Geri ‘dönüştürülemez’… Nedret Ersanel
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Davos ve Münih Güvenlik Konferansı, Avrupa’nın ne olacağı, bundan sonra ne yapacağı üzerine hiçbir şey söylemedi. Sorunun, çözümün parçası olması mümkün değil…
Ama şöyle görüntüler de beklemiyorduk…
Mesela, fırsattan istifade İran şahlığına vaziyet etmeye çalışan
Pehlevi
ile benzer koltuğu kurtarmaya çalışan
Zelenski
hasretle kucaklaştılar. Kuklalar, işte o Avrupa’nın/Batı’nın ‘
atıkları
’ ama resmî olarak davetliydiler ve kendilerini küresel kamuoyuna gösterdiler.
Mazlum Abdi
de oradaydı. O da Batı’nın
çöpüdür
…
Hepsinin ortak özelliği şu; “
geri dönüştürülebileceklerini
" sanıyorlar. Avrupa liderlikleri de öyle. O kadar acıklı ki, ABD Dışişleri Bakanı Rubio’dan hırpalayıcı konuşma yapması bekleniyordu ama acılarını azalttı…
“Batı’nın gücünü Avrupa ile birlikte yeniden canlandırmak istiyoruz”…
Ama yeni kontrat ve muhataplarla
! Hemen de olmaz. Amerika’nın da toparlanması gerekiyor…
ABD Başkan Yardımcısı Vance’in, “
Tehdit Avrupa’nın içinden
” sözünü unutmamalı kimse. Trump’ın gerçek politikası odur…
Davos ve Münih’e bakarken, “Tehdit Avrupa’nın içinden, kimi kastediyor?” diye sorarsanız, cevap “Orada toplananları”dır…
***
Avrupa kamuoyunu ‘anlamak’ da önemli; yakın zamanlı iki anket, Avrupa halklarının güvensizlik ve hatta korku halinde olduğunu gösteriyor. Ordu ve hükümetlerinin onları koruyabileceğinden emin değiller. Ancak yüzde 19’u ‘korur’a inanıyor…
Herhalde klasik ve sosyal medya organlarında izlemişsinizdir; Türk Silahlı Kuvvetleri hallice bir kuvvetle NATO tatbikatına katıldı. Bizim zırhlılarımızı, birliklerimizi otoyolda gören Almanlar, “
Almanya nereye gidiyor
” “instaları” çekip, paylaştılar. Aslında çoğu NATO tatbikatını bilmiyor ve sorun olarak gördükleri Türk askeri değil. Münih’te neler konuşulduğunu takip ettiklerini de sanmayın. Şaşırdıkları, Almanya sokaklarında orduların geziyor olması. Sebebi, ikinci büyük savaştan beri ruhlarına sindirilen “pasifizmdir”. Yani… Almanya’nın yeniden militarizm için parası ve şevki var ama “hadım”dır…
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bir TV söyleşisinde, “Bundan sonra
Ortadoğu’da değil, Avrupa ve Pasifik ülkelerinde nükleer silah girişimlerine şahit olabiliriz
” notunu anımsayalım; İngiltere ve Fransa da zaten var. Sonrası Almanya’dır. Berlin’de mevcut veya benzeri hükümetler devam etse, ellerine nükleer silah almalarına bu halkın reaksiyonu nasıl olacak? Tersine, işaretleri görülen faşist iktidar gelse bunlara nükleer silah emanet edilecek? Ayrıca bu silahı Rusya’ya mı doğrulturlar?..
***
Global medya ve küresel kamuoyu, “uç” diyebileceğimiz bu başlıklara meyillidir. Ama Avrupa’nın güvenliği sorunu çok daha karışık ve tam da “tehdit içeride” okumasını izah etmeye müsait…
ABD’den bağımsız bir Avrupa güvenliğinin zor olduğunu herkes biliyor. Washington’a yaslanan güvenliğin getirdiği tasarruf, kıtanın/AB’nin sosyal refahına harcandığından ellerinde silah da yok, bunu üretecek alt yapı da. Ama suçun hepsi AB’nin değil.
