Ankara24.com
close
up
Menu

Kemikli rampalarında bayram dönüşü yoğunluğu gece de sürdü Tatil dönüşü Karadeniz yolunda kilometrelerce araç kuyruğu oluştu Karabük Haberleri

Kemikli rampalarında gece mesaisi kamerada: Araç kuyruğunun sonu bitmek bilmedi VİDEO İZLE

Hamas: Barış Konseyi İsrail’in Gazze’de işgali genişletme planına ilişkin net tutum sergilemeli

İspanya da siyasi deprem! Sanchez in yakın çevresi hedefte... Uzman isim krizin perde arkasını açıkladı

Kılıçdaroğlu nun karşılama müziği Cumhurbaşkanı Erdoğan dan kopyalandı

Dört yıllık evlilik ikisine de çok yaramış: Uyumlu çift diye işte buna denir... Aşklarıyla beraber kiloları da arttı

İsrail den dünyayı ayağa kaldıracak hamle: Kritik noktada askeri üs kuracaklar

Tek hamlede kusursuz temizlik Philips dikey süpürgede yılın indirimi

Murat Ergin den Dünya Kupası na özel İngilizce şarkı!

İstiklal Marşı Uygulaması Devam Ediyor

Medya gerçekleri Sözcü Gazetesi

MotoGP nin İtalya daki sprint yarışında Toprak Razgatlıoğlu, 17. oldu

Kaybolan küçükbaş hayvanları jandarma buldu

Schengen vizesine fahiş fiyat eleştirisi Ekonomi Haberleri

e ticaretin kargo şampiyonu Tuzla

Yaz aylarında en çok bu turşular talep görüyor Eskişehir Haberleri

Eski eşi Deniz Uğur Reha Muhtar’ın hastaneye kaldırıldığını duyurdu Sözcü Gazetesi

Avrupa da ölümcül mayıs sıcakları: Yüzyıllık rekorlar altüst oldu

ABD den İran açıklaması: Gerekirse saldırıları yeniden başlatırız

Nice, Ligue 1’de kaldı!

Gülten Kaya: Bir eser ortaya çıkana kadar hep birlikte çalışıyorduk Agos

Gülten Kaya: Bir eser ortaya çıkana kadar hep birlikte çalışıyorduk Agos

Ankara24.com, Agos kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.

Ahmet Kaya’yı 16 Kasım 2000’de sürgünde kaybetmiştik. Aradan 25 yıl geçti. Bu 25 yılın tortusunu eşi Gülten Kaya ile konuştuk. Üç haftaya yayılan kapsamlı bir söyleşi oldu. Geçen hafta Ahmet Kaya ile nasıl tanıştığını, tanışmadan önce nasıl bir hayat yaşadıklarını, nasıl evlendiklerini bu sayfalarda anlatmıştı Gülten Kaya. Bu hafta Ahmet-Gülten Kaya çiftinin ev hallerini, çok ses getiren albümlerin üretim sürecini konuştuk.

Ahmet Kaya nasıl bir eşti? Ürettiği zaman gergin miydi? Evde gerginliğini belli eden biri miydi?

İnsanın tüm halleri hepimizde olduğu gibi, tabii ki onda da vardı. Sanatçıların başka bir boyutta yaşadıklarını düşünüyorum. Biz buradayız, ayağımız yere basıyor, yani dünyevi bir durumun içindeyiz. Üretenler ve yaratanlar öyle değil. Başka bir boyutta da yaşayabiliyorlar. Yani üretim atmosferinin olduğu o boyut farklı. Dolayısıyla onu çok iyi kavramak lazım bir sanatçıyla yaşarken. Yani üreten bir insanla yaşarken. Abartmış olmayayım ama sanat üretimi bana bir bakıma tanrısal gelir. Sıfırdan bir şey var edip, milyonlarca insanın kalbine dokunmak, ruhuna dokunmak, o yaratıcılık; bana çok büyülü geliyor. Sanat benim için zaten muhteşem bir şey. Dolayısıyla bir sanatçıyla yaşarken onu çok iyi kavramak lazım. Ahmet’i o kimliğinden soyutladığınızda çok eğlenceli, mizahı çok güçlü, çok duygusal, çok esprili, her konuda çok yetenekli birisi olduğunu söyleyebilirim. Mesela çok iyi yemek yapar, çok iyi fıkra yazar ve anlatırdı.

Ne yemek yapardı?

Aman neler, neler... Mesela içli köfte yapıyordu. Turşu yapıyordu. Yemek yapmayı da, yedirmeyi de çok severdi. Yemek yapsın, sofra kursun, insanlar gelsinler, hep beraber yiyelim, içelim... Paylaşımcı tarafı çoktu, dolu dolu sofralarda, dolu dolu insanlarla uzun saatler birlikte olmayı çok severdi. Sofraları önemser ve hiç üşenmeden tek tek uğraşırdı. Birçok konuda çok yetenekliydi ve çok eğlenceliydi. Dışarıdaki imajı belki başkaldıran, bağırıp çağıran, çekinilen, sert bir adam gibiydi ama onun arkasında bir çocuk vardı.

Abim de (Yusuf Hayaloğlu), Ahmet de mizahı çok güçlü insanlardı. Beraber çok eğlenirdik. Belki de diyorum o yüksek farkındalık, üretime yansıyan o sertlik arka planda kendini ancak böyle yönlendiriyordu, yani mizaha sığınarak…

"Bir şarkı sözü üzerinde çok uzun tartışabiliyorduk. Yani, “Bu kelimeyi böyle kullanmamak, şöyle demek lazım” gibi. Diğer şairlerle ya da söz yazarlarıyla çalışırken de, onlar bizim genellikle ortak etkilendiğimiz sözler ve şiirlerdir. Ben bir şeyi çok sevmişsem, etkilenmişsem bundan çok etkilenir, mutlaka onu bestelemek isterdi."

Size takılmayı seviyor muydu?

Çok. İkisi de çok seviyordu. Yani bazen ittifak halinde bana takılırlardı. Bir şey olmuş, delirmişim, kızmışım filan, birlikte benim taklidimi yapıyorlardı.
Küssem barışmak için sataşır. Susan taraf ben olurdum. Küssem kapatırım kendimi, panjurlarımı indiririm. Ve adım atan taraf her zaman Ahmet olurdu. O, “Özür dilemek erdemdir”, lafının karşılığını çok yaşadım Ahmet’te. Yani, mesela ben o konuda daha tavizsizim. Mesela birini üzdüyse, birini kırdıysa, böyle hissediyorsa, mutlaka onu telafi etmeye çalışırdı. Yani, sadece benim için geçerli değil bu, herkes için, aile için, çocukları, arkadaşları için de geçerliydi.

Nasıl bir babaydı? Eğlenceli miydi?

Şahane bir babaydı. Hem de nasıl eğlenceli. Geçen gün bir yerde rastladım, “Benim on beş tane çocuğum olsun, on beşi de kız olsun, çok isterdim” diyor.
Bizim iki tane kızımız var. Galiba, hayatımızda küçük kızımız Melis'in söylediği bir cümle çok geçerli. “Herhangi bir babayla, bir ömür geçirmektense, benimki gibi bir babayla dolu dolu on yıl geçirmek muhteşem bir şey."

Sizin için 90’ların ortası hayli yoğun bir dönem. Konserler, TV programları, “Ahmet Abi’nin Vapuru” vs. Melis çok ufak. Dışarıdan bakıldığında aileye zaman ayırma açısından zor bir süreç gibi görünüyor. Ahmet Kaya bu durumu nasıl dengeliyordu?

Yine de her dakika onunla temas halindeydi. Çok evci bir adamdı aslında. Mesela, üç ay sokağa çıkmadan evde kalırdı Ahmet. Eğer konser, turne vs. dışarı çıkmasını gerektirecek bir şey yoksa hep evdeydi. Çok evci, çok evde olmayı seven bir adam. İlkokula kadarki süreçte Melis zaten hep yanımızdaydı. Okula başladıktan sonra, saatlere bağımlılık başlıyor. O zaman da bir kolaylaştırıcı durum illa yaratıyorduk. Melis'le ilgilenecek aileden birisi mutlaka oluyordu yanımızda. “Ahmet Abi’nin Vapuru” programını yaparken, çekimden sonra Ahmet eve, ben montaja giderdim. Melis’in okuldan dönüş saatinde o evde olurdu. Ben eve geldiğimde Ahmet Melis’i servisten almış, yedirmiş, içirmiş, uyutmuş olurdu. Yani, böyle bir iş bölümü vardı aramızda. Tatil zamanlarda zaten hep bizimle. Biz nereye, Melis oraya. Şimdi bakıyorum, aslında iyi ki öyle olmuş.

Melis çok güçlü bir kız mı?

Yani, çok erken yaşlarda yaşatılanlardan ve yaşadıklarından dolayı çok güçlü. Babasını çok iyi kavramış olmaktan dolayı çok güçlü. Yani, çok iyi analiz etmiş babasını. Yani, şunu anlayabiliyor: “Ben muhalif bir anne-babanın çocuğuyum. Babam inandığı değerlerin arkasından yürüdü. Sistemle başı belaya girdi ama hiç taviz vermedi. Onurla taşıdı kimliğini.” Melis bütün bunları çok farkında. Bu çok rahatlatıcı ve iyi bir şey benim açımdan.

"Mesela o stüdyoda okurken ben camın öbür tarafında değilsem motive olamazdı. Çünkü yüzümü okurdu. Daha doğrusu okurmuş, ben bunu daha sonraları keşfettim. Yani ben nasıl bakıyorsam... Dışarı çıkıp hemen, “Anladım ben sen beğenmedin” derdi."

Gerçekten her bestesini ilk önce size mi dinletirdi? Eleştirileriniz olur muydu?

Tabii, dinlerdim. Eleştirimi de yapardım. Abimle ortak çalışmalarında zaten bir aradaydık. Bir eser ortaya çıkana kadar üzerinde birlikte çalışıyorduk. Tabii ki müdahalelerim oluyordu. Bazen, “Bunu repertuara alamayız” dediğim bir şey çöpe gidebiliyordu. Bir şarkı sözü üzerinde çok uzun tartışabiliyorduk. Yani, “Bu kelimeyi böyle kullanmamak, şöyle demek lazım” gibi. Diğer şairlerle ya da söz yazarlarıyla çalışırken de, onlar bizim genellikle ortak etkilendiğimiz sözler ve şiirlerdir. Ben bir şeyi çok sevmişsem, etkilenmişsem bundan çok etkilenir, mutlaka onu bestelemek isterdi. Ya da o, bana bir şey gösterdiğinde ben yine “Bu ne kadar güzelmiş”  dediğimde de onun üzerinde çalışırdı.

Eğer gece ben uyuduktan sonra ola ki çalışmışsa, bir çalışma yapmışsa ve emin olamamışsa, mutlaka, mutlaka, mutlaka bana dinletirdi. Ben bunu çok yaşadım.

Bu hem güven duygusundan, hem objektif bakabilecek bir göze ihtiyacı olmasındandı. Çünkü ben onun yapımcısı değilim, ticari bakmam, kendi çapımda benim birikimim var… Dolayısıyla bakış açımı çok önemserdi. Mesela o stüdyoda okurken ben camın öbür tarafında değilsem motive olamazdı. Çünkü yüzümü okurdu. Daha doğrusu okurmuş, ben bunu daha sonraları keşfettim. Yani ben nasıl bakıyorsam... Dışarı çıkıp hemen, “Anladım ben sen beğenmedin” derdi. “Yoo” derdim. “Ya tamam tamam, ben anladım. Tamam abi tekrardan okuyoruz” derdi. Bu Ahmet açısından bir konfor, benim açımdan ise sorumluluk duygusuydu.

Bizim albümlerde mix dediğimiz bir aşama vardır. Bu sondan bir önceki aşamadır ve mixte seslerin dengelenmesi zordur. O aşamadan sonra herkes bir rahatlar, “Tamam mix bitti, albüm bitti” gibi bir şeydir.

“Beni Bul” albümüydü, mixe gidemedim. Akşam geldiler, albümü koydu önüme, yorgun yattı. Ben dinledim ama bir şey var sanki. Notlar almaya başladım. Uyuyamadı, kalktı geldi notlara baktı, gece yarısı aranjörü aradı, “Yarın stüdyodan gün istiyorum” dedi. O zamanlar stüdyolar çok doluydu. Tüm sanatçılar aynı stüdyoları rezerve ediyorlardı, yani üç ayda ancak sıra gelirdi. “Otoriteler beğenmediler okumaları” dedi. “Yeniden okumamız lazım”... Adam da şokta, “Şaka mı yapıyorsun, gün yok” dedi. Ama gidip tekrar çektik. Beni stüdyoya oturttu. Onaylaya, onaylaya. “Bu böyle kalsın, şimdi böyle olsun, bir daha okuyalım” diye diye albümü tamamladık.

Fotoğraf çekimlerinde bile bana danışırdı. Ortak paylaşım, kolektif üretmek, güven duygusuyla üretmek, verimlilik aslında. Dolayısıyla biz dışarıdan profesyonel kadrolara pek ihtiyaç duymadık. Şimdi bakıyorum, sanat danışmanı, okur danışmanı, poster tasarımı... Bizde öyle şeyler yoktu, her şeyi kendimiz yapıyorduk.

(HAFTAYA: 1999 ödül gecesi ve sürgün hayatı)

 
Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:129
embedKaynak:https://www.agos.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 23 Kasım 2025 10:01 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Kemikli rampalarında bayram dönüşü yoğunluğu gece de sürdü Tatil dönüşü Karadeniz yolunda kilometrelerce araç kuyruğu oluştu Karabük Haberleri

30 Mayıs 2026 00:37see154

Kemikli rampalarında gece mesaisi kamerada: Araç kuyruğunun sonu bitmek bilmedi VİDEO İZLE

30 Mayıs 2026 00:52see150

Hamas: Barış Konseyi İsrail’in Gazze’de işgali genişletme planına ilişkin net tutum sergilemeli

30 Mayıs 2026 00:20see150

İspanya da siyasi deprem! Sanchez in yakın çevresi hedefte... Uzman isim krizin perde arkasını açıkladı

29 Mayıs 2026 16:11see148

Kılıçdaroğlu nun karşılama müziği Cumhurbaşkanı Erdoğan dan kopyalandı

29 Mayıs 2026 14:32see145

Dört yıllık evlilik ikisine de çok yaramış: Uyumlu çift diye işte buna denir... Aşklarıyla beraber kiloları da arttı

29 Mayıs 2026 17:44see143

İsrail den dünyayı ayağa kaldıracak hamle: Kritik noktada askeri üs kuracaklar

29 Mayıs 2026 17:18see140

Tek hamlede kusursuz temizlik Philips dikey süpürgede yılın indirimi

29 Mayıs 2026 14:36see140

Murat Ergin den Dünya Kupası na özel İngilizce şarkı!

30 Mayıs 2026 16:30see138

İstiklal Marşı Uygulaması Devam Ediyor

29 Mayıs 2026 21:58see138

Medya gerçekleri Sözcü Gazetesi

30 Mayıs 2026 05:02see137

MotoGP nin İtalya daki sprint yarışında Toprak Razgatlıoğlu, 17. oldu

30 Mayıs 2026 17:04see137

Kaybolan küçükbaş hayvanları jandarma buldu

30 Mayıs 2026 17:12see137

Schengen vizesine fahiş fiyat eleştirisi Ekonomi Haberleri

30 Mayıs 2026 04:05see136

e ticaretin kargo şampiyonu Tuzla

29 Mayıs 2026 13:04see136

Yaz aylarında en çok bu turşular talep görüyor Eskişehir Haberleri

30 Mayıs 2026 17:52see135

Eski eşi Deniz Uğur Reha Muhtar’ın hastaneye kaldırıldığını duyurdu Sözcü Gazetesi

30 Mayıs 2026 00:07see134

Avrupa da ölümcül mayıs sıcakları: Yüzyıllık rekorlar altüst oldu

30 Mayıs 2026 16:47see129

ABD den İran açıklaması: Gerekirse saldırıları yeniden başlatırız

30 Mayıs 2026 11:29see128

Nice, Ligue 1’de kaldı!

30 Mayıs 2026 00:18see128
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları