. Halkımız bence gerçeklik, samimiyet, doğallık istiyor. Bizden biri hissi her şeyden daha kıymetli.

Oysa filtreler çağındayız...

Bence artık herkese gına geldi. Okan Bayülgen yıllar önce söylemişti: “Instagram büyük bir tiksintiyle bitecek.” Tam olarak böyle oldu. İnsanların influencer görmeye de, o ürünleri görmeye de tahammülü kalmadı. O filtreler, şişirilmiş popolar, memeler, yüzler... O sahtelik döneminin sonuna geldik, markalar bile başka türlü pazarlama stratejileriyle yön değiştiriyorlar. Gerçekten bize temas eden ve yarına kalan insanlar Feyyaz gibi olanlar oluyor.

‘Mobbing diyebileceğim türlü türlü şeyler yaşadım’

Dünyada uzun zamandır ‘Me Too’ hareketi var. Sen de genç yaşlarından beri çalışıyorsun. Hiç psikolojik, fiziksel tacize, mobbing’e maruz kaldığın oldu mu?

Herhangi bir kadın oyuncu “Benim için her şey su gibi aktı” diyorsa halüsinasyon görüyordur diye düşünüyorum. Tabii ki çok zordu. Fiziksel görünüşümden tut, Azerbaycan’dan gelmeme kadar... Çünkü başlarda yabancı olmak, anadilimin başka bir dil olması bir sorundu. Sonra başrol olmak için belli bir güzellik algısına sahip olman gerekiyordu. Ben daha egzotik bir güzellik olarak o beklentileri karşılamıyordum ve bugünün moda deyimiyle mobbing diyebileceğim türlü türlü şeyler yaşadım. Bu arada ‘Me Too’ çoğunlukla sektördeki erkeklerin kadınlara yaptığı bir mobbing ya da taciz türü olarak etiketlendiriliyor ama bence bundan çok daha fazlası. Gücü yetenin daha dezavantajlı pozisyondaki her kimse ona uyguladığı bir kavram olarak ele alınmalı. Daha çok yeni, başrol kadın oyuncuların o dönem aynı sette bulunan çocuk meslektaşlarına yaptıklarını okumadık mı mesela? Yani benim içim bir gün, kadının kadına yaptığı şeyler de konuşulduğunda soğur. Çünkü bence ‘me too’ cinsiyetler üstü bir kavram olarak, bir ast-üst problemi ve görece kim daha güçsüzse onun maruz kaldığı bir şey.

Bunlar psikolojik olarak zor şeyler...

Mesela erkek meslektaşlarımızı açık ara daha çok seven kadın yönetmenlerimiz var (gülüyor). O sette bulunmaya devam etmek, oyununu oynamak zorundasın. Yanındaki partner sürekli övülüyor, baş tacı ediliyor ama sen yanlış bir şey yaptığında “Çek o koca poponu gözümün önünden” gibi bir cümle duyabiliyorsun 100 kişinin içinde.

‘Televizyon seni büyük kitlelerle buluşturuyor tanınmaya, sevilmeye, takdire alışıyorsun’

Bundan önceki projende bir anti-karakterdin. Hiç kendi içindeki anti-tarafla yüzleştin mi?

Zaten beni cezbeden o. Çünkü anti olmaya cesaret etmek gerçek hayatımızda zor bir şey. “Sus, önemli değil, ayıp olmasın, kimse kırılmasın” gibi şeylerle büyütüldük. Bir de çok duygusalım. Beni oynadığım karakterlerle karıştırıyorlar. Ben onlar gibi değilim. Oynadığım karakterlere dair en sevdiğim şey ne kadar anti olurlarsa olsunlar bir hoşluk, şıklık durumlarının olması (gülüyor). Yani televizyon, sanat sinemasının aksine zenginlik seviyorsa ben ne yapayım (gülüyor)?

Seviyor musun öyle olmayı?

Çok severim. Zenginlik severim (gülüyor). Benim sırf o yüzden birçok projeye teşekkür etmişliğim var.

Nasıl yani?

Bir iş geldi. Okudum, sonra yapımcıya devasa bir buketle gittim. El sıkışmaya geldiğimi sandı ama “Çok sağ olun ama ben terlikle oynamak istemiyorum” dedim. O da “Nasıl yani, siz oyuncusunuz” dedi. “Biliyorum. Çok güzel bir senaryo ama üçüncü bölümden itibaren bu kadın 45 sayfa boyunca evin içinde ayağında terliğiyle oturup ağlayacak. Bu bana cezbedici gelmiyor” dedim. Sonra diziyi izledim, harika bir oyuncu oynadı ama tam dediğim gibi oldu. Üç sezon boyunca ayağında terliğiyle ağladı. Kadınların bu şekilde resmedilmesinden çok rahatsız oluyorum. Terlik burada bir sembol. Sen beni anladın.