Avrupa ülkelerinin orduları baştan öyle kurulmadı.
Kendi başlarına değil ABD ile birlikte ‘çalışabilecek’ şekilde kuruldu! Doğası öyle.
Şimdi bunun aşılması için yapısal düzenleme gerekiyor ve Amerikalılar, “
AB’nin Pentagonlaşması
” gibi bir aklı tartışıyorlar…
***
Bu, AB’nin 'medeniyet tasavvuruna' ve ‘demokrasi kabullerine’ dair müktesebatının, artı, siyasi muktedirlerinin harcanması demek. Tabii parasının da…
Peki müesses Avrupa liderleri/eliti buna ne yanıt veriyor?..
Bir yandan
Epstein
skandalının faş ettiği rezilliklerden dayak yerken, süreci zamana yayarak Trump iktidarının önce ara seçimlerde sonra Başkanlık seçimlerinde kaybetmesini, Avrupa’yı eski güzel günlerine kavuşturacak yeni lideri bekliyorlar…
Bir yandan da “ABD’siz Avrupa”yla yüzleştiler. Çıkış düşünüyorlar. “İç tehdit, çürüme” burada kendini gösteriyor. Sorun finansal değil yapısal; 27 savunma bakanlığı, 27 ordu var. Artı
İngiltere
. Her birinin hazırlık, donanım ve yetenekleri farklı. Tek karargâha bağlanmaları imkânsız. Olsa bile, bu 27+1 ordu, “
müesses nizamı
” oluşturuyor! On yıllardır kendi içlerinde büyük menfaat ilişkileri ve iktidarlar kurdular.
Tedarik yapıları
buna göre. Bunlar direniyor. Politikacıları ve iş dünyası için de geçerli. Hele bürokratları! Yerlerinden kımıldamıyor…
Savunmanın entegrasyonu ve baştan inşa ya da ihyası; dış politikanın değişmesi, nihayetinde ulusal güvenlik mimarisini üreten toplam politikaların değişmesi demektir. Avrupa buna hazır değil…
***
Türkiye’nin rolünü bunlara göre tarttığına şüphe yok…
Ne NATO ne AB üyeliğini tartışıyor Ankara. Ne NATO üyeliğini masaya yatırıyor ne de AB üyeliği konusunda ümit besliyor. İçlerinin boşalmasını elbette takip ediyor. Boşluğun nasıl doldurulacağı üzerine fikri; ‘çok kutuplu dünya/yeni düzen” belirsizliğinden, kendi sorunlarını çözebilecek özgün ve işlevsel politika üretmek. Eskiden olduğu gibi
her şeyi bir şeye bağlamıyor
. Avrupa-Bakanlar-Ortadoğu-Hazar-Orta Asya hatlarını kendi üzerinde toplamaya çalışıyor…
Tarafların açmazlarını işlevsel kılmaya uğraşıyor.
Avrupa için Gümrük Birliği veya vize şikayetlerini, Ortadoğu’da terörle mücadele ve güneyinde güvenilir ve sorun üretmeyen bir bölge, Hazar ve Ortadoğu “enerji” şebekesi, mümkün olursa,
geniş katılımlı bölgesel ortaklıklar/ittifaklar toplamaya gayret ediyor…
Savunma iş birlikleri zaten gelişmiş ordusu için büyük vaatler sunarken, kimse TSK’ni sınamayı aklına getiremiyor. Bu gücü ihraç da ediyor ama yine eskisi gibi değil. NATO’da pazusunu gösteriyor ama örneğin Afrika Boynuzu’nda izlendiği gibi uzay çalışmaları için ileri stratejik zemin de arıyor. Avrupa güvenliğine de katkı verebilir. Tabii o da “yeni kontratlarla”…
Görüntülenme:36
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 18 Şubat 2026 04:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar


















