Gözünüzü diyabetten koruyun Sağlık Haberleri
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
Modern yaşamın getirdiği beslenme alışkanlıkları ve azalan fiziksel aktivite, diyabeti toplumsal bir sağlık sorunu haline getirdi. Sinsice ilerleyen hastalık, çoğu zaman fark edilmeden vücutta kalıcı hasarlara yol açıyor. Özellikle kan şekeri kontrol altına alınmadığında, kalp ve böbrekler gibi hayati organların yanı sıra göz sağlığı da ciddi risk altına giriyor. Günümüzde diyabet, önlenebilir körlük nedenleri arasında giderek daha üst sıralara tırmanırken, erken tanı ve düzenli takip her zamankinden daha büyük önem taşıyor.
Dünyagöz Hastaneler Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Numan Alp, diyabetin göz sağlığını da olumsuz etkilediğini belirterek, erken teşhis ve düzenli takip uyarısı yaptı.
BAŞLANGIÇTA BELİRTİ YOK
Diyabetin gözün arka kısmındaki sinir tabakası olarak bilinen retinadaki kılcal damarlara hasar vermesi sonucu diyabetik retinopati isimli bir hastalığın meydana geldiğini anlatan Prof. Alp, hastalığın en korkutucu yönünün başlangıç evrelerinde hiçbir belirti vermemesi olduğunu söyledi. Diyabet süresi uzadıkça riskin arttığını ifade eden Prof. Alp, “Hastalık ilerledikçe bulanık görme, uçuşan siyah noktalar, görme alanında karanlık bölgeler veya renklerin soluklaşması gibi şikayetler ortaya çıkıyor. Çoğu kez bu belirtiler hissedildiğinde, hastalık ileri bir evreye ulaşmış oluyor. Bu nedenle rutin muayenelerin kritik önem taşıyor” diye konuştu.
ADIM ADIM TEDAVİ
Hastalığın teşhisinde modern tıbbın sunduğu ileri teknolojik imkanların kullanıldığını hatırlatan Prof. Alp, “Teşhis süreci, hastanın göz bebeğinin özel damlalarla büyütülerek yapıldığı detaylı bir göz dibi muayenesiyle başlıyor. Bu muayene, retinanın genel durumunu gözlemlemek için atılan ilk ve en kritik adım. Eğer bu aşamada damar yapılarında bir bozulma veya sızıntı şüphesi oluşursa, göz anjiyosu olarak bilinen Fundus Floresan Anjiyografi (FFA) yöntemine başvuruyoruz. Süreç, retina tabakalarının mikron düzeyinde kesitlerinin alındığı Göz Tomografisi (OCT) ile tamamlanıyor. Bu sayede görme merkezindeki sıvı birikmesi ve doku hasarları derinlemesine incelenerek, hastaya en uygun tedavi planını kesinleştiriyoruz” şeklinde konuştu.
3 KRİTİK YÖNTEMLE GÖRMEYE DEVAM EDİN
Diyabetik retinopati sonucu ortaya çıkan görme kayıpları günümüzde modern tıbbın sunduğu farklı tedavi yöntemleriyle büyük oranda engelleniyor. Hastalığın evresine ve hastanın durumuna göre belirlenen bu süreçte 3 temel yöntem öne çıkıyor. İlk olarak, lazer tedavisi ile retinada oluşan ancak sağlıklı olmayan yeni damarlar hedef alınıyor. Bu yöntemle damarların sızdırması ve kanaması engellenerek hastalığın ilerlemesi durduruluyor. Özellikle görme merkezinde sıvı birikmesi sonucu oluşan ödem durumunda ise göz içi enjeksiyonlar devreye giriyor. Belirli periyotlarla uygulanan bu mikro iğne tedavileri, ödemi kurutarak hastanın görme keskinliğini yeniden artırmada kritik bir rol üstleniyor. Göz içindeki kanamaların lazer veya iğne ile temizlenemeyecek boyuta ulaştığı ya da retinada ayrılmaların başladığı ileri vakalarda ise vitrektomi ameliyatı uygulanıyor. Cerrrahi müdahale ile göz içindeki kanlı sıvı temizlenerek retinanın tekrar sağlıklı yapısına kavuşması hedefleniyor.
GÖRME KAYIPLARI ENGELLENEBİLİR
Diyabet hastalarının göz kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğine vurgu yapan Prof. Alp, “Diyabet tanısı almış hastaların yalnızca 3’te biri göz doktoruna kontrole gidiyor. Diyabet sebebiyle meydana gelen görme kayıpları eğer erken tanı ve uygun tedavi yapılırsa yüzde 95 gibi yüksek bir oranla önlenebiliyor” ifadelerini kullandı. Özellikle Tip-1, Tip-2 tanısı almış kişilerin yakından izlenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Alp, “Bu kişiler görmeyle ilgili hiçbir sorun yaşanmasa dahî yılda en az bir kez detaylı göz dibi muayenesi yaptırmalı. Düzenli takip disiplini, sinsi ilerleyen hasarları henüz başlangıç aşamasındayken yakalayarak kalıcı görme kayıplarının önüne geçmenin tek yolu” değerlendirmesi yaptı.
MÜCADELE SADECE HASTANEDE BİTMİYOR
Diyabetik retinopati ile mücadelenin sadece hastanede bitmediğini hatırlatan Prof. Dr. Alp, en temel tedavinin hastanın kendi yaşam tarzında saklı olduğunu vurguladı.
Hastanede yapılan müdahalelerin yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenmesi gerektiğini hatırlatan Alp, kan şekeri, tansiyon ve kolesterol değerlerinin ideal seviyelerde tutulmasının, görme kaybına giden yolu durdurabilecek etkili bir bariyer olduğuna dikkat çekiyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:31
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 23 Şubat 2026 04:01 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