Hem sanat filmlerin hem popüler işlerin var. Hangi taraf senin için daha cezbedici?

İki taraf da çok başka şeyleri tatmin ediyor. Sanat sineması yarına kalıyor. Bugün hâlâ ‘Dilber’in Sekiz Günü’ izleniyor. Ama popüler kültür de önemli. Sokakta yürürken insanların seni çevirip canlandırdığın karakterler hakkında bir şey söylemesini istiyorsun. Daha doğrusu buna alışıyorsun; tanınmaya, sevilmeye, takdir edilmeye... İnsanların gönlündeki ‘bizim kız’ tahtına... Mesela bir senedir evde oturuyordum. Bir yerlerde gezerken insanların eskisi kadar üstüme atlamaması karşısında ‘Galiba unutuldum’ hissi geldi. Yani televizyon seni büyük kitlelerle buluşturuyor, paha biçilemez bir gücü var. Türkiye’de istediğin kadar dijital platformun olsun, sabahtan akşama kadar içerik üret, yine de bir numara hâlâ televizyondur, ulusal kanaldır. Buradan kaynaklanan seyirciyle aramdaki bağı çok seviyorum.

‘Sektör seni yavaş yavaş ait olduğunu düşündüğü rafa itiyor’

Söyleşi yaptığım kadın oyuncuların bir eleştirisi de 40’lı yaşlara gelince bir kısmının anne rollerine sıkışmaları. Erkekler için durum daha farklı; jönlüğün bir yaş sınır yok deniyor. Sen buna katılıyor musun?

Özellikle bu sezon bunun örneklerini facia denecek boyutlarda yaşadık. Gerçekten yaşları 50’ye dayanmış erkeklerin karşısına konan gencecik, pırıl pırıl kızlarla sektörün çok tuhaf bir yere sürüklendiği daha önceki yıllarda bu kadar göze batmış mıydı bilmiyorum. Bu sezon herhalde 5-6 böyle iş oldu. Bence korkunç bir şey. Ben bir kadın olarak istediğim kadar fit görüneyim ya da yaşıma benzemeyen bir yaşam tarzı süreyim, sektör yine de seni yavaş yavaş ait olduğunu düşündüğü rafa itiyor. Ben mesela bu dizide ilk defa bir anne oynuyorum. Daha önce bebek annesi bile oynamamıştım. Bu endişeyi yaşıyor muyum? Evet, yaşıyorum. Mesela yönetmenimiz Emre Kabakuşak’la çalışmayı çok istedim. Görüntü yönetmenimiz Erhan Makar beni en güzel çeken adamlardan biri. Onunla da tekrar yollarımı kesiştirmeyi çok istedim. Ama “Hocam, sizin yüzünüzden şimdi anne oynamaya başladım. Bir daha jönfiye dönemeyeceğim” diyorum. O da “Öyle bir şey yok” diye beni sakinleştiriyor. Ama korkuyor muyum? Korkuyorum.

‘HERKESİN İYİLİK PERİSİ OLDUĞU BİR ŞEYİ İZLEMEK İSTER MİSİN?’

‘Daha 17’ bugün başlıyor. Bize nasıl bir hikâye anlatacaksınız?

Benim için bu, bir ailenin bütün sırlarının adım adım ortaya dökülme hikâyesi. Fragmanlardan da anladığımız kadarıyla bir çocuğun kayıp kardeşini bulmak üzere çıktığı yolculuğu izleyeceğiz. Ama o çocuk bizim ailemize gelecek, her şeyi darmadağın edecek. Maskelerin düştüğü, insanların yalanlarıyla yüzleştiği bir drama.

Sence neden ‘Daha 17’yi izleyelim?

Çok iyi bir senaryosu var, hem gençlik hikâyeleri hem de dram tarafı bu kadar güçlü bir iş uzun zamandır hatırlamıyorum.

Dizide birçok genç karakter 17 yaşında, sen 17 yaşındaki halini hatırlıyor musun?

Çok inatçıydım. “Yapamazsın” dedikleri her şeyi yapmak üzere yola çıkmıştım. Tam bir ergendim yani.

O zamanki hayallerine ulaştın mı?

Benim hâlâ çok hayalim var. Çocuksu yanım hiç törpülenmedi. Hâlâ olmayacak şeylere inanıyorum. Hâlâ Oscar almak, Oscar olmasa bile çok büyük işler yapmak istiyorum. Hâlâ kendimi çok yolun başında hissediyorum.

Bu akşam bizi nasıl bir karakterle tanıştıracaksın?

Karakterimin adı Şebnem. Eğer Şebnem güçlü bir kadın kahraman olmasaydı muhtemelen oynamak istemeyecektim bu rolü. Benim biraz modern Hürrem gibi gördüğüm bir karakter ve oynamaktan zevk alıyorum.

Nasıl biri Şebnem?

Yeri geldiğinde manipüle eden, kimin ne yapması gerektiğine karar veren, stratejik biri. Ben bu karakterleri oynamaktan çok zevk alıyorum çünkü içinde ‘anti’lik olmayan bir şey çok izlenesi olmuyor. Zaten bizim dizide herkes biraz anti-karakter. Herkesin kusur-
suz, iyilik perisi gibi olduğu bir şeyi izlemek
ister misin? Sıkılırsın, değil mi?

Evet...

Burada sıkılmayacaksın. ‘Daha 17’de her karakterin bir olayı var.

Dizide genç oyuncular çok, onlarla çalışmak nasıl?

Herkes çok yetenekli. Hepsi çekimler başladığında hazırdı. Oğlumu oynayan Ata Yaşat’la çok sahnelerimiz var, özellikle onunla çok yakın olduk. Bu enerjinin içinde olmak bile bana çok iyi geldi. Bir de Bodrum’da olmak var.

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:46
embedKaynak:https://hurriyet.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 31 Mayıs 2026 16:03 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Kemikli rampalarında bayram dönüşü yoğunluğu gece de sürdü Tatil dönüşü Karadeniz yolunda kilometrelerce araç kuyruğu oluştu Karabük Haberleri

30 Mayıs 2026 00:37see155

Hamas: Barış Konseyi İsrail’in Gazze’de işgali genişletme planına ilişkin net tutum sergilemeli

30 Mayıs 2026 00:20see152

Kemikli rampalarında gece mesaisi kamerada: Araç kuyruğunun sonu bitmek bilmedi VİDEO İZLE

30 Mayıs 2026 00:52see151

İspanya da siyasi deprem! Sanchez in yakın çevresi hedefte... Uzman isim krizin perde arkasını açıkladı

29 Mayıs 2026 16:11see149

Dört yıllık evlilik ikisine de çok yaramış: Uyumlu çift diye işte buna denir... Aşklarıyla beraber kiloları da arttı

29 Mayıs 2026 17:44see144

İsrail den dünyayı ayağa kaldıracak hamle: Kritik noktada askeri üs kuracaklar

29 Mayıs 2026 17:18see141

Murat Ergin den Dünya Kupası na özel İngilizce şarkı!

30 Mayıs 2026 16:30see140

Kaybolan küçükbaş hayvanları jandarma buldu

30 Mayıs 2026 17:12see139

MotoGP nin İtalya daki sprint yarışında Toprak Razgatlıoğlu, 17. oldu

30 Mayıs 2026 17:04see139

İstiklal Marşı Uygulaması Devam Ediyor

29 Mayıs 2026 21:58see139

Medya gerçekleri Sözcü Gazetesi

30 Mayıs 2026 05:02see139

Schengen vizesine fahiş fiyat eleştirisi Ekonomi Haberleri

30 Mayıs 2026 04:05see138

Yaz aylarında en çok bu turşular talep görüyor Eskişehir Haberleri

30 Mayıs 2026 17:52see138

Eski eşi Deniz Uğur Reha Muhtar’ın hastaneye kaldırıldığını duyurdu Sözcü Gazetesi

30 Mayıs 2026 00:07see135

Nice, Ligue 1’de kaldı!

30 Mayıs 2026 00:18see131

ABD den İran açıklaması: Gerekirse saldırıları yeniden başlatırız

30 Mayıs 2026 11:29see131

Avrupa da ölümcül mayıs sıcakları: Yüzyıllık rekorlar altüst oldu

30 Mayıs 2026 16:47see130

Bakan Bak, A Milli Futbol Takımı’nın antrenmanını takip etti

29 Mayıs 2026 20:17see129

Balkondan düşerek yaşamını yitirdi

30 Mayıs 2026 10:36see127

Vize randevularını botlarla bloke eden acentelerin fahiş fiyat oyunu deşifre oldu

30 Mayıs 2026 15:33see126
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları